şükela:  tümü | bugün
  • bu arada şunu da ekleyeyim de bir faydam olsun. bu, oyundaki köylülerin (ganados) veya rahip kılıklı tiplerin (zealots) söyledikleri ya da oyundaki çeşitli cutscenelerde geçen ispanyolca sözler ve ingilizce karşılıkları. uygun bir zamanımda türkçe'ye de çevirmeyi düşünüyorum ancak söz vermeyeyim.

    not: bunu hazırlayan kişinin hakkını yememek için nerden alıntıladığımı da söyleyeyim:
    gamefaqs'tan alınmıştır. daniel valles tarafından hazırlanmıştır.

    not2: 07.03.2010 saat 19:30 itibarıyla ingilizce'den türkçe'ye çevirme işlemi bitmiş bulunmakta. tamamen kendi çevirimdir. bu işin uzmanı değilim, bu nedenle bazı hatalar ve eksiklikler olabilir.

    i) los ganados

    ------------------------------------------------------------------------------

    ¡ahí está!

    işte orada!

    ---
    ¡os voy a romper a pedazos!

    seni parçalara ayıracağım!

    ---
    ¡detrás de tí, imbécil!

    arkanda, seni embesil!

    ---
    ¡un forastero!

    bir yabancı!
    ---
    ¡mierda!

    sıçtık!

    ---
    ¡maldita sea!

    lanet olsun!

    ---
    ¡hey, acá!

    hey, buraya!

    (not: pek çok kişi, köye ulaştığınızda düşmanların kullandığı bu ifadenin “hey, vaca” yani “hey, sığır” anlamına geldiğini söylemekte fakat ben %100 eminim ki “acá” diyor, “vaca” değil.)

    ---
    ¡agárrenlo!

    yakalayın!

    ---
    ¡so cerdo!

    lanet olası domuz!

    (not: “so” ardından gelen kelimenin yoğunluğunu oldukça arttırmak için kullanılan bir kelimedir. doğrudan “lanet olası” diye çevrilmez fakat siz düşünceyi anladınız.)
    ---
    ¡basta, hijo de puta!

    yeter, seni orospu çocuğu!

    ---
    ¡ah, por el...!

    ah!

    (not: bu ifade, sanki lanet okuyacakmış gibi başlamakta fakat devamında hiçbir şey söylenmemekte.)
    (not 2: lütfen bunu, diğer durumlarda diğer düşmanlar tarafından kullanılan “a por él” ile karıştırmayın. bu ifade sadece, leon’un varlığı fark edilinceye kadar köylüleri gözetlediği esnada duyulmakta. bu ifadeyi bir daha asla duymazsınız.)

    ---
    ¿dónde está?

    nerede?

    ---
    ¡está en la trampa!

    tuzağın içinde.

    ---
    ¡te voy a matar!

    seni öldüreceğim!

    ---
    ¡por ahí!

    oraya!

    ---
    ¡no dejes que se escape!

    kaçmasına izin verme!

    ---
    ¡no dejen que se escape!

    kaçmasına izin vermeyin!

    (not: bu ifade tekrar edilmiyor, ikisi arasındaki tek fark “dejes” ve “dejen” sözcükleri. “dejes” tek bir kişiye yöneltilirken “dejen” iki veya daha fazla kişiye yöneltilir.)

    ---
    ¡bloquéale el paso!

    yolunu tıkayın!

    ---
    ¡te cogí!

    yakaladım seni!

    ---
    puedes correr, pero no te puedes esconder

    koşabilirsin fakat saklanamazsın!

    ---
    ¡cógelo!

    yakalayın!

    ---
    ¡te voy a hacer picadillo!

    seni kıyma yapacağım!

    ---
    ¡empieza a rezar!

    dua etmeye başla!

    ---
    ¡lo encontré!

    onu buldum!

    ---
    ¡míralo, je je, está herido! (ifadenin içinde adi bir kahkaha atıyor.)

    ona bak, ha ha, yaralı!

