şükela:  tümü | bugün
  • little nikita'da onu ilk gördüğümde on üç on dört yaşlarındaydım sanırım. çok güzeldi, hüzünlüydü, dünya dışı bir varlık gibiydi. onu hemen sevmiştim. hem ne güzel bir ismi vardı öyle, bir erkeğin taşıyacağı en güzel isimdi bu. günün birinde bir oğlum olursa bu adı vermeliyim diye düşündüm. nehir şimdi yedi buçuk aylık. river phoenix hep yirmi üç.
  • river, river jude bottom ismiyle 23 ağustos 1970'de madras, oregon'da, arlyn sharon dunetz'in ve john lee bottom'ın ilk çocukları olarak dünyaya geldi. phoenix'in ailesi ona river ismini hermann hesse'nin siddhartha romanında "river of life"'ından, jude ismini ise "the beatles" grubunun hey jude şarkısından etkilenerek verdi.

    aile hayatı

    river, people dergisiyle yaptığı röportajda phoenix ailesini "hippi" olarak tanımlamıştır. annesi new york, the bronx'ta rusya ve macaristan'dan göç eden bir ailenin çocuğu olarak doğdu. babası california, fontana'dan eski bir katolikti ve daha önceki ilşkisinden "jodene" adında bir kızı vardı. kızı daha sonra ismini "trust" olarak değiştirdi. 1968 yılında, phoenix'in annesi new york'taki ailesinin yanından tüm amerika'yı gezmek için ayrıldı. kuzey kaliforniya'da otostop yaparken john lee bottom'la tanıştı. 13 eylül 1969'da, tanışmalarının üstünden daha bir yıl geçmeden evlendiler. 1973 yılında aile misyoner olarak "tanrı'nın çocukları" (children of god) tarikatına katıldı. teksas, crockett'te yaşadıkları sırada ikinci çocukları "rain joan of arc bottom", 12 kasım 1972'de dünyaya geldi. üçüncü çocukları 28 ekim 1974'de porto riko, san juan'da doğdu. üçüncü çocuklarına joaquin rafael bottom ismini verdiler.

    aile daha sonra, caracas'a tarikat tarafından misyoner ve meyve toplayıcısı olarak görevlendirilmek üzere gönderildi. 1976 yılının sıcak bir temmuz günü ailenin dördüncü çocuğu libertad mariposa bottom venezüella, caracas'da dünyaya gözlerini açtı. her ne kadar tarikat john bottom'ı venezüella ve karayipler'in başpiskoposu tayin etse de, aile tarikattan hiç bir maddi destek görmedi ve yoksulluk içinde yaşamını devam ettirmek zorunda kaldı. ailesine yardımları olması için para ve yiyecek toplamak maksadıyla sokak köşelerinde phoenix gitar çalar ve ağabeyi river ile birlikte söylerlerdi.

    bir zaman sonra arlyn ve john "tanrı'nın çocukları" tarikatı ile anlaşmazlığa girdiler. arlyn verdiği bir röportajda kendisinin ve kocasının tarikatın sevişma ayinine (flirty fishing) karşı olduklarını anlattı: "gün geçtikçe güçlenen ve zenginleşen tarikat lideri david berg tarafından tüm tarikat rahatsız ediliyordu. amacı zenginleri seks yoluyla cezbedip, tarikata dahil etmekti. bizim için başka seçenek kalmamıştı." tarikat gün geçtikçe daha da bozulacağı korkusu ile, bottomlar tarikat ile bağlarını kopardılar ve bir müddet venezüella'da bir kilisede yaşamak zorunda kaldılar. güney amerika'daki son yıllarında maaile vejetaryan oldu.

    hollywood

    bottomlar güney amerika'da yaşadıkları onca yılın ardından birleşik devletlerine geri dönmeye karar verdiler ve a.b.d.'ye giden bir kargo gemisine gizlice binerek vatanlarına geri döndüler. gelir gelmez florida'da yaşayan aryln'nin annesi ve babasının yanlarına taşındılar. 10 aralık 1978'de summer joy bottom, florida winter park'da ailenin en küçük bireyi olarak dünyaya geldi. 2 nisan 1979'da aile resmen soyadlarını, yeni bir başlangıcı temsilen eden anlamına gelen, kendi küllerinden doğduğuna inanılan efsanevi kuş "phoenix" olarak değiştirdiler.

    los angeles'daki nbc stüdyolarında bir kast ajansında arlyn phoenix çalışmaya başladı. arlyn burada bir şekilde çocuklarını amerika'nın en yetenekli çocuklarını keşfeden ajansın sahibi iris burton ile tanıştırdı. sonraları iris aileden çok etkilendi ve phoenix ailesinin beş çocuğunu ajansına almayı kabul etti.

