şükela:  tümü | bugün sorunsallar (2)
  • aşağıdakilerden herhangi birini fark ederseniz doktorunuzla söyleyiniz:
    ....
    ....
    - ani ölüm
    ....
    ....
    olm ölürsem piçliğine bulur bi yolunu söyler aklını alırım o doktorun

    " doktor ben öldüm dozu mu azaltsak naapsak"
  • teşhis konduğunda rahatlamıştım, oh be bu yüzdenmiş demiştim. şimdi hazır ritalin kafasındayken yazayım neler oluyor. şaşkınlıktan öleceğim.

    -uzun süredir koltukta aynı pozisyonda oturduğumu fark ettim. bu inanılmaz bir şey. almadan önce iki-üç dakikada bir oturuşumu değiştirdiğim oluyordu.

    -ayağa kalkıp gezme ihtiyacı duymuyorum?!?!?!!

    -ilacı aldığımdan beri tek bir şey üzerinde çalışıyorum. aklıma başka bir şey gelmedi, işi yarım bırakmadım, bir oturuşta bitirdim!

    -elimdeki işi yaparken "lan birisi dursa başımda da daha rahat yapsam" demedim. genelde yalnız çalışmakta çok zorlanırdım.

    -çok garip bir şekilde biriyle konuşurken birden bire "ne hakkında konuşuyorduk?" demedim. doğru düzgün dinleyebildim, dikkatimi verebildim. kendi dikkatimi toplayabilmek için karşıdakinin sözünü kesmem gerekmedi. hatta sırf dikkatimi toplayabilmek için fazla konuşurum, durduk yere konuşasım gelmiyor.

    -klavyeye bakıp h harfini görüp "bu harfin büyüğü ve küçüğü birbirine çok benziyor" deyip ardından tuvaletlerdeki "büyük-küçük" meselesine sıçrayıp, bir keresinde afyonda girdiğim bir tuvaleti hatırlayıp sonra da "lan o güzel tatildi." dememin ardından o tatilin başlangıcına dönüp havuza girdiğimi düşündükten sonra havuz fayansları konusuna geçerek kayınvaldesi yüzünden havuz fayansları temizlemek zorunda kalan arkadaşımı hatırlayıp "o kızcağız ne yapıyor şimdi kim bilir?" deyip onun en son muğla'da yaşadığı konusuna geçtikten sonra muğla-sıcak orantısı nedeniyle buranın sıcak olduğuna karar vererek "şu balkon kapısı bozuk olmasaydı keşke lan" diye düşünmemin ardından sekreteri arayıp "bu kapıyı yapacak adamlar ne zaman gelecek?" diye sormuyorum.

    şöyle yani; h harfinin ardından hemen sekreteri arayıp kadın efendim dediğinde "bu kapıyı yapacak adamlar ne zaman gelecek?" diye sordum dün. çünkü h harfi hakkında konuşamadım. konuşamayınca dikkatim h harfinde kalmadı. h harfinden bir saniye sonra kadına kapıyı soruyordum. haliyle o da "hangi kapı?" diye sordu. çünkü ne zaman kapının bozuk olduğunu söyleyecek olsam aklıma başka bir şey gelmişti, hiç söyleyememiştim.

    -bu entryi yazarken bütün düşüncelerim bunlar üzerineydi. araya başka şeyler yazmadım, dolayısıyla silmem de gerekmedi.

    -aynı anda bin türlü şey düşünmüyorum.

    -demin telefonda konuşmam gerekti, ekrana tekrar baktığımda ne yazdığımı ve ne yazacağımı hatırlıyordum.

    dikkat dağınıklığı tanısı koyan iki harika doktoruma buradan tapınıyorum. ilacı yazan elleri dert görmesin.

    uyarı: teşhis konmadıysa kullanmayın sakın. kilonuzu falan ölçüp öyle dozunu belirliyor, fazla veya az aldığınızda bir dolu arıza çıkarırmış.
  • vize döneminde "sinir sahibi", final döneminde "akil hastasi" seklinde nitelendirilmenize neden olan davranis bozukluklarina yol acan, tahammülsüzlügünüzü maksimum seviyeye cikartip yumrukla cam filan kirmak, tekmeyle dolabin kapagini göcürtmek gibi isler yapacak kadar disavurumcu olmanizi saglamak seklinde yan etkileri olan ama bunun yaninda gercekten uyumamanizi ve harbi harbi 10 saat nonstop atom fizigi falan da calismanizi saglayan ne idüğü belirsiz limonlu draje.
  • (şimdilik) legal olduğundan 'kafası' hakkında uzun uzadıya yazabiliyoruz, sağolasın yasallık şemsiyesi, tebrik ederim meşru torbacı.

