şükela:  tümü | bugün
  • muslumanlıkta kendisine kitap indirilmis peygamber.
    indirilmemisi icin (bkz: nebi).
  • elçi
  • risalesi olan peygamber

    aynı zamanda bir erkek ismi
  • tayfun talipoğlu'nun bam teli programı için antep'ten geçerken battallı köyü'nde kuzuları yayarken gördüğü ve sonra da konuşmaya çalıştığı çocuk. konuşmaya çalıştığı çocuk zira çocuk anteplice konuştuğu için tayfun talipoğlu hiçbirşey anlamamıştı.

    -ne zaman geldiler?
    -daha bayakleyn
    -ne zaman?
    -daha bayakleyn
    -ne zaman?
    -böön böön!

    ekmeğin nerede resul?
    -mişmişin bedeninde!
  • göndermek anlamına gelen resele kökünden türemiştir. gönderilen kişi anlamına gelir.
    aynı kökten gelen risale de gönderi, ileti yani mesaj anlamına gelir.
    nitekim çağrı diye bildiğimiz filmin arapça adı "er-risale", ingilizcesi "the message"dır.
    bu yüzden resul'un ingilizcedeki tam karşılığı messenger olmakla beraber, türkçedeki elçi, ulak dahil bilinen kelimeler bu anlamı karşılamamaktadır.
    illa bir seçim yapmak gerekirse ulak, elçiden daha yakın bir karşılıktır.

    kaldı ki kur'an-ı kerim'de ülkelerin birbirlerine yolladığı sıradan ulaklardan da resul diye bahsedilmektedir. tek başına kelime olarak kutsal bir anlamı yoktur. meğer ki allah'a izafe edilsin.
  • (bkz: resul balay)
  • türk dizilerinde default kötü karakter ismi. (bkz: aşka sürgün) (bkz: beyaz gelincik)
  • "ben resul," diye başlayan cümleleriyle ihtiyarî, gayr-ı ihtiyarî "ben ruhi bey nasılım?" minvalindeki delirmeleri muhteva eden, çocukla çocuk değil köpekle köpek olan, bir orospuya aşık olup yüce devletin gazabından yamulmuş - ya da her nasılsa yamulacak - olan hüseyin kıran'ın elinden çıkmış resul'ün romanı.

    anlatıcı sesin aralara girerek kimi üst-perdeden derinlik sahibi varoluşçu kesimlerin resul gibi bir deli nezdinde hayat bulması anlatının akışına ket vursa da, mütemadî kertede ilerleyen deliliğiyle okunması gereken kitap.

    reklam hülâsâsı: tol'u seven, resul'ü de sevdi [ikisinde de âhir zaman peygamberleri var ne de olsa, birinde fiilen, diğerinde sadece 'isim benzerliği']

    şerh-i kuple
  • türk edebiyatı'nın bana inmiş şimdilik son kutsal kitabı.

    “çoğu kez salt düşünmekle doyar, söylemekle yetinir beynimiz; aklından geçirmek eyleme geçirmenin tohumudur muhakkak, ancak bu tohumun kendisi yeterli olur. aklın bu yetinme yetisine ne kadar şükretsek azdır. ya isteklerimizi kaçınılmaz biçimde gerçekleştirmek zorunda olarak programlanmış olsaydı beynimiz ve bedenimiz. dünya bizim için muhteşem bir yer olurdu muhtemelen, ama başkaları için kesinlikle felaketlerle dolacaktı.

    hepimiz başkaları için başkalarıyız. herkes herkes için bir başkası olduğuna göre, kimse için güvenli bir yaşam mümkün olmayacaktı; olduğu kadarıyla bile demek istiyorum.

