şükela:  tümü | bugün
  • sayın reza zarrab tarafından bu millete yaşattırılan hadise. ama her ne kadar rezalet diz boyu olsa da kimse rezil olmuyor bu canına yandığımın ülkesinde.
  • amerika, suçlu olduğunu iddia ettiği birisini son dakika değişikliği ile davaya tanık yaparak aidiyetimiz olan ülkemizi veya bankasını ve onun bir memurunu yargılıyor, olayla ilgili duyarlı olan insanlar tarafından milli bazı menfaatler anlatılıyor, ceza hukuku konuyu bel altından televizyonlarda yorumluyor, önceden devletin başkanı tarafından hayırsever ilan edilen ve devlet eli ile madalya verilen bir işadamının x bir sebeple ve casus ilan edilmek sureti ile türk mahkemelerinde yeniden yargılanması başlıyor, tüm olan bitenlerle ilgili basın bir türlü, hukukçular 15 türlü, yazarlar her türlü bir şeyler söylüyor.

    toplumun aydınlatılması gereken noktalarda söz sahibi olduğu iddia edilen insanlar siyaseten kaygılar güderek, bukalemun gibi renkten renge giriyor ve her geçen gün değişik değişik beyanlar veriyor. gerçekte ise artık casus olduğu iddia edilen, sonradan dönme birisinin devletimiz nezdinde bir milattan öncesi var bir de milattan sonrası var.

    buna bağlı olarak kendi bilinç altımda cevabını veremediğim birtakım sorular ile muhatap oluyorum.

    1) hukuki gerekçeler göz önünde bulundurularak amerika'nın dünyanın herhangi bir ülkesine ve bu ülkenin kendisine ait bir mevduat ve bu mevduatla 2. taraf olarak muhatap olan ülkeler ile x ticareti yapamama gibi bir ambargoyu koyma hakkı var mıdır? varsa hukuki açıklaması nedir?

    2) eğer böyle bir hak ve hukuk varsa, ambargo koyulduğu iddia edilen bir ülke ile, benim ülkemin yapacağı ticareti hukuki bir zeminine uygun şekillerde yapmak yerine, x eliyle veya y kişisi ile gayri kanuni yapmak suç mudur? şayet suç ise, cumhuriyetimizin savcısı dediğimiz insanlar neden süratle harekete geçmemekte olabilir?

    3) türkiye'nin, ambargo şartları gereği; yalnızca gıda ve insani yardım malzemeleri ile ticaret yapabilmesi gerekirken, hayali ihracat ve altın ticareti yapmasının kanunlar nezdinde hukuki bir zemini ve teşkil ettiği bir suç durumu var mıdır?

    4) bütün bu olaylara karışanlar, geçmişe veya ileriye dönük türkiye cumhuriyeti mahkemelerinde bir gün yeniden yargılanacaklar mıdır? buna inanmak veya inanmamak doğru bir davranış olur mu?

    5) bu sarmal düşüncelerden kurtulamamanın insan psikolojisi üzerinde doğurabileceği sonuçlar neler olabilir?