    ---
    ¡dale!

    vur!

    (not: aslında “ver” anlamına gelir ancak kullanıldığı durum ve kelimedeki vurguya göre daha çok birine zarar vermek veya birine “vurmak” anlamına gelir.)

    ---
    ¡cabrón!

    seni piç!

    (not: aslında aynı şey değil fakat aynı derecede aşağılayıcı olduğunu düşünüyorum.)

    ---
    ¡ah! que madre

    ah! kahretsin!

    (not: tekrar, aynı şey değil ancak oldukça yakın.)

    ---
    ¡quiero su cabeza!

    kellesini istiyorum!

    ------------------------------------------------------------------------------

    ii) los illuminados/bağnazlar

    ------------------------------------------------------------------------------

    diğer bölümlerde zaten kullanılanlardan sonra sadece birkaç yeni ifade eklenmiştir.
    ---
    morir es vivir

    ölmek yaşamaktır.

    ---
    cogedlo, cogedlo, cogedlo...

    yakala, yakala, yakala…

    ---
    ¡sí, quiero matar!

    evet, öldürmek istiyorum!
    ---
    ¡mátalo!

    öldürün!

    ---
    muere, muere, muere, muere...

    geber, geber, geber, geber…

    ---
    cerebros, cerebros, cerebros, cerebros...

    beyinler, beyinler, beyinler, beyinler…

    (note: muhtemelen 80’lerin en ünlü, kültleşmiş korku filmlerinden biri olan “yaşayan ölülerin dönüşü”ne bir saygı duruşu.)

    ---
    ¡ahí están!

    işte oradalar!

    ---
    ¡no dejes que escape de la isla vivo!

    adadan canlı olarak kaçmalarına izin verme!

    ---
    ¡es hora de aplastar!

    parçalama zamanı!

    ------------------------------------------------------------------------------

    iii) askerler

    ------------------------------------------------------------------------------

    diğer bölümlerde zaten kullanılanlardan sonra sadece birkaç yeni ifade eklenmiştir.

    ---
    ¡muérete!

    öleceksin!

    (not: “muere” kelimesine eklenen “te”, “sen” zamiriyle konuştuğunu gösterir. kelimeleri kolaylaştırmanın bir yoludur. “i will” demek yerine “i’ll” demeye benzer.)
    ---
    ¡allí!

    orada!

    (not: "ahí" ve "allí" aynı anlama gelir.)

    ---
    ¡ve por él!

    arkasından gidin!

    ---
    ¡empieza a rezar!

    dua etmeye başla!
    ---
    ¡te voy a matar!

    seni öldüreceğim!

    ------------------------------------------------------------------------------

    ------------------------------------------------------------------------------

    ara sahne çevirileri

    ------------------------------------------------------------------------------

    === açıklayıcı bilgiler

    tüm bu çeviriler aşağıdaki sırada olacaktır:

    --- [görmek istediğiniz sahneyi bulmanıza yardım edecek bölüm dizini]
    * ara sahne numarası) hangi ara sahneyi çevirdiğime dair ufak bir açıklama:

    * ispanyolca ifade *

    * çevirisi *

    * (gerektiğinde not veya aynı sahnede daha sonra çeviri gerektiren ifadeler bulunuyorsa bunun açıklaması) *

    oyundaki tüm ara sahneler değil, sadece ispanyolca konuşulanlar dikkate alınmıştır.

    ===

    ------------------------------------------------------------------------------

    i) asıl oyun

    ------------------------------------------------------------------------------

    --- [bölüm 1, sahne 2]
    1) leon arabanın arka koltuğunda giderken, polislerden birinin ilk söylediği şey:

    ¡coño!

    kahretsin!

    --- [sahne dizininde yer almaz]
    2) eğer sürücü kısmına ateş etmeyi denerseniz oradaki polis der ki:

    no estés jodiendo, geç bunları, tamam mı?

    boş boş dolanmayı kes, geç bunları, tamam mı?