    1980 yılında phoenix tam anlamıyla aktörlük yaşantısına bir televizyon şovu olan "fantasy" ile başladı. burada kız kardeşi rain ile şarkı söyledi. 1982 yılında river, nbc televizyonuna ait "seven brides for seven brothers" adlı müzikalde rol aldı. burada river, anne babası olmayan yedi erkek kardeşin en küçükleri olan guthrie mcfadden rolü ile ilk defa aktör olarak televizyonda boy gösterdi. dizide river, gitarıyla beraber etkileyici bir elvis presley taklidi yaptı ve şov yapımcılarının dikkatlerini çekti. dizi kısa süre sonra yayından kalktı.

    "seven brides for seven brothers" müzikalinin bitmesinin üstünden bir yıl gibi bir süre geçtikten sonra, 1984 yılında river televizyon için hazırlanan "celebrity" isimli filmde jeffie crawford karakterinin gençlik halini oynadı. her ne kadar ekranda 10 dakika kadar gözükse de, karakteri ana roldeydi. celebrity'nin ekranlarda gösterilmesinin üstünden bir ay bile geçmemişti ki, river bir okul dizisi olan "backwards*" ile tekrar ekranlarda gözüktü. river dizide yazıları okuyamadığını farkeden bir genci canlandırıyordu. joaquin de bu diziden küçük bir rol kapmıştı.

    eylül 1984'de kısa süre ekranlarda boy gösterecek olan "it's your move" adlı dizi gösterime girdi. river bu dizide sadece tek cümlelik bir konuşması olan brian isimli bir karakteri canlandırdı. aynı zamanda "robert kennedy and his times" isimli bir tv filminde robert kennedy'nin oğlu, robert kennedy jr.'ı canlandırdı.

    dyslexia'daki rolü oldukça beğeni topladı. bu rolü ona yeni bir tv filmi olan "surviving*"'de başrolü getirdi. philip brogan karakterini sergilediği bu filmde molly ringwald ve heather o'rourke ile birlikte oynadı. bu onun sinemada boy göstermeden önceki son tv filmi oldu. surviving filminin çekimleri esnasında iris burton kendisiyle "explorers" isimli film için anlaşma yapmaya gelmişti.

    ekim 1984'de river'a, joe dante'nin büyük bütçeli bilim-kurgu filmi explorers'da inek tipli bir genç bilim adamı olan wonfgang müller karakterini oynayacağı bilgisi verildi. bu river'in ilk büyük film tecrübesiydi.

    rob reiner'in 1986 yapımı filmi "stand by me"'de canlandırdığı asi genç rolü ile ilk defa halk tarafından beğenildi. peter weir'ın 1986 yılı "the mosquito coast" filminde river, harrison ford'un oğlunu oynadı. 1988 yılında "a night in the life of jimmy reardon" ve "nikita" filmlerinde sidney poitier ile birlikte rol aldılar.

    bu süre zarfında phoenix ailesi düzenli bir şekilde yer değiştirdi. phoenix 18'ine geldiğinde aile kırkın üstünde ev değiştirmişti. river sidney lumet'nin "running on empty" isimli altıncı sinema filmini bitirdikten sonra, aile artık bundan sonra sürekli oturacakları yer olan gainesville, florida yakınlarındaki micanopy'e 1987 yılında taşındı.

    1989 yılının ilk aylarında river, "running on empty" filmindeki performansından dolayı en iyi yardımcı erkek oyuncu dalında oscara ve golden globe'a aday gösterildi ve "national board of review" tarafından en iyi yardımcı erkek oyuncu ile ödüllendirildi.

    river, kardeşi joaquin'in aktör keanu reeves ile beraber oynadıkları "parenthood" filminde tanıştı. daha sonra iki aktör (kevin kline, tracey ullman ve joan plowright ile birlikte) ilk defa 1990 yılındaki "i love you to death" filminde beraber rol aldılar. 1990 yılında bu filmin hemen ardından gus van sant'ın avangard filmi "my own private idaho"'da yine beraberdiler. my own private idaho'daki rolüyle river phoenix, venedik film festivali, ulusal film eleştirmenler derneği ve "international spirit awards" tarafından en iyi erkek oyuncu ödülüne layık görüldü. film ve filmin başarısı river'ın başarısını perçinledi ve phoenix bu filmlerde keskin duruşlu, lider özellikleri olan potansiyel bir aktör görüntüsü sergiledi. my own private idaho filminin new york film festivali galasında river, ufukta çok sayıda eşcinsellik temalı sinema projesi olduğunu söyledi (keanu reeves ve van sant ile olan arkadaşlıkları ölümüne dek sürdü). my own private idaho'dan kısa bir süre önce, nancy savoca'nın yönettiği, lili taylor ile birlikte bağımsız sinema ait dogfight filminde oynadı. bu filmde river phoenix birleşik devletler donanmasında görevli genç bir askerin, kasım 1963'de vietnam'a gönderilmesinden bir gece önceki ruh halini yansıttı.