    'kafa' olarak kokain'e benzemesinin sebebi kokain'den bir çıt ötede (moleküler anlamda bir yaklaşık sonuç) bir kimyasal formasyonu olması. ama artık o bir fark neyse, öyle bir fark yaratıyor olmalı ki, amirim, öyle bir bambaşka bir dermana, devaya dönüşüyor, öyle zehirlemiyor bu madde, hayret edersin. sağlık bakanlığı diyor bunu, eşşek osurmuyor. koskoca adamlar. kravatlı, çeketli, ciddi görünümlü. torbacı gibi değil bunlar, saygıııın, mutebeeer, insansııııı, içtenlikliiii.

    zaten kokain ile arasındaki farkları da say say bitmez. kokain'den farklı olarak daha yavaş emilen bu gençleri zehirlemeyen mucize ilaç, kokain denen allahın belası zehir'in yaptığı gibi bağımlılık'ı hemen yapmıyor, sonra yapıyor. ama o da iyi bağımlılık, sağlıklı bir bağımlılık. sağlıklı bir şekilde bağımlı ediyor. öyle gecenin bir yarısı barlarda şahin gibi dolanıp, barmenlere 'dostum bu kesmiyor, başka bir şeyler var mı?' gibisinden olta atmanız, yarrak kürek mahallelere girip başınıza bela almanız, saflığı belirsiz bir maddenin gramına altın pahası biçmeniz gerekmiyor. hop gidiyon eczaneye, tak veriyon parayı, ucuz, hesaplı, ama en önemlisi sağlıklı, fabrikada üretilmiş, el değmeden ambalajlanmış, kimliği, vergisi, lobisi olan bir ürün. bunlar gerekli temizlikler.

    o açıdan bu mucize ilaç'ın o yasadışı zehir'le asla karıştırılmaması lazım. çünkü birisi legal olan herşey gibi yavaş, çaktırmadan işliyor; diğeri illegal olan herşey gibi hızlı, birden zehirliyor. gençlerimizin bu mucize ilacı kendilerini daha hızlı tedavi etmek maksadıyla tabi ezip ufaltıp burundan falan çekebiliyorlar. hatta o katkı maddeleriden ayrıştırıp damardan falan son sürat alan tezcanlı gençler de var. o zaman tabi hızlanıyor ama legal madde olduğu için hızlansa da, yavaş sayılır, legal sayılır, zehirlemez. zaten zehirlese de, o yüzden *kimse* almaz bu ilacı. kim alır? kendine, kendini geç yasalara saygısı olan kimse zaten yapmaz böyle şey. kendini zehirletmez. herşey yasanın belirlediği biçimde, torbada, hızda güzel. hız ölüm getirir. devrim değil evrim.
  • söylenene göre, fakir kokaini.

    cipram'dan lustral'e bir sürü deli ilacı denedim. yemin ederim gözümü ağzımı kurutmaktan başka bi işe yaramadılar. ve açıkça söylüyorum ki, ilk defa bi ilacın etkisini 10/10 i hissettim.
    resmen kafa yaptı. ben tekim. onlar gülben ergenlerle bilmem nelerle yarışırlar. ben tekim.
  • ulan ortaokuldan beri hiç mi gelişmez tıp. bir concerta var bunun uzun salınımlı hali, ama pahalı.

    ortaokuldayken de bu ilaç yazılıyordu bana, doktoradayım hala aynı ilaç.

    fırsatım olsa bu ilacı hiç almazdım.

    ama
    "if i had a dollar for every time i got distracted, i wish i had a puppy."
  • metilfenidat iceren tum ilaclarin ozelligi bir sihirli degnek etkisi yaratmak falan degildir.
    dehb olan cocuk veya yetiskinleri sakinlestirmek, rahatlatmak, yatistirmak gibi bi amaci da yoktur.
    aksine, kisideki basi bos birakilmis enerjiyi kendi kontrolu altina almasi icin gerekli olan konsantrasyon devamliligini saglar
    ha her seyin bokunun cikarilabilecegi gibi bu tur ilaclarin da boku cikarilirsa bittabi etkisi farkli yonlere gidecektir
    bilindigi uzre ilaclar belli dozlarda icildiklerinde etkileri degisir
    en basiti gunde bir aspirin icilerek kanin sulandirilmasi saglanip kalp damar hastaliklarina etkisi gorulurken, 2 tane icmeyle ates dusurucu, daha da yuksek dozlarda agri kesici etkisi gorulmekte..
    ayni sey metilfenidat iceren ilaclar icin de gecerli
    sen bu ilactan her aklina estiginde alirsan, kafa da bulursun, bunyeni de allak bullak edersin, sonra tedavi bi boka yaramadi da dersin

    cocugum cok hareketli, okulda da cok sorun cikariyor, sanirim hiperaktif kendisi, en iyisi ben bunu bi doktora goturiyim diye dusunen aileler, hastaya gerekli zamani tam olarak ayirmayip cesitli sikayetlerden tumevarip tam emin olmadan teshis koyup (veya kolaya kacip) cesitli ilaclar dayayan kimi doktorlardan ve bu ilac, konsantrasyon bozuklugunu giderecekmis, derslerine de boylelikle guzel guzel calisabilir mi ki acaba diye dusunen ebeveynlerden oturu ritalin cilginligi meydana gelmistir.
    butun ilaclarin zehir etkisi vardir, zararlari vardir
    onemli olan gerektigi zamanda gerektigi dozlarda ilac takviyesiyle kisinin bulundugu durumdan cikmasini kolaylasitiracak tedavinin uygulanmasidir.
    ilac sadece vucuttaki kimyasal bozukluklari duzene sokabilir, o duzeni rayina oturtmak, hayatinin geri kalani icin bi program uygulamak kisinin kendisinde biter.*
  • zihni ottan boka zıplamayı adet bellemişlere dermandır. öyle amfetamin felan bilmem ben. içiyorsun, ne yapıyor ne ediyor, okuduğun şey olsun, düşündüğün şey olsun her şey daha bir yolunda gidiyor. okulda antik yunan dersleri dinlerken mahalledeki çocukluk arkadaşların ile ettiğin kavgaları nedense düşünemiyor, aklının ucundan bile geçmiyor. kim ne zararı varsa desin. insana böyle bir toparlanmayı yaşattıktan sonra, okuduğun, dinlediğin şeylerden ayrı bir tat almayı sağladıktan sonra bu zıkkımın nasıl bir nimet olduğu anlaşılıyor. oooh be..

