şükela:  tümü | bugün
  • ingilizcede, "unutma"..
  • christopher plummer'ın oyunculuğu için bile izlenir. kaldı ki hiç sıkılmadan izleyip sonun da hadi be?! diyeceğiniz de bir senaryosu var.
    ben çok beğendim. canavar yok, yaratık yok,çıplaklık,ses getirsin diye anlamsız seks yok, yakışıklı / güzel kimse yok yani zorlama klişeler yok ama izliyorsunuz hem de büyük keyifle işte bunlar olunca o film başka oluyor.
    ruha, akla, hayata döndürüyor dikkatinizi. bu yön mutlaka size bir şeyler düşündürüyor.
    dean norris breaking bad'in hank eniştesini de görmek keyifliydi film de.
  • egoyan'ın sıkı bir dönüş yaptığı sarsıcı bir filmdir.

    aslında bu filmi yorumlama aşamasında klasik iki yaklaşım var. "bitmedi şu yahudi mağduriyeti ve yıllardır sürekli burnumuza sokulup duruyor, oysa şu anda filistin'de.." diye başlayan politik yaklaşım, diğeri de "sonuçta bu bir sinema filmi ve ben de filmi bu kapsamda değerlendirmeyi düşünüyorum"

    kimi zaman bu iki yöntemden birisini tercih ettiğim doğrudur. ama şüphesiz ki bir filmi okuma tekniğine dair perspektiflerim bu denli dar değil. başka seçenekleri değerlendirme şansına da sahibim ve bu sefer o haklarımdan birisini kullanacağım. yönetmenin ve filmin içdünyasına bakma yani yüzeysel bir psikanaliz yapma çabasına girişeceğim.

    filmin isminin bizdeki çift karşılığı gayet manidar. hem "hatırla" anlamına geliyor hem de "unutma" anlamına. hatırlamak ve unutmamak arasındaki nüansın altını çizmek istiyorum evvela.

    egoyan, beğenilmeyen son dönem filmlerinden sonra yeniden eski tarzına dönme çabasında ve bence bunu gayet iyi başarıyor. gerçi egoyan'ın eski filmlerini hiç izlememiş olanlar yeni dönem filmlerini gayet beğeneceklerdir, egoyan'ın eski filmlerini sevenlerin gözardı ettiği şeylerden birisidir bu ama sonuçta bir yönetmenin tarzının bencil fanlarından biri iseniz, yönetmenin farklı açılımlar yapmasına sıcak bakmazsınız. ama yeni kuşağın nolan örneğinde olduğu gibi, sevdikleri yönetmenin farklı sulara açılmasına pek ses çıkarmadığını gözlemliyorum. tabii burada yönetmenin kararlılığı ve bu açılımı yaparken üslubundan ödün vermemesi de çok etkili.

    film, 90 yaşına merdiven dayamış, auschwitz'den sağ çıkmayı başarmış iki kafadarın kimliklerini gizleyen nazilerden intikam alması üzerine. bu intikam elbette onları öldürmek üzerine. ancak bazı sorunlar vardır. cinai planları yapan ihtiyar tekerlekli sandalyeye mahkumdur ve bu işi kotarması olanaksızdır. diğeri ise fiziksel olarak sağlıklı ancak demans hastalığının pençesinde hafızası sürekli gidip gelmektedir. ama yine de plan yapılır ve 90 yaşındaki yaşlı adam intikam almak üzere yollara düşer. amacına ulaşması için önünde epeyce engel vardır, en başta da gidip gelen hafızası ama bu konuda ona yardım edecek olanlar en masum olanlardır.

    gerçek şu ki bu dünyada akıllı düşünmekten çok uzağız, suçu başkalarına atmaktan vazgeçip kendi kötülükleriyle yüzleşenler nevrotik olarak görülürler. bu hesaplaşmayı yapabilmiş insan sayısı son derece azdır. ama bu hedefe ulaşma konusunda yol gösteren insanlar karşımıza çıkar zaman zaman. eğer onların rehberliğine müsaade edersek çok acılı, sancılı ve yıpratıcı da olsa dünyadaki tek gerçek olan kendimizle hesaplaşmayı başarabiliriz.

