şükela:  tümü | bugün
  • türkiyedeki çarpık sistemin bir başka halkası. bilenin de bilmeyenin de konuştuğu bir meslek görünüşe göre. çetrefilli bir konu ama biraz açalım.

    öncelikle böyle bir ünvan olmadığını belirtelim. bu rehber öğretmen kavramı, ilk zamanlar okullarda görev yapan "okul psikolojik danışmanı" için maliye bakanlığınca kullanılıyordu. mantık ta okulda öğretmen dışında bir şey çalışmaz idi. o halde bu ünvan öğretmene uydurulacaktı, vesselam bu halini aldı. ones upon a time, üniversitelerin rehberlik ve psikolojik danışmanlık bölümlerinden mezun olanlar okullara "rehber öğretmen" olarak atanırken, şimdilerde (son 5-6 yıldır) nicel yetersizlikten dolayı eğitim programları ve öğretim, felsefe, sosyoloji... gibi alanlardan mezun kişiler birer ay kursla bu şekilde atanabiliyor. o kurslardan birinde görevliyken yaşadığım sinir harbini burada anlatmaya kalksam günüm zehir olacak, bu nedenle girmeyelim konuya.

    peki ne oluyor? ferud, jung, adler, skinner, piaget... öğrenip, bireysel psikolojik danışma ,grupla psikolojik danışma, kariyer psikolojik danışması, psikopatoloji, özel eğitim, konuşma bozuklukları, davranış bozuklukları... gibi bir sürü alanda yetkinleşen insan evladının yerine tanı/teşhis ve tedaviyle ilgisi olmayan, psikometrik, zeka, projektif... testlerden bihaber, empatiyi sadece "hım evet, senin yerinde olsam şöyle yapardım" sanan, zeka geriliğini sadece salyası akan çocukların yaşadığı bir şey olarak gören, psikolojik danışmayı "ben de iyi dinleyiciyim" le eş tutan... bir grup arkadaşım okula rehber öğretmen sıfatıyla atanıyor. ve bu halin sonunda üniversitelerin pdr bölümünden mezun arkadaşlarım "psikolojik danışman" sıfatını sahiplenmeye meyledip, rehber öğretmenlik sıfatını bu arkadaşlarıma bırakıyor.

    son beş yılın izahını yaptım ama eskiden daha mı iyiydi derseniz, cevabım yine hayır olacak. o zamanlar da üniversitelerin eğitim yönetimi, pedagoji gibi alanlarından çıkan insanlar rehber öğretmen olarak atanmış, zaten kavram da ülkede yeni olduğu için ve atanan kişi gerekli donanıma sahip olmadığı için hep "gereksiz, boş gezen" öğretmen olarak akılda kalmışlar.

    mümtazer türköne efendi de tıpkı benim kendisi için düşündüğüm gibi, kötü örneklere bakarak, bir meslek çatısı altında bulunan kişilerin tamamı hakkında hüküm veriyor. hem de işin aslını, yapısını, gelip giden milli eğitim bakanlarının duyarsızlığını düşünmeden, bu işin iktidar ve anlayış sorunu olduğunu hesap etmeden, iki dışarıdan atamanın da akp döneminde olduğunu görmezden gelerek... edep yahu!

    mümtazer beye kabaca anlatalım sahici bir okul psikolojik danışmanı ne yapar:

    - özel eğitime ihtiyacı olan çocukları teşhis edip gerekli tedbirlerin alınmasını sağlar
    - ihtiyacı olan öğrencilere bireysel psikolojik danışmanlık hizmeti verir
    - kariyer psikolojik danışması yapar, ilgi ve yetenekleri doğrultusunda, zorunlu geribildirimleri de sağlayarak geleceğini belirlemesinde doğru referanslar sağlar
    - sınav kaygısı gibi bir illeti çözer
    - ailelere eğitim verir
    - önleyici ve koruyucu tedbirlerin alınmasını sağlar
    - okula, öğretmenlere ve yönetime bir anlayış kazandırır: bireysel farklılıklara saygı, dayak atmak bir disiplin aracı değildir, okul çocuğu yontma, tek kalıba sokma yeri değildir

    ve dahası

    bir de şunu ekleyelim tam olsun; bu maddelerden birini dışarıdan almaya kalksanız en azından bin liranız gider ama gerçek bir okul psikolojik danışmanı bunu bedavaya, sevgiyle halleder. amacınız okulu cılız bırakıp dersaneleri çoğaltmak gibi, okul psikolojik danışmanı kavramını cılızlaştırıp özel klinikleri palazlandırmaksa ne denir?
  • tosun paşa'daki "ben de paşayım, sen de paşasın, hepimiz paşayız" repliğini hatırlatıyor bu terim bana. zira herkes rehber öğretmen, rehber öğretmen ne demek doktorasını yapmış psikolog.