    (note: onun gerçekten “jodiendo” dediğinden emin değilim çünkü bu kısım ispanyol olmayan biri tarafından berbat bir biçimde seslendirilmiş. aslında başka bir şey söylemek istemiş olmalı fakat amacının “boş boş dolanmayı kes” demek olduğuna inanıyorum ve bu şekilde bırakacağım.)

    --- [bölüm 1, sahne 3]
    3) oyundaki ilk düşmanın söylediği:

    ¿qué carajo estás haciendo aquí? ¡lárgate, cabrón!

    burada napıyorsun kahrolası? buradan defol seni piç!

    (not: “lárgate” birine dışarı çıkmasını söylemek için daha kaba bir yol. bu ve “carajo” kelimesindeki vurgu, ifadeyi daha güçlü ve aşağılayıcı yapar.)

    --- [sahne dizininde yer almaz]
    4) bu sadece oyuna ilk başladığınızda gerçekleşir (aslında bir sahne değildir fakat buraya uyacağını düşündüm). ilk köprüyü geçtikten sonra tepenin üstünde üç kişinin olduğunu görürsünüz ve şöyle derler:

    ¡un forastero!

    bir yabancı!

    ¡ahí está!

    işte orada!

    ¡a avisar a los demás!

    hadi diğerlerini uyaralım!

    --- [bölüm 1, sahne 6]
    5) eğer ikinci katında pompalı tüfek olan eve girerseniz dr. salvador (elektrikli testere taşıyan düşman) belirir:

    ¡por ahí!

    oraya!

    ¡no dejen que se escape!

    kaçmasına izin vermeyin!

    ¡bloquéale el paso!

    yolunu tıkayın!

    ¡agárrenlo!

    yakalayın!

    ¡vayan por detrás!

    arkadan dolaşın!

    ¡ponle una trampa!

    ona bir tuzak kurun!

    ¡te voy a matar!

    seni öldüreceğim!

    ¡te cogí!

    yakaladım seni!

    ayrıca rastgele ifadeler ve kelimeler kısmında bulunanlardan bazılarını da kullanırlar.

    --- [chapter 1, movie 7]
    6) çan çalarken…

    la campana

    çan

    es hora de rezar

    dua etme zamanı

    tenemos que irnos

    gitmeliyiz

    --- [bölüm 1, sahne 9]
    7) luis sera ile olan konuşma sırasında (birbirinize bağlıyken), luis birkaç ispanyolca kelime söyler:

    americano, ¿sí?

    amerikalısın, değil mi?

    amigo

    arkadaş

    policía

    polis

    me llamo luis serra

    adım luis serra

    (sonra elinde balta olan bir düşman gelir ve der ki…)

    ¡te voy a matar!

    seni öldüreceğim!

    --- [bölüm 1, sahne 11]
    8) köy şefinin evine vardığınızda birilerinin mırıldandığını duyarsınız:

    1. adam: hay un rumor de que hay un extranjero entre nosotros.

    aramızda bir yabancı olduğuna ilişkin bir söylenti var.

    2. adam: nuestro jefe se cuidará de la rata.

    patronumuz o sıçanın işini görecek.

    1. adam: su "la plaga" es mucho mejor que la nuestra.

    ondaki “la plaga” (yani parazit) bizimkinden çok daha iyi.

    2. adam: tienes razón, es un hombre.

    haklısın, he’s a man.

    (note: the last statement simply implies that méndez is a "man among men" and
    nothing else.)

    --- [bölüm 1, sahne 13]
    9) göle ulaştığınızda iki kişinin birini suya attığını görürsünüz.

    1. adam: ¡vámonos!

    hadi gidelim!

    2. adam: tamam.

    1. adam: ¡andale!

    hadi!

    --- [bölüm 2, sahne 2]
    10) köylüler el gigante’yi (yani devi) serbest bırakırlarken:

    ¡rápido!

    çabuk!

    ¡usa los músculos!

    kaslarınızı kullanın.

