aynı isimde "rehber" başlığı da var
şükela:  tümü | bugün
  • yanılmıyorsam vedat bey * * bu belgesel süreci için çok çaba sarf etti, çok özenerek ortaya çıkardı bu işleri.
    şaşırmıyorum, vedat bey ve birlikte yol aldığı insanlar böyle özenli.
    bu vesileyle yazarlarla buluşması da ayrı mutlu etti.
  • bizim süper bi mutfağımız var. sırf gaziantep 10 ülkeye bedel. yemek işiyle dünya markası olmak çok zor olmasa gaziantep bütün dünyayı geride bırakırdı.

    ne zaman bir sebeple ülke dışına bizim mutfağın kıymetini daha bi anlıyorum. birinin bu işi derleyip toplaması gerekiyordu.
    sanırım vedat milor'un rehber sitesinden yola çıkan bir belgesel olacak.
  • yemek konusunda ne aramam gerektiğini, damağımı tanımayı, şaraptan anlamanın ne demek olduğunu öğrendiğim insanın belgeseli. biraz sosyal medyadan uzak kaldığım şu zamanda haberdar olmak mutlu etti.

    soru-cevabı kaçırırsam sorularımı siz benim için sorun:
    lezzetlerin dikeyinde rehber videoları olacak mı?
    belli bi içecek ya da yiyeceğe odaklanan bölümler olarak.
    işte, midye, boyoz, sarma ya da şarap, rakı, meze gibi tek başlıklara odaklanan detaylı bölümler gibi.
  • link vermeyenlere laflar hazırladım ve link de burda.
  • vedat milor yayin oncesi instagram'da paylastigi videoda "ustalarimizi yeteri kadar takdir etmiyoruz." demis. bu sozu duyunca aydinlanma yasadim. yahu sahiden biz neden bunu yapmiyoruz dedim.

    ne biz, ne de gastrotravel amaciyla turkiye' ye gelenlerin hicbiri bizim seflerimizden, ustalarimizdan bahsetmiyor. ayni adam japonya' ya, italya' ya gittiginde sushi sefi ya da pizza ustasindan wizard, master sifatlariyla bahsedip sefle birlikte cektirdigi fotografi sosyal medya hesaplarindan gururla paylasiyor. bize gelince buranin pidesi, kebabi muhtesem tamam, ama bunu yapan usta kim? iste o kimsenin umrunda degil.

    belgeseli izlemeyi heyecanla bekliyorum. umarim amacina ulasir. emegi gecen herkese simdiden tesekkurler.
  • vedat milor ve arkadaşlarının hazırladığı belgesel. vedat milor'un resmi youtube hesabından bugün 22'de yayınlanacak. heyecanla beklemekteyim.
  • sevgili vedat milör'ün son zamanlarda ürettiği kaliteli içeriklerden sonuncusu. çok güzel bir belgesel olmuş, emeği geçen herkese teşekkürler. müzikler, çekim, kurgu vs gayet başarılıydı. bir pide sevdalısı olan beni, soluksuz bir şekilde ekranın karşısına kilitledi.

    pidenin son halleri beni de gerçekten çok üzüyordu, dışarıda yediğim pideden zevk alamaz haldeydim. dandik pideler bana mayalamayı, pide yapmayı öğretti. en azından evde kendi pidemsimi yapıyorum, kuş kadar içle hamurumsu pide yemiyorum diye avunuyordum. umarım bahsettiği bilinç zamanla oluşur ve geleneksel mutfağımız artık daha da genel bir kalitesizlik yönünde ilerlemez.
  • videoyu izledim harikaydı. en azından işin felsefesini anladım. çekim profesyonel ama konuşmalar amatörceydi, yani hayatın kendi içinde akan süreçte ki gibiydi. bu gün geldiğimiz ortamda, yemek özelinde değil sadece bir çok konu da imgeler üzerinden yaşıyor ve seçimlerimizi ona göre yapıyoruz. geçtiğimiz günlerde bir arkadaşımız mimarlığın tv'de sadece ofiste çizim yapan ve fotoğraf çeken bir meslek olarak yansıtıldığını ve gençlerin de buna göre seçim yaptığını söylemişti. kafamızda bir şef algısı oluşmuş, bu şef farklı sunumlar yapan, kendine özgü bir tarzı bulunan ve modern mutfakla uğraşan bir şef. filmler, yarışmalar, diziler hep bu şefi cool gösteriyor. lahmacun ve pide ise sosyal medyada, mizah konusu oluyor. bir bakıma psikolojide ki kendisini gerçekleştiren kehanet. modernizmin evrilişinden sonra, algılar daha önemli oldu, her şeyde bir tekelleşme var şu an. buna talep de bir hayli fazla. bizim yeni bir imaja ihtiyacımız var. anadolu rock müziklerinin altında bir çok yabancının yorumu var, hepsi hayran, çünkü müziğe ulaşmak yemeğe ulaşmaktan daha kolay. ben, bizim mutfağımıza ciddi talep olacağını düşünüyorum. ama şöyle de bir korkum var, biz neyi konuşursak onu kaybediyoruz. bir ara tarımdı bu, bir ara başka şeyler, sanki sönmeden önceki bir yıldızın son parıltısı gibi. bir pide de yılların verdiği birikim ve kültürel kodlar var, bir ilmi, bir usulü adabı var, bu birikim maalesef ki o renkli, o bol reklâmlı mutfağın gölgesinde soluyor.
  • kısa zaman dilimleri içerisinde sürekli içerik üretiyor olmaya devam etmek gerçekten çok zor bir iş. ama diğer yandan üretmek istiyorsanız da izleyenin kendine değer verildiğini hissettiği, kaliteli işler ortaya koymanız gerekiyor.

    belgesel süresi boyunca gerek (bkz: vedat milor)’un kibarlığı, zarifliği ve içten anlatımı gerekse sağlam bir prodüksiyonun olması gerçekten izleyicinin kendini değerli hissetmesine vesile oluyor.

    jenerik seçimi ve açılış sahnesi -bence- gerçekten çok başarılıydı.

    emeği geçen herkesin eline sağlık. umarım devamı gelir.

    edit: ekleme.
  • vedat milor yine kalitesini katarak duygusallığa kapılmadan, yerele ve yabancıya adil ve akılcı davranarak bu kadar duyguya hitap eden bir belgesel yapılmış olması özel bir başarı.