    anasınıfı öğretmeni, beden eğitimi öğretmeni, resim öğretmeni, sınıf öğretmeni herkes psikoloji hakkında her şeyi biliyor. çocuğun problemi ne, velinin ne, aslında ne yapılması gerekiyor, ne neden olur, o bundan olur, bir bakış yetiyor şıp diye teşhisi koymaya. iyi de bacım, her şeyi bildiğin kadar haddini de bilsen ne guzel olacak değil mi? ama yok zira o konu işlenirken şizofreni hakkında seminer veriyordu kendisi. bir-iki okul değil, her okulda bu böyle. doktora düzeyinde hızlandırılmış psikoloji eğitimi veren yerler mi var anlamıyorum ki.

    veliler de gitmiş bu eğitim ocaklarına belli, onlar da biliyorlar çünkü. çocuk neyi neden yapıyor, aslında düzeltmek için ne yapmak lazım, yol da gösteriyor hatta "siz bi çağırın şöyle şöyle deyin, şunu şunu önerin" diye. e sen de, sen benden daha iyi biliyorsun diyecek oluyor insan önceleri, sonra anlıyor ki asıl amaç çocuğun problemini çözmek değil, size yol göstermek, çaktırmadan ufkunuzu açmak. bir nevi staj yani.

    anlıyorsunuz ki her başarılı rehber öğretmenin arkasında, kendisini onu eğitmeye adamış bir veli ve öğretmen ordusu var.

    bir tek rehber öğretmen anlamıyor psikolojiden. çünkü üniversitelerin pdr bölümlerinde nerde durmanız gerektiği anlatılıyor, öğrencinin sorununun ulu orta konuşmamanız gerektiği, herşeyi herkese anlatmamanız gerektiği anlatılıyor. sağdan soldan duyma, kulaktan dolma, 5 adımda motiasyon tipi kitaplardan edinilen bilgilerle teşhis konulamayacağı anlatılıyor orda. bu yüzdendir ki pdr çıkışlı rehber öğretmenler hiç bir halt bilmezler. ama bakın felsefe çıkışılı bir rehber öğretmene, işletme bitirip özel üniversitede yüksek lisans yapmış rehber öğretmene-psikologa onlar da herşeyi bilirler, danışma merkezi açıp terapi yaparlar, bilirler çünkü.

    sözün kısası önemli olan rehberlik yapan kişinin menşeidir. pdr mezunu olmayan herhangi birine istediğiniz konuda danışabilir, sonuna kadar güvenebilirsiniz; zira onlar bilirler
  • şu sıralar yönetmeliği degistirilip diğer öğretmenler gibi koridor nöbeti, sınav gözetmenligi gibi mesleği dışında görevler verilmeye çalışılan meslek grubu. ayrıca okulda memurun ve müdür yardımcısının yapacağı idari işleri rahatça üstlerine yüklemenin yolu açılmış.

    çalışma saatleri de haftada 40 saate çıkarılıp, psikolojik danışma kavramını da yonetmelik taslağında hiç kullanmayarak alan dışı atamalar için hukuki zemin oluşturulmaya çalışılmış.

    meb psikolojik danışmanları;
    özellikle köhne kafalı,
    öğrenciler için, "eskiden psikoloji mi vardı bi dalacan bunlara bak bidaha bozuluyor mu psikolojisi" diyen,
    bu çağda rehberlik hizmetlerini gereksiz görüp kuran kursu hocalığı tarzı öğretmenlik yapmayı kendisine şiar edinmiş baya bir kalabalık öğretmen grubunun hasedi ve kini altında lince ugratmakta.

    yönetmeliği hazırlayanlar ise alan mezunu dahi olmayan, hiç bir stk, saha çalışanı, universite ve bilir kişiden öneri almadan hınçla hareket eden kimseler.

    koridorda nöbet sırasında çocuklara bağırıp sınıflara sokmaya çalışan bir rehber öğretmene hangi öğrenci gidip derdini anlatır. tsk'da dahi psikolojik danışmanlara nöbet gorevi bu nedenle verilmiyorken...

    sevgili meb; bak bu insanlar önemli. pisa sonuçlarına göre 72 ülke arasında en mutsuz öğrenciler turkiye'de. okulda bu mutsuz ogrencileri şartsız kabulle dinleyecek, anlayacak kimse yok. kimsenin buna zamanı da yok.

