şükela:  tümü | bugün
  • before night falls filminde bol odullu ispanyol aktor javier bardemin canlandirdigi kubali sair. homoseksuelligini yazilarinda cok on planda tutan, 25 yaslarina geldiginde yaklasik 5000 kisi ile birlikte oldugunu soyleyen arenas'in rolu jamon jamon ve live flesh gibi filmlerde bol kasli, vurdu mu oturtan macho akdeniz erkegini canlandirmaya alismis javier bardeme verildiginde bir suru elestirmen cok sasirmis, bu adam bu homoseksuel sairi nasil canlandiracak diye dusunup durmustu. filmi izleyip, bardem'in performansini gorunce agizlarina biber suruldu sanirim elestirenlerin...
  • castro devrimine katılmış, sonrasında adeta cezalandırılarak anti-devrimci ilan edilmiş ve dışlanmıştır. kitaplarının küba'da yayınlanması yasaklanmıştır. ancak o buna karşı çıkmış, müsveddelerini gizlice ülke dışına yollayarak yayınlatmıştır.
    castro'nun eşcinsellerin ve suçluların * ülkeden ayrılmalarına izin vermesiyle küba'yı terketmiş, bir daha da dönmemiştir.

    hiçbir kitabı dilimize çevrilmemiştir.
  • "kübalılar eğlenirken de, acı çekerken de gürültü çıkarırlar mutlaka." veciz sözünün sahibi, 1943- 1990 yılları arasında yaşamış kübalı şair, yazar ve oyun yazarı. ölümü, filmde* arkadaşının* ellerindenmiş gibi görünse de, yazılı kaynaklarda aids teşhisinden 3 yıl sonra aşırı doz ilaç ve alkolden intihar ettiği belirtiliyor.
  • aşkım, deniz

    ben...
    o çocuğum...
    kirli yuvarlak yüzlü...
    her köşede karşına çıkıp,
    "bir çeyrekliğin var mı?" diyerek...
    canını sıkan...
    ben...
    yüzü kirle kaplı...
    hiç şüphesiz
    kimse tarafından istenmeyen...
    diğer çocuklar,
    atlayıp zıplayıp gülüşüp oynaşırken...
    uzakta durup gelip geçen
    at arabalarını izleyen...
    ben istenmeyen o çocuğum...
    kesinlikle istenmeyen...
    kirli yuvarlak yüzlü...
    öyle ki dev sokak ışıkları ya da
    büyük annem beni aydınlatmadan...
    ya da küçük kızların önünde
    öylece aptal aptal dikilip durmadan
    çok önce...
    kirli yüzünün aşağılayıcı bakışlarını yansıtan, o çocuğum ben...
    ben o her zaman kızgın
    ve yalnız olan çocuğum...
    sizi o her zaman kızgın olan
    çocuğun aşağılamasına maruz bırakan ve uyaran:
    "eğer yanlışlıkla başımı okşayacak olursanız...
    bu imkanı sizin cüzdanınızı çalmak için kullanırım."
    ben her zaman o çocuğum...
    işlenmiş ve yakında işlenecek suçların
    sonucu çıkması yakın terörden...
    gelecek olan cüzzamdan ve pirelerden önce...
    hep o çocuk olarak kalacak olanım.
    ben o itici iğrenç çocuğum,
    eski kartonlardan uyduruktan bir ev yapan...
    ve bir gün kendisine
    eşlik edeceğinizi bilerek...
    sabırla bekleyen.
  • karanlıktan önce

    sokaklardan yürüyüp geçiyorum...
    lime lime olmuş lağım borularından akan
    pislikten harab olmuş sokaklardan geçiyorum...
    zamanın gerisinde kalmış,
    öyleki üzerinize yıkılır diye...
    atlamaktan korkacağınız binalar...
    sizi tartan ve hakkınızda hüküm veren,
    zamanın gerisinde merhametsiz yüzler...
    zamanın gerisinde kalıp,
    kapanmış dükkanlar...
    kapanmış çarşılar...
    kapanmış parklar...
    kapanmış kafeler...
    bazen karşınıza tozlu levhalar,
    gerekçeler çıkıyor...
    "restorasyon için kapalı"
    "tamir nedeniyle kapalı"
    ne tür tamiratlarmış bunlar?
    acaba ne zaman bu sözde restorasyon işleri bitecek?
    asıl ne zaman başlayacak bu sözde tamirat ve yenilemeler?
    kapalı...kapalı...kapalı...
    herşey kapalı...
    geliyorum, sayısız kilidi açıyor
    ve süreksiz merdivenlerden yukarıya hızla çıkıyorum...
    ve o işte orada,
    beni bekliyor...
    örtüsünü kaldırıyor,
    onun tozlu soğuk bedenine bakıyor...
    ve tozunu silip,
    onu okşuyorum...
    ellerimle, nazikçe, arkasını,
    üzerini ve yanlarını siliyorum...
    onun önümde kendimi,
    çaresiz ve mutlu hissediyorum...
    parmaklarımı tuşları üzerinde gezdiriyorum
    ve aniden her şey başlayıveriyor...
    önce ufaktan ufaktan,
    çınlayan bir sesle müzik başlıyor,
    sonra yavaş yavaş hızlanıyor...
    şimdi son sürat çalıyor...
    duvarlar, ağaçlar, sokaklar,
    katedraller, yüzler ve sahiller...
    hücreler,
    küçük hücreler ve büyük hücreler...
    yıldızlı geceler, çıplak ayaklar,
    çam ağaçları, bulutlar
    yüzlerce, binlerce,
    belki bir milyon papağan,
    bir iskemle, bir sarmaşık....
    hepsi benim çağrıma karşılık veriyor,
    ve bana geliyor...
    duvarlar geri çekiliyor, çatılar yok oluyor,
    ve sen son derece doğal bir halde
    havada öylece sürükleniyorsun...
    olduğun yerden kurtulup süzülüyorsun,
    ve yükseldikçe yükseliyorsun...
    başka bir yere götürülüp,
    naklediliyor, ölümsüz kılınıyor,
    ve kurtarılıyorsun...
    o, güç fark edilen
    ama sürekli ritme şükürler olsun...
    aralıksız "tap-tap" diye ses çıkaran,
    o müzik...
  • intihar mektubunda şu satırlar yer almaktaymış :

    "due to my delicate state of health and to the terrible depression it causes me not to be able to continue writing and struggling for the freedom of cuba, i am ending my life... i want to encourage the cuban people out of the country as well as on the island to continue fighting for freedom... cuba will be free. i already am."
  • yaşam öyküsünü konu alan before night falls filmini daha dün izleyebildiğim, kitapları halen türkçe'ye çevrilmemiş olan yazar.
    derken bugün bu haberle karşılaştım: küba çalışma yaşamında cinsel yönelim ayrımcılığı yasaklandı

    "..
    ben o itici iğrenç çocuğum,
    eski kartonlardan uyduruktan bir ev yapan...
    ve bir gün kendisine
    eşlik edeceğinizi bilerek...
    sabırla bekleyen."

    herkes bu kadar hızlı koşarken
    ölürken beklediğimize değecek mi?