şükela:  tümü | bugün
  • uzunluğu gittikçe kısalan bir zaman ölçütü.

    bilgisayardan bilgisayara değişir. dört çekirdekli 64 bit işletim sistemli canavar bilgisayarlarda görece kısa sürse de, alınan render doğrultusunda yeni ayarlar yapmak, buna göre o koyduğumun çaydanlık butonuna bir kere daha basmak adamın hayatından çalar. junky gibi oldum anasını satayım, ömrümün yüzde doksanı beklemekle geçiyor. ışık patladı yine köşede. günlerle ifade edilen render sürelerinin şimdi dakikalara düşmesi, insanoğluna hiçbir avantaj getirmedi.

    önceden render alan adam, toplumda saygın bir yere sahipti, "render alıyor makine, yaklaşanı sikertirim"in bir anlamı vardı. makine render aldığı sürece, masa başı yerine yıldız parkı'nda holoholo da yapsan kimse bir şey diyemezdi. şimdi on beş dakikada bitiyor ve bu süre artistlik için çok kısadır dostlarım.

    render almanın en leş kısmı, her şey bittikten sonra anlık aydınlanma yaşayan patronun "acaba şöyle mi yapsak" deyu koşarak masaya yaklaşmasıdır. o koşarken, siz de ona doğru koşun ve omzunuzla, patronun göğüs kafesine tüm ağırlığınızı vererek onu yere serin. bu onu yavaşlatacaktır. pişmiş aşa su katmak tam olarak budur. "ulan çay gibi demlemişim tüm sahneyi, siktirtme bana şöylesini böylesini. baştan söyleyecektin, saylanmaz bu " diye itiraz etmek yerine, daha etkili olan omuz darbesini salık veririm.

    önceki üç patronumu, akıllarına son anda bir şey geldiği için tribünlere yolladım. render demek, finito demek. kontrolü kaybetmeyin. model dosyasını kevaşe etmeyin. omurga sahibi olmak önemlidir.
  • eger karsinizda parasi oldugu icin hizli ve pahali bilgisayar almis ve bununla sizi ezmeye, hava atmaya calisan birileri varsa imdadiniza yetisen eylem. hemen bir program kurup basit bir sahne render'i almaya baslayin. o dunyanin parasi verilen reklamlarinda "isiktan hizli, ucuyor kaciyor" seklinde tanitilan ultra hizli bilgisayarin adeta commodore 64'e donusumune tanik olun. karsinizdaki artiste "nooldu lan dumbuk? hani hizliydi bu teneke? o kadar parayi cope vermissin" seklinde cikisin, rezil olmus sahsi geride birakarak mp3 player'inizda calan imperial march esliginde pelerininizi savurarak ortami terkedin (pelerin yoksa aliverin bir tane, cok ise yariyor).

    isin espirisi bir yana, dalaginizi bobreginizi satip alacaginiz ultra hizli sayilan bir bilgisayari bile inim inim inleten, ac susuz, tutunsuz uykusuz birakan bir eylemdir render. cok enteresan sekilde 20 yil once de bilgisayarlarin gucu yetmezdi sunu adam gibi halletmeye, aradan yirmi yil gecti teknoloji uctu, ece mars'a gidiyor hala render islemini baslatip gonul rahatligiyla tatile cikabiliyor, dunyayi gezebiliyorsunuz. geldiginizde ise hala pending. "pendik ne ulan? bi bit artik" demeyin bekleyin, elbet bir gun bulusursunuz, bu boyle yarim kalmaz.

    eger ki weta'nin sahabi (bkz: sahip) degilseniz, evinizde nasa yoksa (evet bildigin nasa), google server'larini size emanet edip cumaya kadar gitmediyse basinizin belasidir render. 10 bin dolarlik workstation(vagon) da kullansaniz, hesap makinesi de, birsey degismez.

    ondan sonra "ulkede ozel efekt sektoru, film sektoru, oyun sektoru, animasyon sektoru niye gelismiyor?"
    gelismez tabi lan! "tahmini render suresi 4 ay" diye uyari mesaji mi yazilir oglum? kafan mi guzel?
  • bilgisayar alemindeki en kapitalist kavramdır. render, adamın ocağına incir ağacı diker, anaydan babaydan yardan ayrı koyar. render dediğimiz işlem, kabaca bilgisayarda çizdiğiniz bir projeyi, fotoğrafımsı bir şekilde işletip, gerçekçi görünüm elde etmek için yapılan beyhude çabalar demektir. kendi içinde belli aşamaları varı, alayı şerefisizin oğludur. inceleyelim.