    ¡por acá!

    şuraya!

    ¡por aquí!

    buraya!

    (el gigante’yi daha fazla kontrol edemediklerinde…)

    ¡mierda!

    sıçtık!

    ¡apúrense!

    acele edin!

    ¡se vuelve loco!

    çıldırıyor!

    --- [bölüm 2, sahne 6]
    11) pek çok düşmana karşı savaşırken luis’in size yardım ettiği kulübeye ulaştığınızda:

    ¡agárrenlo!

    yakalayın!

    ¡no dejen que se escape!

    kaçmasına izin vermeyin!

    --- [bölüm 2, sahne7]
    12) kulübedeyken size saldırmayı bırakıp orayı terk etmeye başladıklarında…

    ¡vámonos!

    hadi gidelim!

    --- [bölüm 2, sahne 8]
    13) méndez’le savaştığı sırada, bir gaz varilini vurmak üzereyken leon’un söylediği:

    hasta luego

    sonra görüşürüz (veya “daha sonra” eğer tam karşılığı olsun derseniz)

    --- [bölüm 2, sahne 9]
    14) leon ve ashley düşmanlar tarafından kovalandıkları sırada, kaleye doğru koşarlarken:

    ¡lo encontré!

    onu bulduk!

    (kaleye girip köprüyü kaldırdıktan sonra…)

    ¡maldita sea, mierda!

    lanet olsun, sıçtık!

    --- [bölüm 3, sahne 2]
    15) kalede salazar ile karşılaştıklarında…

    me llamo ramón salazar

    benim adım ramón salazar

    (not: “me llamo” tam olarak “bana derler ki” anlamına gelir fakat kullanım gerekleri açısından “benim adım” diye değiştirilmiştir.)

    --- [bölüm 3, sahne 4]
    16) ortada gizlenmiş makineli tüfeğin olduğu odadayken, salazar arkanızdan bir grup düşman gönderdiğinde, bağnazlar size yaklaşırken birkaç şey söylerler:

    morir es vivir

    ölmek yaşamaktır

    cogedlo, cogedlo, cogedlo...

    yakala, yakala, yakala…

    muere, muere, muere...

    geber, geber, geber…

    --- [bölüm 5, sahne 2]
    17) adada, ashley’nin hücresindeki bekçiler kamerayı fark ettiklerinde:

    ¡allí!

    orada!

    --- [bölüm 5, sahne14]
    18) krauser ile savaştıktan sonra, helikopterin düşmanları vurarak size yardım ettiği açık alana geldiğinizde:

    verifica la presión de esa válvula

    şu vananın basıncını doğrula

    ¡ve tú!

    sen git!

    ¡hey, aquí!

    hey, buraya!

    ¿viste algo?

    bir şey mi gördün?

    no hay problema

    sorun yok

    (helikopter belirip tüm düşmanlar savaşmaya hazırlanırken…)

    ¡ahí está!

    işte orada!

    ¡mira!

    bakın!

    ¡llénalos de pólvora! (varilleri patlayıcılarla dolduruyorlar)

    tamamen barut doldurun!
    ------------------------------------------------------------------------------

    ii) separate ways
    ------------------------------------------------------------------------------

    --- [separate ways, sahne 1]
    1) ilk sahne boyunca, uydu köyün içine doğru yakınlaştıktan sonra…

    vamos, vamos

    gidin, gidin

    ¡ah! que madre

    ah! kahretsin

    ¡hey!

    ¡hey, acá!

    hey, buraya!

    ¡te cogí!

    yakaladım seni!

    (leon belirip köylülere karşı savaşmaya başladığında…)

    ¡forastero!

    yabancı!

    ¡te cogí!

    yakaladım seni!

    ¡os voy a romper a pedazos!

    seni parçalara ayıracağım!

    --- [separate ways, sahne 2]
    2) çan çalarken…

    la campana

    çan

    es hora de rezar

    dua etme zamanı

    tenemos que irnos

    gitmeliyiz

    --- [separate ways, sahne4]
    3) köylüler leon ve luis’in bilinçsiz bedenlerini evin dışına taşırlarken…

    ¡rápido!

