şükela:  tümü | bugün sorunsallar (1)
  • üniversitede son seneye 19 ders bırakmış temcik, ailesine bir kez bile dersi kaldığını söylemediği ve o okulun da 4 senede bitmesine and içtiği için kıçına acılı biber salçası sürülmüş bir köpek gibi yana yakıla ders çalışmak için metodlar bulmaya adamıştır kendini.

    motive edici renkli kalemler, göz yormayan sarı saman kağıtlar, üçyüz gram türk kahvesi, yarım kilo nescafe ile oturum açılır.
    ilk bir saatte elde hala okunması ve hatmedilmesi gereken 40.000 sayfa,vucüdün kahveye karşı bağışıklık geliştirdiğine dair bir tek tespit ve kapanmaya yüz tutmuş gözkapakları vardır.

    allahtan ki burs yattığı için koşa koşa gidilip marketten red bull alınır. hey dostum bu red bull bizi umulanın tersine tam dört saat takır takır çalışmaya sevkeder.
    sabaha karşı açık bir tekel bayii daha bulunur, bir red bull daha...(çok pahalı olduğu için öğrenci mantığı ve vicdanı ile niyeyse toptan almadım hiç)
    aha da gerçekten ders çalışarak sabahlama hadisesi ilk kez vuku bulabilmiştir.

    ama bitti mi hayııır. ertesi güne 3 baba sınav daha var.
    bu sefer red bull' lun dandiği sanılan ama kesinlikle daha çok işe yarayan bull shot ' dan alınır üç tane ( bunun kutusunda philips and morrisin atlarına benzer pozisyonda duran iki öküz vardı)
    netice itibarı ile 9 günde 19 vizeye giren temcik tam 32 kutu enerji içeceği içmiştir.

    son sınav çıkışı kantinde yapılan - bu gece naapsak da şu güzel anı kutlasak?- toplantısında birden herkesin kafası temcik' e döner.

    allaalla? niye bana bakıyor millet? hooop! arkadaşım niye hepiniz birden sallanıyorsunuz? aloo? ağır ağır konuşmayın diyorum. sallanmayın o' lum, deprem mi oluyor?

    şöyle sesler duymaktayımdır; -tteeeemciiiiookk, sseeeaann iiiyyyyiii miiisiiiaaannn? titttriiyooorsuuuaannn..
    hheeeeeyyyyyyy giiddiiiyoooarrr buu kııııızzzzz.

    titreyen benmişim. hem de en zangırından. kimse sallanmıyormuş yani.
    son hatırladığım tiz bir 9' u 5 geçe sireni sesi. sonra da okulun medikoya en kestirme yan kapısının tersten görüntüsü.
    biri kucağına almış meğer, kafam da sarktı herhalde.

    medikoda önce uyuşturucu kullandığıma emin bir doktoru ikna etmeye çalıştım ama doktor habire uğuldadığı için pek de başarılı olamadım.
    sonra biri şansa çantamdan düşen redbull' lu kovalarken doktor gördü.
    allahtan adamda jeton düştü.

    evet, red bull komasına girdim..
    bu bok kesinlikle işe yarıyor ama abartınca da tüm kas sistemi midir artık komple vucüd mudur bilmiyorum, birşeyleri çökertiyor.

    ben şahsen tövbeliyim. ama psikopatsanız ve artık bali mali kesmiyorsa biraz daha masrafa girip red bull' la da komalık olabilir, halüsinasyonlar görebilirsiniz.

    eşşek kadar bir iğne sokuyorlar yalnız haberiniz olsun..
  • bugun spor salonunun soyunma odasında oturmusum yorulmusum sacımı tarıyorum, 2 tane red bull kızı daldı. aa bakın deneyin icin enerjik olun diye elime red bull tutusturdu. 2 tane de gorevli kadın dolapların içini siliyor onlar da birer tane alıp içmeye basladılar.

