şükela:  tümü | bugün
  • bir çoğu rehber olamayacak kadar kendi derdine düşmüş oluyor bizzat gördüm......
  • gerçek meslekleri olmasına rağmen fırsat bulup da psikolojik danışmanlık yapamayan psikolojik danışmanlardır. bu yüzden çoğu, mesleğin etik kurallarını unutur, yok sayar. bir kısım azınlık ise rehberlik ve psikolojik danışmanlığı birleştirerek harikalar yaratır. görevleri sadece öğrenciyi üniversiteye sokmak değildir; mesleki rehberlik, bireysel rehberlik, grup rehberliği, bireysel psikolojik danışma, grupla psikolojik danışma, eğitsel rehberlik gibi çok da azımsanamayacak işler yaparlar bu yüzden de meslek rol tanımları çok fazla belirginleşememiştir ve çoğu da kendini geliştirdiği bir alanda gerçekten yeterlidir. diğer adları ve bence daha doğru meslek tanımları okul psikoloğudur.
  • okullarda çalışanları, kendilerine ait odaları olmaları, derse girmemeleri, nöbet tutmamaları, ve idarenin verebileceği görevlendirmelerden muaf olmaları gibi nedenlerden dolayı diğer branş öğretmenleri tarafından biraz kıskanılırlar. ne yaptıkları ve okuldaki işlevleri diğer öğretmenler tarafından genellikle eksik ve yanlış bilindiği için rehber öğretmeni, okuldaki sorunlu öğrencileri düzeltmekten sorumlu öğretmen zannederler.
  • üniversitelerin rehberlik ve psikolojik danışmanlık bölümlerinden mezun kimselerin mesleğidir. memur zihniyetiyle yapılmaması gereken, az para kazanılsa da (devlet okullarında çalışanlar için) mesleki anlamda büyük tatmin sağlayan bir iştir. hümanizmaya inanan, aydınlanmacı, çocukları seven, idealist, öğrenmekten, hepsinin de ötesinde diyalogdan hoşlanan insanların yapması gereken bir iştir.
    gözlemlediğim kadarıyla memleketimizde biyolojik temelli öğrenme problemlerinden öte, daha çok depresyon, anksiyete, saldırganlık gibi psikolojik bozukluklarla karşılaşırlar. istismarın, tacizin, türlü ekonomik ve sosyal baskıların hırpaladığı çocukların yaralarını sarmaya çalışırlar. iyi bir rehber öğretmen, bunu psikologluk oynayarak değil, öncelikle çocuğun koşullarını elinden geldiğince düzelterek başarmaya çalışır.
    mesleğim değil fakat babamın mesleği, o yüzden atıyorum ve tutuyorum efendim. ama kendimi bildim bileli gözlediğim şudur ki, bu memlekette çocuklara ve gençlere zerrece değer verilmez. okulda, evde, mahallede türlü işkenceye maruz kalır çocuklar. dayak olağandır, tehdit sıradandır. namus diyince akan suların durduğu bu memlekette, çocuklara karşı işlenen cinsel suçlar maalesef vaka-i adiyedendir. bunlarla da bitmez; ailesinin binbir güçlükle okula yolladığı çocuktan bilmemne parası almaya çalışıp, alamayınca da türlü rezillik yapan okul yöneticileri, lise kapılarına dizilip uyuşturucu satan karaktersizler gani ganidir. buradan, gözleri iyice görmez oluncaya dek okulda, milli eğitimde, adliyede ve sokakta çocukları için yıllar boyunca don kişotluk yapan babamın gözlerinden hasretle öpeyor; meslek erbabı tüm güzel insanlara da, gazanız mübarek olsun diyorum.
  • özellikte lisede (en azından bizim zamanımızda) hiç de rehberlik etmeyen, hiçbir zaman odasında bulunmayan öğretmen. o kadar ki 2 kişilik mevcudumuzla fransızca dersi sınıfımızdı o oda.
  • ortaokulda uslu puslu bir öğrenciyken müdavimiydim ben bu rehber öğretmenlerin. öğrenci kılığından çıkmış bir öğrenci olduktan sonra bir daha yüzlerini görmedim. genelde öğrencinin ailesine sorması gereken soruları öğrenciye sorar. örneğin; küçükken travma geçirdin mi? travma ne lan...
    her hafta düzenli olarak öğrenciyi odasına çağırıp kendince terapi yapar. bu terapi seansları genelde bakışarak geçer. benim rehber öğretmenim benden ne öğrenmek istediğini kendi de bilmediği için saçma sapan sorular sorardı. sonra bakardı, bakardı, bakardı...
    deneyimlerime dayanarak; rehber öğretmen konuşturma beceresine sahip olması gereken kişidir derim ben.
  • şaka gibi gelse de ciddi ciddi her sene nisan ayından yaz tatiline kadar olan süre içinde kendilerine başvuran öğrenci sayısında büyük bir artış gözlemleyen öğretmenlerdir.