    yalnız yan tesirlerinde yazmayan bir tesiri var, adamı delirtme seviyesine getirtir. normalde durmadan zıplayan bir kafa için olması gereken son etkidir. bu konsantrasyon zımbırtısı kafanın içindekilere yönelik olunca elden bir şey gelmiyor.yani beyindeki düşüncelerin zıplamasına konsantre olunca... insan delirdiğini düşünmeye başlıyor. dış dünya ile bağlar kesiliyor, sadece düşüncelerinle sen kalıyorsun. bu da öyle manzaraya bakıp köydeki sarı buzağıyı düşünmek gibi değil. hiperaktif düşünme hızına ek bir güç geliyor, beyin (ne boksa artık) duramıyor, sadece ordan oraya zıplıyor. hiç bir düşüncenin sürekli etkisi olmuyor fakat düşünülen herşey hissediliyor. bu durumda uyubilirse uyusun insan, yoksa koşsun. başkalarıyla konuşabilirse konuşmaya çalışsın. sakın ama sakın yalnız kalmasın. hele bir de o günler biraz dertli zamanlarsa, zihninde sadece kafaya taktığın şeyler ve onlarla kurulabilecek kötü senaryolar, felan filan... amına koyayım işte. bu hali bir kere tadınca şu final vakti bile el ritalin kutusuna gidemiyor. sonra gelip böyle sözlükte entry peşinde koşup, siktiri boktan metinlere bile bakamıyorsun. şu yazılan cümleler, hatta bazen kelimeler arasında akıldan geçenleri buraya dökemiyorsun, arada durup kafayı topluyorsun. haa laseycim, ciddi zamanlar, millet savaş konuşuyor sen burada kendi sikinin derdiyle uğraşıyorsun diye düşünüyorsun, sonra devam ediyorsun. sonra yarınki sınav akla geliyor, ahh sikeyim diyorsun, sonra cümle olmadı diyorsun, siliyorsun baştan yazıyorsun. bu arada akla geçen gün vefat eden sevdiğin bir insan geliyor, şu cümleyi girmeden önce onu düşünüyorsun hatta bu cümle sırasında başka şeylerin hesabını yapıyorsun. içten pazarlıklı bir insan olduğunu düşünmeye başlıyorsun, ahh filistin diliyorsun. ulan israilde bunun kutlayan olaylar nasıl olur diye düşünürken ritalin entrisini girdiğini hatırlıyorsun. yeter lan bitsin artık bu entry...
  • önbilgi: hikayeme geçmeden bir şeyi belirteyim. biliyorum anlatırken övüyor, tavsiye ediyor havası oluşacak zira bende yarattığı çağrışım o yönde. bu şekilde bir gayem olmadığını söylemeden geçmek istemedim.

    yıllar önce enteresan bir şekilde tanıştığım, erasmus anılarımda yer eden ilaç. dönem dönem şu an olduğu gibi konsantrasyon bozukluğunun zirvesini gördüğüm gecelerde kendisini çok anıyorum. aslında ders çalışmam veya herhangi bir şey yetiştirmem gerektiğinde sigara imdadıma yetişirdi. lakin kendisiyle yaklaşık dört aydır görüşmüyoruz, aslında ben bir daha aramayı düşünmüyorum. ararsa da açmam herhalde. işte bu yüzden, böyle zamanlarda ritalin'i daha çok anar oldum. ha bir daha kullanır mıyım, bilemiyorum..

    tanışmamıza gelince, avrupa'nın güzide bir ülkesinde tipik bir erasmus hayatı yaşadım. dersleri hiç takmıyordum, zira dönünce yaz okuluna gitmeyi kafama zaten koymuştum. o zamanlar hibenin bir kısmı 18/30 kredi oranını tutturursan veriliyordu, 500€ yu alamadım misal ben. babama selam çakıyorum burdan. neyse bir proje vardı yetiştirmem gereken en azından şunu geçeyim dediğim bir derse ait. paper ı son güne bırakmıştım ve haliyle sabaha kadar köpekler gibi yazmam gerekiyordu. kahve, sigara vs. hiçbiri kesmedi o esnada. zira öyle bir hayat yaşıyordum ki iş, güç, sorumluluk vs. çok uzak kavramlardı o 5-6 ay boyunca. saatte yanlış hatırlamıyorsam akşam on civarı, yurdun girişine inip bir sigara yakayım dedim. msn'den yabancı bir arkadaşa söyledim, o da ben de iniyorum laflarız biraz dedi.

