şükela:  tümü | bugün
  • hizli okuma konusunda uzman olan unlu turk profesoru.
  • amerika'da önemli eğitim/öğretim sistemleri ve projeleri tasarlamış bir adamdır.ordinaryus sıfatı vardır. 28 şubat döneminde devletin kontrolünde çıkan orkun dergisinde oktay sinanoğlu tadında yazılar yazmıştı. türk edebiyatı dergisinde yazıları yayımlanır. tabutluktan gurbete adlı bir kitabı vardı. 1944 tevkifatını anlatıyordu. babası tapu-kadastro müdürü olduğu için tutuklanması babasını da zor durumda filan bırakmış. tabutlukları anlatıyordu işte. çıkarttığı dergilerden birinin sloganı aynen şöyleydi:
    "her ırkın stünde türk ırkı". orhan şaik gökyayın da ismi geçer kitabında. ama tabii orhan şaik hocanın hali, fikri başkadır.
  • kizilderililer ve turkler isimli kitabinda bu iki halkin kardes degil ama en azindan kuzen kavimler oldugunu savlar.kurucusu oldugu turk 2000 vakfinin merkezi, cagaloglunda eski bir medresededir.
  • zaman zaman takma isimler de kullanmıştır.bunlardan biri de cihat savaş ferdir.
  • bu türkçü şahsiyetin gürcü çıkması bir dönem hem solcuları hem de diğer türkçüleri eğlendirmiştir.
  • 1920 istanbul doğumlu ordinaryus profesör.
    unvanları: psikolog(deneysel psikoloji), fütürolog, hukukçu, tarihçi, yazar, yayıncı (şeref sürekli basın kartı sahibi), sosyoetnografyacı, senarist.
    kişisel gelişim konulu kitaplar da yazan ordinaryus profesör. (bkz: ikna ve uzlaşma sanatı)
  • 1938-1943 yılları arasında ergenekon, bozkurt ve gök-börü adlı üç ırkçı-türkçü derginin editörlüğünü yapmış yüce şahsiyet. dergisinde “düşünün bir kere: büyük şef [mustafa kemal] ne diye ‘ırk tarihimiz’ üzerinde bu kadar ısrarla durdu?… niçin durmadan bize: ‘tarihimizin en mühim kısmı orta asya’dadır!’ dedi ve oradaki ırkdaşları bize hatırlattı?...gene o sevimsiz politika denilen nesne yüzündendir ki bize doğrudan doğruya: ‘kandaşlar, asya’da milyonlarca kardeşlerimiz var; esaret altında inliyorlar. bir gün gelip onları kurtaracağız ve büyük türk birliğini kuracağız!’ diyemedi. fakat bir çok yerlerde bu fikrini ve bu inanışını sezdirdi…atatürk en samimi bir panturanistti ve bunu tahakkuk ettirebilecek bir kudretteydi.. ” (ergenekon, no. 4, şubat 1939, s. 13) diye yazabilen nadide bilim adamı.
  • küçükken kızılderilileri kurtarmak için evden kaçmış kendisi.
  • türkiye'deki ırkçılık fikriyatına 20.yy başındaki ecnebi tartışmalardan toparlayıp kattığı "bilimsel" bir içerik olmayan, 1970'lerden sonra ırkçı düşüncelerinden vazgeçtiğini beyan etmiş[*] psikolog. bunu yazdığıma inanamıyorum, "bilimsel" olarak desteklenebilecek, medeniyetler arasında homo sapiens sapiens'ten başka özbilinç sahibi primat ırkların dağılmış olduğunu ispatlayan bir yaklaşım ne 20.yy başında vardı, ne de şimdi var, ne de ileride olacak. (kızılırmak suyu, küresel ısınma filan derken türleşirsek başka tabii.)

