şükela:  tümü | bugün
  • moskova doğumlu kadın şarkıcı. 9 yaşında ailesiyle beraber amerikaya göç etmiş, new yorkta bi çok barda piyano çalmıştır. 11:11 ve songs adlı iki albümü vardır.
  • bu hanimkizimiz aslen bir piyanist. piyanosunun sesini bastirir/yuceltir koyu, guclu bir sesi var. yaptigi muzige anti-folk diyorlar. ben her yapilani janrlamaya karsi bir birey olarak muzigini ondan daha genis kitlelere hitap edebilmis piyanist/kadin sakicilarla tarifi tercih ederim. sarkilari misal bir tori amos, bir fiona apple'a gore daha kaliplara uymayan cinsten. regina 'simdi bir kita soz, bir nakarat, su kitadan sonra nakarati bir daha cakarim, sonra piyanomun cosacagi, gecen metrodayken aklima gelen sarkiyla pek alakasiz ama sahane iki satiri ekledigim bir bolum, bir kere daha nakarat, hah bitti iste.' demiyor. daha ziyade studyoda emprovizasyounun onde gideni yapilmis gibi bir izlenim soz konusu. o acidan sanki hatun canli izlenilse sarkinin bes olcusu, bir de sozlerinin anafikrini iceren birkac cumle disinda studyo kaydiyla alakasiz birseyler calarmis gibi geliyor. sozleri yukarida adlarini zikrettigim sarkicilara oranla daha az karamsar, daha az kisisel/depresif, yahut oyleyse bile 'al, sen de geber' demeyen cinsten. ancak yine de piyano ve kadin sesi sentezinin asla kacamayacagi bir zarafet, bir uzuculuk mevcut.

    bu vakitler kendisinin daha unlenmekte oldugunu tahmin ediyorum. zira yakin zaman once the strokes'un turnesinde onlarla gezip konserlerini acti. ayrica julian casablancas'i da turne esnasinda aradan cikarttigi soylenenler arasinda. kendisine helalinden bir aferim veriyorum.
  • hatta bu moskova doğumlu şahane bayan the strokes 'un solisti julian casablancas bey ile post modern girls adında pek leziz bir düet yapmış idir dinleme de yanında yat tadında. 40'lı yıllara taşıyan bir zaman makinesi kıvamındaki şarkıyı regina and the strokes adı ile yayınlayacaklar imiş.
  • musevi kökenli bu hanim ablamiz 9 yaşına kadar moskova'da yaşadıktan ve babasının pop ve rock albumlerini dinleyip bir yandan da piyano çalmayı öğrendikten sonra ailesiyle beraber bronx'a taşınmış, burada da sinagoglar dahil olmak üzere birçok yerde piyano çalmaya devam etmiş, sonunda kendine ait bir piyanosu da olmuş. sonralar suny purchase music conservatory'ye devam etmiş, bu sıralarda da jazz müzisyenleriyle haşır neşir olmuş, ilk albumu 11* de boyle jazz esintili olmuş. gel zaman git zaman ikinci album songs'un ertesi they might be giants'ın davulcusu alan bezozi üzerinden strokes'un yapımcısına ulaşmış spektor'un namı ve almış yürümüş haliyle en son soviet kitsch'i de salıvermiş piyasaya.

    bu beyaz tenli, renkli gözlü hanımefendinin anti-folk yaptığı idda edilmekte. yani "punk müziğin folk müziğe yaptığını sadece bir gitar ve entellektüel sözlerle -laf sokarak da diyebiliriz- yapan müziktir" diyor kaynaklar. "peki acaba bu bir türü mü tanımlar bir duruşu mu?" diye soruyoruz biz de kaynaklara. regina spektor'un müziği genel olarak eğlenceli ve yaratıcı olarak tanımlanabilir, ille de bir şeylerle karşılaştırmak gerekirse mesela sadelik açısından biraz ani difranco, ses rengi açısından biraz fiona apple, piyano düzenlemeleri açısından biraz tori amos ve daha başka birçok şeye benzetilebilir ama tam olarak kavrayabilmek için sanırım dinlemek gereklidir.

    bir de şirin web sitesi var, burada albumlerine falan bakabilir, arada yazıp çizdiği şeyleri okuyabilir, iki şarkısının klibini* izleyebilir ve hatta tetris bile oynayabilirsiniz.
    http://www.reginaspektor.com/
  • tori amos ve fiona apple la karsilastirilsa da pek alakasi yoktur, kulak tirmalar bu kadinin sesi.
  • consequence of sounds diye pek hos bir parcasi bulunmakta. aslinda ne kadar hos bilemiycem. dans festivali kapsaminda dance chicago toplulugundan hos bir hatun, bu parca ile tek basina dans edince hos geldi pek bi tabii ve sevdik hep beraber.

    (bkz: hoş)
  • sürekli olarak karşılaştırıldığı isimlerle aslında piyano çalmak ve şarkı söylemek dışında çok benzer yanı bulunmayan, özgün ve eğlenceli insan. 2004 yılında çıkartığı soviet kitch albümünde chemo limo, the flowers, ghost of corporate futureve usgibi harika şarkılar bulunmaktadır. albümü ilk dinlediğinizde nasıl bir insan olduğu gözünüzün önüne geliyor zaten, ayrıca kafanızda zengin ailenin şımarık kızı imajı da oluşuyor. kayıttaki sadelik çok cezbedici, canlı performansının çok eğlenceli olabileceğinin ip uçlarını veriyor. sonuç olarak dinlenesi bir kadın kendisi.
  • lacrimosa sarkisi ararken tesadufen lacrimosa adli sarkisini buldugum, sesine ve yazdigi sozlere hasta oldugum kadin.

    (bkz: samson)
    (bkz: consequence of sounds)
    (bkz: i want to sing)
  • strokes'un yapımcısı gordon raphael kendisini keşfederken bir eliyle davul, bir eliyle piyano çalıp şarkı söylemekteymiş bu ilginç kişilik.* kolay kategorize edilemeyen bir iş yapmasında yaratıcılığının yanısıra sanırım küçükken aldığı rus kültürünün ve babasının da etkisi büyük.
  • müthiş sese sahip, strokes sayesinde tanışıp sesine hasta olduğum kadındır...
    modern girls and old fashioned boysda sesini ilk duyduğumda hayranlık uyandırmıştır bende... piyanoyla oyun oynayan, güzel sesli, nedense sesi güzel olan pek çok kadın gibi kısa boylu, şirin varlıktır...