    1cisi: iciyoruz biz bunu ya kanatlanırsak
    2cisi: iyi işte dolapların üstünü de silersin

    red bull reklam cekmek istiyorsa alın size senaryo
  • tadı çokta süper olmayan ve içindeki maddelerin zararları hakkında internette bir çok "aman sakın içmeyin" konulu kaynak bulabileceğiniz bir enerji içeceği acaba hangi ikna taktiklerini kullandı ve sizler kendi işinizde ve hayatınızda bundan ne gibi dersler çıkarabilirsiniz ?

    red bull'un başarı hikayesinin arkasındaki kişi avusturya vatandaşı ve bugün itibarıyla 9.2 milyar dolarlık bir servetin tepesinde neşeyle oturan dietrich mateschitz amcamızdır.

    mateschitz daha önce olmayan bir pazarı çeşitli ikna ve pazarlama teknikleri kullanarak tamamen kendisi meydana getirmiş ve bu meydana getirdiği pazarı da tepe tepe kullanmıştır.

    avusturyada doğan ve çok da iyi bir öğrenci olmadığı için üniversiteyi on senede geze geze bitiren mateschitz, satış elemanı olarak girdiği unilever firması için tüm dünyayı dağ taş dolaşıp deterjan,diş macunu ve şampuan satmış ve bu dönemde ikna ve pazarlamanın prensiplerini direkt olarak sahada öğrenmiştir.

    1982 yazında sıkıntıdan sayfalarını karıştırmak için eline aldığı bir dergide japonyanın en çok vergi veren zenginlerinden bay taisho denen bir adamın bu paracıkları daha önce ne olduğunu duymadığı "enerji içecekleri" satışından kazandığını okumuş ve okumakla kalmayıp konuyu araştırmaya başlamıştır.

    bir iş görüşmesi için gittiği tayland'da enerji içeceklerinin çok popüler olduğunu ve özellikle "kratindaeng" yani su bufalosu isimli markanın uykularının gelmesini istemeyen kamyon şoförleri tarafından su gibi tüketildiğini görmüştür. bu acayip içeceği kendisi de alıp incelediğinde içindeki maddelerin basit ham maddelerden oluştuğunu ve üretiminin kolay olduğuna kanaat getirmiştir.

    mateschitz beyefendi pek çoğumuz gibi sadece düşünüp hayal kurmakla kalmamış hemen ve kararlı bir şekilde eyleme geçerek önce işinden istifa etmiş ve tüm birikimleriyle bugün red bull olarak bildiğimiz içeceği üretmek için paçaları sıvamıştır.

    kendisi de boğa burcu olan mateschitz içeceğin logosunu bizzat kendisi seçmiş ( iki tane toslaşan boğa) ve "red bull kanatlandırır" sloganını da reklamcısı kastner isimli bir adam ortaya çıkarmıştır.

    etrafındaki herkesin böyle basit maddelerden oluşan bir sıvıyı satarak başarılı olamayacağı yönündeki "tavsiyelerine" ve ilk dönemler doğru dürüst satış yapamadıkları için batma tehlikesi geçirmesine rağmen mateschitz yılmamış ve aynen logosundaki boğalar gibi sürekli mücadele etmiştir.

    red bull zorlu bir kaç seneden sonra satış kampanyasını tamamen değiştirmiş ve sadece üniversite kampüslerine ve gece kulüplerine odaklanmıştır. özellikle kampüslerde özel satış arabalarıyla yaptıkları bedava dağıtımlar çok etkili olmuştur.

    kampüslerde ve gençlerin takıldığı gece kulüplerinde kullanılan taktik şuydu. yüzlerce gence bedava dağıtılan red bulların eninde sonunda reklamcılıkta "kraliçe arı" denilen çevresi bol,popüler ve sözleri dinlenen gençlerin eline geçeceğini ve bu gençlerin etraflarını etkileyerek bir dalga etkisi yaratacağını düşünüyorlardı. (ikna taktikleri : sürü psikolojisi kullanımı prensibi)

    bu taktik tabii ki son derece başarılı oldu ve özellikle ingiltere pazarında kısa zamanda senede 200 milyon kutu ürün satılmaya başlandı ve tüm bu satışlar sadece "kulaktan kulağa" reklamlarıyla yapılıyordu.

