şükela:  tümü | bugün
  • ben riskleri hep alınması gerekenler ve gerekmeyenler diye ayırırdım. benim için bu kadar mekanik bir şeydi bu iş. sonra bir tanıdığım, benim kafamdaki bu ayrımı bilmeden, o dönem aldığım bir riski "bunlar güzel riskler, çok iyi ediyorsun, hayırlı uğurlu olsun" diyerek kutladı. ben de kafamdaki ayrımı değiştirdim.

    "o dönem aldığım risk" dediğim şey evlenmekti. etrafımda sorunsuz yürümekte olan bir evlilik, düşünüyorum, galiba yoktu. (ailemi saymıyorum, sosyal etrafımı diyorum ki anne babamın evliliği de bu devre ait bir şey değil.) bütün çevrem ya hiç evlenmemiş ya da boşanmış olduğundan, evleneceğimi duyan herkesten yalnızca şunları duydum:

    - sfhshfhdhgh niye ki?
    - iyi madem seneye boşanırsın.
    - hah bir sen eksiktin.
    - yaw çok istiyorsan bi çeyrek takardık yani kocaya ne lüzum var...

    falan da filan. ben de bundan nefret ettim tabii, ulan evlenmek zaten tek başına çok büyük değişiklik, ki bunu 34 yaşında yapıyorsun bütün hayatın yerine oturmuş, ki bu evlilik için evimi işimi arkadaşlarımı yaşadığım şehri bütün hayatımı bırakıp gidiyorum, gerçekten bu mu yani bana diyeceğin şey? yapma yaw? teşekkürler einstein.

    en son bir iki kişiye patladım, "napim siz haklı çıkın diye seneye boşanayım mı, ya da nişan mı atayım ki mutlu olasınız?" falan diye. kimlerdi hatırlamıyorum ama bilsinler ki az bile dedim.

    o günlerde öyle yakın falan da olmadığım bir tanıdığım ise, kendisi (anladığım kadarıyla) gayet travmatik bir boşanma süreci yaşamış olmasına rağmen, işte bana dedi ki "evlilik iyi olduğu zaman insana çok iyi gelen bir şey. bunlar güzel riskler, çok iyi ediyorsun, hayırlı uğurlu olsun."

    evliliği gömmeye, kendini zeki sanarak felaket tellallığı yapan bi milyon dangozdan çok daha hakkı vardı ama yapmadı. dedi ki evet evlilik bir risk ama güzelinden. alınması gerekeninden. kötü olursa biz buradayız ama iyi olursa harika bir şey.

    o tanıdığımla hiçbir zaman yakın arkadaş olamadık, o akşamki sohbetten kısa bir süre sonra ben ankara'ya taşındım zaten. ama kendisini uzaktan da olsa çok severim.

    hep iyi olsun <3
  • pelte gibi olmuş bisküviyi parçalanıp üstünüze düşmeden ağzınıza yetiştireceğinize güvenerek biraz fazla yumuşasın diye bisküviyi çaya uzun batırmaktır. ya çay ve bisküvinin muazzam karışımıyla bir lezzet fırtınasına kavuşursunuz ya da üstünüz, ve hatta yerler lapa kıvamındaki bir hamur topağı ile berbat olur. ortamda başkaları varsa rezil bile olabilirsiniz. hatta ve hatta bisküvi daha çayın içindeyken dağılmaya başlayıp çayınızı da içilmez hale getirebilir. veya getirmeyebilir.

    risk'in kaynağı açgözlülüktür. daha fazlasını elde edebilmek için elinizdekini kaybetmeyi göze alarak kumar oynamaktır, desteksiz cesaret gösterilerinde bulunmaktır, "ya tutarsa" diyerek göle maya çalmaktır.
  • ishalken osurmaya calışma durumu...
  • son sınıfta tek dersten kalınmıstır ve o ders yaz okulundan alınmaktadır. yüksek lisans başvurusu yapabilmek icin tek şans ertesi günkü sinavdan alınacak yüksek notla muaf olup çıkış işlemlerini başlatmak ve başvuru tarihine yetişmektir aksi durum 1 senelik kayba delalettir.
    bu durumda risk : kişinin sınav arifesi, aksam calışmak icin gerekli hesap makinesinin* bulunması amaclı gidilen arkadasta "hadi risk" nidalarına kişinin karşı koyamayarak tahrik olması masaya oturup gelecegiyle rus ruleti oynar bir edayla saatlerce risk oynayıp sayfa çevirmeden sınava girmesidir.
    kanli çarpışmalar sonunda 24 bölge ele geçirilmiş hem oyun, hem muafiyet hem de yüksek lisans kazanilmistir.
  • sayısız geceler sabahlamamızı sağlamış enfes oyun. heleki oynayan taraflar ciddi ciddi kaptırırlarsa kendilerini iki kardeş'in şu dialoglarına şahit olabilirsiniz*
    abi : bana saldırma lan ?!
    kardeş : siktir lan amına bile koyucam
    a : olm bak yapma uyarıyorum seni
    k : uyarıcağına zarları al eline ibne
    kardeş abiye saldırır topraklarının bir bölümünü ele geçirir, abi sinirlenir burnundan solur.
    a : amına koydum olm asker desteğim geliyor birazdan ipnenin evladı
    k : delikanlıysan gelirsin
    sonrasında ikiside ayağa kalkıp birbirlerine yürür ve olaylar gelişir.
  • mahalle kabadayıları vardır. o mahallede doğarlar, büyürler, yaşarlar ve ölürler. işte o mahalle kabadayılarının bilmediğidir risk.

    gidenle kalan arasındaki mesafedir risk.

    risk bir tohumdur. mahalle kabadayıları sinelerine eker bu tohumu, açarsa çiçeğin adı sessiz pişmanlıktır.

    gideninse ardına set çekmesidir risk, gemileri yakmasıdır.

    taşınmazın ve dolaplarının değil, sadece ceplerinin olmasıdır risk.
  • bu sabah gerçekten yapmam gereken işlerle uğraşmak yerine bu oyunda saldıranın mı yoksa savunanın mı avantajlı olduğunu hesap edeyim diye oturdum. oyunda saldıran 3 zar atıyor en iyi ikisini kullanıyor ancak savunan da eşit geldiğinde kazanıyor.

    bütün olasılıkların olduğu hantal bir kod yazdım matlab'a 6^5 ihtimal var ve 2*6^5 kadar da adam ölecek bu ihtimallerin hepsinde.

    hesaplar gösteriyor ki: saldıran 3 zar atarken savunan 2 zar atarsa
    saldıranın kazanma olasılığı % 53.95 tabii savunanın da kazanma olasılığı da %46.05.

    büyük ordu biriktirirseniz ve eninde sonunda çarpışmanız gereken büyük bir ordu varsa saldırmak hafif avantajlı.
  • ihanetlerin ve tehditlerin havada ucustugu oyun.

    -abi senin bu yaptigin anlasma bozmak
    -napim abi kart almam icin bi yere saldirmam lazim kusura bakma
    -inanamiyorum yaa olm anlasma yaptik diye venezuellayi bosaltmistim ben, ne cirkefsin
    -kusura bakma yapcak bisey yok
    -alin abi gorev kartimi, gorevimi yapmicam nasilsa, bundan sonra gorevim orcunu yok etmek. from now on we are enemies you and i

hesabın var mı? giriş yap