    başladık sohbete, sözü hemen paper a getirdim. klasik öğrenci tripleriyle yakınıp durdum. üç aydır kitap açmıyorum abi, nasıl konsantre olmamı beklersin gibi desteksiz cümlelerle kendimce nedenler üretmeye çalışıyordum ki bana ritalin'den bahsetti. meğer konsantrasyon problemi varmış ve doktor gözetiminde ritalin kullanmaktaymış. istiyosan vereyim dedi. ilk defa duyuyordum ritalin'i. hani odamda filan olsam ekşi ile tanıştığım dönemler o ara, girer bir bakardım en azından. ha kararım değişmezdi o an için herhalde, zira çok çaresiz hissediyordum kendimi.

    tamam lan dedim, birlikte odasına çıktık. kaç mg olduğunu tam hatırlamıyorum açıkçası. al şimdi bunu. geç bilgisayarın karşısına dedi. yalan olmasın 5-6 saat tuvalete gitmek, kahve yapmak vs. gibi şeyler dışında laptobun başından ayrılmadım. nasıl bir hırsla yazdığımı halen daha hatırlıyorum. konsantrasyon problemimin doruk yaptığı bir gecede, ritalin adeta öss öncesi son düzlükte girdiğim kampta yakaladığım motivasyona ulaşmamı sağlamıştı.

    daha sonra, aynı ay içerisinde iki defa daha kullandım. biraz serserilikten biraz da peki şimdi nasıl etki yapacak acaba diyerekten bir gece mekana gitmeden önce, bir gece de odamda takılırken aldım. ayrıntılara girmeyeceğim fakat artılarıyla eksileriyle sıradışı iki gece daha geçirdim.

    bir ara ekşi'ye baktım, türkiye'de kırmızı reçete ile satıldığını filan öğrendim. türkiye'ye dönünce arkadaşlar arasında yayıldı bu hikaye, baya geyiğini yaptık. ara ara nasıl buluruz diye düşündük, sonra caydık. aile komple doktor, bir ara onlara anlattım erasmus dönemi kullandığımı ve yine kullanmak istediğimi. annemden dayak yiyordum, babamsa bakışlarıyla dövdü.

    velhasıl böyle, şimdi yine uzaklarda bir yurt odasında yarına yetiştirmem gereken bir şeyler var ve ben o akşamı yaşıyorum adeta. envayi çeşit adam var şurada, en az birinde vardır elbet ama saat itibariyle ulaşamıyorum kimseye. tek bildiğimse, şu an önüme konsa bir tane, düşünmem alırım..
  • ilacı dikkat eksikliği teşhisi ile alan biri olarak kullanıcı deneyimi yazmaya geldim. herkes hayallerini yazmış, bir de gerçeklere bakın istedim. bu entry uzun olacak, durumu olmayan okumasın. hayır, özet geçemem.

    öncelikle ilacımı kimseye vermiyorum/satmıyorum, boşa zahmet edip mesaj atmayın. atan var, o yüzden uyarıyorum. torbacı arayan yallah istanbul'un arka sokaklarına.

    doktor değilim, anlatacaklarım tamamen şahsi deneyimimdir. ilaçla geçmişim birkaç senelik, düzenli kullanmaya geçişim 2019. doktorum gerekirse başka doktorlara yazdırması kolay olsun diye rapor çıkardı. (ilacın raporu ödenmesini sağlamıyor. 25 yaş üstü herkesin, kırmızı reçeteyle ücretli alması gerekiyor. kutusu 16 tl.)

    düzenli kullanıyorum. bağımlılık korkum yüzünden düzenli kullanmaya ikna olmam uzun sürdü, doktorum günde 3 taneye kadar içebilirsin dediği halde en çok 2 defa alıyorum. ilacın max etkisi 1-2 saat arasında olduğundan, çalışma saatlerime/iş yoğunluğuna göre ayarlıyorum. genelde sabah 08:00, öğleden sonra 13:00 şeklinde. dozlar arasında min 4 saat oluyor. concerta'yı hiç kullanmadım, doktorum ritalin'in bana daha uygun olduğunu söyledi, sebebini hiç sormadım. (bunu sorayım bir ara.)

    haftada en az 1 gün ara vermemi söyledi, ben cumartesi-pazar günleri içmiyorum. buna ilaç tatili (drug holiday) deniyor. okuduğum kadarıyla ritalin kullanırken ilaç tatili yapmanın birçok gerekçesi var: ilacın yan etkilerini tolere edebilmek için, bağımlılık gelişmemesi için, ebeveynlerin talepleri vs... şuradaki bir araştırmaya göre ilaç tatilinin çocuklar üzerinde olumsuz etkileri de var. ilacı kullanmaya yeniden başladıklarında adaptasyon sorunu oluyormuş. bu nedenle lütfen sadece yetişkin bir birey olarak yazdığımı dikkate alın, çocuklardan zerre anlamam. yan yana duran ve aralarında 5 yaş fark olan çocukların yaşlarını bile tahmin edemeyen birinden çocuklar ve ilaçlar konusunda fikir edinmek istemezsiniz.

