şükela:  tümü | bugün
1 entry daha
  • hukuk ilminde illi münasebet nazariyesinin haliyle geniş bir yer tuttuğunu şu minvalde ifade eder:

    “tabii ilimlerde olduğu gibi hukukta da bir hadisenin muayyen bir asla ircaında tereddüt olunduğu zaman ve yerde illi münasebet meselesi ortaya çıkar ve bu münasebetin neden ibaret olduğunu sorarız.
    fiziki ilimler sahasındaki bu ircaa, tabiat hakkındaki tasavvurlarımızda bir nizam, bir bağ tesis edebilmek için muhtacız. demek ki bu sahada illiyet, bir nazım prensip olmak kıymetini haizdir. ve bu mahiyet ve kıymeti dolayısıyla düşüncemizin esas mefhumlarından birini teşkil eder. hukuk ilminde de illiyet, esas mefhumlar sırasına girer, yani hukuki düşüncenin temellerinden biridir. bu sahada da illiyet, fiil ile neticeyi bir vahdet halinde yekdiğerine bağlayan nazım bir prensiptir. bu sebepledir ki bir çok şartların topluca tesiriyle husule gelen bir neticenin hakiki müessiri arandığı, yani hangi fiilin yahut fiillerin bu neticeyi doğurduğu tespit olunmak istediği zaman muhakkak illiyet meselesi ortaya atılır. yani bu takdirde illiyet, aktüel bir problemdir ve mesele şu şekilde vazedilir: acaba bu fiil veya fiiller ile mevzubahis netice arasında illi bir münasebet kabul olunabilir mi? bu sual sadece nazari bir alaka celbile kalmaz; belki aynı zamanda çok yüksek tatbiki bir kıymeti haizdir. çünkü umumiyetle herhangi bir neticenin illeti olarak bir fiilin tespitine hukukta biçilen kıymet, bu fiilin aynı zamanda mezkur netice için mesuliyete esas görülmesidir. bu telakkinin ifade ettiği mana şudur: kanunun netice için tespit ettiği hukuki neticelere ayrıca düşünülmesi gereken kusur meselesinin halli mahfuz kalmak şartıyla, bu neticenin illeti olarak görülen fiili işleyen kimsece katlanılmak icabeder. bütün şartlar, illetlerle aynı, yani müsavi kıymettedirler.”

    prof. dr. richard honig
    türkçeye çeviren: doç. dr. m. yavuz abadan
    istanbul ünv. hukuk fakültesi mecmuasından alıntıdır.

    illiyet nazariyesine dair