şükela:  tümü | bugün
  • ing. yeniden düşünmek. tekrar ve etraflıca düşünmek.

    üst edit: kelime anlamından hareketle, günün anlam ve önemine binaen kıssadan hisse gün sonu notumdur...

    rethink 9/11
    bugün, 11 eylül 2001’in yıldönümü.
    dinlerine, vatanlarına, halklarına ihanet eden, gözleri para ve hükmetme hırsı bürümüş, dünyayı kendi istedikleri biçimde değiştirmekle kafayı bozmuş faşist-emperyalist george bush hükümeti ve onları iktidarlara taşıyan bir kısım aptal amerikalının dumur günü.
    "toplumun genelinin neler döndüğünden haberi yoktur, hatta haberi olmadığından dahi haberi yoktur." (bkz: noam chomsky)

    19 yıl önce bugün birkaç kıçı kırık arap terörist, içinde bulundukları uçakları kaçırma becerisi(!) göstererek, abd’nin babylon'u diye tabir edilen dünya ticaret merkezi’nin 1 ve 2 numaralı kulelerine çarptırdılar ve yıkılmalarına sebep oldular…
    bak sen!
    bu olayın yaşandığı günün ertesi sabahı, intikam alma adına orta doğu'ya haçlı seferlerine onay veren amerikalıların sayısı yüzde 70'lere varıyorken; bugünkü anma törenlerinde; kandırıldıklarını, kuleleri içerden işle (inside job) kendilerinin yıktığına inananların sayısı aynı orana denk geliyor.

    ve 7 numaralı kule (building 7)
    ikiz kulelerin yıkılmasından tam yedi saat sonra herhangi bir uçak çarpmadığı halde (not hit by a plane) serbest düşüş hızından da hızlı bir şekilde patlayarak çöktü. komplo teorisyenleri önceden yerleştirilmiş patlayıcıların ateşlenerek binayı yerle bir ettiği iddiasındalar ve bu iddiaya hak verenler günden güne artıyor.

    her iki kuledeki finansal ve iktisadi teşekküllerin amerikan endüstri tarihinin başlangıcından beri korunan arşivleriyle birlikte, kaybı izah edilemeyen 1 trilyon amerikan dolarının kayıtları bulunuyordu bu kulede…
    ne ilginç değil mi?
    tıpkı 2. dünya savaşı'na girmek istemeyen amerikalıları, artık bunun kaçınılmaz olduğuna ikna etmek için, bile bile savunmasız bıraktıkları pearl harbour baskını gibi…

    bize ne mi?
    bizimle ne ilgisi var canım, dünyanın öbür ucundaki geri zekâlılar bizi ilgilendirmez mi?
    hiç tanıdık gelmiyor mu? (no ring the bells?)
    biraz açalım…
    kendine sadık bir toplum oluşturmak için önce bir düşman imgesi yaratmak gerekir. bu, onları bir canavar masalına (monster’s myth) inandırmanla mümkündür ancak ve sadece amerikalılara özgü değildir.
    ülkendeki azınlıklardan mı bıktın? servetlerine, mülklerine, işlerine, yatırımlarına el koymak mı istiyorsun? bir pogrom programına ihtiyacın var.
    1955'deki 6-7 eylül olayları'nda olduğu gibi “atatürk’ün selanik’teki evi bombalandı” diye bir ulusa sesleniş yapabilirsin mesela. gerisini galeyana getirdiğin halk kitlelerin halleder.
    yok, ülkende azınlıklara mı ihtiyacın var? vatandaş uyandı, ekonomi batıyor, koltuğun elden mi gidiyor? ithal oy işini görür.
    reyhanlı’nın patlamasına izin ver, komşularına savaş, kaçanlara kucak aç. al sana ampul gibi seçmen kitlesi.
    birileri planlarının farkına mı vardı? aydınlar, düşünürler, gazeteciler, öğretim üyeleri çok mu konuşuyor?
    kapı gibi ergenekonun vardı bir zamanlar hatırladın mı?
    memleketin tüm kalelerini ele geçirmene, tüm tersanelerine girmene, milleti fakruzaruret içinde kendine mecbur bırakmana haddini bilmez birkaç kahraman özentisi kafa mı tutuyor?
    ah ahh nerde o güzeller güzeli balyoz? heba ettin gitti. şimdi her çıkardığın ceza kapsamlı kararnameye kumpas şüphesiyle yaklaşılıyor.

    öyle affedilmez bir hata yaptın ki şu gezizekalı kuşağı hafife almakla, bak o günden bu güne hala önünü alamıyorsun. bugünkü amerikalılar gibi yeniden düşünmeye (rethink) sevk ettin herkesi. kaçınılmaz sonuç, nurtopu gibi bir z kuşağı nesli doğdu kendiliğinden. etki-tepki'yle harmanlaşmış tabula rasa yasası.
    oysa her karşılaştığın/karşılaşacağın engel için katman katman üstüne (multi-layer) akıl verdilerdi sana... (bkz: cia'nin hilafet planı)
    şimdi william pitt'in meşhur “tahtın arkasında her zaman kraldan daha kudretli bir şey vardır” sözünü kulağına küpe edinmiş zehir gibi bir kuşakla karşı karşıyasın!
    ders alınabilecek midir yoksa kendi kuyruğumuzu kovalamaya devam mı edeceğiz, merak edilendir.