    dikkat eksikliğim 30 yaşımdan sonra, biraz da şans eseri teşhis edildiği için yıllarca bipolardan okb'ye beş milyon yanlış teşhis almış, içmediği ilaç kalmamış biriyim. antidepresan, antipsikotik, benzodiazepin, aklınıza ne gelirse... 800 mg ketiapin içip sabaha kadar tavana bakıyordum ya da rivotril içip sabaha kadar dizi izlemeye devam ediyordum. sonuçta sadece dikkat eksikliği sorunum olduğunu öğrendim ve abartılı gelecek ama hayatım değişti. 800 mg ketiapinle, 6 xanaxla uyuyamayan ben, günde 2 ritalin içtiğimde dünyanın en tatlı uykularını uyuyorum.

    yaygın anksiyete bozukluğu dışında hiçbir sorunum yok ki zaten ona da dikkat eksikliği ile beraber çok sık rastlanırmış. bunu bu kadar geç öğrendiğim için psikiyatri camiasına kırgınım ama camianın çok da umurundaydı...

    detaylara gelelim:

    ritalin içince ne oluyor?

    - empati yeteneğim ve tahammül seviyem daha yüksek oluyor. normal şartlarda çabuk sinirlenen, bir iş yapılacaksa acımasız olabilen, işi hemen yapmak isteyen biriyim. (bir sonraki maddede neden sinirlendiğimi anlatıyorum.) atm'de ya da markette sıra beklememek için atm'ye gece giden, markete kapanmasına yakın uğrayan, kalabalık yerlerde asla sıra bekleyemeyen bir yabaniyim. (evet, hiçbir gratis indiriminde alışveriş yapmadım.) artık ritalin içtiğim günlerde kuzu gibi sıra bekleyebiliyorum, nefesim daralmıyor, durduğum yerde sağa sola sallanırken insanların garip bakışlarına maruz kalmıyorum. en zoru da bacağımı, kolumu ya da tüm vücudumu deli gibi sağa sola sallamak isterken buna engel olmak. toplantı, ciddi ortamlar vs olunca kendimi kontrol etmeye çalışmak beni daha çok yoruyordu. düz duvara tırmanan, sağa sola koşan biri değilim ama bacaklarım, kollarım, parmaklarım sabit durunca deliriyorum. üniversite hayatım boyunca her hafta birkaç dersten atılmama neden olacak kadar şiddetli şekilde bacak sallardım. hocalar "dikkatimi dağıtıyorsun, çık dışarı" diye herkesin içinde azarlardı. ritalinle bu delice, gereksiz hareket isteği azalıyor ya da bitiyor.

    - kafasında 5 milyon düşünce uçuştuğundan bunları asla zamanında yapamayan, beş ışık yılı sonraya erteleyen biriyim. ertelediğim birçok projeyi başkaları yapıp aldı yürüdü, ben yerimde sayıyorum. hiçbir kararımı uygulayamıyordum, işime gelmeyen ne varsa erteliyordum. yapmayı sevmediğim işler mi var? diyelim ki rapor hazırlamam gerekiyor. ben sabaha kadar saçma sapan işlerle uğraşıp bunu yapmıyorum, işler ters gidince de başarısızım diye ağlıyorum. e yapmadın ki? bu durum tekrar ettikçe depresyona giriyordum, kendimden nefret ediyordum. psikiyatri de diyordu ki al sana antidepresan. şimdi de ertelediklerimin hepsini yapmış değilim ama en azından yapabileceğimi görünce rahatladım, depresyonda değilim. eskiden geri zekalı olduğumu, bu yüzden her şeyi ertelediğimi, sevmediğim hiçbir işi bitiremeyeceğimi düşünüyordum.

    - vicdan azabım azaldı. ne alaka diyecensiniz, şöyle: kafanızın içindeki düşüncelerin rengarenk kuş tüyleri olduğunu hayal edin. hepsi sağa sola uçuşuyor ama önce hangisini almanız lazım, nereye koymanız lazım bulamıyorsunuz. sonunda oturup kısır yapmaya karar veriyorsunuz, onun da yarısında sıkılıp dizi izlemeye gidiyorsunuz. dizinin 10'uncu dakikasından sonra biraz kitap okumak istiyorsunuz, iki sayfa sonra içiniz daralıyor, kısır yapmaya devam etmek için mutfağa giderken dün gelen maili ihracata yönlendirmediğinizi hatırlıyorsunuz. odanıza dönüp maili fw etmek için bilgisayar başına oturunca youtube'da mary river kaplumbağası hakkında video görüyorsunuz. oha, kesin izlemeniz lazım! ritalin içince kısırın bulguru hazır olana kadar yapacağın işleri düzenleyip, geri dönüp kısırı yapıp, dizi açılırken maili fw edip, mary river kaplumbağasını da 'araştırılacak' notlarına ekleyip üstüne bir de uçuşan tüyleri alfabetik sıraya diziyorsun, gece mis gibi uyuyorsun. her şeyi ertelemenin vicdan azabını çekmiyorsun.