    mesleğini suistimal edenler olabilir. bundan sonra da olacaktır. hangi meslekte yok ki? ama bunun çözümü, o insanlara uzmanlık alanları dışında görevler verip akıllanmalarını(!) sağlamak değil. işin ucunda çocuklar var çocuklarımız var.

    son bir kaç yıldır çocuk istismarı ve taciz vakalarını okulda kimler ortaya çıkarmış google'dan bile bakılabilir.

    rehber öğretmen okulda otorite olmaz, olamaz meslek etigine aykırıdır.

    umarım meb kısa zamanda bu hatasından döner.
  • gerçek meslekleri olmasına rağmen fırsat bulup da psikolojik danışmanlık yapamayan psikolojik danışmanlardır. bu yüzden çoğu, mesleğin etik kurallarını unutur, yok sayar. bir kısım azınlık ise rehberlik ve psikolojik danışmanlığı birleştirerek harikalar yaratır. görevleri sadece öğrenciyi üniversiteye sokmak değildir; mesleki rehberlik, bireysel rehberlik, grup rehberliği, bireysel psikolojik danışma, grupla psikolojik danışma, eğitsel rehberlik gibi çok da azımsanamayacak işler yaparlar bu yüzden de meslek rol tanımları çok fazla belirginleşememiştir ve çoğu da kendini geliştirdiği bir alanda gerçekten yeterlidir. diğer adları ve bence daha doğru meslek tanımları okul psikoloğudur.
  • merkezi bir devlet okulunda, okul rehber öğretmeni ünvanıyla çalışıyorsa işi çok zor olan öğretmendir. kendisinden hem okuldaki rehberlik faaliyetlerini yürütmesi, organize etmesi beklenir, hem de özel eğitim gereksinimi olan öğrencileri tespit edip, gerekli müdahaleleri yapması beklenir. dahası psikolojik danışman unvanıyla, ihtiyacı olan öğrenci ve velilerle ''bireyle psikolojik danışma uygulaması'' yapması beklenir. en basitinden veliler için hazırlanan seminer programını uygulamak için dışarıdan gelen ortalama bir uzman 500-1000 tl arası para isterken okul rehber öğretmeni bu programı, yeri geldiğinde haftada üç kere, ekstra ücret almadan uygular. özel işletmelerde psikolojik danışma seans ücretlerinin 150 liradan başladığını da söylemeden geçemeyeceğim. tüm bunlar göz önüne alındığında aldığı maaşı fazlasıyla hak ettiğini söylemek gerekir. bu duruma rağmen halen ''rehber öğretmenler yatıyor yeaaaaa'' diyenlerin ağzına ev terliğiyle vurmak caizdir.
    ayrıca rehber öğretmenler yaptığı iş için bir gereklilik olan süpervizyon uygulamasından da faydalanamamaktadır. karşılaştığı vakalara kendi yaratıcılığı ölçüsünde müdahale etmesi beklenmektedir. bu durumda -tam adıyla- ''psikolojik danışman ve rehber öğretmen''in üzerinde baskı unsuru olarak yerini almaktadır. anlayacağınız işimiz zor azizim.
  • günlük rutinleri şöyle olan meslek grubu:

    - mesai başlangıcında kapıda her gün üç beş öğrenciyi bekler bulma. geç kalan bu öğrencilere derse girmeleri için yalvarma.

    - rehberlikte olduğunu söyleyip derse giren yukarıdaki öğrencilerin müdür yardımcısı tarafından görülmeleri halinde idareye çağrılmaca. iğnelenmece.

    - rehberlik saati etkinliklerini neden sizin uygulamadığınızı çünkü sınıf öğretmenliğine ayrılmış özel saatler ve sınıf öğretmenliğinin artık bir müfredatı olduğunu bu dersin de onunla ilgili olduğunu anlatmaca. nerdeyse günde en az beş öğretmene.

    - rehberlik saatinde uygulanacak etkinlikleri çıkarıp öğretmenlere vermece. onların bunları kaybetmeleri. tekrar gelip istemeleri. ardından uygulamayacağım ama dosyada dursun lafıyla kahırdan ölmek istenece.

    - milli eğitimden gelen bir sürü bok püsüre cevap vermece, zamanında olmadıysa ya da size mantıklı gelmediyse idareden laf yemece.

    - ayılan- bayılan- hastalanan öğrenciyle boğuşmaca ki hiç de az değildir.

    - arada görüşme yapmaya çalışma. görüşme yaparken öğretmenin gelip bu neden burda yine diye hesap sorması.