    phoenix, robert redford ile birlikte sidney poitier'in komplo/casusluk filmi 1992 yapımı sneakers'da oynadı. bir ay sonra, sam shepard'ın stüdyolarında, 1994 yılında ölümünden sonra gösterime girecek silent tongue isimli western filmine başladı. daha sonra peter bogdanovish'in country müzik temalı the thing called love isimli 1993 yapımı filminde oynadı. bu film onun ölümünden önce tamamladığı son proje oldu.

    eleştirmenler tarafından zamanının (80ler ve 90lar'ın) en çok gelecek vaad eden genç aktörlerinden biri olarak kabul edilmekteydi. river ve kardeşi joaquin hollywood tarihinde oscar'a oyuncu olarak aday gösterilen ilk kardeşler olarak tarihe geçtiler.

    müzik hayatı

    her ne kadar river'ın sinema hayatı ailesi için en büyük geçim kaynağı olsa da, müziğe olan bağlılığı ve tutkusu yakın çevresi ve arkadaşları tarafından her zaman dillendirilmiştir. river iyi bir şarkıcı, söz yazarı ve komple bir gitaristti. kendi kendine gitar çalmaya beş yaşındayken başlamıştı. 1988 yılında e!'ye verdiği bir röportajda dokuz yaşındayken ailesiyle beraber los angeles'a kız kardeşinin ve kendisinin müzisyen olabilmeleri için taşındıklarını söyledi. "finansal sebeplerden dolayı bu yoldayım ve çekici birisi gibi gözükmek için rol kesiyorum" dedi. oyunculuk ajansına girmeden önce, river ve kardeşleri müzik kariyeri yapmak için los angeles, westwood'taki sokaklarda bilinen şarkıları söylemeye başladılar. etraflarına doluşan insanların kaldırımı felç etmesi nedeniyle, sokakta şarkı söylemeleri çoğu zaman polis tarafından engellendi.

    1986 yılında "a night in the life of jimmy reardon" tv filminin çekimleri esnasında river filmin bitiş müziği olarak düşündüğü "heart to get" isimli bir şarkı yazdı ve bunu kaydetti. 20th century fox, bunu filmden çıkardı. yıllar sonra yönetmen william richert bu şarkıyı filmin "director's cut" versiyonunda tekrar koydu. film çekimleri esnasında river phoenix, island records'tan chris blackwell ile tanıştı. bu tanışma ona daha sonra şirketle (island records)iki yıllık bir gelişme anlaşması imzalamasını sağladı. river, solo artist fikrini sevmedi. ekseriyetle gurup olarak çalma fikri ona çok daha cazip geliyordu ve tüm enerjisini bir gurup kurmak için harcadı. aleka's attic gurubunu 1987 yılında kurdu. gurupta kız kardeşi rain de bulunuyordu. hayır organizasyonları olmadığı müddetçe gurup river'in adını kullanmadı. river'ın gurup arkadaşı josh mckay ile beraber yazdıkları ilk şarkısı across the way 1989'da hayvanseverler derneği (peta) yararına çıkan tame yourself albümünde yeralıyordu. 1991 yılında river, milton nascimento'nun txai albümü için curi curi adında bir düzyazı okudu. yine 1991 yılı içinde bir aleka's attic parçası olan too many colors my own private idaho filmi için soundtrack olarak kullanıldı. 1996 yılında aleka's attick parçası note to a friend 1996 yılında hayır amaçlı piyasaya çıkan in defense of animals; volume ii albümde yer aldı.

    river phoenix, arkadaşı john frusciante red hot chili papers gurubundan ilk kez ayrıldığında, 1997 yılında çıkan frusciante'nin ikinci solo albümü olan smile from the streets you hold için height down ve well i've been parçalarını yaptılar. bu albümdeki açılış parçası river phoenix'e ithaf edilmişti.

