şükela:  tümü | bugün
  • insanı tüketir. bu çaba genelde ramazan davulcusuna verilen bahşişin hemen akabinde ortaya çıkar. kendimden bir örnek vermek istiyorum izninizle. ramazan ayında davulcunun gelip bahşiş istemesi çok doğal bir hadisedir. bunu biliyorum evet. mamafih, ramazan ayında kapı çalınıp da karşımda şakil onil gibi bir davulcuyu görünce korkuyorum. zorlama bir kibarlıkla "eyi ramazanlar efenim, biz ramazan davulcunuz..." şeklinde karşımda duran davulcuya "bi' saniye lütfen" deyip içeri kaçıyorum hep. bi' böyle korkuyor, geriliyor, şaşırıyorum. ramazan ayında ramazan davulcusu gelir. bu kadar basit. biliyorum ama her seferinde şaşırıyorum davulcuyu karşımda görünce.

    sonra içeri kaçıp bozukluklardan bahşiş devşirmeye çalışıyorum . fakat hep 100 dolar, hep 100 avro ahahhahah... latife ettim efendim. neyse işte bozuklukları toparlarken korkuyorum da "lan ya az bulurlarsa bahşişi?" diye... ondan sonra veriyorum parayı, "hayırlı ramazanlar ossun" diyerek gidiyorlar. işte bu gerginliğimin intikamını almak ve verdiğim paranın hiç de az olmadığını kendime kanıtlamak için hemen ne kadar kazandıklarını hesaplamaya başlıyorum. apartmanda yaşamak bunu zevkli hale getiriyor. fakat davulcuların laneti mi tutuyor nedir, yıllardır yaşadığım apartmanda kaç daire olduğunu hep unutuyorum. neyse sonra aklıma geliyor... kendi kendime "her katta 4 daire var, herkes 3 ytl verse (evet 3 ytl verdim, utanıyorum ühühühühü) 12 ytl... on iki katlı apartman... o da sadece bu blok... daha bu mahallede bir sürü apartman var... zaten 3, 4 kere daha gelecekler" falan derken, "nihayetinde iyi kazanıyor lan bunlar" diyip vicadanımı rahatlatıyorum.

    eminim apartman sakinlerinin pek çoğu bu hesabı yapıyordur. hatta hiç bahşiş vermeyip zaten çok kazanıyorlar diyen de vardır. fakat asıl korkum o değil. bence davulcular da biliyor onların arkasından hesap yaptığımızı. bir gün bahşişi verdikten sonra kafamdan "3 ytl burdan... 5 ytl naciye hanım verse... rasim abiler zengin, onlar 10 ytl verse..." diye hesap yaparken davulcunun biri kapımı kıracak ve ağzıma tokmak sokup why so serious diyecekmiş gibi geliyor ... çok korkuyorum. allama billama çok korkuyorum. bir gün gelecekler ve tokmaklarını ağzımıza sokup soracaklar:

    why so serious?
  • zaman zaman içine düştüğüm durum. şimdi küçük bir hesap yapalım;

    bu işler nasıl oluyor tam bilmiyorum, bilen varsa bilgilendirsin ki hepimiz öğrenelim. neyse başlıyoruz.

    1500 haneli bir köy hayal edin, iki mahalleden oluşsun. mahalle başı 750 hane olsun. yani bir davulcunun egemenlik alanında 750 hane var. bunların tamamı oruç tutmasın, bir kısmı da bahşiş vermesin. ortalama 600 haneye indirelim sayıyı.

    ramazan davulcuları ayda iki kez; biri ramazan'ın 15.günü, diğeri bayram günü olmak üzere kapı kapı dolaşır ve bahşiş isterler. minimum 5 liradan, 30 liraya kadar değişir bu bahşişler. bunu da ortalama hane başı 15 lira olarak alalım; ve bunu ayda iki kezden 30 lira olarak hesaplayalım. çok olduysa hadi buna da 25 lira diyelim. 600 hane çarpı 25 liradan 15 bin türk lirası bir gelir demek bu. hem de bir ayda. bunun vergisi, cartı curtu var mıdır bilmiyorum ama hadi 1500 lira da ihale parası koyalım ortaya. *ne etti? bir ayda 13 bin 500 lira kılçıksız kazanç. ki bu tür köylerde iki mahallenin de davulcusu ya tanıdık olur, ya baba oğul. *

    eğer öyleyse ne etti? 27 bin tl, hem de bir ayda. vergisiz he. asgari ücret'in 1600 lira olduğunu düşünürsek; çarpı on ikiden 19 bin 200 tl yapar. bir sene boyunca asgari ücretle çalışan birinin kazancı. ki bu adamların 11 ay yatıp, 1 ay ramazan davulculuğu yapmadığını da düşünürsek.. çok para yapıyor ya. keşke uykum gelseydi de uyusaydım. yine boş beleş hesaplara daldık. neyse hayırlı işler bol kazançlar dilerim. ama çok para ya.