    ilk işlem modellemedir. giriş seviyesinde kutu, top, donut falan çizip, "aaa ne kadan kolay..." dediğiniz modelleme, zaman geçtikçe ebenizi arar seviyeye gelecek bir aşamadır. tabii teknolojide çareler tükenmediğinden, sizin yerinize götünü kırıp, oturmuş, yıllarca modelleme kasmış, arada sosyalleşmek adına porno film izleyip duşa girdikten sonra tekrar modellemeye devam etmiş, %90 ihtimalle kıl dönmesi yaşamış birileri high-poly tefrişat modelleri yapmıştır, bunları kullanarak bir yere kadar gidersiniz. tüm mimar, içmimar aleminin kullandığı evermotion bıdıları böyledir misal, ama herkes bildiğinden tekrar etmeye başlamıştır. ve o hazır modellerin de yetmediği zaman gelecektir, sizden bir koltuk, ne bileyim çakı falan modellemelerini istediklerinde, cem yılmaz'ın anlattığı gibi orgeneral görmüş ere dönersiniz büyük ihtimal. biraz dalarsınız olayın içine, korkarsınız, mesh, polygon, subdivision, nurbs derken büyük ihtimal conta atar birgün, "crysis mi modelliyom homuagoyim..." der ve yirmi senedir kendini geliştirmeyen lars ulrich gibi halinizden mutlu takılırsınız. ama modelleme yapabildiğini iddia eden adamın az biraz polygon, subdivison bilmesi şarttır. nurbs bilmese de olur. bilen adamı bile kanırtır o zira. ben iyi modelleyebiliyor muyum? yok ellaam, nire... standardız hamdolsun.

    ağlaya ağlaya işinizi modellediniz. geldik dokulandırma işlemine. dokulandırma işi de adamı hayattan soğutur. üniversitede bitirme projem için kafayı kırıp, on iki saat boyunca materyal hazırlayıp, attığımı bilirim. seçmesi, bulması, ayarlaması olduğu gibi derttir. illaha problem çıkarır dokular, uvw map ve unwrap uvw seçeneklerini bilmek, iyi dokumak için şarttır. bilmeyen dalgalanır da durur. doku işinin şöyle bir sıkıntısı vardır, otomatiğe bağlayınca, renderda görünmeyecek şeylere bile istemsiz materyal atmaya başlarsınız. böyle durumlar için, yanınızda kahve ve ya çay bulundurunuzdur. teknoloji burada da devreye shader mantığını atmıştır. yine evermotion'un archshaders gibi zilyon shader paketini nette bulabilirsiniz. fakat, gel gör beni aşk neyledi dedirtecek bir sıkıntı da shaderlarda vardır. bu shaderların ayarları genelde bok gibi yapılmıştır, saksı görünümlü ahşap falan çıkartırlar ekstrem ayarları yüzünden. her shader'ı göz ucuyla biraz kontrol edip, öyle sahneye atmanız da sağlığınız açısından yararlı olacaktır.

    dokuları da attık diyelim, geldik en sevgili kısıma. nice ocakları tek başına söndüren, çükü düşesice bir olaydır sahne ışıklarını ayarlamak. direk deneme-yanılmaya dayanır ve her iş başına değişir, standardı asla yoktur ve asla ilk denemede "hıh, çok sev!" dedirtmez. çıktının gerçekçi ya da üçüncü sınıf japon animesi gibi görünmesi arasındaki ince çizgi burada gizlidir. ışıkları yerleştirip, ayarlamayı herkes yapamaz. başlıca xx kromozomu gerektirir ama yüzde yüz başarı kesin değildir, ışık bilgisi kadar kullanılan render motoruna da hakimiyet ister. vray kullanıyorsanız onun terminolojisi farklıdır, vraysun, vrayambientlight vs... derken, mentalray ise ayrıdır. şu an en çok sıkıntı yaşadığım konu ışıktır, biraz mükemmeliyetçi olduğumdan saatlerce deneme renderı alıp, ışık ayarları denediğimi bilirim. yeni başlayanlar için en kabus olası şey yine ışıklardır ve genelde ilk renderlarında kimse düzgün bir görüntü alamaz. hapı yutup, kıçı kalkmış neo gibi yapışırsınız yere.