    - istifçilik yapmıyorum, stoklarımı eritiyorum. tarayıcımdaki yer imleri klasörü, sağa sola yazdığım notlar, alınan gereksiz kitaplar... milyonlarca şey hakkında meraklanıp sonra okuyacağımı düşünerek kaydediyorum, kindle bin tane kitapla dolu, sürekli anlık ilgimi çeken şeyleri topluyorum ama bir daha dönüp bakmıyorum. yeniden okumak istediğimde ortada düzenlenmesi gereken dev bir yığın olduğundan daralıyorum, olay mahalllini terk ediyorum. basit görünen bu sorunun eğitim ya da iş hayatınızda neler yapacağını düşünün... ritalin içince oturup şu şu lazım, bunu sileyim, bunu okuyayım diye organize oluyorum. okuyayım dediğimi gerçekten de okuyorum, ben şok! şurada bir araştırma var, istifçilik sanıldığı gibi sadece okb'de değil dikkat eksikliğinde de fazlaca görülüyormuş. senelerdir her gün not aldığım bir mood tracker uygulaması var, ondaki kayıtlara baktım, derin temizlik yapıp gereksiz eşyaları, dosyaları, dijital ortamdaki dağınıklığı topladığım günler hep ritalin aldığım günler. hafta sonu için ajandama eklediğim hiçbir toplama, ayırma, eskiyi atma eylemini gerçekleştirmemişim, hepsini hafta içine ertelemişim.

    - ilgi alanlarımı mantıklı şekilde belirleyebiliyorum. sabah 8'den gece 12'ye kadar beş milyar farklı konuya ilgi duyup uzmanlaşmak isteyebilen, aynı anda hepsine dair kaynak araştıran, web sitesi kurmaya kalkıp alan adları satın alan, olmayacak işler peşinde koşan biriyim. sonra hepsi bir kenarda çöp olarak kalıyor çünkü ertesi gün onlardan sıkılmış oluyorum. ritalin içince bu saçma sapan durum olmuyor. olsa bile mantıklı şekilde düşünüp tartıyorum ve uygulanabilir değilse siliyorum.

    - ruh halim stabil hale geldi. sabah neşeli, öğlen anksiyeteli, akşam hafif depresif, gece enerjik olabiliyordum. senelerce bipolar sandılar, bir kere bile manik atak geçirmediğim halde verdiler seroquel'i, verdiler lityum'u. meğer dikkat eksikliğinde de ruh hali geçişleri oluyormuş. (okuduğum makalelere göre bipolarda bu geçişler daha yavaş gerçekleşiyor, benimkiler gün içinde hızlı oluyordu. siz yine de doktora sorun.) ritalin aldığım zaman o kadar sakinleşiyorum ki, 6 mg xanax ya da 800 mg ketiapin içtiğimde bile sabaha kadar oturan ben, ritalinden birkaç saat sonra mis gibi uyuyorum. üstelik verdiği sakinlik uyuşukluk şeklinde değil. normal bir insan olma hali. yine üzülüyorum, seviniyorum, anksiyetelerim oluyor ama her gün on defa değişmiyor ruh halim. ilk fark ettiğimde hayret ve dehşet arası bir şey yaşamıştım çünkü ritalin uyarıcı olarak geçiyor ve içince bana delice enerji vereceğini sanmıştım, acaba şener şen gibi sokaklarda koşar mıyım diye korkmuştum. tam aksine, içince dünya daha sakin oluyor, ben daha sakin oluyorum. asabiyet falan kalmıyor, saatlerce ufka bakıp içlenen şairlere dönüşüyorum. xanax'ın sakinleştiremediği beni pamuk gibi yapıyor.

    - düşüncelerimi ve enerjimi doğru şekilde yönlendirebiliyorum. yukarıda bahsetmiştim; aklında bir sürü şey var ama hangisinden başlayacaksın, neyi unuttun, o öyle miydi, bu nasıldı derken stresten evin içinde volta atıyorsun ama hiçbir iş yapamıyorsun, gün bitiyor, yapmadığın işlerin verdiği pişmanlıkla bunalıyorsun. ritalini magneto'nun kaskı gibi düşünebilirsiniz, beynini dış dünyadaki dikkat dağıtıcı şeylere kapatıyor. first things first diye hepsini sıraya koyabiliyorum. insan yapacaklarını nasıl sıraya koyamaz diyorsan, al bir süre benim beynimle yaşa derim.

    - iletişim konusunda daha sabırlı oldum. "geliyorum hemen" deyip aylar sonra "hah evet nerede kalmıştık" dediğim arkadaşım var. bazen birileri bir şey anlatırken o kadar tahammül edemiyorum ki, sözünü kesmeden durmak ya da ağzını kapatmamak çok zor oluyor. bu nedenle genelde telefonla konuşmak yerine yazmayı tercih ederim. okumak/yazmak sevdiğim bir uğraş olduğundan bu ikisinde sorun yaşamıyorum, dikkatim dağılsa da fark eden olmuyor çünkü konuşma gibi o an yanıtlamak zorunda değilim, istediğim zaman cevap verebiliyorum. ritalin içince konuşan insanları dinlemek çok kolay, konudan kopmadan sonuna kadar dinleyebiliyorum.

    - normalde 2 saatte bitecek işi dikkatimi veremediğim için 7 saatte yaptığımdan, ritalin içince aynı işi herkes gibi 2 saatte yapabiliyorum. (bakın herkes gibi 2 saatte diyorum, yani sandığınız gibi limitless dizisi karakteri olup 30 dakikada yapmıyorsunuz.)