    (bkz: geldi bahar ayları gevşer gönül yayları)
  • sadece okullarda değil dershanelerde de bulunur. okul ve dershane versiyonları arasındaki en büyük fark, dershanedekilerin, okuldakilere oranla çok daha güzel* olmasıdır. hatta buradan da daha önce erkek bir rehber öğretmen görmediğimi çıkarabiliriz sanırım. onun dışında kalan tüm özellikleri aynıdır. gözlemlediğim kadarıyla, yine, pek işe yaramazlar, en azında ben ve benim etrafımdaki insanların pek işine yaramadılar. yine, arada sırada -ne işe yaradığı bilinmez- test, anket gibi şeyler yaparlar.

    büyük ihtimal çok işe yarıyorlardır aslında ama bunu öğrencilere ifade etmekte sıkıntı yaşadıklarını düşünüyorum. o doldurduğumuz anket benzeri şeylerin bir geri bildirimi olmuyor ki hiç. örneğin, arada sırada sınıfa girip: "çocuklar, okul içinde yaptığımız araştırmalara dayandırarak çoğunuzun günde 2 saat ders çalıştığını belirledik. bu zaman aralıklarında ders çalışanların not ortalamasını incelediğimizde 3,42 bulduk. öte yandan, günde 3 saat ders çalışan azınlığın not ortalamasını 4,85 bulduk. hepiniz günde 3 saat çalışın." benzeri bir şeyler söyleselerdi haklarında daha iyi bir izlenim oluşurdu diye düşünüyorum. en azından kafalarda oluşan "ne iş yapar rehber öğretmen?" sorusuna bir cevap olurdu.

    gerçi yine de haklarını yememek gerek, benim ortaokulumda rehber öğretmen yoktu, resim öğretmeni yapardı rehberliğimizi. kimbilir, belki de o yüzden ortaokul arkadaşlarımın çoğunu, dallama mizaçlı insanlar oluşturuyordur.
  • rehberlikçi, rehber gibi isimleri kullanılmakla beraber meb'de psikolojik danışman olarak kabul edilmektedir son dönemlerde...
    mesleki doyum konusunda en çok sıkıntı yaşaanan mesleklerden bi tanesidir. ve ülkemde mesleğe yeni başlayan rehber öğretmenlerin bir çoğu gerek mesleki doyumun olmamasından, gerek ilgisizlikten ve gerekse çalışmaktan kulağının ardı terlese de diğer öğretmenler tarafından boşuna gelip giden birisi olarak değerlendirilmesinden dolayı mesleği bırakmayı düşünmektedir.
    okullarda büyük bir boşluğu doldurmasına rağmen (o boşluk öğrenciyi kimsenin insan yerine koyup dinlememesi, onun duygularına önem vermemesidir.) vurun abalıya misali her gelen bi laf sokma merakındadır rehber öğretmene. kendisi ''bugün serbestsiniz'' deyip sınıfta bulmaca dolduran öğretmen bile laf sokma derdindedir, o kadar yani...
    ayrıyeten mesleki dayanışmasını da tam anlamıyla sağlayabilmiş değillerdir. bir dernek ya da haklarını savunacak adamakıllı bir kuruluşları bile yoktur...

    buna rağmen umut dağıtmak, mutlu olmasa bile mutlu görünmek zorundadır rehber öğretmen...