*

şükela:  tümü | bugün
  • ikinci dunya savasinda naziler'in kadinlar icin insa ettigi, mayis 1939'da acilan, toplama kampı.
  • 1944'de milena jesenska'nın öldüğü toplama kampı.
  • sadece kadınların bulunduğu en büyük toplama kampı. hakkında öğrendiklerim kanımı dondurdu. hitler ve almanyasının nasıl bir sapkınlık, insanlık suçu olduğunu yine fazla fazla kavradım.
    bu adama sempatiklik atfedecek her sözün ne denli ucu bucağı bilinmeyen bi karanlığı aslında beslediğini, gerçekten farkında olmak lazım. bizler ikinci dünya savaşını yaşamamış bir coğrafyayız. gerek savaş sırasında olanlr gerek sonrası yayılan intihar dalgaları ve yaşanan gerçek acılara epey bir uzağız ama vahşet, kelimerini okurken bile böyle etkiliyorsa o dönemi yaşarken kim bilir nasıldı hayal bile edemiyorum.

    hakkında yazılmış güzel bi derlemeden birkaç şeyi buraya ekleyeyim:

    “...ravensbrück kampı, berlin’in 85 km kuzeyinde henrich himmler tarafından 170 dönümlük bir araziye kurulmuş ve mayıs 1939’da işlemeye başlamıştı. özellikle yahudi, roman, polonyalı, ayrıca engelli kadınları silah altında zorla çalıştırıp, kobay olarak kullanıp ardından da imha etmek üzere inşa edilmişti. sovyetlerin 1945’te kampa ulaşmasının ardından korkunç gerçekler de ortaya çıkmıştı. ravensbrück kampında tahminen 100.000-150.000 kadın esir tutulmuştu. kadın toplama kampında gardiyanlar da kadındı ve çoğu maaşlı sıradan almanlardı.
    çocukları gaz odasına yollanmış, hamileyken kampa kapatılıp kürtaj olmaya zorlanmış ya da sterilizasyon ve ilaç deneylerinde kobay olarak kullanılmış kadınlar, işkence ve şiddetin farklı türlerine maruz kalıyordu. kamptaki en dehşet verici şiddet biçimlerinden biri de, kadınların sistematik bir şekilde tecavüze uğramasıydı. yazar rochelle saidel, the jewish women of ravensbrück concentration camp (ravensbrück toplama kampı’nın yahudi kadınları) adlı kitabında bu tecavüzleri vurguladı ve avrupa’nın farklı bölgelerinden kampa getirilen kadınların savaş boyunca seks kölesi olarak çalıştırıldığından bahsetti.
    ...
    kamptaki şiddet biçimlerinden biri olan kürtaj konusunda nazilerin ari ırk politikası işlemeye devam ediyordu. kamptaki polonyalı, yugoslav veya sovyet işçi kadınlar, eğer alman bir erkekten hamile kaldılarsa kürtaj edilmeden önce “ırk incelemesine” alınıyorlardı. ceninler, “ırk uzmanları” adı verilen kişiler tarafından yeteri kadar “almanlaştırılabilir” bulunmadığı takdirde kadınlar kürtaja zorlanarak yok ediliyordu.
    ....
    kampta gerçekleştirilen tıbbi deneyler ise özellikle kısırlaştırma üzerine yoğunlaşmıştı. bunun yanında daha sonra nürnberg duruşmaları’nda kanıtlanacağı üzere bazı ilaçların tedavi edici özelliğini denemek için kadın esirlerin yaralarına cam parçası, bakteri ve pislik yerleştirilmişti. bütün bunlarla yetinmeyen naziler, 1945 başlarında kampta kalan kadın sayısının beklenenden fazla çıkmasına çözüm olarak 150 kadını gaz odalarında katlettiler.
    ...
    kadınlara yönelik bu işkencelerin ve soykırımın sonucunda, kampta birbirinden farklı dayanışma grupları da oluşmaya başlamıştı. kampta yaşanan vahşetten dünyayı haberdar kılmak için uğraşan cesur kadınlar, kendi ürelerinden (görünmez mürekkep işlevinde) londra’ya mektuplar yollamaya çalışmıştı.“

    kaynak*