şükela:  tümü | bugün
  • kitapdan çok masa takvimi gibi, çalışma masanızda yer varsa alın. saatli maarif takvimi gibi duvara da asılma seçeneği olsaydı daha güzel olurdu, en azından benim gibi yılbaşında duvar takvimi heyecanı yaşamış eski nesiller için...
    aldım ama içine bakmadım, 1 ocak'ı bekliyorum, levent cantek hazırlamış, kesin güzeldir ama.
  • bugün itibariyle sipariş verdiğim takvim. umarım önümüzdeki yıllarda da devamı gelir.

    öğretmenler için öğrencilerine güzel bir hediye olabilir.
  • gün itibariyle elime geçmiş olan takvim.

    görür görmez hastası oldum, çok beğendim. ancak masaüstü takvimi olduğu için keşke not alınabilecek kısımları da olacak şekilde tasarlansaymış, o zaman tadından yenmezmiş.
  • 20/12/2014 yılında hepsiburada' ya verdiğim siparişte bulunmakta olup, hala elime geçmemiş olandır.
  • gerçekten güzel düşünülmüş bir iş. ancak takvim yapraklarını koparmaya kıyamıyor insan. koparmayıp arkaya sarmak da olmuyor. kaba bir görüntü çıkıyor ortaya. buradan yetkililere çağrım, buna bir çare bulunsun. lütfen.

    mesela defter şeklinde yapılabilir. neden olmasın. daha önce ifade edilmiş, bir kısmı da not almak için ayrılabilir. sene bitince kaldırıp hatıra niyetine saklarız. yanlış anlaşma olmasın, ajanda gibi bir şeyden bahsetmiyorum. yetkililer beni anlayacaktır.
  • çok güzel bir çalışma olmuş...ilginç tesadüfler var "geçmişte neler olmuş" bilgilerine dair...iki ayda iki tesadüf...11 şubat 1936 istanbul'da çatıları uçuran kar fırtınası, 17 şubat 1935 te istanbul'da kartopu oynamanın yasaklanması...
    24 ocak uğur mumcu suikastı unutulmuş sanırım...
  • yeni haberim olduğu için içimi kan ağlatan, var olduğu için yüzümü güldüren bir hoş seda.

    http://www.iletisim.com.tr/…ments/gallery/subat.pdf
  • sapsarı kapağıyla kadıköy alkım kitapevinde kasanın hemen önünde dikkatimi çeken takvim. ancak aldıgım kitabın parasını kart çekmedi, hata verdi ki, jelatini açılmış bu takvimi inceleyemedim.
  • yirmi sekiz temmuzda nihayet ulaşabildiğim takvim. nerdeyse yıl bitti. takvimin varlığını biraz geç öğrenerek mart ayında kitapçıya sorduğumda ve kendim internetten almak istediğimde tükendiği için bulamamıştım. nerdeyse dört ay sonra kitapçının telefonuyla geldiğini öğrenip gidip alabildim. nedir, yılın yarılanmış olmasından mı yoksa son günlerdeki halet-i ruhiyemden mi sebep bilmiyorum ama takvim oldukça güzel bir çalışma olmasına rağmen aman aman bir ilgi, merak gösteremedim. zaman zaman, akla geldikçe bakılası, kişisel kütüphaneye eklenesi bir çalışma olduğu için de sorun olarak görmüyorum bu durumu. ama tabi gönül isterdi ki senenin başında alıp, her gün düzenli okumak, incelemek... kısmetse 2016'ya. yok artık. zamanı kendi zevklerim, isteklerim için şekillendirmeye çalışacak kadar zalim mi olmuşum?*

    eğer böyle bir çalışma 2016 için de düşünülüyorsa ve eğer (bkz: levent cantek) veya daha başka adını bilmediğimiz yetkililer burayı okuyorsa önümüzdeki yıl için biraz daha fazla basarak bu şekilde okuru mağdur etmemelerini rica etmek istiyorum. böylece hem zamanında almayı unutan, haberi olmayanlar mağdur olmayacaktır hem de birden fazla alıp eşine dostuna hediye etmek isteyenler için de faydalı olacaktır diye düşünüyorum.

    iletişim yayınları'na dair bir başlığa gelince de (bkz: emrah serbes) nam boksörle dalga geçmeden, evet dalga geçmeden ve hatta linçse de linç etmeden gitmek istemedim. boksör şahsın kendi adına açılan başlığa uğrayacak değilim. iletişim yayınları denilince benim akılma eskiden ve hatta şimdi dahi (bkz: orhan pamuk) ve (bkz: hasan ali toptaş) gelir, gelirdi. ama artık popülist tavırlarla protest olmaya çalışan, ben de sizdenim, halk çocuğuyum, meselesinin cılkını çıkararak anlamını yitirmesine sebep olan ve aslında en fazla goygoycu bir akademisyen olması gerekirken türkiye şartlarından sebep yazarlık payesini bir şekilde elde etmiş, varoş edebiyatı yaparak doksan ve hatta seksen sonrası kuşağın sığ, hamburger zevklerine hitap eden yazarımsılar geliyor. bu tarz hareketlerin yayınevlerinin imajına da zarar verdiği kanaatindeyim. elbette kimseden belli bir kalıba, şekle girmesini isteyecek değiliz ama bıktık vallahi bu şov meraklısı düşünce erbabından. gerçi şunu da eklemeden geçmek istemem. (bkz: behzat ç.) izlediğim ilk ve son yerli diziydi ama bu durum birilerinin bayağılıklarını olur öyle ya arada şeklinde görmezden gelmeme sebep olamaz sanırım. kendi şovuna, ilgi çekme çabasına ölen çocukların adını karıştıranları pek de normal kabul edemiyorum.
    "şiddetten nefret ediyorum o yüzden boksa başladım ve bir de bunu ifşa etmek için yırtınıyorum." anlamlı.