    - basit soruları/sorunları çözerken hata yapmıyorum. ben normalde herkesin çözebileceği çok basit bir matematik sorusunu genelde çözemiyorum. 2+2-8 gibi basit olsa bile çözemiyorum çünkü 2+2'den sonrasını okumadan dürtüsel olarak laps diye cevabı işaretliyorum. hem de işaretlemezsem ölecekmişim gibi, elim kırılacakmış gibi hızlı hızlı işaretliyorum. haliyle yanlış oluyor çünkü sorunun yarısını okumaya üşenirsen ne kadarını çözebilirsin? eğitim hayatım boyunca öğretmenlerimden "bu kadar basit konuları yapamıyorsun da karmaşık soruları nasıl çözüyorsun" sorusunu duydum. soru uzun ve karmaşıksa, ilgimi çekiyorsa okuyorum ama kısa ve cazibesi yoksa bilmeden iddaa oynayan emmi gibi basıyorum rastgele yanlış kupona. salak mısın, bunu fark etmiyor muydun diyebilirsin. sıkılıyorum ya da matematik sevmiyorum sanıyordum. çünkü ilgimi çeken her şeyi sonuna kadar okuyabiliyorum. ritalin içince sonuna kadar okuyorum ve yanlışsa bile benim yanlışım oluyor. (ritalin içince her soruyu doğru çözüyorum demiyorum, öyle bir ilaç yok.)

    neler olmuyor?

    - bugün de dahi olamadım. kapasiten neyse onu kullanmanı sağlıyor ama üstüne ekleme yapmıyor. yapsa dükkan sizin, yemin ederim yapmıyor.

    - zeka artırmıyor, borçları ödemiyor, içince sırtında kendiliğinden pelerin belirmiyor. her zamanki hayatına devam ediyorsun ama benim gibi kafası aşırı karışık biriysen sakin şekilde devam ediyorsun.

    - herkes gibi oturup işini yapman gerekiyor. bir anda mistik şekilde yerinden kalkıp "haydi bakalım" diyerek kuantum fiziği öğrenmiyorsun. bunu ders çalışmak için yazdırmak isteyenler var, dikkat eksikliği olanlarda işe yarayacak ama onları ders çalışmaya motive etmeyecek. sadece ders çalışmak için masa başına oturunca dikkatinin dağılmamasını sağlayacak. "ritalin içtim etkisi olmadı, sabaha kadar pubg oynadım" diyor, neden acaba? ders çalışmaya başlasan sabaha kadar ders çalışacaktın? ben de bazı günler 2 tane ritalin içtiğim halde boş boş takılıyorum. zaten ruh halimi düzenlediği için bana her türlü iyi geliyor ama bir iş yapmak için çaba göstermezsen ritalin seni ensenden tutup masaya oturtmuyor.

    gariplikler/uyarılar

    - neden bilmem, her gün aynı etkiyi yaratmıyor. bunu çok araştırdım; yediğimiz yemeklerden kahve tüketimine birçok etki olabileceği söyleniyor ama kesin bilgi yok.

    - kahveyle birlikte almayın. asla. alırsanız muhtemelen kalp çarpıntısı, nefes darlığı yaşayacaksınız. bana olmaz demeyin çünkü başta bana da olmamıştı.

    - başlangıçta nefes alma hızını artırabiliyor, bir süre sonra geçiyor. ilaca uzun süre ara verip yeniden başladığımda yine yaşamıştım.

    - bol su için. ritalinlerin etkisi devam ederken muhtemelen aşırı susamış hissedeceksiniz. ağız kuruluğunu geçiştirmeyin, su için. sonra baş ağrısı çekersiniz.

    - yemek yemeyi unutabilirsiniz, unutmayın. iştahı aşırı derecede kapatıyor, birileri önüme yemek koymasa sabah 8'den akşam 7'ye kadar sadece su ve maden suyu içtiğim oldu.

    - son dozu 17.00'den önce almış olun. uykunuzu kaçırabilir. bende ters etki yaratıyor ama genel uyarı bu yönde.

    - nabız, tansiyon yükseliyor. bu da her gün olmuyor ama kalp sorunu olan mutlaka psikiyatrına söylesin, kardiyoloğa gitsin. beni en çok rahatsız eden kısım bu. bazen kalbim zorlanıyor gibi hissediyorum, daralıyorum. sırf bu nedenle ilacı bırakmak istiyorum ama henüz ikame bir tedavi bulamadım. (zaten sanırım bilim de bulamadı.)

    - anksiyete! düzenli kullanmaya başladığım dönem anksiyetem o kadar artmıştı ki evdeki bütün kapı kollarını söktürmeyi düşündüm, hepsi aşırı ses çıkarıyordu. çıt çıksa uykumdan uyanıyordum. dikkat eksikliği sıklıkla anksiyeteyle birlikte bulunuyor(muş) ama ilacı anksiyeteyi artırıyor. doktorum bunun beklenen bir yan etki olduğunu söyledi ve buspon verdi, kullanamadım çünkü geçmeyen bulantı-ishal gibi etkileri oldu. zamanla ritalin'in anksiyete artıran etkisi geçti. anksiyete için ayrı bir ilaç almıyorum.