    çabuk!

    ¡maldita sea!

    lanet olsun!

    muy pesado

    çok ağır

    --- [separate ways, sahne 5]
    4) méndez ve uşakları méndez’in evine doğru yürürlerken…

    ¡maldito seas!

    seni lanet olası!

    --- [separate ways, sahne 6]
    5) köy şefinin evine ulaştığınızda birilerinin konuştuğunu kapının arkasından duyarsınız:

    1. adam: hay un rumor de que hay un extranjero entre nosotros.

    aramızda bir yabancı olduğuna ilişkin bir söylenti var.

    2. adam: nuestro jefe se cuidará de la rata.

    patronumuz o sıçanın işini görecek.

    1. adam: su "la plaga" es mucho mejor que la nuestra.

    ondaki “la plaga” bizimkinden çok daha iyi.

    2. adam: tienes razón, es un hombre.

    haklısın, he’s a man.

    (note: the last statement simply implies that méndez is a "man among men" and
    nothing else.)

    --- [separate ways, sahne 7]
    6) kulübenin dışında luis ile konuşurken o ispanyolca bir kelime kullanır…

    señorita

    bayan

    ------------------------------------------------------------------------------

    düşman adları

    ------------------------------------------------------------------------------
    okuyucunun bulmasını kolaylaştırmak amacıyla, sonraki çeviriler alfabetik sıraya göre yapılmıştır. tüm bu adlar, onların resmi olduğuna inandığım adlarıdır.

    === açıklayıcı bilgiler

    daha önceki gibi fakat küçük farklılıklarla:

    ---
    * karakterin adı [kim olduğunu bilmiyorsanız diye ufak bir açıklama] *

    * adın çevirisi veya düzeltmesi *

    * (eğer gerekirse not) *

    ===

    ---
    armadura [canlanan zırh takımları]

    zırh

    ---
    colmillo [köpekler]

    köpekdişi

    ---
    del lago [büyük balık, ilk büyük canavarı]

    gölün

    (note: "del", “de” ve “el” kelimelerini birbirine bağlar ve “-ün” anlamına gelir. “lago”, “göl” demektir.

    ---
    el gigante [dev]

    dev

    ---
    garrador [çelik pençeli düşmanlar]

    pençeli

    (not: "garrador" bir kelime oyunu. ispanyolca sonek "or" türkçe’deki “-ci, -cı”
    gibi kullanılır. örneğin bohçaçı :) gibi. buna rağmen bu sonek her kelimeye eklenemez ve onun “pençe” kelimesiyle birlikte kullanımı her iki dilde de dilbilgisel olarak doğru değildir. bu nedenle “pençeli” diye çevirdim ama ne demek istendiğini anladınız siz:)

    ---
    las plagas (los parásitos) [konakçısını kontrol eden parazitler]

    the plague (parazitler)

    (not: "la plaga", "veba" anlamına gelir fakat zaten çoğul olduğu halde bir kelimeyi çoğullaştırmak için , “s” eklenmiş, bu da “vebalar” olarak çevrilmekte. her şekilde terim yanlıştır, daha doğru bir çevirisi “parazitler”dir, salazar’ın çevirdiği şekilde "los parásitos".)

    ---
    los ganados [köylüler]

    sığır

    (note: "ganado" çoğul bir kelime olan “sığır” anlamına gelir. ardından tekrar bir "s" eklenmiş, bu da kelimeyi tekrardan çoğullaştırmış, böylece “sığırlar” olarak çevrilmekte. fakat bu bir grup adıdır ve dilbilgisel açıdan doğru değildir.)

    ---
    los illuminados (iluminados) [bağnazlar]

    aydınlanmış

    (not: ad konusunda, yeni dünya düzeni ile eşanlamlı kullanılan illuminati kelimesinden etkilenmiş olabilirler, fakat bu terim ispanyolca’ya çevrildikten sonra “los iluminados” (tek l ile iki değil) olarak yanlış şekilde kullanılmıştır.)