    1992 yılında, bir gurup evsiz kişiye servis yapıldıktan sonra açılışı yapılan cambridge, massachusetts'deki house of blues'un ortaklarından biriydi.

    hayat görüşü

    phoenix, sıkı bir insan hakları, çevre ve siyaset eylemcisiydi. peta'nın önde gelen sözcülerindendi. 1990 yılında peta'ya desteğinden dolayı "yardımseverlik" ödülü almıştır. dünya günü için hayranlarına çevreye daha duyarlı olmaları gerektiğini yazdığı makale seventeen magazin dergisinde yayınlandı. çok sayıda çevre ve yardım derneklerine para bağışı yaptı. costa rica'da 3.200.000m2'lik yokolma tehdidiyle karşı karşıya olan bir yağmur ormanı satın aldı.

    bir çok hayır organizasyonunda sözcülük yapmasının yanında, kendisi ve gurubu çevre için bilinen dernekler için konserler verdi.

    ölümü

    30 ekim 1993 akşamı, phoenix yakın arkadaşı red hot chili peppers'dan michael "flea" balzary ile johnny depp'in sahip olduğu hollywood gece klubu the viper room'da sahneye çıktı. phoenix utah'dan los angeles'a üç haftalık çekimleri kalan "dark blood" isimli projesi için bir an önce bitirebilmek için erken gelmişti. kız kardeşi rain ve erkek kardeşi joaquin de river'a katılmak için river'ın kaldığı otele geldiler. river'ın kız arkadaşı samantha mathis de onunla buluşmaya gelmişti.

    gecenin bir vakti, phoenix çok sayıda arkadaşı ve uyuşturucu satıcıyla tuvalete girdi. rapor edilene göre river'a iran kahverengisi (persian brown) (burundan çekilen güçlü bir eroin) teklif edildi, river eroin'i aldıktan kısa bir süre sonra hasta oldu. 31 ekim'in ilk saatlerinde aşırı dozda speedball tabir edilen eroin ve kokain karışımı bir uyuşturucu aldığı için kulübün hemen dışında river yere yığıldı. ve beş dakika boyunca yerde kıvrandı. joaquin 911'i çevirdi. joaquin bu esnada river'ın nefes alıp almadığını anlayamadı. rain river'a suni teneffüs yaptı.

    bu olay olurken johnny depp, flea ve butthole surfers'dan gibby haynes'den oluşan "p gurubu" sahnedeydiler. haynes'e göre gurup "michael stipe" isimli şarkının tam ortasındaydı. olanlar kulüpte duyulunca, flea sahneyi terketti ve dışarı koştu. ambulans geldiğinde river yerde hareketsiz yatıyordu. kalbinin tekrar atmasını sağlamak için ilaç verildi ve cedars-sinai medical center'a götürüldü. phoenix'i hayata döndürmek için yapılan tüm çabalar başarısız oldu. 31 ekim 1993 günü sabah saat 01:51'de öldüğü duyuruldu.

    ertesi gün kulübün kaldırımına sevenleri ve yakın dostları tarafından çiçekler, resimler ve mumlar bırakıldı. kulübün duvarlarına duvar yazıları yazıldı. kulubün camına da şu yazı iliştirildi: "river ve ailesine saygımız ve sevgimizden dolayı, the viper room geçici bir süre kapatılmıştır. ailesine, dostlarına ve sevdiklerine baş sağlığı diliyoruz. onu çok özleyeceğiz." kulüp yaklaşık bir hafta kapalı kaldı. johnn depp, o tarihten itibaren her yıl 31 ekim günü kulübü bir günlüğüne kapattı. ta ki 2004 yılında kulüp hisselerini elinde çıkarıncaya kadar...

