şükela:  tümü | bugün
  • ecnebilerin lucky luke dedikleri, sigarayi birakacak kadar dusunceli, rintintin'in ve duldul'un sahibi, daltonlar'in bas dusmani, vahsi batinin "ben yalniz bir kovboyum, evimden uzaklardayim"i.
  • kit karson'ın kit'i, ve lucky lukeun turkiye'de yayınlanan ilk macerası olan red soil'inde red'i alınarak yaratılmış bir isim. o devirde tabii telif hakkı falanda olmadığı için, yıllarca bu isimle, telifsiz olarak türkiye'de yayınlanır, sonra davalar falan filan. olaylar gelisir.
  • tabancası* 7 kurşunluydu, bu sayede kurşununun bittiğini sanan haydutları kurnazca avlardı.
  • sanılanın aksine lucky luke yani bizde bilinen adıyla red kit amerikan değil belçika yapımı bir çizgi filmdir. basit bir google aramasıyla ulaşabileceğiniz bu bilgiye sahip olmayınca da kendi fantazilerinizde yarattığınız sam amcanın halkla ilişkiler ve imaj çalışmasının esiri olursunuz.
  • red kit'in ilginc ozelliklerinden biri de, kendinden bir gorev istenilirken ya da dilekte bulunulurken, gavurlarin "cool" tabir ettigi tavirlari sonuna kadar takinmasiydi. koskoca senator orada "aman red, canim red $unu yakala, bunu hallet" derken; o super sakin bir $ekilde sigarasini sarar, agzina koyar ve "tamam yaparim" derdi.

    beni a$iri $ekilde gulduren bir ba$ka ozelligi ise red kit'in vah$i bati'sindaki kasabalarin giri$lerinde yazan yazilardi. aklimda onca seneden beri yer etmi$ bir tanesini de $uraya yazivereyim:
    "yabanci kendine hakim olamiyorsan, biz sana yardimci oluruz."
  • kızılderililerin inanılmaz atmasyon bir dille konuştukları ve bu dilin insanı gülmekten yerlere düşürdüğü mükemmel çizgi roman.

    apaçi dilinde: arriba kukuriko popov, wells fargo co dıgıdık dıgıdık... (mavi ayaklar isimli hikayede bire bir bu şekilde yazıyordu yanılmıyorsam)
    türkçe meali: posta arabası geliyor. saldıralım. tüm paralar bizimdir; zengin olduk yaşasıın.

    red kit'in dalton ana, barut fıçısı ve misisipi kumarbazı bölümleri unutulmazdır. özellikle dalton ana'nın joe'yu kötü konuşması yüzünden azarlaması ve ağzını sabunla yıkaması muhteşem bir harekettir. dalton ana her fırsatta avarel'in ne kadar iyi ve örnek bir evlat olduğunu dile getirir. diğer dalton biraderler ise averel'i ana kuzusu olmakla suçlarlar... kapak tasarımı olarak ise papatya kasabası kişisel favorimdir. arkadan çizilmiş düello sahnesindeki sigara dumanının, kuru kafa motifine bürünmesi olaya apayrı bir hava katar.
  • yeni nesil bu efsaneden mahrum büyüyo. bilmiyolar lan resmen. laf arasında ismi geçti bi böyle, o ne diye soruyo. acıdım yemin ederim çocuğa.

    ben bunu izlemek için hafta sonunda bile sabahın köründe uyanırdım. şimdi bunları duyunca üzüldüm. niye yayınlamazlar ki hem. şimdi olsun şu yaşımda ben bile izlerim.
  • nedense bana rıdvan dilmen'i çağrıştırır bu kovboy. iyidir hoştur ama hiç karı kızla gözükmez ortalıkta. herkesin red kit'i sevdiğini bilirsin ama bi tane hatun çıkıp da "ya bi de red kit diye bi çizgi film vardı, ne güzeldi demez". terbiyeli akıllıdır red ama şeytan(!) da bi duruşu vardır. fazla velveleye vermez ortalığı, işini görür.

    daltonlardan sürekli bir adım öndedir ama kendi başına takılır. aynen rakip kanalların, spor programlarına boy boy yorumcu çıkartıp birbirlerine düşürmesi gibi (ki bu o programlarda da bir co ve bir averel kesin vardır). rıdvan ise programa tek başına yorumcu olarak katılır.

