şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: inceleme) (bkz: kritik)
  • konu tekrarının yapıldığı, öğrencilerin kafalarına takılan sorulara cevap bulabildikleri genellikle dersin asistanları tarafından hazırlanan sınav öncesi ek ders
  • binghamton'daki new york devlet üniversitesi bünyesinde faaliyet gösteren fernand braudel merkezince ekonomi, tarihsel sistemler ve uygarlık çalışmaları üzerine çıkarılan ve editörlüğünü halen immanuel wallerstein'in üstlendiği akademik yayın organı *.
  • (bkz: recension)
  • ing. derleme manasında makaleler için kullanılır, bir sürü makaleden çıkarılan sonuç gibidir.
    (bkz: derleme makalesi)
  • iphone ve macintosh lerde kullanılabilen pek yarar lı bir uygulama. eğer bir iphone uygulaması tasarımı yapıyorsanız ve tasarımınızı telefonda görmek istiyorsanız, sağ üst köşedeki ikona imajınızı sürüklemeniz yeterli.. taa taaaaaa!
  • türkçe'de güçlü bir eleştiri geleneği oluşamamasının bir nedeni (ve oluşmamış olduğunun göstergesi) de review ve critic kelimelerinin bu dilde aynı karşılığa sahip olması olsa gerek. halbuki review sadece profesyonel okur için değil, her hangi bir kitap hakkında bilgilendirici bir yazı okumak isteyen her hangi bir amatör okur için yazılır ve eleştirinin aksine metni tüm yapı taşlarına ayırıp, tüm etki kaynaklarıyla ilişkilendirip de incelemez (elbette kapsamı eleştirinin sunduklarını sunacak kadar yetkin review'lar ile, murad ettiği şeyi sunamayan critic'ler de var, ama ikisi de istisnai). review'den bir savı olması beklenebilir, ama bir kurama sahip olması beklenmez. eleştiri ise kuramdan yoksun düşünülemez. dolayısıyla, söz gelimi "reviews on virginia woolf" isimli derleme bir kitabı okuyan deneyimsiz eleştirmenler, hatalı bir kaynağın üstünden kendi savlarını kurmayı deneyebilirler, denemiştirler, deniyorlar. halbuki "kitap tenkiti" ya da "kitap tenkitçisi" gibi kavramlar ne kadar da işe yarar olabilirdi türkçe'de. en azından yazarlar, yazar adayları kitabın detaylı okumalara gitmeden önce çıplak gözle de okunup bir elemeden geçtiğini hatırlar, daha nitelikli yazmaya çabalardı.
  • bazı anlamlarının türkçede bir karşılığı bulunmayan sözcük
  • tip okumaktan sonraki en buyuk pismanliktir review makelesi yazmak. bilime somut katkin sifir neredeyse. ne kadar yayinlanmis makale varsa okuyorsun, derliyorsun, topluyorsun buralarda eksik var cocuklarim bu konularda calisin diyorsun. sanki zaten calisacak adamin aklina gelmiyormuscasina. ameleliktir review yazmak. hamalliktir. yaslandirir. ruh emicidir. yayinim olacak diye bu topa girilir mi bilmem. girmeyin.

    akademik dunyadaki hiyerarsiye de kafam girsin. zibilyon tane makale okuyup yazdigim makaleyi ingilizce bilmeyen japon fellow editliyor. adam bir sey dediginde 30 kere soruyorum ne dedin diye en sonunda yazdiriyorum baktim anlamayacagim. daha tam cumle yazamadi. 'sentence structure' bu kadar katledilebilirdi. 'little little into the middle' seviyesi. adam sadece % isaretinin yerini duzeltmis 4 kere 7000 kelimelik makalede. bir de "good job" yazmis pic. onun yayini da sayilacak mi sayilacak. bize de researche katilma hakki vermesinler 2 ay cok kisa haksizlik olur diye. cok kizginim su an. review konseptinin tez zamanda tum journallardan kalkmasi dilegiyle.