    ---
    novistador [görünmez olabilen lağım böcekleri]

    görünmez (veya “görünemeyen”)

    (not: bu bir kelime oyunu. eğer kelimeyi ayırırsanız, "no" ve
    "vistador" elde edersiniz; her ne kadar "vistador" gerçek bir kelime olmasa da, "görünüm" anlamına gelen "vista" kelimesinden türemiştir, böylece kelimeyi “görünmez" olarak çevirebilirsiniz.)

    ---
    verdugo [lağımlarda saldıran yan-canavarlar]

    cellat

    ------------------------------------------------------------------------------

    şişe kapakları

    ------------------------------------------------------------------------------
    bazı şişe kapakları ispanyolca ifadeler kullanır. aşağıdakiler onların çevirisidir.

    === açıklayıcı bilgiler

    sıra basit, işte bir örnek:

    * karakterin adı *
    --------------------
    * ispanyolca ne söylediği *

    * çevirisi *

    ===

    ---"don"un tanımı---

    don: ingilizce’deki mr. veya esq. gibi bir bay unvanı. fakat sadece hristiyan adlarından önce gelir, don juan, don alfonso gibi.
    -------------------------

    don josé
    --------
    ¡detrás de tí, imbécil!

    arkanda, seni embesil!

    don diego
    ---------
    ¡basta, hijo de puta!

    yeter, seni orospu çocuğu!

    don esteban
    -----------
    ¡un forastero!

    bir yabancı!

    don manuel
    ----------
    ¡allí está!

    işte orada!

    elinde tırpan olan bağnaz
    ----------------
    ¡sí, quiero matar!

    evet, öldürmek istiyorum!

    kalkan taşıyan bağnaz
    ----------------
    muere, muere, muere...

    geber, geber, geber…

    lider bağnaz
    -------------
    ¡ahí está!

    işte orada!

    elinde dinamit olan asker
    -------------------
    ¡cógelo!

    yakalayın!

    elinde şok sopası olan asker
    -------------------
    ¡te cogí!

    yakaladım seni!

    elinde çekiç olan asker
    -----------------
    ¡muérete!

    geber!

    isabel
    ------
    ¿dónde está?

    nerede?

    maría
    -----
    ¡está en la trampa!

    tuzağın içinde!

    j.j.
    ----
    ¡te voy a matar!

    seni öldüreceğim!
  • oyundaki "matilda" adlı silah luc besson'un leon filmindeki matilda* karakterine bir göndermedir.

    ne de olsa oyunda da ana karakterin adı leon*dur.
  • yaratık köylülerin açıkça "iniestaaa" diye bağırdıkları oyundur.

    oyun sanırsam katalunya civarında geçmektedir*.
  • sayesinde belli bir müddet eve gelenlere kapıyı he he hee welcomeee diyerek açtığım, come back any time diyerek uğurladığım güzide capcom oyunu...
  • ps2 ile uzun zamandır açık olan aramızı yapan, kendisiyle nikah tazelememizi sağlayan oyun. zira yaklaşık 1,5 senedir, ps2 konsolumu yerde, bilgisayar masasının yanında ayak koyma konsolu olarak kullanmaktaydım.

    resident evil serisi için yeni bir soluk olmuş, hemfikirim. bir kere zombiler artık biraz “out”. bu nedenle oyuna başlar başlamaz kendimizi ispanya kırsalında eta’dan emekli olup, başlarına geçirdikleri rasputin kılıklı adam sayesinde kendi terör örgütlerini kuran köylülerle savaşırken buluyoruz. oyun hanesine eklenmiş bir artı. nintendo’dan kırpılmış haliyle de olsa grafikler ps2 için güzel. bu da bir diğer artı. eksiye gelirsek, amerikan başkanının kızının kaçırılması da nereden çıktı şimdi? hele hele george w. bush sayesinde amerikan başkanlığının ayağa düştüğü bir dönemde bana ne başkanının kızını kurtarmaktan. bu nedenle bask bölgesinde eta’dan malülen emekli köylüler tezimi savunmaya devam ediyorum.

