şükela:  tümü | bugün
  • ilk notasından itibaren insanın elini eteğini her şeyden çektiren bir şarkı. bir de iki dakikanın altında. bittiği an tadı damağınızda kalıyor. bir de hevesiniz kursağınızda.
    bu şarkı daha önce hiç hissetmediğiniz bir duyguymuş gibi. geliyor geliyor... öyle bir yerde bitiyor ki bir daha dinleseniz o duyguyu anlayacaksınız zannediyorsunuz. ama hep aynı yerde bitiyor işte meret.
  • camel'ın rhayader serisinin üçüncü şarkısı.

    özellikle açılışta ilk şarkıyla birebir aynı melodiyi kullanmasına rağmen ilk şarkıdaki coşku ve heyecanın yerini üzüntü ve yalnızlık almıştır, ismindeki alone ifadesinden de anlaşılabileceği gibi.
  • 'rhayader serisinin bitişi bundan daha güzel olamazdı' dedirten şarkı. ice ile birlikte en üzücü camel parçası aynı zamanda.
    .
  • müzik kültürü otobüste, dolmuşta, metroda, vapurda ayakta beklerken oluşmuş insanlar vardır, nerede görsem tanırım. bir köşeye sinip yüzlerce saat müzik dinlemiştir. kasetten dinleyen her şarkının ilk notasını da bilir bir sonraki şarkıya nasıl bağlandığını da.

    usb ve dijital çağında şarkı atlamalar falan yaygınlaştıkça bunlar azalmıştır ancak bir şarkıyı her bir notasıyla bilenler çıkmıştır. koskoca bir şarkıyı bass'ından klavyesine kadar nota nota bilir. vardır böyle insanlar.

    camel'ın snow goose albümünü belki 40 kere dinlemişimdir baştan sona. her şarkının birbirine nasıl bağlandığını bilirim. nerede hangi enstrüman girecek bilirim. şarkıların isimlerini hiç bilmeden dinlemiştim ama spesifik birkaç yer olmuştu özellikle sevdiğim.

    bugün öğrendim ki en sevdiğim kısımların biri rhayader alone'muş. usta ne güzel anlatmış. rhayader zaten yalnızdı. tüm bunlara ne gerek vardı ki? tüm bu albüm ve tüm bu hikaye neden? en başa döndük ve boşuna bir de üzgün. en başta olduğundan bile daha üzgün. ne gerek vardı ki?

    gerek yoktu. gerek yoktur. güzel güzeldir. fritha güzeldir. rhayader güzeldir. migration güzeldir. friendship güzeldir. rhayader alone da güzeldir. güzel olması yeterlidir. tüm albüm güzeldir.