şükela:  tümü | bugün
  • çok ama çok eskiden ankara da necatibeyin girişinde gerçekten de her koltuğu farklı renkte bir sinemaydı. 8 katlı apartman yapma modası çıkınca 60 ların sonunda yıkıldı.
  • eskiden maraş'ta da bu isimde büyük ve görkemli bir sinema vardı.türkiye'nin bütün küçük şehirlerindeki büyük sinemalar gibi benim henüz protein bile olmadığım 70'li yılların başlarında türk sinemasıyla birlikte altın çağını yaşayan, insanların türkan şoray'ı kartal tibet'i izlemek için gürültücü aileleriyle birlikte doldurdukları bu sinema daha sonra 80'lerde türk sinemasıyla eş zamanlı olarak can çekişir duruma gelmiş 90'ların sonlarında sinema ve sinemacılık tekrar canlanana kadar güzel şehrimizin askerlerine ve sefil gençliğine gerektiğinde 3 gerektiğinde 5 seans üstüste porno film göstererek (tek biletle sinemaya sabah girip gece çıkanları biliyorum) ayakta kalmaya çalışmıştı.

    en son geçen sene bu zamanlar gittiğimde gördüm ki adı değişmiş (newline mı ne olmuş) büyük salonun yerini de yukarda bahsedildiği gibi 3-4 tane küçük salon almış ve tekrar insanların aileleriyle birlikte ancak bu sefer amerikan filmlerini george clooney'i penelope cruz'u izlemek için gittikleri eli yüzü düzgün bir yere dönüşmüş.ben o sinemayı en sefil haliyle tanıdığım ve öyle hatırladığım için bu yeni hali oldukça hoşuma gitti ama orda güzel hatıraları olan daha eskiler için bir miktar hüzünlü bir tarafı da vardır heralde bu değişimin...
  • sinemaya inerken mağaraya iner gibi hissedersiniz kendinizi. merdivenleri in in bitmez.
  • gündüz vakti inin cinin top oynadığı, 2 kişi 3 bilet parası ödeyip girdiğimiz sinema. her zaman o kadar ıssız ise nasıl batmıyor hayret.
  • nostaljik dekoruyla hic kapanmasın istediğim guzel sinema.
  • 'renk sineması'nın kişisel tarihi, türk sinemasının tarihteki yolculuğunu aynen yansıtır. metruktur. acıklıdır. hüzünlüdür. maraş'tadır. gençlere ve askerlere 'trajik porno'nun ne olduğunu göstermiştir; ron jeremy'i tanıtmıştır zamanında.. ama şimdi, o da modernleşmiş tabii.
  • çocukluğumdur. superman 4, rambo 3 tür, ve aliens. hatta arkadaşım şeytan ve hatta moonwalker. ben ne kadar küçük isem o salon da o kadar büyüktür. önce remzi amca'dan bilet almak sonra 4 kat inerken loş panolardaki afişlere bakmaktır.

    artık yok. şimdi ben seni nasıl seveyim cinemaximum?
  • bakırköy'de eskiden faaliyet göstermiş sinema. hayalet avcıları 2 ve geleceğe dönüş 2 filmlerini aha burada izlemiştik. (bkz: 1989)
  • incirli sineması ile komşuydu ve tek salon olup yerin dört kat altına doğru iner ve indikçe sinemanın gerçek büyüsüne kapılıp orada farklı bir boyuta geçerdiniz.

    demek ki bu işletmeler o denem film öncelerine reklam alsalar bugün hala devam ediyor olabilirlerdi.

    sinemanın kültür statüsü ve insanların saygılı olduğu dönemlerdi. bir keresinde cips almıştım keyifle yerim filmi izlerim diye ama abim ağzıma sıçmıştı.
  • ilk sinema hatıramın mekanıdır. fuayesinde bilet emektar remzi amca otururdu, babamın ahbabıydı. onlar laflarken ben de doymaz bir iştahla afişleri incelerdim. 4 kat aşağıya inen merdivenler boyunca her afişin önünde durur, aşağı indikçe loşlaşan ışığın büyüsüyle heyecanım artardı. sonra salonun önünde oturup kapının açılmasını beklerdik. bir önceki seans devam ediyorsa içeriden yerleri titreten sesleri duyardım. ilk filmim (bkz: rambo 3). sonra hep gazetelerdeki ilanlardan görüp tutturduğum sayısız film. bir keresinde aynı gün peşi sıra seanslarda önce (bkz: arkadaşım şeytan) sonra (bkz: moonwalker). o ilk (bkz: rambo 3) öncesi babaya sorulan 'bu kadar büyük televizyonu buraya nasıl sığdırmışlar?' angutluğunda bir soru *
    sonraları (bkz: sinema 74), (bkz: incirli sineması). renk ilk aşktı vesselam.

    bu da şimdiki hali: google street view

    (bkz: ağlamıyorum gözüme bir şey kaçtı)