şükela:  tümü | bugün
  • nobel ödüllü fizikçi.
  • süper taşşak deha sınıfından... feynman diyagramları meshurdur. qed'nin babalarından. bir tabağın hareketlerini inceleyerek yaptigi calisma ile nobel ödülü almıştır. ufak bir çocukken bozuk radyoları tamir ederken düşündüğünden -karşısındakiler herhalde musluk tamiri yapar gibi düşünmemesini bekliyorlarmış- "düşünerek radyo tamir eden çocuk" derlermiş. öngörüleri müthiştir..

    seneler sonra gelen edit: olm tabağın hareketlerini inceleyerek yapılan çalışma ile nobel mi alınır? feynman bir gün eğlencesine atılan tabağın hareketlerini incelerken fizik yapmaktan değişik bir keyif aldığını hisseder. böylece problemlere yaklaşımını değiştirir. daha çok keyif aldığı şeylere yönelir. kuantum elektrodinamiği ile nobel'e götüren yolculuğun da bu tabağı incelemekle başladığı şeklinde bir anekdotu vardır.
  • los alamos'da atom bombasını geliştiren ekipte çalışan feynman'ın başına gelen ilginç! problemlerden biri:
    ... los alamos, bombayı yapacaktı. oak ridge'de ise uranyum'un patlayıcı olan, u235 ve u238 izotoplarına ayrıştırmaya çalışıyorlardı. daha yeni yeni u235'den küçük, minicik bir miktar elde edebilmişlerdi...
    ... sonunda emil segré orayı gidip görmeyi önerdi. etrafı dolaşırken, yeşil sıvıyla dolu bir tankın birileri tarafından yuvarlandığını görmüş. sıvı, uranyum nitrat solüsyonu imiş. hemen sormuş:
    "saflaştırılmış bu sıvıyı böyle mi taşıyorsunuz?"
    "tabii, neden olmasın?"
    "peki patlamaz mı?"
    "ha, patlamak mı?"
    ordu hemen müdehale etti. [neyse işte hikaye uzun feynman'ı kimyasal bir üretim merkezini kontrol etmesi,orduya acil yardım etmesi için yollamışlar.]