    carl jung'un şu muhteşem sözü ile sözlerimize son verelim:

    "insanlar kendi ruhlarıyla yüzleşmemek için, ne kadar saçma olursa olsun, her şeyi yaparlar.

    ve bu filmin bize çarpıcı şekilde gösterdiği gibi, insanların bu amaçla yaptıkları şeylerden birisi de unutmaktır ya da hatırlamayı yadsımaktır.
  • ayni zamanda air in moon safari adli albumunden guzel bi parcadir, sozleri de su kadardir:

    remember together remember forever,
    souviens toi ce jour-là toi et moi.
  • (tabii ki) çok güzel sözleri olan john lennon şarkısı.
    (bkz: plastic ono band)

    remember when you were young?
    how the hero was never hung
    always got away
    remember how the man
    used to leave you empty handed?
    always, always let you down
    if you ever change your mind
    about leaving it all behind
    remember, remember, today

    and don't feel sorry
    the way it's gone
    and don't you worry
    'bout what you've done

    just remember when you were small
    how people seemed so tall
    always had their way
    do you remember your ma and pa
    just wishing for movie stardom
    always, always playing a part
    if you ever feel so sad
    and the whole world is driving you mad
    remember, remember, today

    and don't feel sorry
    'bout the way it's gone
    and don't you worry
    'bout what you've done

    no, no, remember, remember
    the fifth of november
  • sabah sabah dinlediğimde bütün gün okulda nanananahe nanana diye mırıldanmama neden olan mükemmel single
  • reenkarnasyona inananlar için ilginç olacak bir kelimedir. zira parçalanarak söylenişi re-memberşeklindedir.
  • troy filmi soundtrackindeki remember me için:

    hatırla, ben hala burada olacağım
    beni hatıranda tuttuğun sürece

    hatırla, rüyaların sona erdiğinde
    zaman aşılabilir
    sadece beni hatırla

    öylece parlak, yanmaya devam eden tek yıldızım
    bu son ışık, doğan güneşin içinde kaybolacak

    seninleyim
    ne zaman hikayemi anlatsan
    zira ben yaptığım her şeyim.

    hatırla, ben hala burada olacağım
    beni hatıranda tuttuğun sürece
    beni hatırla

    soğuk rüzgarda fısıldayan tek nefes benim
    ve eğer dinlersen, gökyüzünün ötesinde beni duyacaksın

    uzanıp sana dokunabildiğim sürece
    ölmeyeceğim

    hatırla, seni asla bırakmayacağım
    eğer sadece
    beni hatırlarsan

    beni hatırla...

    hatırla ben hala burada olacağım
    beni tuttuğun sürece
    hatıranda

    hatırla, rüyaların sona erdiğinde
    zaman aşılabilir
    sonsuza dek yaşarım
    beni hatırla

    beni hatırla

    beni...hatırla...
  • son zamanlarda izlediğim en etkileyici film olarak çevremdeki herkese görmelerini önerdiğim film.
    sıkmayan hikayesi ve vurucu sonuyla müthiş bir haz ile ayrıldım salondan.
    ayrıca hikayeyi türkiye'ye uyarlayıp başrolü de şener şen'e oynattım kafamda ki çok oturdu kendisine. christopher plummer'in 87 yaşında başrolde dokturdugunu görünce kendisinden 13 yaş küçük şener usta neden mahrum bırakıyor ki kendinden bizi?
  • "remember" adı gibi film, unutma ve yıllar sonra da bu filmi hatırla. mutlaka izlenmesi gereken, drama gibi yola çıkıp gerginlikle devam eden finalinde ise koca bir "vay bee" dedirten nefis bir film. christopher plummer ise, oyunculuğu ile yıllara meydan okuyor. izleyin, izlettirin!