    river kulübün dışında yerde can çekişirken, gurup michael stipe parçasında şunları söylüyordu: "but we didn't have a part, not a piece of our heart, not michael, river phoenix or flea or me."
  • joaquin phoenix bunun kardeşiymiş, bu da onun kardeşiymiş, ara sıra kardeşlermiş bunlar....
  • garip bi tarikata üye olan ailesi tarafından oldukça sıradışı bi şekilde yetiştirilmiş merhum aktör, river bu tarikatın toplantılarından birinde bi çadırın içinde ilk cinsel deneyimini yaşarken, orda bulunan diğer insanlar (ki bunlara anne ve babası da dahil) çadırın etrafında dans ederek bi nevi kutlamaya girişmişlerdir, kendisinin gay olduğu ve ölmeden önce keanu reeves'le beraber olduğuna dair dedikodular gezmekte, zaten oldukça iyi arkadaş oldukları bilinen ikilinin bazı fotğrafları da bu dedikoduları körüklemektedir, ölümüne yol açan uyuşturucunun adı ghb ya da gbh cinsi bişeydi, en iyi yardımcı erkek oyuncu oscarına aday olmuşluğu vardır(running on empty'deki rolüyle sanırım) kendisi ayrıca ölümüne en çok üzüldüğüm ünlüdür, ertesi gün gazetelerde hakkında çıkan yazıları hala saklarım.
  • aleka s attic isimli bir grubu vardi river in. gitar ve vokallerdeydi grubunda.. . siki bir hayvan haklari savunucusu haliyle de vejeterjandi hayattayken.
    oldugu gece saclari kisacik kesilmis ve siyaha boyanmis oldugundan, kaldirimda ambulans beklemekte olan genc cocuk kimse tarafindan zamanin unlu aktoru river olarak algilanmamisti , yayalar yanindan gecip giderken , o kardesinin yaninda hayata veda etmisti , onu gormeye alistigimiz , sari , parlayan saclariyla degil de , siyah kisacik saclariyla.
    simdilerde resimlerine bakiyorum , o hep genc , ben ise yaslaniyorum. benim yuzum degismekte , o hep 23 yasinda duruyor.
  • onun kadar güzel yüzlü bir insanın bir daha dünya üzerine gelmeyeceği kanaatinde olduğum aktör. ölümünün ardından kendisi hakkında öğrendiğim onca şeyden sonra diyebilirim ki, o'nun kadar güzel kalpli bir insanın dünyaya gelmesi de çok zor..

    ilk kez little nikita adlı filmini izlemiştim tv'de.. görür görmez, küçük bir kız ne hissedebilirse aşk adına, onları hissetmiştim..

    o zamanlar sinemalara öyle her film gelmezdi, zaten daha küçüktüm. hep tv'de gördüm kendisini, her denk geldiğimde izledim filmlerini, tekrar tekrar hayran oldum.. neyse ki son filmlerinden sneakers vizyona girdiğinde, artık sinemayı keşfetmiştim, bir sinema salonunda, yine eski filmlerinden hastası olduğum robert redford ile birlikteyken, yürek yakan soğuk, erkeksi, mesafeli güzelliğini görme şansına eriştim..

    ve sonra öldüğünü öğrendim.. uzun süre inanamadım bu duruma.. her aklıma geldiğinde, o kadar hüsrana sürükleniyorum ki, ben bile şaşıyorum... hollywood'da olsaydı şimdi, kesin en tepede olurdu.. küçük yaşlarında körcesine o'na aşık olan, büyüdükçe yeteneğinin de farkına varan bir insan söylüyor bunu.. keşke yaşasaydı, ama bazen düşünüyorum da, yaşam belki ölümden daha çok şey götürürdü ondan diyorum.. belki böylesi daha iyi oldu diyorum, ama olmamalıydı diyorum..

    en iyisini eski kız arkadaşı martha plimpton söylemiş zaten:

    "he's already being made into a martyr," says phoenix's first and longtime love, actress martha plimpton. "he's become a metaphor for a fallen angel, a messiah. he wasn't. he was just a boy; a very good-hearted boy who was very fucked-up and had no idea how to implement his good intentions. i don't want to be comforted by his death. i think it's right that i'm angry about it, angry at the people who helped him stay sick, and angry at river."
  • yok olup giden genç adam. stand by me filminin son sahnelerinin birinde, ağaçların arasına doğru yürür river, ve yacaşça görüntüden yok olur. ölür.
  • çocukluk aşkıdır o..

    imgelemlerin en derin noktasıdır, 12 yaşına ait.

    sadece güzel bir yüz değildir, anlattığı,
    ekrandan size bakarken gözleri..

    anlattığı bir "isyan" anıdır. yaşadıklarına, ona yaşatılanlara belki de.

    eski bir blue jean dergisinin en ergen noktalarından fırlamıştır, duvardan size bakan posteri ..

    şimdi de, bitmeyen o en son filminin fragmanı yankılanmaktadır,
    çalıştığınız odada. sene 2013 ' tür.

    siz yaşlanmaktasınızdır.
    river ise hep gençtir.

    ve öyle de kalacaktır sonsuza dek...
  • belinda carlisle'ın california şarkısında bahsi geçer acı bir şekilde. kızıl hatun der ki : "they said that only the good die young..."
  • eğer ölmeseydi interview with the vampire filminde christian slater'ın oynadığı gazeteci rolünü oynayacaktı..