şükela:  tümü | bugün
  • reza zarrab'a "sahtekar" dediği için mahkemece cezalandırıldığını söyleyen ahmet hakan'ın 9 ağustos 2018 tarihli köşe yazısının başlığıdır.

    hürriyet'e hit kazandırmak istemediğinizi bildiğim içim amme hizmeti olarak yazının ilgili bölümünü aşağıya bırakıyorum. lakin hak geçmesin diye linkini de şuraya bırakıyorum.

    --- spoiler ---

    üç yıl evveldi.

    cnn türk’te “tarafsız bölge” programında...

    “reza denilen sahtekârlığıyla maruf şahıs...” diye bir cümle kurmuştum.

    *

    işte bunun üzerine reza, hemen savcılığa koşmuş, “bu ahmet hakan, benim gibi dürüstlük abidesine sahtekâr dedi. kendisini cezalandırın” diye suç duyurusunda bulunmuş, bunun üzerine hakkımda iddianame düzenlenerek kamu davası açılmıştı.

    *

    ve geçen gün işte bu dava sonuçlandı.

    *

    ben “bizim memlekette sahtekâra sahtekâr denir... sanık doğrusunu yapmıştır... ortada bir suç yoktur... sadece tam isabet vardır...” falan türü bir gerekçeyle şöyle muhteşem bir “beraat” beklerken...

    mahkeme ne yaptı dersiniz?

    bana resmen ve alenen ceza verdi!

    *

    ceza düşük tutulduğundan ve doğrudan adli para cezası verildiğinden...

    ne istinaf, ne temyiz, ne itiraz hakkımı kullanabiliyorum.

    yani aldım cezayı, oturdum aşağı... iyi mi?

    *

    buradan çıkan urfa biberi kadar acı gerçek şudur:

    - abd ile işbirliği yapan...

    - itirafçılık adı altında iftiracılık yapan...

    - memleketi satan...

    - sahtekârlığı küresel çapta sabitlenmiş olan...

    bir sahtekâra “sahtekâr” dediğim için türkiye’de bir mahkeme bana ceza vermiş oldu.

    *

    ben bu cezayı, göğsümde bir altın madalya gibi taşıyacağım.

    cezayı verenlerin nasıl taşıyacaklarını ise bilemiyorum.

    --- spoiler ---
  • sen nasıl cumhurbaşkanımız, 7 cihanın kıskandığı, mazlumların ve yoksulların koruyucusu, zalimlerin korkulu rüyası, dünya lideri eşsiz ve uzun insan recep tayyip erdoğanın hayırsever dediği adama "sahtekar" dersin. dediysen de başına gelene ağlamayacaksın