şükela:  tümü | bugün
  • 1700'lerde yaşamış bir türk şairi

    süzme çeşmin gelmesin müjgân müjgân üstüne
    vurma zahm-ı sineme peykân peykân üstüne
    ....
    dilde gam var şimdilik lutfeyle gelme ey sürur
    olamaz bir hanede mihman mihman üstüne
    ....
    diye devam eden bir gazeli vardır.
  • eski dilde; sağlam, sabit.... dini bilgilerde derin ve hakikatları bilen....
  • süzme çeşmin gelmesin müjgan müjgan üstüne
    vurma zahm-ı sineme peykan peykan üstüne

    rize-i elmas eker her açtığı zahma o şuh
    lütfu var olsun eder ihsan ihsan üstüne

    dilde gam var şimdilik lutf eyle gelme ey sürur
    olamaz bir hanede mihman mihman üstüne

    yardan mehcur iken düştük diyar-ı gurbete
    dehr gösterdi yine hicran hicran üstüne

    hem mey içmez hem güzel sevmez demişler hakkına
    eylemişler rasihe bühtan bühtan üstüne
  • ilimde derinleşmiş, bir şeyin sırrına vakıf olmuş kimseye denir. kur'an-ı kerim'de çoğul olarak 2 defa geçer: al-i imran suresinde ve nisa suresinde.
  • bana gösterdi felek, hicran hicran üstüne, dilde gam var, gelme ey sevinç şimdilik, diyen büyük gönül adamı, büyük sanatçı, mekanı cennet olası.
  • ulaş bardakçı'nın ilk adı..
  • zorunlu müdafilik anlatıyordu. ayakta coşkuyla konuşuyordu. takım elbisesi boldu ve buna aldırmadığı belliydi. pek çok şeyle bühtan edebilirler hayatta, bunların hepsine hazırlıklı olun diyordu. kimsenin karşısında eğilmeyin gençler diyordu heyecan içinde. aynı hamaseti duyup hislenmeyi kabul etmediğiniz için kimi zaman, kimi zaman da fazladan bir iki lira bahşiş verdiğiniz için belki. aynı vasat şarkıyla dans etmeyi kabul etmediğiniz için bazen, bazen de bir asansörü beklerken başkasının sırasını kapmadığınız için hatta. aynı abartılı özgüvenli davranışları sergilemediğiniz için genellikle; ve, lüks olana meyletmediğiniz için hiç bir zaman. gençlerden birisi kalktı, yanına yaklaştı, kulağına bir şey fısıldadı.
    evet, nerede kalmıştık diye devam etti. sizi diyorum, bir sürü zırvalıkla itham edebilirler, böyle anlarda kendi aklınıza güvenin sadece. doğru olanı anlayabilecek kadar zekanız var hepinizin, basit zevklerin peşinde çarçur etmeyin ömrünüzü diyerek bitirdi. kulağına fısıldananı hatırladı, fermuarını kapattı, çıktı odadan mesrur.