    ışıkları yerleştirince bitiyor mu? tabii ki hayır. kamerayı yerleştireceğiniz daha aybalam. kameralar da ayrı bir dünyadır, kimse başta düzgün ayarlayamaz yine ve perspektifi fezaya uzanmış saçma görüntüler çıkar. hele render alınacak mekan küçükse, çok pis kasar adamı başlarda. sonra işin ince pislikleri öğrenilir ve sorun olmaktan çıkar. kamera ayarları ışık ayarlarıyla birlikte çalışır. ne kadar ışık bolsa diyaframı o kadar kısmak gerekir, tabii bu dediğim vrayphysicalcamera için geçerlidir. standart 3dsmax kameralarında diyafram ayarı yoğudur, ışık kaynakları azar azar, kader size ne yazar formatında verilir ki parlamasın, pörtlemesin.

    bu aşamaların hepsi geçtikten sonra, kendinizi şanslı hissediyorsanız, o godumunun çaydanlığına tıklarsınız. saatler süren bekleme sürecine girersiniz. hatalı yer yoksa iyisinizdir. çekirdek çitleyen teyze kıvamında render bitişini izleyebilirsiniz.

    ha, bu render dediğimiz iş asla kısalmaz. 4-6 çekirdekli işlemcilerin olması falan da fayda etmemektedir, dedim ya render işi kapitalizmin kralıdır, hep daha fazlasını daha iyisini ister. geçen sene core2duo'lu bilgisayarımda render alırken mutluyum sanıyordum, bu sene o makine, tabii ben kendimi biraz daha geliştirdiğim için, beni delirtiyordu. yeni laptop aldım da rahatladım. ha, büyük bir iş yapmaya kalsam bu da yeterli gelmeyecek. render işi asla kısalmaz, asla affetmez. iş hayatında ise bunun acısını çekersiniz, zira şirkette asla iyi bir bilgisayar olmaz, hala core2duo'lu bilgisayarlardan "akşama kadar hallet!" diye medet uman patron kişileri vardır, bunlara laf da anlatamazsınız, anlamaz, bitmesini ister. o bilgisayarı alıp, adamın götüne sokasınız gelir. ki bazısı işi alır, "yarına size görsel gönderiyoruz." der ya, katliam yapılsa iyidir.

    renderın kapitalistliği burada da bitmez. bu işi yapan bilgisayar, adet döneminde bir kadın gibidir, dokunsalar ağlar. render yapılırken bilgisayarda başka iş yapılmaz, yapmaya kalkan yıldırıcı politikalarla bezdirilir. tüm işlemcilere, hadise gibi "bana geeeellll!!!" der render çünkü, sonra hepsini sömürür. dolayısıyla, bu devirde render almaya niyetlenen kimselerin, alacakları bilgisayarda işlemcinin en az core i7 olması farzdır. render işi ekran kartına değil, ram ve işlemciye bakar. ram modülleriniz de kaliteli, hızlı ve fazla kapasiteli olursa yararınıza olacaktır. ekran kartının render işiyle tek alakası modelleme kısmındadır, ekran kartınızın hızı ve ram miktarı ne kadar iyiyse modellemede o kadar az sıkıntı yaşarsınız, bunun için nvidia'nın quadro fx serisi vardır, çok pahalıdır ama milyon poligonlu sahnelerde adamı zevkten inletir. güncel geforce, radeon kartlarla da modellenir ama iki ağaç bir araba atıpta, ekranı döndüremezseniz kendinize kızın. render son model bilgisayar ister, pahalı olsun ister.