    ayrıca türkkan vaktiyle sahte-bilimsel, çoktan tahakküm ideolojileri çöplüğüne fırlatılıp atılmış argümanları ırkçı-türkçülüğe meşruiyet kazandırmak için evirip çevirirken, gayet sosyal ve politik içerikli bir ırkçılığı tahkim etmiş idi. "bilim" gömleğine girmeye çalışan ırkçılığın her daim sosyo-politik bir projesi olmuştur ki, yasalar çerçevesinde buraya cümlelerini yazamadığım (internetten bakınız), 1942 tarihli meşhur türkkan manifestosuna ("bozkurtçunun amentüsü") dönerseniz, projenin "sosyolojik" içeriğinin gayet berrak bir şekilde ifade edildiğini görürsünüz.

    erken bir tarihte kendisi gibi new york'ta okuyan, kendisinden çok daha yetkin bir psikolog olan muzaffer şerif başoğlu, türkkan'ın sahte-bilimsel safsatalarına gereken bilimsel cevabı vermişti. (bkz: ırk psikolojisi)

    bir de: "amerindian" nüfusunun birkaç bin yıl önce sibirya ve asya menşeli göçlerle oluştuğu olgusunu ilk kez ispatlayanlardan değildir türkkan. ırkçı olduğu dönemde bu tezin bugünkü net ispatları ortada değilken teze "pantürkist" bir spin vermiş idi, binlerce yıl önceki asya kabilelerine "türk ırkı", "proto-türk ırkı" gibi etiketler yapıştırarak, "bakınız üstün türk ırkı medeniyeti nasıl yaymış" yollu. pek çok milliyetçi gibi 1980'lerde "kültürel milliyetçi" bir pozisyona yerleştikten sonra "ırk" jargonunu devam ettirir ama retoriğin tonunu azaltır ve mevcut tarihsel, arkeolojik ve antropolojik bulguları daha özenli ele alır. amerikan yerlilerinin etnik kökenlerinin araştırılması külliyatına "yeni" bir şey katmadığını, ancak bizde çok az insanın bildiği bir literatürün yerli distribütörü olduğu için prestij biriktirdiğini söylemeli.

    ...

    [*] "bu kürt, şu arnavut diye ayırıcılık yaparsak, türk toplumu içinde erimeğe yüz tutmuş unsurların ayrılık hislerini kamçılamış olacağız, bir gün gelecek türk'ün dış düşmanları bu hisleri daha da kışkırtıp ülkemizi karıştırmaya kalkışacaklar. hem sonra, ırk ayrımı akıl ve hukuk sahasında kalmayabilir, kin de doğurur ve iş his tarafına kayınca, insanlık dışı haksızlıklara yol açabilir...bir de hissi sebepten bu uygulama düşüncemi terk ettim: tutuklama günlerimde, aramızda bulunan biri abaza, diğeri de arnavut ve kürt karışımı olan iki genç, öyle cesur ve mertçe davrandılar, türkçü hatta türk ırkçısı fikirlerine ne kadar candan sarıldıklarını öylesine ispat ettiler ki, içimde hem sevgi hem de utanma hissi uyandı. buna benzer kim bilir ne kadar 'gayrı türk' dediğimiz vatandaşımız vardı. bunları itmeğe, sen bizden değilsin demeğe gönlümüz nasıl razı olabilirdi?" (tabutluktan gurbete, istanbul, 1975 s. 403-4)

    ...

    edit: bir dost haklı bir noktaya temas etti, türkkan'ın ülkeye 1974'te dönüşünden sonra pozisyon değiştirmesi ile ilgili, katılıyorum: "ilmi" olarak insanlar arasında ırk ayrımları olduğuna inanmaya devam eder gibidir kendisi, lakin "bilimsel gerçek" sandığı şey üzerinden türkiye içinde politika yapmanın meşru zemini kalmadığını teslim etmiştir. yani sosyo-biyolojik olarak "türk" olmayan da aynı fanatizmle "türklüğe" sarılıyor ise (allodoxia etkisi), o zaman kültürel milliyetçilik vakti gelmiştir.