şükela:  tümü | bugün
  • uzun adamın inönü'ye sevgisi malum..
    ağzını her açtığında ya "iki ayyaş" ya da "bunlar camileri ahıra çevirdi" dediği sözleri çok da eski değil..
    gel gör ki tarihin garip cilvesi rte'yi inönü'nün 2. dünya savaşında uyguladığı denge politikasına mahkum bıraktı..
    nasıl mı?
    kısaca anlatayım

    herkesin bildiği bir video var internette: cumhuriyetin 10. yılını kutlarken; ismet inönü bir kameranın karşısına geçmiş, konuşma yapıyor. konuşmasında, sovyetler birliği’nin kadim dostumuz olduğu vurgusunu yapıyor. yıl 1933. dünyada iki büyük devlet var; ingiltere ve sscb. ..

    o zamanın şartlarına baktığımız zaman, türkiye’nin jeopolitik konumuna baktığımızda, bu hareketin ne kadar doğal olduğunu görürüz. çünkü sınır komşumuz olan sovyetler ile iyi geçinmek, oradan herhangi bir tehlike gelmesini engelleyecekti.ancak, takvim 1939’u gösterdiğinde; türkiye, ingiltere ve fransa ile üçlü ittifak oluşturdu. çünkü, bir “avrupa savaşı” kaçınılmazdı. bu avrupa savaşı’nda ağır bir yenilgi almamak için ise, avrupa’nın devi ingiltere’nin yanında olmak gerek gibi gözüküyordu.

    1939’da yapılan bu anlaşmaya göre; türkiye’ye bir saldırı olursa, anlaşmanın diğer devletleri türkiye’ye yardım edecekti. eğer savaş akdeniz’e sıçrarsa da; türkiye, anlaşmanın diğer ülkelerine teçhizat ve asker yardımı yapacaktı.1939 mayıs’ında italya, fransa’yı yenince savaş akdeniz’e sıçramış oldu. ancak türkiye, sovyet tehdidi karşısında savaşa girmeyi reddetti.

    1939 ekim’inde, italya bu sefer yunanistan’a saldırdı. bu sefer de balkan antantı’na göre savaşa girmemiz gerekiyordu. ancak bu kez de, alman tehditi yüzünden savaşa girmeyi reddettik.

    bu arada savaşın tarafları da türkiye’nin stratejik öneminden dolayı bizi savaşa sokmak için baskı kuruyorlardı. almanlar 1942’de baskı yapmaktan vazgeçtiler. bu sefer de müttefiklerin baskıları başladı. 1943’te tahran konferansı’nda sovyetler’in ağır baskısıyla karşılaştık. yine 1943’te kahire’de ismet inönü ile winston churchill bir görüşme yaptı. bu görüşmede ismet paşa, savaşa girmeyi kabul etti ama karşılığında savunma için teçhizat ve silah istedi. ingiltere bu şartı kabul etmeyince savaşa girmedik.

    1944 sonlarında sovyetler türkiye’nin neredeyse tüm sınırlarına hakim olunca inanılmaz bir baskı ortamı kurdu. yalta konferansı’nda boğazlar üzerine hak iddaa ettiler. ayrıca kars ve ardahan’ı da istediler. bu isteklerini ilk defa açık olarak postdam konferansı’nda dile getirdiler. ancak amerika ve ingiltere; sovyetlerin gelişmesini istemediklerinden dolayı bu isteklere karşı çıktılar. bu arada ismet paşa da sovyetlerin bu isteklerine, “tarih, türkiye’nin dahil olup; türk milletinin memleketine karşı vazifesini yapmadığı hiçbir savaş misali kaydetmemiştir.” diyerek karşı çıkıyordu.

    1946’dan itibaren; türkiye, savaştan çok güçlü çıkan abd’yle yakınlaşma yoluna gitti.

    ismet inönü’nün dış politika stratejileri işte bunlardan ibarettir. gerektiği zaman sscb’nin kadim dostu olduk, gerektiği zaman da “faşist italya’ya selam veren kemalist türkiye”. ancak ismet inönü’nün de söylediği gibi, hiçbir zaman babasız kalmadık.

    şimdi günümüze dönüyoruz..
    abd'si, rusya'yı, ingiltere'si, fransa'sı yanı başımız suriye'de paylaşım kavgasında..
    türkiye bu savaşta hangi safta bileniniz var mı?
    birgün dostumuz rusya ve iran;
    ertesi gün abd ve ingiltere
    yani rte tamamen inönü'nün 2. dünya savaşındaki denge politikasını güdüyor..
    suriye savaşı bittiğinde kazanan tarafta yer alma şansımız şimdiden yüzde 50

    not: antiakpspor