    ...okulda teknik çizim dersleri almıştım fakat bu ozalit kopyaları anlamıyordum. bir ozalit destesini masaya yaydılar ve bana anlatmaya başladılar. benim dahi olduğumu falan düşünüyorlardı sanki. üretilmde kaçınılması şeylerden biri de birikimdi. şöyle bir problem vardı: maddeyi biriktiren bir buharlaştırıcı çalışırken, eğer vana sıkışıp kalırsa ya da ona benzer bir şey olursa ve çok fazla madde birikirse patlardı. bana anlattıklarına göre onların tasarımını yaptıkları kaynakta bir vana sıkışırsa böyle bir şey olmazdı. olmaması için her yerde en az iki vanaya ihtiyaç vardı.
    bundan sonra bana sistemin nasıl çalıştığını anlattılar. karbontetraklorür burdan geliyor, uranyum nitrat ise burdan buraya geliyor, alçalıyor, yükseliyor, borulardan akıyor, bacaları geçiyor ve ikinci boruya ulaşıyor, bluuup diye çabuk çabuk anlatıyorlardı. üstelik anlattıkları gayet karmaşık bir kimyasal üretim merkezi idi.
    afallamıştım. daha kötüsü bu planlardaki sembollerin ne ifade ettiğini bilmiyordum! ilk bakışta pencere sandığım bir şey vardı. bu içinde çarpı olan bir kare idi ve her yerde vardı. hayır bu pencere olamazdı. çünkü her zaman kenarlarda değildi. bunların ne olduğunu sormak istedim.
    muhakkak hemen sormadı iseniz böyle bir durumda kalmışsınızdır. onlara hemen sorsam doğru olurdu, ama o kadar uzun zamandır, o kadar çok şey anlatmışlardı ki şimdi sorsam "niye bunca zamandır vaktimi harcıyorsunuz ki?" diye çıkışabilirlerdi.
    ne yapmalıydım? aklıma bir fikir geldi. bu belki bir vana idi. parmağımı planların üçüncü sayfasındaki bu gizemli çarpılardan birinin üzerine koydum. "bu vana sıkışırsa ne olur?" diye sordum. bunu sorarken "efendim o bir vana değil penceredir" demelerini bekliyordum.
    birbirlerine baktılar "şeeyy.. o vana sıkışırsa...!?" birisi planın üzerinde ileri geri giderek bir şeyler inceledi. diğeri de aynı şekilde yukarı aşağı plana bakındı. sonra birbirlerine baktılar. nihayet bana dönüp şaşkınlıktan ağızları açık bir balık gibi "kesinlikle haklısınız efendim" dediler.
    planları toparlayıp dışarı çıktılar. biz de odadan ayrıldık. olanı biteni izleyen teğmen zumwalt "siz bir dehasınız. bunu buraya daha ilk geldiğinizde anlamıştım. çünkü bir kere o kağıtlara baktınız ve ertesi sabah 90-207 binasındaki c-21 buharlaştırıcını onlara sordunuz. yaptıklarınız olağanüstü şeyler. nasıl yapıyorsunuz bunları?" dedi....
    surely you're joking, mr. feynman'dan bir alıntıdır...
  • surely you're joking, mr. feynman'i herkes okumali, ogrenmeli.arkadaslara hediye olarak alinmali, her firsatta ahmet altan'in yada orhan pamuk'un son romanlarindan bahseden sahislara zorla okutulmali.parapsikoloji, ufolar, reenkarnasyon gibi konulara kafayi takmis sevgililere de son bir sans olarak verilebilir...
  • 1940'lı yılların sonlarında yüklü parçacıkların etkileşimini tanımlayan rolativistik kuantum kuramına, kuantum elektrodinamiğine önemli katkılar yapmıştır. 1965 yılında amerikan julian schwinger ve japon sin - itiro tomonagga ile beraber nobel ödülü kazanmıştır. sıvı helyumun mutlak sıfıra yakın sıcaklardaki davranışlarını açıklamış ve temel parçacıklar kuramında yeni gelişmelere imza atmıştır. 1963 te yayınlanan üç ciltlik ''fizikte feynman dersleri'' isimli eseri o günden beri öğrenciler kadar, öğretmenler ve araştırmacı fizikçilerin de ilgisini çekmektedir.

    1996 yilinda cekilen sonsuzluk , orjinal ismi ile ‘‘infinity’’ filmi, richard p. feynman' in hayatini anlatmaktadir. yonetmen ve basrolde olan matthew broderick'e patricia arquette ve peter riegert ' in katildigi duygusal yapim.

    surely you're joking mr. feynman okunmalidir*
  • beni gulmekten komaya sokan ustun fizikci sahsiyet. (bkz: surely you re joking mr feynman)
  • ayrica nasa'nin challenger kazasini inceleyen komitede yer almistir...komitedeki olaylari anlatigi anilar kitabi cok ilginctir...what do you care what other people think?...surely u'r joking'in ikincisi gibi bi sey...
  • dehasinin yanisira, "yuzyilin en iyi fizik ogretmeni" olarak da kabul edilir pek cok kisi tarafindan. ondan ders alma sansina sahip olmus kisilerin "sanki doga ustu bir yaratikla sohbet ettim" dedikleri de rivayetler arasindadir. verdigi dersler, uc ciltten olusan "the feynman lectures on physics" kitabi ile yaziya da dokulmustur. ayrica, bunlarin (henuz dinleyemedigim) orijinal ses kasetleri de vardir ki, esas lezzetin onlardan alinacagi iddia edilir. fizige yaklasimi ve anlatimi degisiktir, orijinaldir. eserleri meraklisina siddetle tavsiye edilir.
  • tuva cumhuriyeti'ni batiya tanitmak gibi bir misyona adamisti kendisini vakt-i zamaninda..
  • bir barda bongo çalan rahmetli fizikçi. bir marslıyla yaptığı telefon konuşması vardır ki hastasıyımdır (bkz: fiziğin temelleri üzerine)