şükela:  tümü | bugün
  • 2. dünya sava$ı sonrası ortaya çıkan genel mutsuzlugu a$mak için olu$turulan devlet politikaları sonucu. avrupaya baktıgımda hemen hemen her ülkede kar$ıla$tıgım durum. negatif yönlerini bulsak da bu ülkelerin, adamların ugra$tıkları $eylere baktıgımızda (çevre, sigara hede hödö) bu özelliklerine gıpta etmemek mümkün değil.
  • literatürde gosta esping andersen tarafından yapılmış tipolojisiyle incelenmektedir. buna göre, refah devleti; vatandaşı piyasa ilişkilerine girmeden kendini yeniden üretebilme konusunda özgürleştirdiği ölçüde, ki buna de-commodification denmektedir, sınıflandırılmaktadır.
    iskandinav ülkeleri olan isveç, norveç, danimarka tarafından uygulanan modelde sosyal demokrasi güçlüdür, gelirden doğrudan alınan vergiler yüksektir, devlet harcamaları cömert ve kadınların ailevi sorumluluklarını karşılayıp işgücüne sevk edecek kadar kapsamlıdır.
    anglo-sakson modeli olarak alınan ve ingiltere, amerika gibi ülkeleri kapsayan tipte refah devleti küçüktür, evrensel birkaç sistem sunsa da sosyal güvenlik için özel sektöre büyük oranda yer açmaktadır.
    kıta avrupası modeli bu ikisinin karışımı olarak görülmektedir. daha sonradan bu kategorizasyona ispanya, yunanistan gibi refah devletleri için akdenizmodeli de eklenmiştir.
    esping andersen'in bu tipolojisi çok tartışılmış, kendi kafasındaki ideal model olan iskandinav modelini yücelttiği, ve sırasıyla; iyi, kötü ve çirkin olarak üç modele karşı önyargılı yaklaştığı, özellikle kıta avrupasında protestanlığın açıklayıcı gücünü gözardı ettiği söylenmiştir.

    ayrıca refah devleti denince bob jessop tarafından yapılan karşılaştırma, keynesian welfare national state/schumpeterian workfare post national regime oldukça dikkat çekicidir. kurumsalcı/marksist bir perspektiften devletin periodizasyonuyla ilgilenenler için vazgeçilmez kaynaklardandır.
  • refah devleti denilen olay avrupali liderlerin sosyalist hareketten korkup bunun onune gecmesidir. zira sanayilesme ile birlikte isciler buyuk onem kazanmis kitleler halinde oradan buraya kosmaktadirlar ancak henuz gozleri acilmamistir cunku haklarini istemeye baslamamislardir. bunu onceden goren uyanik fabrikatorler bir takim haklar vererek sosyalizmin ilerlemesini kendilerine zarar vermesini istememektir. ve iste o haklar refah devletinin temelidir. soyle bir durum vardir ayriyetten refah devleti olayi modifiye edilmis bir liberalizmdir. su an literaturde 3 tarz refah devleti vardir klasik anlamda, eger cok kasarsak turkiye alman yontemini kullanmaktadir diyebiliriz kagit ustunde.
  • sosyal devlet ile ayni anlama gelmektedir. sosyal devlet(sozialstaat) alman jargonuyken, refah devleti(welfare state) daha cok anglo-sakson jargonudur.

    refah devleti, vahsi kapitalizm ile baskici sosyalizm arasinda bir yerde durur. perspektifi, vatandaslarinin konut, egitim, saglik, adalet gibi temel gereksinimlerini temel haklari olarak görmek ve dolayisiyla bu haklari herkese esit oranda saglamak ve bunun yaninda serbest piyasa ekonomisini de devam ettirmektir. 2.dünya savasi sonrasi kita avrupasinda görülen bir kavramdir. iskandinav sosyalizmi yaninda almanya ve fransa sistemleri de gelismis ve müdahaleci bir refah devleti anlayisinin örnekleridir.

    bunun karsiti olan liberal devlettir ve temel prensip olarak "her koyun kendi bacagindan asilir"i bellemislerdir ki biz buna amerikanya diyoruz.
  • elbet;

    (bkz: yeniden üretim)
  • (bkz: almanya)
    (bkz: fransa)
    (bkz: italya)
    (bkz: ingiltere)
    (bkz: kanada)
    (bkz: norvec)
    (bkz: isvec)
    (bkz: avrupa devletleri)
  • vatandaşının beslenme, barınma, ısınma gibi temel ihtiyaçlarını karşılıksız olarak karşılayan devlettir. insanlar yalnızca temel ihtiyaçları ötesinde şeyler istiyorlarsa çalışmak durumunda kalacaklardır.

    örneğin doğalgazın litresi 1 tl olsun. devlet her vatandaşına bir odayı ısıtacak kadar doğalgazı ücretsiz olarak versin. bir odadan fazlasını ısıtmak isteyen vatandaşlara da bu ekstra doğalgazın litresini 2 tl'den versin.

    ancak bu devlet modelinde türk toplumundaki "şükür"cü insanların bolluğu sistemin sonunu getirecektir. toplum ne kadar "açgözlü" olursa toplumun refah seviyesi o oranda artacaktır.
  • etkinliğin düşünülmediği, arz yönlü üretimin ihmal edildiği, yeniliğin ve çeşitliliğin düşünülmediği, bürokrasinin baş gösterdiği, yolsuzluğun ortaya çıktığı, yeraltı ekonomiye teşvik eden devlet modelidir. milton friedman'a göre "devletin bu kadar büyümesinden korkulur. çünki bukadar büyüyen devlet dizginlenemez."