1. ilkokulda,ortaokulda ve bazı liselerde verilen derstir. ilkokulda en zorlandığım derstir. özellikle milli bayramlardan sonra hocanın "hadi, şimdi bayram töreninde gördüklerinizi çizin" demesi beni öldürürdü. yaw ben nasıl çiziyim 3 bin tane kafayı. ama azimle çizerdim o ayrı.
    bir de bu dersin bir üst modeli vardır.(bkz: resim iş dersi)
  2. neden boyle bir ders vardi hic anlamadim.anlayabilecegimi de sanmiyorum.
    sonucta resim bir yetenek isi.yani en fazla teknigini ogrenebilirsin ve haftada iki saatle teknik falan da ogrenilmez.yani sadece yetenegin varsa yapabilecegin bir ders ortaokulda , lisede.hic bir sey katmayan derslerden.
    bununla birlikte bir de sacma sapan seyler cizmemizi isterlerdi.hic unutmadigim var bir tane ; lisedeyken hoca* deprem resmi cizmemizi istemisti.hayretler icinde bakmistik biz de kadina.
    deprem resmi.*
  3. anlatılmamış ve anlaşılamamış evrensel değerlerin*** sık sık çizilerek boyanarak pekiştirildiği derslerdendi. tabi şöyle bir kafayı kaldırıp baktığınızda bunları resmedecek babayiğit bulmak zordu. ihale, eli kalem tutanın başına kalırdı.
    not baremine göre her seferinde beş alıp geçtik ya, değer de evren de yalan oldu şu ahvalde. işte ben ona yanarım.
  4. bu dersi ilk ve ortaöğretim çerçevesinde hem ingiltere'de hem de türkiye'de aldığımdan şöyle bir karşılaştırmak gerekir diye düşünüyorum:

    türkiye'de derse gelen kişi, menopozun eşiğinde bir kadındır çoğu zaman. pembe fular gibi bir aksesuarı vardır, iyi giyimlidir, muntazaman makyaj yapar ve fena halde sinirlidir. bu abes ölçüde tekerrür ettiğinden genellemekte bir sakınca görmüyorum.

    ingiltere'de derse gelen kişi - en azından aklımda kalan elemanı anlatayim - uzun saçlı yırtık pırtık kotlu bir heriftir. abicim rahat olalım, mellow olalım havasında bir pasifist görüntüsü sergilemektedir. aslında derse judas priest tişörtüyle gelecektir ama işte eğitim bakanlığının toleransı da bir yere kadardır. bağırmaz etmez, "şunu şöyle yapsak daha iyi olur abicim, bak gel valla bayılacaksın" şeklinde tatlı sözlerin insanıdır.

    türkiye'de istiklal marşını veya gençliğe hitabeyi okumak sınıfta biraz ilgisiz kaçacağından, milli değerlerin görsel boyutuna inilir. maliyetinin tamamı öğrenci tarafından karşılanan, kağıdın türü falan önemli olmaksızın alınan malzemelerle bayrağa asılan yamuk yumuk mehmetçikler, çizmesi kolay kan birikintilerinden yansıyan ay yıldız (çürüyüp suyu çekilmiş bir kavunun dairesel çevre çizgisi ile birikinti, ve bunu dikey kesen 3 beyaz çizgiyle de yansıma şak diye hallolur anacım), çanakkale'de batan incülüz gemileri vs çizilir, boyanır. şimdiye kadar türkiye'de bir resim dersinde bakın çocuklar monet, caravaggio, boticelli, michaelangelo diye örnekleyen bir insan görülmemiştir tarafımdan. ha zaten bunları ilham kaynağı diye sınıfa getirip sonra yukarıda bahsi geçen şeyleri çizdirmek biraz garip kaçar. öğrencinin kafası karışır, ki zaten karışıktır m.e.b. müfredatı ışığında.

    ingiltere'de amcanız allahın devlet okulu bütçesiyle höleyley diye ortaya tüp tüp yağlı boya saçar, kağıtlar dağıtır, canlı model bulur. ben bir kez bile buckingham sarayını, parlamentoyu, churchill'i, normandy'i, hedeyi hödöyü çizmekle yükümlü bulmadım kendimi. ha ne yaptılar, kalkın lan westminster abbey'e gidiyoruz, ordan kareler seçip çizeceksiniz dediler. sanmam ki içerideyken milli değerleri benimseyip dini bütün bir hıristiyan olarak çıkacağımızı düşünmüş olsunlar. ne yaptık westminster abbey'de? resim dersi kavramını aştık. çizdik bişiler. bir sonraki hafta ise bunları lastik zeminde keserek kalıp çıkardık, oldu sana litograf. o an saatime baktım, gözlerimi kapadım, ve memeleketimde okula bond çantasının yanında o hayvani çizim bavullarını taşıyan çocukları gördüm, üzüldüm.

    yani kısacası türkiye'de güzel sanatlar eğitimi bu seviyede siklenmesi icab etmeyen birşey olarak görülürken, bir de üstüne vatan millet sakarya söylemiyle evlendirilmesi işin bokunu ziyadesiyle çıkarmaktadır. içimi sıktınız, beni gavur hayranı yaptınız it sıpaları sizi!
  5. ilkokul ve ortaokulda beden egitimi dersinden sonra en cok sevilen derstir. mufredattan dolayi hayal gucunu genisletmesi zor olsa da o yastaki cocuklara bakmakla gormek arasindaki farki ogretir. bir sonraki 23 nisanda, cumhuriyet bayraminda vs. gokyuzunde kaybolmak uzere olan ucusan balonlara bakmak yerine insanlarin yuz ifadelerine baktirir.

    ayrica monami boyalarinin 12li setiyle 2-3 sene idare eden, resim defteri almaya parasi yetmedigi icin kirtasiyelerden tek tek resim kagidi alan, b2 kursun kalem yerine 0.5 uclu kalemle resim cizmeye cabalayan, cizdigi resimleri koyacak bir dosyasinin genelde olmadigi ogrencilere resim cizmeyi sevdiren ogretmenlere sahiptir.

    oyledir ki aradan gecen 15 sene sonrasinda bir gun kendinizi resim kursuna yazilmis bulursunuz..

resim dersi hakkında bilgi verin