şükela:  tümü | bugün
  • doğuş üniversitesi tarih bölümü başkanı akademisyendir. uluslararası ilişkiler bölümünün temel derslerinden olan siyasi tarih dersini de vermektedir. asker emeklisi olduğunda mı dır bilinmez ama derslerini son derece militarist ve milliyetçi bir çizgide işlemektedir. verdiği siyasi tarih dersi iki dönem de arka arkaya alınıp, en sağlam bünyede bile derin yaralar acacak kadar kazıktır. öğrencileri durmadan ezmesinin yanı sıra, "gücenmeyin arkadaşlar ama sizden uluslararası ilişkiler uzmanı olmaz" deyip durur. bölümden mezun olan herkesin dışişleri bakanlığı'na girmeyi hedeflediğini varsayar ama milletten " valla hocam biz özel sektör düşünüyoruz" lafını duyunca da "e o zaman niye okuyorsunuz, ne işiniz var burada?" diye inceden kükrer. mezuniyet aşamasına gelmiş 5 öğrenciyi bırakmasıyla bu dönem doğuş üniversitesi tarihine geçmiştir. öğrenciyi meletmeden geçirmez. (bkz: koyun) emekli falan da olmaz. daha nice nesiller arkasından söver durur gibime geliyor. ayrıca "siyasi tarih" isimli atsan kafa yaracak kalınlıkta bir kitabı vardır. bütün bölüm öğrencileri, mezuniyet sonunda kitaplarını çılgın bir rituel eşliğinde paralamışlardır.
  • dogus üniversitesi tarih bölümü başkanıdır.askeri geçmişi olduğu 30 metreden farkedilen,öğrencilerinin hepsini kültürsüz ve işe yaramaz olarak gören şahıs.en meşhur cümlesi, "ben şuradan geçmekte olan sade vatandaş olarak,en üst düzey eğitim gören aydın gençliğe soruyorum..." olmakla beraber kendisine soru sorulduğunda,"ben sade vatandaşım,benim sana sormam lazım" diye cevap verir.verdiği dönem ödevlerinde ansiklopediyi bile yasaklayarak öğrencileri kütüphanelere gitmeleri için teşvik etmeye çalışır fakat bu uygulaması çoğu öğrencinin ödevi hiç yapmamasına yol açar.kültürsüz gençler ve tarihimiz hakkında söylediklerine,güncel olaylar hakkında yorumlarına çoğunlukla katılsam da karşısındakini ezen tutumu çoğu hevesli öğrencinin merakını köreltir.
  • her öğrencinin okurken ondan dert yandığı, ama mezun olduktan sonra da tek ziyaret ettikleri hocadır. öğrencilerinden çalışma arkadaşlarına kadar herkesle konuşma üslubu çok ince, çok naif ve çok düzeylidir; karşısındakine kendilerini her zaman iyi yetişmiş bir beyefendi/hanımefendi gibi hissettirmeyi çok iyi başarır. derslerinde nutuk'taki tek bir cümleden yola çıkarak türkiye'nin tüm siyasi gelişimini aktarabilen nadir hocalardandır.
  • derslerini kaynatmanın kısa yolu " hocam yurdumuzdan gelip ev alan , toprak alan yabancılar durumu hakkında ne düşünüyorsunuz?" dur.
    ayrıc sınavından not olarak ne bekliyorsanız yarısını aldığınız hoca.
  • nice yiğitlerin hayallerini yıkan,nicelerini telef eden, benim bildiğim sadece bir arkadaşı dersinden a+ ile geçiren hoca.
  • hayli militarist bir tonda yazdığı siyasi tarih kitabı anadolunun çeşitli üniversitelerinde yine militarist zihine sahip bir kısım hocalar tarafından okutulan ve böylelikle militarizm sevdalısı güce tapan nesillerin üretilmesine çok önemli katkıları olan kişi... güç mücadelesinin hayatın merkezine yerleştirildiği, elinde dipçiğin varsa haklı sensin düstürunu mottolaştırdığı bu çalışmasını ve bu çalışmayı ders kitabı diye okutanları devletin ideolojik kollarına havale ediyorum.
  • gerçekten de bir çok kişinin geçmek için dert yandığı ama aynı zamanda okul bitince en çok ziyaret ettiği tarih hocasıdır. dediklerinin çoğunda haklıdır. tembel ve kolayca geçmeyi kafasına koymuş ezberci bir nesil yerine araştırmayı ve düşünmeyi seven bir öğrenci yetiştirmeyi amaçlar, iyi de yapar. mezun olduktan sonra unutulmayacak tek hocadır.
  • lisedeki inkılap tarihi hocamız.

    sınav kağıdına ismini "rifat" değil de"rıfat" olarak yazanlardan not kırmasıyla ünlü olmakla beraber (sözlükte isminin rıfat olarak anıldığını görse tepkisini merak ediyorum doğrusu) oldukça donanımlı ve ikinci dünya savaşı gibi müfredatta yer almayan konuları da işleyen, öğrenciyi, bilinç düzeyini yukarı çekmeye zorlayan ve ağzından "metod" kelimesini düşürmeyen pek değerli emekli albay.
  • var olan en kaliteli öğretmenlerden biridir. dehşet bir tarih bilgisinin yanında, genel kültür bilgileriyle de insanı karınca kadar küçük hissettirir bu muhterem insan. ders anlatırken atatürk portresinin altında durunca şöyle bir kalakalırsınız.

    (bkz: atatürk ölmedi, yaşıyor)