    serinin diğer oyunlarından farklı olarak gözüme çarpan ilk detay “merchant” oldu. oyuna biraz diablo havası katmış. kitle imha silahı satmasa da silah alışverişi yapabilmek güzel. kazıkçı ama dikkat edin, silah satarsanız yarı fiyatına geri alıyor. nişan alma, şarjör değiştirme gibi özellikleri de parayı bastırıp upgrade etmeniz güzel olmuş. farklılık olarak bir diğer detay da nişan alma hedesi. artık daha keyifli. özellikle rifle kullanıyorsanız içinizde uyuyan sniper’i kolaylıkla uyandırabilirsiniz.

    düşmanlarımızın daha bir akıllı ve tepkisel olmalarına da bayıldım. özellikle 2. bölümde, peter jackson’ın the lord of the rings serisinde seyrettiğimiz “orc eğitim tugayı”nı anımsatan yerleşim bölümündeki evlerden birine dalıp, dakika bir gol bir yediğim molotof kokteylleri ile hak’kın rahmetine kavuşunca bir alternatif olarak çatıya tırmanmayı denedim. dedik ya adamlar akıllı. hemen çatıda biri olduğunu anlayıp dışarı çıktılar. merdivene tekme attım. başladım ateş etmeye ama bu mendeburlar merdiveni yeniden doğrulttu. hadi bir tekme daha. kardeşim resident evil mı oynuyoruz yoksa gandalf olduk minas tirith’i mi savunuyoruz. hadi bunu geçelim, köydeki kilisenin yanındaki kuleye tırmanıp “içimdeki sniperlık aşkı bambaşka” diyerek öldüreyim şunları dedim. daha kuleye tırmanıp ateş etmeye başlar başlamaz molotof kokteyli atıp kuleyi ateşe verdiler. atladım aşağı, canımı zor kurtardım. abi bi durun be, nefes aldırın adama.

    güzel oyun yapmışlar, evet. akşam olsa da eve gidip devam etsem…
  • rahat rahat demo bile seyrettirmeyen bir oyun. (bkz: dodge)
  • resident evil serisine yepyeni bir hava katan, bol bol ödül alacağı kesin gözüken oyun.

    kahramanımız, resident evil 2'den tanidigimiz leon kennedy'dir. raccoon city faciasından sonra polisliği bırakmış, nasıl olmuşsa bir tür hükümet ajanı olmuştur. avrupa'da amerikan başkanının kaçırılan kızını bulmakla görevlendirilmiş, izini ufak bir ispanyol köye kadar sürmüştür. daha rastladığı ilk köylünün ona ters ters küfür edip sonra da baltayla alnını okşamaya yeltenmesi, delikanlı leon'umuzun bu köyde bir gariplik olduğunu anlamasına yetmiştir.

    resident evil 4 önceki bölümleri gibi bir survival horror oyunudur. fakat önemli bir farkı, önceki oyunlarda adım başı rastlanan puzzle'ları azaltması ve daha çok aksiyona yüklenmesidir. bakış açımızın leon'un arkasında olması, oyunu ilk third person shooterolarak değerlendirmemize sebep olabilir. fakat görüntünün leon'u iki-üç adım arkasından değil, omzunun hemen arkasından takip etmesi görüş açımızı sadece tam önümüze kısıtlayarak hedef alanımızı daraltmakta, oyunun gerilimli atmosferine büyük bir katkıda bulunmaktadır. gerek sessiz ortamlarda yürürken, gerek peşimizden koşan envayi çeşit düşmanlardan kaçarken sürekli sağa sola bakma paranoyası yaratır, lezizdir.