    - her gün en az iki öğretmenin disiplin dilekçesine cevap verme. eğer disiplin kurulunda görüşülmesine gerek yok dersen yıl boyunca sana baktıkça öğretmenin küfrettiğini hissetmen. disiplin kurulunda görüşülsün dersen öğrenci velisinin akşam boyunca telefon ertesi gün boyunca akrabalarıyla tacizlerine boyun eğmece.

    - öğretmenin kulağından tutup bunu düzelt diye getirmesine bu işin gönüllülük esasına dayandığını anlatmaya başlayınca oturduğun yerden para kazan bakışı. kulağından tutulup rehberlik servisine getirilen öğrenciler algısı nedeniyle öğrencilerin başka bi arkadaşlarını rehberlik servisinde görünce acıyarak bakması, sorunun ne diye sorması. akabinde rehberlik sersinin tüm öğrenciler için olduğun anlatmaya çalışmak.

    - bu arada sınav kaygısı yaşayanlara yardımcı olmak.

    - ders çalışma programı hazırlamak. ama öncesinde uzun uzun ders çalıma programı nasıl hazırlanır asıl onu öğrenmeleri gerektiğini reçete yazar gibi hazırlayamayacağını anlatmak.

    - boş ders varsa - ders öğretmeni izinliyse falan- idare tarafından zorla derse girdirilmek. hayır dediğinizde didişmek, sonrasında da her şeye hazırlıklı omak.

    - tuvalet basmak.

    - arama yapmak, kılık kıyafet kontrol etmek.

    - okula getirilen öğretmen çocuklarının odaya bırakılması o saat için hazırladığın hiçbir şeyi yapamamak.

    - geç gelecek öğretmeni sınıfta beklemek.

    - devamsızlık takibi yapmak, velileri aramak.

    - okulu bırakanlara dön diye yalvarmak.

    - öğretmenlerin tüm kişisel sorunlarını dinlemek. çocuklarına yardım etmek.

    amaaaaan bok püsürük işte. sakın okumayın.
  • özellikle işe yaramamaya çalışanını gördüm.

    gönderilen öğrenci ile salak saçma bir şekilde ilgileniyor, "bi daha yapmazsan sana şeker veririm" türü sorun çözme(!) yöntemiyle öğrencinin düzeleceğini sanıyordu. her gönderilen öğrenciye benzer şekilde ilgilen(mey)ince, öğrenci göndermemeye başladık kendisine. çünkü işe yaramıyordu. sorunu biz kendimiz çözüyorduk, hem zaten daha iyi iletişim kuruyorduk öğrenciyle.

    en aktif çalıştığı dönem, peygamberin kutlu doğum haftasında çocuklara konu ile ilgili seminer verdiği vakitti. 1. sınıf çocuğuna bile seminer verdi. ilkokulda soyut bilgiler verilmemesi gerektiğini anlayamamış bir rehber hocaydı kendisi.
  • tekrar ve tekrar; dersanede rehber öğretmen sandığınız kişi felsefe ya da sosyoloji mezunudur. öğrenciyle bireysel olarak ilgilenmez, kendini gerçekleştirmesi için ya da psikolojik sorunlarıyla uğraşmaz. dersanenin başarı oranını yükseltmek derdindedir. bu nedenle tm puan türünden giren mesela psikoloji isteyen bir öğrenciye maliye, işletme, iktisat yazdırır ki bir şekilde bir yere yerleşsin. (aslında 4 sayfa bilgisayar çıktısı liste verir, bütün tm bölümlerini içeren. seç der)

    milli eğitim bünyesinde okullarda çalışanlar tacizle, tecavüzle, şiddetle, uyuşturucu bağımlılığıyla, terk edip giden ailelerle, ergenlik döneminin klasik sorunlarıyla, arkadaş ilişkileriyle, akademik başarıyla, travmalarla, intiharlarla, mesleki rehberlikle, disiplin sorunlarıyla uğraşır. gizlilik ilkesi gereği bunların sadece bildirmesi gerektiği kadarını gerekli mercilere bildirir. insanlar da "yatıyor yea" der.

    o yüzden tekrar ve tekrar keşke daha az okuyup rehber öğretmen olsaydınız
  • okul psikolojik danışmanı ünvanı verilse bulduğu herkesi atayamayacağı için meb tarafından rehber öğretmen (artık rehberlik) olarak isimlendirilen kişi.

    en iyi ihtimalle %50 oranında, ölçme değerlendirme, program geliştirme, felsefe, sosyoloji, halk eğitimi gibi bölümlerden mezun olanlar , geri kalanlarda psikoloji ve psikolojik danışma ve rehberlik bölümlerinden mezun olanlar arasından atanmışlardır.

