şükela:  tümü | bugün
  • dimdik ayakta olarak çevrilen ekim filmi'nde gösterilen rezil filmdir. filmde 30 yaşında bir erkek 70 yaşında bir adama çakıyor. rezil iksv bu filme nasıl izin verdi, o kadar denetimden bu rezalet nasıl geçti anlaşılır gibi değil.
  • filmi anlatırken 30 yaşında bir erkek 70 yaşında bir adama çakıyor şeklinde anlatan hıyarların hoşuna gitmemiş film. filmi seversin sevmezsin ona bir şey diyemem ama o 30 yaşındaki adam 20li yaşlarında manken gibi bir kıza çaksa film çok hoşuna giderdi bu malların. hatta arkadaş ortamında ağzı sulanarak anlatırdı.
  • 30 yaşında adamın 20li yaşlarda bir kadınla sevişmesi ile 30 yaşında bir erkeiğin 70 yaşında dedeye çakmasını mukayese edecek kadar beynini anüsüne aldırmış malların beğenebileceği film. bunu yazınca homofobik olmakla suçlarlar şimdi. dejenere değersiz çarpık iğrenç ilişkileri kendi müptezel hayatlarında olağan karşılayan güruh yaydığı bu pislik salgınını zorla normal steril ve doğal göstermeye çalışıyor.
  • gösterildiği seansta filmin ortasında yaklaşık 10 kişinin salonu terkettiği film. iyi kötü tartışmayacağım ama filmekimi izleyicisi profilini dahi rahatsız etmeyi başarmıştır.
  • filmekimi kapsamında izlediğim film.

    broşürde yer alan açıklamada "cinsiyet rolleriyle ustalıkla oynandığı" ifadesi ilgimi çekmişti ama burdan yönetmene yoo dostum yoo sen ustalıkla oynamayı çok yanlış anlamışsın demek istiyorum. filmin geneline hakim olan, rahatsız edici pornografik içerik filmin konusuyla paralel değil, sahneler arasında herhangi bir anlam bütünlüğü yakalanamıyor. ya da benim filmi anlamamış olma ihtimalim var, ama ben ilk ihtimalde ısrarcıyım. uzun uzun bir şeyler yazmaya da oldukça üşendim, izlerken oscar wilde'ın hangi eserinde geçtiğini hatırlayamadığım bir sözü geldi aklıma; "üreme organları öylesine çirkin ki, insanlar bunu bertaraf edebilmek için aşık oluyorlar/aşkı buldular" gibi bir sözdü yanlış hatırlamıyorsam.
  • epey kötüydü ama seks sahneleri yüzünden değil kesinlikle bazı yazarlar buna dem vurmuşlar ama benim filme kötü dememin sebebi bunar değil. tersi iddiasının karşılığını sunamamış olması. bol bol zırvalamış toparlayamamış derdini anlatamamış olması hatta anlatma gibi de bir derdi olmaması. vurucu birkaç sahneyle farklılık yaratacağını düşünmesi. neyse festivalin en zayıf halkasıydı. bu filme bu kadar yorum bile fazla.
  • bütünlüğü ve samimiyeti olmayan bir takım sahnelerden oluşan garip ve farklı bir film. gerçek bir doğumun gerçekleştirildiği ve siktim öldü temalı iki sahnesi dışında çok bir olayı yok. yine de fransız festival filmlerine özgü buhranlara sürükleyen derin psikolojik detayları sevenler için iyi bir seçenek olabilir.
  • alain guiraudie'nin l'inconnu du lac'inden sonraki yen filmi. l'inconnu du lac'ten sonra yönetmenin ne yapacağını çok merak ediyordum çünkü bu film 2013'ün en iyilerindendi, oldukça sarsıcı ve başarılıydı.

    ben mi büyük umutlar besledim, film mi kötüydü ama bu filmi hiç beğenmedim. ne anlatmaya çalıştığı pek belli değil şeklindeki eleştirilere ben de katılıyorum çünkü gerçekten belli değil, maalesef olmamış.

    öte yandan filmdeki cinselliğe gelen eleştirileri çok talihsiz ve boş buluyorum zira 30 yaşındaki bir erkekle 70 yaşındaki bir erkeğin seks yaptığı görüntüleri izlmekten rahatsız olma ihtimali olan bir insansan bir filmi izlemeden önce o filmi çeken yönetmeni araştıracaksın, önceki filmlerini bir izleyeceksin. aksi halde bu gibi eleştiriler komik oluyor, gülüyorum.

    filme dönecek olursak filmdeki cinsellik sahneleri rahatsız edici değil, çünkü sıradan bir cinselliğin kendisi zaten rahatsız edici değil. alain guiraudie, filmlerinde cinselliği başarılı bir şekilde kullanan yönetmenlerden. en rahat ve en olduğu gibi haliyle çekiyor bu sahneleri.

    doğum sahnesi de neden bu kadar rahatsız edici bulundu anlamadım, halbuki hayatın en gerçek tarafı, biyolojik bir olay. valla ben bu sahneyi ilgiyle izledim bir yandan da kahve içiyordum. ilk defa bir doğum sahnesi gördüm, çok ilginçti, iğrenç değil.

    esas rahatsız edicilik konuşulacaksa lars von trier'in nymphomaniac'taki (uzun metraj versiyonunda mevcut) joe karakterinin kendi kendini kürtaj etmesi konuşulabilir mesela.

    son olarak, l'inconnu du lac'ın finali mükemmeldi, harikaydı, tam olması gerektiği gibiydi. bu filmin de en büyük artısı bence finaliydi. böyle sert ve ucu açık finalleri seviyorum lanthimos da bu tarz finalleri kullanıyor genellikle.

    neyse, üzgünü guiraudie; bu sefer olmadı.