şükela:  tümü | bugün
  • fransizca restoran
  • asevi, yemek yenen mahal.
  • lokanta ile farki, alkollu icecek satma yetkisine sahip olmasi olan mekanlar.
    (bkz: meyhane)
  • fransizca "restaure" eden anlamina gelir; bizim bildigimiz restorasyon'un restore'si. cunku insan yemek yerken kendini restore etmektedir, tamir etmektedir vs vs. fiili ise "se restaurer" dir.

    edit: efendim gelen bilgilere gore, kelime anlamini dogru soylemis olsam da (yani tamir etmek, restore etmek, iyilestirmek), kokeni tam insanin kendisini yemek yiyerek restore etmesi degilmis,; yani birisi cikip "ulan yemek yerken kendimizi yeniliyoruz madem fiili de uygun olsun" dememis. biraz daha komplike bir prosesus sonucu edinilmis bu fiil. bilenler bilmeyenlere anlatir...
  • ilk restaurant 1765 yılında paris'de açılan bir çorbacı dükkanı imiş. çorbacının sahibi tabelasına mideyi temizleyen, tazeleyen, rahatlatan anlamında restaurante yazmış ondan sonra da bu ad yerleşmiştir.

    sanıldığı gibi tam türkçe karşılığı lokanta da değildir zira, lokanta gayet italyancadan apartmadır bu arada. tam türkçe karşılığı ise aşevi'dir.
  • ofis isinde calisip da, hayatindan memnun olmayan, yaptigi isten tatmin olmayan memur, katip, ogretmen vb. sahsiyetlerin bir gun mutlaka acacaklari hayallerdeki isletme. muhabbet arasinda "abi gel bi restoran acalim ortaklasa senle" seklinde konusu olur. plan, proje her sey ayakustu hazirlanir. ancak genelde lafta kalir. olayi lafta birakmayan girisimci ruh sahibi bunyeler de voleyi ufak capta vururlar. ancak muhim olan sudur ki; (bkz: kararsiz degilim ama dusunmem lazim)
  • köken itibariyle tamir eden,onaran anlamına gelir.hikayesi ise ilginçtir.18. yüzyıl paris'inde doktorlar kendilerine gelen hemen bütün hastalarının şikayetlerini kötü beslenme,sindirim bozukluğu ve ciğer zayıflığına bağlıyorlardı ve bu hastalar doktorlarının verdiği katı diyetlere uymak zorundalardı.öyle ki günde iki öğünü yiyemez hale gelmiş bitkin duruma düşmüştüler.bundan dolayı bazı girişimciler restaurant adı altında değişik formüllerle hazırlanmış 'çok besleyici,onarıcı,sağaltıcı' olduğunu söyledikleri etsularını satışa sundular.bu etsuları değişik besleyici etlerin saatlerce sadece özü kalana kadar kaynatılması sonucu üretiliyordu ki midesi rahatsız olan insanlar onları kolayca hazm edebilsin.dükkanlarının önlerine "ciğeri zayıf,bitkin düşmüş hastalar kendilerini sıhhate kavuşturacak restaurant ları bizde bulur" gibi ilanlar astılar.yani restaurant bu etsularının satıldığı yer değil sadece onların ismiydi.tabi paris'liler bu et sularını içerek şifa buldular mı bilemeyiz fakat burada lokanta ve tabldot (table d'hote) dan daha samimi ve birebir ilgi buldular.başta restorancıları lokanta ve tabldotçulardan ayıran ana özellikler bir menüleri olması,insanların daha yemeği gelmeden ne kadar ödeyeceğini bilmesi,yemeğini istediği saatte yiyebilmesi,birebir ve sıcak ilgi,yemeğini yerken yalnız olabilme veya birisi ile baş başa olabilme gibi olanaklar sundu, zira lokanta,han ve tabldotçularda yemekler hep belirli saatlerde çıkar,seçme şansınız olmaz,nasıl yapıldığı muamma olur ve herkesle beraber oturup aynı masada yerdiniz.restorancılar böylelikle daha zengin kesimin ilgisini çekti ve rekabet dolayısı ile menülerine sağlıklı yemekler kattılar ve aynen kahve içilen yerler nasıl cafe adını alıp bugün kahvenin haricinde onlarca ürün arz ediyorsa restaurant satan yerler restaurant adını alarak yiyecek içecek ile ilgili her türlü ürün arz etmeye başladılar..
  • thrills'in mükemmel albümü teenager'dan hareketli bir calısma.(?!) uzun zamandır hiç bir sarkının sozlerini takip ederek eslik etmemiştim. işte bu sarkı deli gibi eşlik ettiklerimden:

    i worked so hard for that man
    and he worked me to the bone
    said success wont belong
    he bought that old factory
    cause the rich are born free and thats how you want to be
    so i looked down from the rooftops one night
    and i knew i could go far if you never left my sight
    but this will never be what i want in some fancy restaurant like now.
    this will never be what i want, and all i ever wanted was you.
    he was a beggar on a horse, he was another brave man
    ??? our jobs get sold
    he took the drinks from our hands so i took you in my arms we watched the sun go
    down
    then i knew i had been taken for a fool
    i took you for granted i took fate as a rule
    but this will never be what i want in some fancy restaurant like now.
    this'll never be what i want and all i ever wanted was you.
    i need you now more than before
    i need you now more than before
    i need you to be there true and fair
    if i prove myself here i'll prove it anywhere
    but this'll never be what i want in some fancy restaurant like now.
    this'll never be what i want and all i ever wanted was you.
    this'll never be what i want. x 4
  • tdkya göre türkçe yazılışı restoran olan kelime. anlamı lokanta olarak geçmektedir.