şükela:  tümü | bugün
  • banka adına yabancı ulkelerde cek havale tarzı kar$ılıkları borc alacak veya borc kaydedecek $ekilde i$leme hakkında sahip bankalardır. muhabir banka'lardan ustun ve farklı yetkilerle tanımlanmı$tır. rambursman banka'nın onemli ozelliklerinden biri, soz konusu doviz cinsinin ait oldugu ulkede bulunması ve bankanın bu dovize ait rezervinin oradan yonlendirilmesi/degerlendirilmesidir. ihracat, ithalat ve doviz islemleri bakımından uluslar arası i$lemler icin onem te$kil eder. abd dolar'ında bony tercih edilen rambursman bankalardan biridir.
  • rambursman bankası yani bir borcu geri ödemekle yükümlü banka manasında akreditiflerde geçen bir terimdir bu misal olarak a bankasının açtığı akreditife teyid ekleyen b bankasına karşı yine a bankasının muhabiri olan c bankasının vadesinde ödemeyi yapmakla görevlendirilmesidir, rambursman teyidi ise c bankasının bu edimi gerçekleştireceğine dair garanti vemesidir yani c bankası a bankasının riskini alır ve o ödemeyi gerçekleştirmese dahi onun yükümlülüğünü ödemeyi peşinen taahhüt eder.
  • diyelim ki zimbabwe ile bi ticaret yapacaksınız. (zimbabwe ile ne ticareti yapılır bilmiyorum ama diyelim ki yapıyoruz) siz tekstil makinaları üreten bir firmasınız. zimbabwe'deki bir şirket de bu makinalardan 10 tane almak istedi. tanesi 100 bin euro'luk makinalardan 10 tane alacaklar. gıcır 1 milyon euro, güzellll..

    siz malı yollamasına yollarsınız ama paranızı nasıl alacaksınız? zimbabwe'deki adamla konuştunuz. "abi ben bir akreditif açarım buradan, hallederiz. merak etme parada sorun olmaz. şşş, zimbabweliyiz biz" dedi. iyi hadi bakalım git aç dediniz. adam gitti bankaya. bankanın adı da "bank de zimbabwe" olsun. siz de diyelim ki garanti bankası ile çalışıyorsunuz.

    bank de zimbabwe'nin bu akreditifi açabilmesi için garanti bankası ile aralarında muhabirlik ilişkisi hatta credit line olması gerekir. yani aralarında swift çekip güvenli bir şekilde iletişebilecekleri bir ilişki (corresponding line) gerekiyor. diyelim ki muhabirlik ilişkisi var ama credit line yok. siz de malınızı zimbabweye yollayacaksınız. boru değil, 1 milyon euro'luk mal. tabii ki kendinizi garantiye almak istiyorsunuz. bu yüzden akreditifin teyitli olmasını talep ediyorsunuz, yani sizin bankanızın garantör olmasını istiyorsunuz. (bkz: teyitli akreditif)

    ama garanti bankası ile aralarında credit line olmadığı için garanti bankası kendini garantiye alamıyor ki size garantör olsun. (ulan çok da kötü banka ismi seçmişim haa, gar gar gar) neyse efendim garanti bankası size dönüp diyor ki: "beyefendi, valla biz bu bank de zimbabwe'ye kefil olamayız. ne üdüğü belirsiz bi banka. bu akreditife teyit veremeyiz. riski siz üstleniyorsanız teyitsiz kabul edin akreditifi".

    ee naapcaz o zaman? türkiye'de başka kimse de bu bank de zimbabwe ile bırakın credit line'ı muhabirliği bile yok. haydaaa' ne güzel satacaktık malı. adam arıyo zimbabwe'den
    - abicim niye tereddüt ediyorsun, kabul et işte teyitsiz akreditifi. parana bişey olmaz diyorum alla allaa. ben yatıracam paranı.
    - yahu arkadaşım ben sana güveniyorum güvenmesine de bank de zimbabwe'ye güvenmiyorum.

    ee nolcak şimdi yapamicaz mı bu ticareti?

    yapacaz tabii! işte rambursman banka burada devreye giriyor. zimbabwe'nin hemen yanında güney afrika cumhuriyeti var. malumunuz hiç de afrika ülkesi gibi değil. maşallah bizim kadar ekonomisi var. ee haliylen bizim bankalarımız da oradaki bankalarla çalışıyor. mesela standard bank of south africa çıkıyor delikanlı gibi, "yahu" diyor garanti bankasına, "merak etme ben bu zimbabwe bankasına garantör olurum. seni de tanıyorum onu da tanıyorum, iyi çocuktur. vermezse bile parayı zaten yanıbaşımda ben almasını bilirim. en iyisi mi ben 3. banka olarak garantörlük görevini üstleneyim. para benim üzerimden geçsin. ben komisyonumu alırım siz de ticaretinizi yaparsınız böylece" diyor.

    sonuç olarak akreditifi ramburse ediyoruz, malımızı gönderiyoruz, paramızı alıyoruz. herkes mutlu oluyor.
  • (bkz: reimbursement)
hesabın var mı? giriş yap