    her insan bir diğeri için bir arzu oluşturur ve bir ağrı ve şiddet kaynağıdır. insan kendisi bir ağrı ve şiddet deposu değilse ne? bununla baş etmenin mümkün tek yolu tehdit eden başkalarını tamamen benden ibaret kılmak, onları kendimize benzetmek, onlara kendini ben zannettirmek, mümkünse bizzat ben yapmaktır. belki de her insanda fırsatını bulunca güçlüce yeşeren şu başkalarında kendini çoğaltma ve varlığını onların varlığını kovarak boşalan bu alana yerleştirme dürtüsünün anlamı budur. dünyada bir ben varsa, başkalarına yer yoktur. başkaları, o uzay kadar karanlık ve ve ölçülemez, bilinemez ve ulaşılamaz varoluşlarıyla ben'i tedirgin ediyordur. ben korkuyordur. başkaları tarafından içerilmemek, kendinden kovulmak ya da sindirilip ezilmemek, yok edilmemek için, başkalarının bütün bunları yapma kabiliyet ve potansiyeli olduğunu kendinden bildiği akıl ve ruhlarını kendi akıl ve ruhunun gölgesi altında çürütüp yok etmek istiyordur. tüm dünya kurumuş, kabuk halini almış ve içlerine dolan yeni varlık adına yaşamaya kendini adamış insan boşlarından ibaret kalıncaya dek, canlı olan her şeyi, herkesi yutacak; geride sadece bir tek ben kalacak ve bu, o'nun ben'i olacak. herkes sadece onu besleyecek, o durmadan şişecek. böylece herkesi kapsayıp kapattığında, o yaşayan tek ruh, isteyen ve alan tek varlık olarak kalacak. artık kimse onu tehdit edemeyecek. mutlak güvenlik, mutlak karanlık şeklinde olsa bile gerçekleşecek. kocaman, dünya ölçeğinde bir penis olarak bütün kadınları o dölleyecek, genişliği bilinen her yer kadar bir rahim olarak bütün insanları kendinden doğuracak ve böylece onları kendinden parçalar haline getirecek; böylece herkes bu ben olacak ve sonsuz huzur gelecek. sonsuz huzur bütün insanların tek bir insanda toplanmasıyla ve ancak o bir tek insan için gelebilir ancak. bunu keşfeden birçok kişi arasında geçen bu korkunç mücadelede ayakta ve hayatta kalan son insan, insanların tözü olan o üstün varlık, herkesi örten ve yutan o sonsuz ben, güçlülerin en güçlüsü olarak, altın diş ve platin göz, bronzdan dökülmüş bir kartal kanadı, etçil aslanpençesi, beton bir yapı, çelik iskeletiyle görkem fışkıran bir heykel olarak, duvarlara asılan tek resim olarak, en büyük sevgili dünyanın atan biricik kalbi olarak, düşmansız ve tehditsiz kalarak, yerleştiği yerden sökülmemecesine bize bakacak, bakacak.”

    (bkz: hüseyin kıran)
  • türlü numaralarla numarasız bir dünyaya ziyaret, o dünyadan kafayı çıkar(t)amayış. t'lerde anlayışlı örümcekler, ışığı yakmayış. duyulardan vazgeçmekle yetinmezken kafayı koparamayış. işemek için pantolonun sıyrılmasını bekleyen kim? o iş çoktan oldu, bitti, tekrar olacak, tekrar bitecek. kanaman mı var? dik, et gitsin, et dediğin kanı durduramadıktan sonra bir acı kaynağı.

    alın:

    "demek hepimizin gizlisi budur! her şeyi ve herkesi ister ve unuturuz. işte bu zavallı istenmiş ve böylelikle hakaret edilmiş ruhlar için cehennem içimizdir, onlar orada hapsedileceklerini, başkaları ve kendileri için istenmeyen olanlar için unutulmayacaklarını bilirler. unutulduk sayılacaklarını, ama hapsedildikleri o yerde için için yanacaklarını bilirler."

    kendine diyen adamin dünyası bir başka oluyor.

    algımda yeri bambaşka.