şükela:  tümü | bugün
  • ingilizcede kaynak.
  • (bkz: source)
  • zenginlik, ham madde
  • windowsta bir executable'ın runtime'daki ıvır zıvır data ihtiyacını karşılayan (ikonlar, cursorlar, resim, stringler vs), locale infoya göre aynı resource'un birden fazla versiyonunu barındırabilme ve sonradan editlenmek değişitirilmek gibi özelliklere sahip bölümü. 32bit windowsla birlikte resourcelar da executable ile birlikte memory'e yüklenir hale gelmiş, process'in memory mapinde yeralmıştır. dolayısıyla process'i terminate etmeden resource'un hafızada yer kaplamasına engel olmak mümkün değildir. bir günah gibidir resource, öyle.
  • natural selection'da bina yapmak, arastirma yapmak, yüksek life form'lara evolve olmak icin gereken temel zenginlik.
    resource node'lara kurulan resource tower'lar araciligiyla toplanir.
  • soiled legacy, error 23, desert dream, cauldron gibi aşmış demolar yayınlamış olan commodore 64 platformunda aktif bir demo grubudur.
  • ingilizcesi,
    resource : a stock or supply of money, materials, staff, and other assets that can be drawn on by a person or organization in order to function effectively.

    ‘local authorities complained that they lacked resources’

    türkçesi,
    bir kişi veya kuruluşun fonksiyonunu verimli olarak yerine getirilebilmesi amacıyla kullanabileceği; birikim veya mevduat, malzeme, iş gücü gibi her türlü varlıklarına verilen ad
  • ingilizce-türkçe sözlükte, source kelimesinin karşılığı da kaynak, resource kelimesinin de... bir de bu iki kelime birbirine çok benziyor. nasıl ayırt edeceğiz?

    - source, orijin merkezlidir. yani, "source of x" şeklindeki ifadeler, x'in orijinine, kaynağına atıfta bulunur. örneğin, bir gazeteciye, "what is the source of this information?" diye sormak, ilgili bilginin kaynağını, orijinini, yani nereden geldiğini, nereden çıktığını sorgulamak anlamına gelir. benzeri bir şekilde, "mexico has become our major source of unskilled labor" gibi bir ifade, vasıfsız işçilerin son dönemde daha çok meksika'dan geldiğini, yani vasıfsız işçilerin kaynağının, orijinin son dönemde meksika olduğunu ifade eder. başka bir örnek: "mandaro river is probably the most distant source of the amazon" -- yani amazon nehrinin, kaynağı, orijini.

    - resource ise, değer odaklıdır. dolayısıyla, daha çok rezerv, potansiyel, yetenek gibi bağlamlarda kullanılır. örneğin, doğal kaynaklara atıfta bulunan "rich natural resources of the congo" gibi bir cümlede, değer ve rezerv bağlamı güçlüdür. "resources of the company" ise, bağlama bağlı olarak, bir şirketin nakit varlığına ya da beşeri sermayesine atıfta bulunabilir. resourceful kelimesi de aynı çerçeveye oturur ve (ekseriyetle) bir insanın çözüm üretme potansiyelini vurgular.

    iki kelime arasındaki farkın anlaşılmasına yardımcı olabilecek son bir (karşılaştırmalı) örnek:

    source: "green vegetables are good sources of iron, especially for vegetarians"
    resource: "china does not have any significant iron resources"

    tema:
    (bkz: ingilizce /@derinsular)
  • nestle'nin ürettiği yüksek kalorili bir içecek. kilo alamayanlara tavsiye ediliyor. hiçbir eczanede yok anca arayıp depodan getirttiriyorlar. çileklisi var birtek. tadı kefire benziyor. vanilyalı aradım ama yokmuş piyasada.