    mateschitz bununla yetinmedi ve hedef kitlesi olarak belirlediği gençlerin belli bir kesiminin son derece ilgi duyduğu dünyadaki en deli,çılgın ve acaip sporları yapan kişileri toplayarak onlara red bull sponsorluğuyla müthiş gösteriler düzenletti.

    kendisi de bir havacılık tutkunu olan ve yüzlerce antika uçağa sahip olan mateschitz her birisi ayrı çılgınlıkta hava gösterileri de düzenleyerek gene hedef kitlesi olan kesimin dikkatini çekmeyi ve "heyecan = red bull" formülünü kabul ettirmeyi başardı

    amerikan pazarında da mateschitz benzer bir ikna taktiği uyguladı ve "muskeeter - silahşör" adı verilen satış ekipleri amerikadaki popüler bar ve club'lara bedava red bull yığmaya başladılar. barmenler bir süre sonra votka gibi içkilerle karıştırılan red bull içeceklerin müthiş bir talep gördüğünü ve bu işte iyi para olduğunu farkedince satışlar amerikada patladı.

    bu dönemde gece alemlerine nereden çıktığı bilinmeyen red bull dedikoduları da insanlara servis edildi. bu garip şehir efsanelerinde "çok alkol almış da olsan red bull içersen sarhoş olmuyorsun" veya "boğaların cinsel gücüyle red bull arasında bağlantı var hatta boğalardan elde edilen bir madde varmış bunun içinde" gibi laflar giderek kulaktan kulağa hızla yayılmaya başladı. bu dedikodular zaten patlamış olan amerikan satışlarını süpersonik seviyelere erişti ve oradan da tüm dünyaya yayıldı.

    mateschitz son hamlesini de kendisi gibi bir avusturyalı olan arnold schwarzenegger'in desteğiyle holywood'da binlerce filmde oynayan ama oscar gibi bir ödülleri olmayan dublörlere yönelik maddi değeri çok yüksek bir ödül ortaya atarak yaptı. yakın zamanda "dublör oscarları" olmaya aday bu özel ödülün simgesi de tabii kanatlı bir figür. (red bull kanatlandırır demişti ya)

    toparlayacak olursak mateschitz ve red bull markasının başarısının nedenlerini ;

    1 ) daha önce hiç örneği olmayan bir ürüne pazar yaratmak ve ürünü insanlara götürmek yerine, insanları ürüne çekmek

    2) "kulaktan kulağa,arkadaş tavsiyesi" gibi "sürü psikolojisi" olgularının nasıl kuvvetli etkiler yarattığını öngörüp pazarlama stratejisini buna göre uyarlamak.

    3) sadece iyi bir fikir bulmakla kalmayıp etrafındaki "çok bilmişlerin" laflarını dinlemeyerek cesaretle kararlı bir şekilde eyleme geçmek olarak

    özetleyebiliriz.
  • günde 500 ml den fazlasini içmeyi tavsiye etmiyoruz diye yazmislar kutusuna. sonracima spor içecegi degilmis. efendime söyleyeyim alkolle karistirilmamasi gerekiyormus. ne ulan bunun içerigi zehir midir zikkim midir açikça söyleyin olum!
  • bir enerji içeceği olarak ne kadar enerji verdiği tartışılabilir ancak bir şirket olarak çok başarılıdır. yurtdışında "soft drink" denilen ve alkol içermeyen gazlı içecekleri ifade eden ve coca cola gibi, pepsi gibi devlerin olduğu sektöre yepyeni bir ürünle girmekle kalmamış onları itip, kakıp kendine önemli bir pazar payı çıkarmıştır, üstelik de senede 5 milyar kutu ürün satacak kadar.