    sonuç itibariyle, zor bir iştir render. bekletmesi en berbat kısmıdır. bekleye bekleye selülitte yaparsınız, göbekte bağlarsınız. tecrübe kazanılmadan, bol deneme-yanılma yapılmadan ve her gün üstüne koyulmadan tatmin edici bir seviyeye ulaşmaz. uzmanlaşmak için yıllar ister. mimar ve içmimar kardaşlarıma tavsiyemdir, okuldayken bir seviyeye kadar render alabiliyor olunuz. hala hocaların "el çizimiiiiğğğğ!!!" demesine kanmayınız. çoğu eski model olduğundan, piyasada artık el çizimi değil, autocad-3dsmax birlikteliğinin farz olduğunu anlamak istemez onlar. render bir erdemdir. insanı allah'a, tedaş'a, elektrik prizlerine, adaptörlere, dakikalara, saatlere, günlere, çaya, kahveye, keder miktarına göre votkaya viskiye inandırır. din elden gidiyorsa, çare tüm insanlığın render almasıdır.
  • başında bilgisayar göçmelerine -ve haliyle arkasından gelen histeri krizlerine- karşı beklenmesi gereken kutsal bir süreçtir. işiniz ne kadar önemli ve güzelse bu güzide süre o kadar uzun olur ve kanser olmaya o kadar yaklaşırsınız.

    örn.: "
    -abi, iş bitti, render'a bırakıyorum. sen nasılsa burdasın arada bir bakarsın di mi?
    -eh iyi bari tamam, bişi olursa ararım ama.
    -iyi, iyi tamam ölücem uykusuzluktan, böhühühüh...
    (4-5 saat sonra)
    zırr!
    -nğaloğ...
    -abi elektrikler gitti, ups de patlamış, senin render yalan oldu yani. gelsen iyi olur abi.
    -...
    -abi?
    -dııt dııt dıııııt..."

    böyle durumlarda en iyisi seçenek istifa etmektir.
  • tahmini 22,5 saat sürecek bir renderin son saatlerine yakın bir zamanda mecburi sebeplerden dolayı ek bir güç kaynağının olmaması durumunda elektrik kesintisi yaşayan bir insanın yaşadığı acı ile kolları bacakları kırılan bir adamın yaşadığı acı aynıdır. tecrübeyle sabitledim.
  • (computer graphics) vektörel olarak tanımlanmış 3d modeller, ışıklar, dokular ve kameralar içeren sanal sahnenin raster resme dönüştürülme işlemi...
  • yaptığınız grafiğin, resmin vs. detayına göre ve bilgisayarınızın özelliklerine göre süresi değişir bu işlemin. ama genelde dünyanın ram'ine sahip olsanız da asla yetmez.. hatta bu durumda "makineyi rendera bırakmak" tanımı kullanılır, gidip çay kahve içilir.
  • kelime anlamı icra etmek, sunmak, dönüştürmek, tercüme etmektir.

    bir kural olmamakla beraber düz metinleri html imleri ile işaretleyerek fonksiyonelleştiren scriptler** genelellikle renderhtml olarak adlandırılır.
  • kimileri tarafından türkiye'de alakalı olduğu sektörlerin gelişememesinin sebebi olarak gösterilen hede.

    2014 oldu, hala renderdan şikayet eden, sektörü baltaladığını düşünen tipler var. çoluk çocuğun oyuncağı oldu bu işler yemin ediyorum. e her köşede bi animasyon kursu açılırsa olacağı o.

    herif bi modelleme öğreniyor, sonra vatan bilgisayardan bi pc topluyor kendine, 3d animasyon kasıyor orda, ondan sonra vay efendim 4 sene render süresi verdi. neden? çünkü türkiye sınırları içindeyiz. evet. hemen şuradan, bulgaristan'a geçin, aynı rendera başlayın, 2 saatte bitecek. evet. çünkü bütün problem türkiye'de.

    he amına koyim he!

    la olm azıcık büyük düşünün. bu işin farm'ı var bilmem neyi var. biz niye problem yaşamıyoruz la? 60 bölüm full hd 3d iş çıkarıyoruz, bize niye bişi olmuyor?

    lütfen, rica ediyorum; evde denemeyin olm bu işleri ya. bişi lazımsa, gelin amına koyim biz yapalım. bu memlekette kimse bir soğan ekmiyor bahçesine ama herkes animatör, görsel efektçi lan.

    geçen sene görsel efektçiler facebook'ta bi protestoya başladılar, bütün görselciler profil fotoğrafları yeşil renk yapsın dediler. yemin ediyorum bütün facebook yeşil oldu. ayıp olm, bu da bi meslek la. gidin bakkal falan açın kendinize. bi sikin ucundan tutamayan görsel efektçi, animatör oluyor memlekette.

    tüh!
  • işten kaçmanın en güzel yoludur"makine renderda aaabi 1o dakka sooora gel"