    standart düşmanlar tabiiki zombielerdir. fakat gene diğer oyunlardan farklı olarak, bu zombie'ler hantal, beyinsiz ölüler değil, gayet zeki, koşabilen tutabilen, çok pis ispanyolca küfür eden (- basta hijo de perra!), türlü silahlarla üstünüze yürüyen cinleri tepelerinde köylülerdir. korkunçturlar, baltalarla oraklarla üstünüze gelirler, dinamit veya molotof kokteyli atanları bile vardır. duvarlara çatılara dayanmış merdivenlerden tırmanırsınız, peşinizden tırmanırlar. "laan laan gelmeyin hüleyn!" diye anırarak merdiveni okkalı bir tekme ile devirirsiniz, kaldırıp tekrar dayarlar. bir eve kaçar kapıyı kapatırsanız, vura kıra açmakla kalmazlar, pencerelerden içeri akarlar. azimlidirler bir nevi, cephaneniz azalınca çok koşturmanız gerekir. tabii oyunun ilerisinde rastlayacağınız yaratıklar, bu köylüleri mumla aratacaktır, o ayrı.

    bol aksiyonlu bir oyundan doğal olarak bol bol silah beklenir. ilk başta leon'un el tabancası işinizi rahatlıkla görecektir. önünüze kısa sürede değişik modellerde pompalı ve dürbünlü tüfekler, el bombaları ve magnumlar çıkacak, hepsini birden taşımaya yeriniz olmadığı için sizi zorlu kararlar almaya zorlayacaklardır. türlü yerlerde karşınıza çıkan sapık paltolu tüccar bir zat "nıhehehe silah lazımmıydı abi?" diyerek, neo misali önünü açarak üzerindeki envayi çeşit silahları sunacaktır. iş sadece silahları almakla bitmeyecektir, aynı zat ayrıca silahlara para karşılığı türlü upgradelerde yapabilmektedir.

    oyunun grafikleri hakkında denilecek fazla birşey yoktur, capcom kendisini aşmış, gamecube ise "x-box'ta neymiş?" dercesine kuvvetini zorlanmadan göstermiştir (en zorlu, şafşatalı anlarda bile fps zerre düşmemiştir, adeta film izliyormuş havası verir). ses ve müziğin etkisi kusursuzdur. sessizce yürürken uzaktan gelen ispanyolca bir böğürtü ile düşmanın yaklaştığını hisseder, sağa sola panikle bakarsınız. o ana kadar olmayan veya sakince çalan müziğin tavan yapması zorla içinizi ürpertir. nasıl ki pavlov'un köpeğizil sesinde salyalar akıtmaya şartlanmışsa, kükreyen bir hızarın sesinde bir taraflarınızla üç buçuk atmaya şartlanırsınız.

    nintendo gamecube sahiplerinin elleri kanda olsa bile kaçırmamaları gereken bir oyundur re4. son çıkan haberlere göre 2005 sonunda playstation 2 içinde çıkartılacakmış, ilgilenenlere sevinçle duyurulur.
  • illuminados tarikatı üyelerinin üstünüze yürürken söyledikleri ve tırsıtan cümle ise "morir es vivir"dir, yani "ölmek yaşamaktır"
  • ciddi etkilendiğim oyun..sahilde yürürken gördüğüm renkli kocaman demirli bir kapı var mesela..ortasında bi boşluk..o boşluğa konduğu zaman kapının açılmasını sağlayacak bir nesne düşündürdü 1 saat..ya da evlerde,orda burda vazo,sokaklardaki varilleri gördükçe insanın parçalayası geliyo..tmp ammo mu çıkar,red herb mü yakalarım..black eyed peas elemanı kadını da her nedense ashley e benzettim bugün..
    insanlar böyle delirmeye başlıyo demek ki..
  • zombileri beyinsiz canavarlar olarak gösteren ırkçı amerikan sinemasının son marifeti olan vasat film. "bi hayalim var benim zombilerin de insanlar kadar rahat yaşayabildiği bir dünya hayalim."