şükela:  tümü | bugün
  • anti records'tan çıkacak olan tom waits albümü. tom waits albümle ilgili olarak "songs about politics, rats, war, hangings, dancing, automobiles, pirates, farms, the carnival and sinning. mama, liquor, trains and death. in other words, the same 'ol dirty business!" demiş.
  • (bkz: real gone kid)
  • tom waitsin 5 ekim 2004 de çıkacak yeni albümü..
    çok şükür, çekilecek ip çok da uzun değil.
    bi ara yedi yıl bekledim tom waits albümünü.
    iki okul bitirdim. zor yıllardı!
  • albümün parça listesi şu şekildedir:
    01 - top of the hill
    02 - hoist that rag
    03 - sins of my father
    04 - shake it
    05 - don't go into that barn
    06 - how's it gonna end
    07 - metropolitan glide
    08 - dead and lovely
    09 - circus
    10 - trampled rose
    11 - green grass
    12 - baby gonna leave me
    13 - clang boom steam
    14 - make it rain
    15 - day after tomorrow
  • şarkılar tom waits ve karısı kathleen brennan tarafından yazılmış albümün prodüktörlüğünü de yine waits ve brennan yapmıştır. buraya kadar her şey normal. nerede olsa bulup getirmek için yola çıkmaya zaten hazırız. fakat olayın asıl heyecanlandıran kısmı* les claypool'un da albüme bas gitarıyla bombalama katıldığıdır***
  • hüzünlü ve tedbir olarak kilerinde deli gömlegi saklanan her eve lazim bir tom waits albümü.

    nihayet indirdim albümü ve diyebilirim ki tom waits severleri değişik sürprizler bekliyor. albüm, yer yer -az da olsa- bone machine ni anımsatsa da genel olarak tom waits yine garip, leziz ve ne olduğunu anlayamadığımız seslerin kayıtlarından yararlanmış. missisipi’de kaydedilen albüm, oranın havasından suyundan mıdır nedir çapaklı bluesa çok sağlam selamlar veriyor. ayrıca kolay dinlenebilen bir albüm değil. yani mule variations albümünün yalınlığı yok. şarkılar arasında diyalektik bir yapı var. bir sert, bir yumuşak.. eski dost marc ribot yine gitarı konuşturuyor. genel olarak larry taylor çalıyor bas gitarı ama les claypool’ın da çorbada tuzu var. ve davulda bir sürpriz: brain mantia'dan başka tom waits’in oğlu casey x’te perküsyonuyla albüme eşlik etmiş. albümün en sağlam parçası bence 2 no’lu track: “hoist that rag”. ve her tom waits albümünde olduğu gibi şahane bir yağmur şarkısı ıslatıyor her yanımızı: “make it rain”.. tom waits “real gone” ile bir kez daha gerçek müziğin notalarla alakalı olmadığına inandırıyor.
  • radyo eksen'den gülşah güray nefis bir yazı kaleme almış bu yazı için. içimdeki cop-paste canavarına teslim oluyorum dostlar:

    istanbul’da bu kış uzun ve soğuk geçeceğe benziyor. vaktinin çoğunu elinde bir bardak viskiyle evinde veya hafif karanlık, sessiz bir barda geçirmek isteyenlere, radyo eksen’in bu yıl için tavsiye edeceği ilk albüm yayınlandı.
    tom waits’in 5 yıl aradan sonra çıkarttığı ‘real gone’da, yeni dönemin, sesleri bozup yeniden yerleştirme ekolüne her zamanki gibi kendince verdiği cevapları bulmak mümkün.
    derinden gelen lokomotif sesleri ve kendi sesinin vokaline eşlik ettiği ritmler arasında, gitarların tanıdık yüzü kayboluveriyor.
    bunu daha ilk şarkı ‘top of the hill’le açılan ve 1 saatten fazla sürecek serüvene başlamadan anlıyorsunuz.

    ‘albümleri, kulaklar için film’
    zamanında tom waits, yaptığı albümleri, “kulaklarınız için filmdir” diye tanımlamıştı. ikinci şarkı ‘hoist that rag’le ispanyol çingenelerinden amerika’da yaşayan hispanik’lerin yanına kadar sürecek bir filmi izlemişsiniz kadar hayal gücünüz zorlanıyor.
    10 dakikadan fazla süren ‘sins of my father’ın dinginliğinden dördüncü şarkı ‘shake it’e geçtiğinizde, derinden gelen vokalleri eğer waits’in banyosunda kaydettiğini bilirseniz olayların akışına kendinizi bırakmanız daha kolay olacaktır.
    sarhoş rüzgarların, sarhoş trenlerin ve üzerine kuş konmayacak ağaçların müziği ‘don’t go into that barn’ ardından, beklenen waits melodileri başlıyor. kalan viskinizi bardağınızın içinde tur attırmanız için son şansınız. her zaman nasıl biteceğini bildiğiniz için, viskinizin atacağı ikinci turdan sonra kadehinizi ‘how’s it gonna end’ şerefine kaldırabilirsiniz. zaten bay waits, söylenecek bir şey bırakmayacaktır size.
    muhtemelen aynı hisleri daha yoğun olarak ‘dead and lovely’de de hissedeceksiniz. şarkı, albümün ‘green grass’ ile birlikte bu kış yanınızdan hiç ayıramayacağınız seçimi. şanslıysanız, başınızı yanınızdakinin omzuna yaslarsınız; daha şanslıysanız, önünüzdeki masaya ...
    bir dakika sürecek kapanış ayini ‘hidden’dan önceki şarkı ‘day after tomorrow’da tom waits sanki simon & garfunkel’ın ‘the sound of silence’ parçasını mırıldanıyor. bize ise, albümünden mırıldanabilmemiz için karısı kathleen brennan’la birlikte yazdığı 16 yeni şarkısını hediye ediyor.
  • her maçta kaçak dövüşmeyi alışkanlık haline getirmiş tom waits'in bir sonraki albümüne kadar ümitsiz ve platonik aşkların, alkol komalarında kaotik iç geçirmelerin, boğazda düğümlenen ayrılıkların, samsun 216 kokan zifiri yalnızlıkların, sabahı beklenmeyen gecelerin, dibi görünmeyen kara şişelerin, çalar saati yalnız sabahlara kurmaların, arkadaşın paketinde kalan son 2 sigaradan birini gülümseyerek paylaşmanın, uzun şehirlerarası yolculuklarının, güneşin batışına doğru yapılan kızıl tonajlı vapur seferlerinin ve sağanak yağmurda kalmış tüm yalnız tren istasyonlarının fon müziği olacak yeni albümü.
  • yoğun çabalar sonucunda edindiğim, heyecandan titreyerek açtığım, dead and lovely ile beni benden alan albüm... hoşgeldin baba!
  • 16 leziz sarkidan olusan tom waits albümü.
    her zamanki gibi kaybetmenin görkemi, hüznün cazibesi ve deliligin erdemi üzerine sahane liriklerle dolu.
    kis aylarinda bir yorgan misali sariyor insani..