    tabi işin önemli bir kısmı ise pazarlama stratejisindedir. red bull özünde bir gazlı içecek (coca cola, fanta, 7up) ikamesi olmasına rağmen onların vaadetmediği bir şeyi ifade eder: red bull bir enerji içeceğidir. bütün pazarlama faaliyetlerini de bunun etrafında şekillendirmektedir. markanın her sponsorluğu, düzenlediği her etkinliği, her reklamı buram buram hız, aksiyon, güç, eğlence ve toplamda "başarma hissi" içerir. işte red bull'un konumu, insanların kafasında ettiği yer de budur: gece geç saate kadar eğlenecek misin, çak bir red bull... geç saate kadar ders mi çalışacaksın, çak bir red bull... red bull sana "akşam yemeğinin tadı red bull ile çıkar, ramazan'da oruçlar red bull ile açılır" falan demez. zira orayı coca cola çoktan kapatmıştır.
  • söylentilere göre boga spermi iceren icecek.
    bide herseyin sahtesini taklidini yaptiklari gibi bununda yapmislar; red dragon
    firma sahibi türk! tat ayni, koku ayni, kutu sekli ayni, icindekiler kismi bile ayni, 10 cent daha ucuz vs.
    yalniz ejderha spermi nerden bulacaklar bilmem*
  • tüm bu cükübik sponsorluklarin yaninda, birlesik devletlerde, brezilya ikinci liginde ve avusturya liginde futbol takimlarina, formula birde iki takima, nascar da bir takima ve avusturya liginde bir buz hokeyi takimina resmi sponsordurlar.. profesyonel sporsa profesyonel spor anasini satiim.. coca cola ne yapiyor!! hiç!! anca israillilere para versin (evet forward mail okuyan bi adamim)

    ayrica arabalari da koka kolanin arabalarindan daha güzel.. valla bugun bi kizim olsun, redbull ile coca colanin ceolari kizimi istesin direk redbullunkine veririm. o derece.
  • liseli gibi kahveye karıştırdım uyumamak için. ilk gün yarım saat uyudum. dün 3,5 saat uyudum. bugün de büyük ihtimalle yine 3 saat falan uyurum. gözlerim şu an kedimin götüne benziyor ve 3 gündür sabahları ibrahim tatlıses saçlarında bi bebeğe ya da bizzat ibrahim tatlıses'e hamileymişim gibi kusuyorum.

    çocukların ve salakların ulaşamayacakları yerde muhafaza edilmesi gerekiyor.
  • sırf bugünkü güzel olaya sponsor oldukları için birazdan çıkıp bir tane alacağım içecektir. hak ettiler keratalar.

    ek: markette red bull 3 buçuk liraydı, burn 2 buçuk liraydı. üzgünüm red bull.
  • her ay kutu kutu depolardık biz bunu evimize. nerdeyse hergün keyifle de içerdik.

    lakin şu kutsal red bull kızları ile ne zaman karşılaşsam; ya kalmadı derler, ya öğle arasındayız, ya da "soğuk değil" bahanesiyle geri çevrilirim. üstelik kronik faranjit hastası biri olarak oda sıcaklığına gelene kadar bekletmek zorunda kalmayacak olmaktan dolayı daha çok sevinmiş olsamda, onlar için içeceğin soğuk olmaması çok önemliydi. içecek olan ben değildim zaten.

    hatunların yolunu kesecek, piçlik yapabilecek bir adamsanız alabiliyorsunuz. hatunların keyiflerinde olan bir olay.
    bana bugüne kadar bir şekilde almak hiç nasip olmadı.

    geçen bizim iş yerinin orda dağıttıklarını gördüm. bi herif almış eline, hebele gübele bi adam, "şurda gazuz dağıtıylar alsana sende.. gazuz gazuz.." dediğinde dönüp baktım red bull kızlarına.
    firmanın, marka farkındalığı olmayan, daha içtiği şeyi 'gazuz' zanneden müşterileri hedef aldığını anladım. her ay dünya para gömdüğüm marka beni geri çevirirken, benim paramla ürününü bu adamlara bedava dağıtıyordu.

    aynı keyfi verecek başka bir ürün keşfettim bende. * marka takıntınız yoksa, tavsiye ederim.