    bir rehber öğretmen okuldaki hemen her kurulda görevlidir, ayrıca il/ilçe mem ve ram tarafından farklı kurullarda da görevlendirilmektedir. okullarda çalışırken il/ilçe mem den gelen görev tanımlarının içinde olan veya yaklaşmayan görevlerle kağıt kürek işleri yapmaktan kafalarını kaldırdıklarında öğrencilerle çalışırlar.

    sınıf rehberlik çalışmalarında girmeleri gereken konular (öfke yönetimi, çatışma çözme vb.) haricindeki çalışmaların sınıf rehber öğretmenleri tarafından yapılması yönetmelikler gereğidir. ancak sınıf rehber öğretmeni bu etkinlikleri yapmak yerine test çözer ders işlerler.

    öğrencinin sınıf kurallarına uymaması, derste konuşması, ayağa kalkması, sakız çiğnemesi, arkadaşının saçını çekmesi gibi durumlarda öğrenciyi ite kaka odasına atan öğretmenlerle uğraşırlar. çünkü öğrencideki bu davranışlar psikolojik problemler sebebiyle değil, öğretmenin sınıf yönetimindeki yetersizliği kaynaklıdır. ama muhteşem öğretmenlerimizin hiç bir kusuru yoktur.

    disipline verilen bütün öğrencilerle görüşmek, ne saçma sebeple verilmiş bu çocuk disipline dese bile rapor yazmak ve disiplin kuruluna vermek zorundadır.

    madde bağımlılığı, intihar düşüncesi/girişimi, çocuk ihmal ve istismarı konularından yasal mevzuatı bilmek, sürecin sağlıklı bir şekilde yürütülmesini sağlamak, bildirimde bulunmak veya bulunulmasını sağlamak, okulda öğretmenlerin öğrencinin yaşadıkları hakkında dedikodularını önlemek, okula geri dönen çocuğun zarar görmemesini sağlamak için uğraşmak zorundadır. bu kulaklar, bekareti bozulmamış ne olacak ki, kim bilir ne yaptı ki tecavüze uğradı, gibi cümleleri duydu.

    ailelere çocuklarının gelişim dönemlerinde nasıl davranmaları gerektiğini anlatmaya çabalarlar. okumamış kesimle işleri daha kolaydır, aileler önerilenleri uygularlar. çok bilen, çocuk gelişim kitaplarının hepsini okuyan velilere, okuduklarını yaşama uygulamadıklarını anlatmak için saç baş yolarlar.

    ders başarısı, sınav kaygısı, öfke yönetimi, problem çözme konularında öğrencilerin gelişimine katkıda bulunmaya çalışırlar.

    hijyen, sağlıklı beslenme, diyabet, kuş gribi, domuz gribi ıvır zıvır ne varsa üstlerinden geçer.

    herhangi bir resmi yazının bir yerinde rehberlik ifadesi geçiyorsa yazıyı kendisine havale edilmiş bulur. bunun benimle ne ilgisi var diye amire anlatmaya çalışır. rehberlik yazıyor diye turizm rehberliği yazısı havale edilmiş insanım.

    ha bu arada aptal değilim, yan gelip yatan, hiçbir işe elini atmayan, öğrenciyi öğretmeni başından savmaya çalışan, kendi desteğe ihtiyacı olan meslektaşlarımı hayatta savunmam. peki siz diğer branşlarda öğretmenlik yapan arkadaşım, ingilizceyi öğrencilerinden az bilen, günümüz yazarlarını takip etmeyen, mezun olduğu günden bu güne bilgisinin üstüne yeni bilgi eklemeyen, teknolojiden bihaber, ben derse girer anlatır çıkarım gerisi beni ilgilendirmez diyen, öğrencisine hakaret etmeyi kendine hak gören kaç meslektaşınız var aranızda. herkesin çöpü kendine batsın.

    18. yılımda hala it gibi çalışıp, hala bu cümlelere maruz kalmaktan yoruldum.
  • elleri cebinde okulda köşe köşe gezen,
    öğretmenler odasına girip yüksek sesle "şu sınıftaki kız öğrenci sayesinde yakında dayı olabiliriz, keh keh keh" diyen, söylediği cümlenin duyulduğu bölgede cinayet sebebi olduğunu umursamadan konuşan insan değildir. bir lise öğrencisinin en samimi ve temiz duygu ve düşüncelerle anlattığı ilk aşkını bu şekilde böğüren * insan değildir. olmamalıdır. ona o diplomayı verenlerin diplomalarının gözden geçirilmesi gerekmektedir.