şükela:  tümü | bugün
  • dede korkut eserlerini ve ka$garlı mahmud'un divan-i lugat-it türk isimli eserini inceleyip, türk edebiyatına kazandıran bir edebiyatçıdır. kilis 7 aralık üniversitesi eğitim fakültesine ismi verilerek adı ölümsüzle$tirilmi$tir.
  • divanu lügati't türk'ü (dlt) türk edebiyatına kazandırmamıştır. eseri türkolojiye kazandıran birinden bahsetmek gerekirse bu kişi eseri bir sahaftan satın alan ali emiri efendi'den başkası değildir. kilisli muallim rıfat bilge ise eserin transkripsiyonlu metnini çıkarıp adeta bir tıpkıbasım ortaya koymuştur.
  • 1916 yılında dresden kütüphanesi nüshasını esas alarak dede korkut hikayeleri'nin ilk türkçe çevirisini gerçekleştiren kişi.
  • yazar, dilci. 1873'de kilis'de doğdu. medreseden sonra istanbul darülmuallim'ini ( öğretmen okulu) bitirdi. çeşitli okullarda arapça ve türkçe öğretmenliği yaptı. daha sonra istanbul edebiyat ve ilahiyat fakültelerinde görev aldı, arap edebiyatı dersini okuttu. bu arada hukuk fakültesini bitiren yazar, 1953'de ankara'da öldü. istanbul kitaplıklarındaki arapça, farsça, türkçe, birçok yazmaları incelemiş; binlerce türkçe kelimenin sözlüğümüze eklenmesini sağlamıştır.

    kitapları:

    kitab-ı dede korkut(1914)

    divanu lügati't-türk(üç cilt, 1917)

    ibni mühenna lügatı(1919)

    el-kavanin(1928)

    maniler(1928)

    el idrak haşiyesi(1936)
  • ali emiri efendi(mekanı cennet olsun)'yi, ziya gökalp talat paşa'nın ricası ile divan-i lugat-it türk'ün basmına ikna eder.
    ancak ali emiri efendi, kitabın baskıya hazırlanması için sadece kilisli rıfat'a(rıfat bilge) güvendiğini söyler ve ondan başkasına kitabı teslim etmeyeceğini belirtir.

    kilisli rıfat kitabı alır ama nerede muhafaza edeceği konusunda korkuya kapılır.
    umumi kütüphaneye gider, müdür hayatta olmaz, biz sahip çıkamayız diye geri çevirir.

    vefa lisesinde bir çelik kasa bulunmaktadır, müdürden rica eder, ancak müdür de korkuya kapılır ve kabul etmez. rıfat efendi ardından, bir matbaa da bulunan arkadaşından ofisinde saklamasını ister, o da kabul etmez, "bu kitap kaybolursa, talat paşa beni affetse, ali emiri efendi affetmez" der.

    sonunda kilisli rıfat, kitabı sağlam bir çantaya koyar, evinde bir duvara da çivi çakar, çantayı buraya asar.
    gündüz dışarı çıktığında kitabı buraya bırakır ve her daim bir çocuğu da başında nöbet bekler. geceleri de bu çantayı yastığının altında muhafaza eder. bir buçuk yılsa kitabı baskıya hazır eder.

    kilisli muallim rifat bilgenin anilari

    daha neler var, neler.
  • dîvânu lugâti't-türk'ün nasıl bir emekle gün yüzüne çıkarıldığını ve basıldığını vaktiyle yeni sabah gazetesinde kaleme aldığı yazılar ile anlatmış, kilis vakfı yıllar sonra o yazıları ve anılarını kitaplaştırmış. lakin anıları (anılar ve insanlar) sahaflarda bile yok, "bir kitabın hikâyesi" ise nadiratta var ama tabii yüksek bir rakamla. bu manzara karşısında okura düşen ise, bütçesini hangi meraka-kitaba yetiştireceğini bilememek oluyor!

    neyse ki dursun gürlek hoca "ayaklı kütüphâneler"de o yazılarının bir kısmına yer vermişti de merakım biraz olsun hafiflemişti. rıfat bilge, o kısacık yazıda bile lugatın muhafazasını ve üstlendiği görevin mesuliyetini nasıl hassasiyetle anlatıyor, takdir etmemek mümkün değil! lakin çalışmaları sırasında işini yanlış anlamalarla zorlaştıran şükrü bey'in kaba ve kırıcı tavrı okurken bile ağır geldi bana, adamcağız gerçekten iyi sabretmiş, muhatabına da kalp kırıp kul hakkına girmek kalmış!

    kültüre ve kültür insanlarına bürokrasinin puslu ve kibirli penceresinden bakan insanlar her devirde varmış ve olmaya da devam edecekler ne yazık ki.
  • "kerim çavuş oğluyum
    gönlü dertli dağlıyım
    adım ahmet rif’at’tır
    ben kilis’e bağlıyım."

    tarihe merak, imkansızlıklar, her zaman iyiliğin ve ilmin karşısında duran kötülük ve cehalet... hepsini bu adamın hayatında görüyorsunuz.

hesabın var mı? giriş yap