    - ishal. çok nadir görülen yan etki olarak belirtilse de, bende ciddi seviyede ishal yapıyor. çok su içen biri olduğumdan dehidrasyon yaşamıyorum ama özellikle ritalin + kahve gibi bir çılgınlık yapacaksanız kalp ve ibs gibi sorunlarınız olmadığından emin olun. bence hiç yapmayın, kaka içinde ölebilirsiniz.

    - bazen unutkanlık yaşıyorum ama ilaçtan mı, başka şeyden mi emin değilim. kan değerlerim normal. internette uzun süre ritalin kullananların bu tür sorunlar yaşadığına dair mitler var, bunu doktoruma soracağım. bazı anlarda sanki olaylar ya da konular parça parça aklımda ama birleştiremiyorum. kal geldi diyorlar ya, tam olarak bu. birkaç saniye sürse de korkutucu oluyor.

    - ritalin alınca sürekli kahve içmek istiyorum. çarpıntı yapacağından içmiyorum ama nedense litrelerce içmek istiyorum. sigarayı bırakalı 3.5 yıl oldu, bir kez bile yeniden içmeyi düşünmedim ama ritalin aldığımda bazen aklıma sigara geliyor. neden sadece ritalin içince bilmiyorum. bunu da doktora soracağım. muhtemelen beyindeki etkisindendir. böyle garip bir etkisi var.

    - ilacın etkisi başladığında bunu göğsümün ortasından başlayıp vücuduma yayılan bir bası/ısınma hissi şeklinde hissediyorum. kafamda kuruyor muyum acaba diye düşündüm ama biraz araştırınca birçok kişinin benzer şeyleri yaşadığını gördüm. ani gelen ürperti gibi, dalgalar halinde yayılıyor tüm vücuda. garip bir his. ilaçlı tomografi çektirenler ilacın damara verildiği andan itibaren vücuda yayılışını çok net hatırlayacaktır. aynen öyle ama bu ağırlıklı olarak göğüs kafesinde kalan versiyonu. acaba tansiyondan mı diye defalarca bunu hissettiğim an nabız ve tansiyonumu ölçtüm, çoğunda normal çıktı. zaten tansiyon ilacı aldıktan birkaç saat sonra yükseliyor.

    - ritalin çekilmesi ilacın uzun süre, yüksek dozlardan sonra bir anda bırakılmasıyla oluyor. doktorun söylediği dozda kullanırsanız günün sonunda ilacın etkisinin geçmeye başladığı anları hissediyorsunuz ama "ritaliiiiiiiin" diye duvarları tırmalayıp salya akıtmıyorsunuz. sadece bazen gerginlik, bazen baş ağrısı olabiliyor. pırıl pırıl olan kafanın içi yine koşuşturup duran düşüncelerle doluyor.

    - kokainle kıyaslamak saçma. doktorunuza sorun, araştırın. ha yine doktorumun söylediğine göre bunu kırıp burundan çekenler varmış, o nedenle drug abuse konusunda hassaslar. gidip "ders çalışamadım, ritalin yazın" deyince yazmıyorlar ama bunu kokain ilan etmeden önce biraz makale okuyun. en zararsız maddeyi bile kırıp bir yerinizden çekerseniz zararlıdır. boşuna kırmızı reçete-doktor kontrolü yok.

    - zamanında modiodal da kullandım. bolca migren ve sinir krizi dışında faydasını görmedim. wellbutrin güzeldi ama ritalin kadar etkili değil.

    - meditasyonun dikkat eksikliğine faydalı olduğu söylense de ben henüz başaramadım. aylardır deniyorum, bir iki kez yaklaştım ama meditasyonun ne olduğunu bile algılayamadım ki yapayım.

    bir süre beynimin eksik, yetersiz olduğunu düşünerek kendimi hırpaladım. zekamın düşük olduğuna aşırı ikna olmuştum. bu yüzden ritalin kullanmayı olumsuz bir şey olarak gördüm, sürekli (kendimce çaktırmadan) doktorumla pazarlık yaptım. hatta bazen ukala ukala "imi tidivi itmiyir, itkisi giçici" falan dedim. doktorumun beni odasından kovmamış olması kendi ponçikliği.

    hala ritalin olmadan dikkat eksikliğinden nasıl minimum seviyede etkilenirim diye araştırıyorum çünkü hayat boyu herhangi bir ilacı içme fikri hoşuma gitmiyor ama hayatımın darmadağın olması fikri daha şiddetli şekilde hoşuma gitmediğinden ilaca devam ediyorum. zaten geriye dönüp bakınca o kadar yanlış teşhis ve yanlış ilaçla bu yaşa kadar gelmiş olmam bile mucize.

    benim için en büyük faydası ruh halimi düzeltmesi, beni sakinleştirmesi oldu. abartılı bir enerjiden ya da öforiden bahsetmiyorum, normal bir insan gibi sakin olmaktan bahsediyorum.

    madem kitap gibi oldu;

    yazarın son sözü: doktor verdiyse kullanın, düşük zekalı kenar mahalle ünlüsü gibi kırıp burnunuzdan çekmeyin, dozu aşmayın, ergen gibi sözlükte torbacı aramayın. altı üstü bir ilaç, dinozor olsa anlayacağım.