    red kit, "içimde takip edildiğime dair bir his var" der içinden, sonra bir de dışından "içimde takip edildiğime dair bir his var" der. nitekim takip ediliyordur. rıdvan da "gol olur" diye düşünür, sonra "gol olur" der, sonra "gol olur".
  • red kit küçüklüğümde en sevdiğim çizgiroman kahramanlarından biriydi. kendisi bir takım zor durumları halletmesi içün, lincoln olsun, başka devlet büyükleri olsun, mühim kişiler tarafından göreve çağrılırdı. sonra bu görevi becerikliliği sayesinde gayet başarıyla gerçekleştirirdi. ben de kendisine hayran oldukça olurdum, derdim ki ne becerikli, ne mühim, ne taşaklı bir adam bu red kit. üstelik yalnızca mühim ve taşaklı değil, ayni zamanda kibar, efendi, neşeli ve medeni bir kahraman olarak fevkalade takdire ve sevgiye şayandı kendisi. idolümdü o benim be!.. ben de onun gibi çelimsiz görünüşlü, onun gibi apartman çocuğu tabiatlı idim, niçün ayni zamanda onun gibi mühim ve taşaklı bir kahraman olmayaydım ki?..

    fakat günlerden bir gün bir yazıda daltonların gerçek olduklarını okuduğumda, fevkalade sevinmem icabettiği halde malesef fevkalade üzüldüm. zira daltonların gerçek olduğunu övünerek aktaran bu yazıdaki fotoğrafta, sevgili daltonlar malesef ölüydüler. öldürülmüştüler. karakterize yan yana duruşlarıyla çok sevdiğimiz bu sevimli haydutlar, bu olmazsa olmaz saftorik hırsızlar, aynen o karakterize biçimde yan yana yerde yatan dört cesettiler. onları red kit mi öldürmüştü? hayır tabi ki değil, red kit gerçek değildi.. hatta aslında o daltonlar bizim avarel, willyam, jack ve joe bile değildiler, adları başka başkaydı. ama o yanyana duruşlarıyla benim yüreğimin derinliklerinde onlar bizim sevimli daltonlardılar, ölüydüler, ve onları red kit öldürmüştü. hep onlara ateş eden ret kit onları bu kez tabancalarından değil kafalarından, gözlerinden, karınlarından, gövdelerinden vurmuştu... ve üstelik beni de yüreğimden vurmuştu...

    efendim, bu minik travma tabiy ki daha sonra belleğimin derinliklerine gömüldü. ben red kit'i yine sevdim. yine defalarca okudum, trt'de seyrederken yine keyiften keyife koştum, kahkalarla güldüm.. fekaat, yaş çocukluktan çıkıp da genç bünyem ve dimağım yok efendim dünya meseleleri, afrikadaki açlar filan gibi mevzuları önemsemeyi önemli saymaya başlayınca ister istemez sordum: kimdir kardeşim bu red kit?.. ne iş yapmaktadır?.. sıfatı nedir?.. devletin bir memuru mudur?.. değil ise hangi sıfatla göreve çağırılmaktadır?.. özel mi çalışmaktadır?.. öyle ise niçün ücret almamaktadır?.. ücret almadan nasıl geçinmektedir?.. işi yahut sıfatı her ne ise, olaylara müdahale etmesi için yasal her hangi bir yetkisi var mıdır?..

    evet, bunları sorduğum vakit anladım ki red kit her hangi bir duruma müdahale edebileceği hiç bir yasal sıfata ve yetkiye sahip olmayan, ve fakat devletin ileri gelenleri tarafından bizzat görevlendirilen, ve dahi görevini silah zoru kullanmak suretiyle ifa eden bir devlet tetikçisiymiş, bir deli yürekmiş, bir alaattin çakıcıymış. belinde silahla keyfiyyen oradan oraya gezip kıllı yünlü işlere bulaşan, derin devlet bağlantılı bir ajan provakatör mü desem, köntür gerilla mı desem, gayrı resmi militer bir kuvvetmiş. değil daltonları çatışmada vurup öldürmek, evlerini basıp boğarak da öldürebilirmiş, kavede tarayarak da öldürebilirmiş, arabalarına bomba koyarak da öldürebilirmiş, pusu kurup arabalarının camından içeri ateş ederek de öldürebilirmiş. ücret almadan hayatını idame ettirebilmesi ise gayet doğalmış, zira muhtemelen, yaptığı işler karşılığında, kızılderililerle yapılan ateş suyu ve kaçak silah ticaretinin çekip çevrilmesi ve dahi hasılatı devlet tarafından kendisine bırakılmakta imiş.

    ama ben red kit'i hala seviyorum... napiyim, içimdeki çocukluk duygularını söküp atamam ya, seviyorum işte kardeşim!.. sadece okurken yahut seyrederken arada bir çakıcının o bedbin suratı şööyle bir gözlerimin önünden geçiveriyor, lincoln yerine bush görür gibi oluyorum, o kadar. naabalım, hayat, bi öyle bi böyle yin yang hesaabı takılıyoruz işte...
  • set kardeş tabelalardaki yazilardan bahsetmiş, ben de ekleyeyim bir tane, bir tabela, şehrin adi yaziyor birşey birşey town işte, altta bir kurşun deliği, yanda da bir yazi:" bir yabancı buraya kafasını dayamıştı." allah be