şükela:  tümü | bugün
  • hanefi ulemasının, mesele’de müçtehitlerinden sayılan izmir’in birgili kasabasından meşhur alim imam-ı birgivi, vasiyetname adlı esrinde şunu söylemektedir.

    bir kimse, "rızık allah'tandır, fakat kulun da çalışması gerekir" dese, kâfir olur.

    “aman allah’ım bu nasıl bir söz? bu birgilili mehmet efendi (imam-ı birgivi) denen kişi ne dediğini bilmiyor galiba?” diye geçirebilirsiniz aklınızdan. çünkü bu güne kadar ailenizden, çevrenizden hep şunları duydunuz.

    “rızkın için koşturacaksın.”
    “rızık allah’tandır ama kulun da çalışması lazımdır.”
    “yan gelip yatarak rızık temin edilmez.”

    ama hiç düşünmediniz “rızık” üzerine değil mi?

    şimdi kendimize soralım.

    cebimizdeki para bizim rızkımız mıdır?

    evimizdeki eşyalar çalışıp kazandığımız rızıklardan mıdır?

    soframızda bulunan ve o an yediğimiz bütün yiyecekler bizim rızkımız mıdır?

    bu soruları arttırmak mümkündür. tabi bu yaşadıkları üzerine pek az düşünenler için geçerli, az araştıran ve dini hayatı yaşamaya çalışan biri rızkın yalnız allah'tan olduğunu, bizim bu konuda (rızkı artırıp/azaltmak) hiçbir şey yapamayacağımızı islamın beş şartını bildiği gibi biliyor.

    (bkz: #45587105) ve (bkz: #48706104)
  • sahip olunsun olunmasın yenilen, içilen değişik şekillerde kendisinden fiilen faydalanılan mülklere, hanıma, çocuklara, emeğe, ilme de rızık denilir. bunların rızık olmalarından şart faydalanılmış olmaktır. fiilen faydalanılmayan mal, mülk, evlad ü ıyal, ilim rızık değildir. yani malından, kudretinden, ilminden faydalanmayanlar aynı zamanda bunlarla rızıklanmış da değillerdir.

    mülk 15. âyette “haydin o arzın omuzlarında yürüyün de o yaratan latîf habîr’in rızkından yiyin” buyurulmaktadır.

    ehlisünnete göre rızık, gelişip varlıklarını sürdürmeleri için, allah’ın (c.c) canlıların istifadesine sunduğu, kendisinden faydalanılan her şey. bu tarife göre :

    1–haramlar da helâller gibi rızıktır, ama sahibi günahkârdır, rızkını haram yoldan elde ettiği için.
    2–insan dışındaki diğer varlıkların da yiyecek ve içecekleri rızıktır.
    3–her canlının kendine ait rızkı vardır, kimse başkasının rızkını yiyemez.
    4–yiyip içilmeyerek başkalarına verilenler de rızıktır.
    5–yegane rızık verici allah’tır (c.c), allah’tan başka rızık verici yoktur.

    rızkın vericisinin allah (c.c) olduğunun anlamı :

    1–o (c.c), bütün rızıkların yaratıcısıdır.
    2–rızıklanmada zekânın rolü yoktur.
    3–rızık iman ve küfre göre değildir.
    4–çalışmaya göre de değildir.

    dört tür rızıktan söz edilir:
    1–rızk-ı mazmun(garanti edilmiş rızık): çalışma, koşturma, beden gücünü kullanma, zekayı kullanma gibi hiçbir sebebe bağlanmamış, bünyenin hayatiyetini sağlayan nefes, su, gıda gibi şeylerdir. cenab-ı hak bu nevi rızkı garanti etmiştir. insanın ve diğer canlıların hayatını devam ettirecek zarurî ihtiyaç olarak verilmesi garanti edilen yenilir, içilir, giyilir şeylerin hepsi bu gruptadır.
    2–rızk-ı maksum(taksim edilmiş rızık): ezelde kısmete düşen rızık ve pay. yiyecek, içecek ve giyeceklerden allah'ın insanlara taksim edip levh-i mahfuz’da yazdığı şeylerdir. bunların her biri yazıldığı şekilde, yazıldığı zamanlarda ve yazıldığı miktarlarda verilir, artmaz, eksilmez, erken gelmez ve gecikmez.
    3–rızk-ı memluk(sahip olduğumuz rızık): dünya mallarından allah'ın takdir ederek insanların mülkiyetine verdiği şeylerdir. zira allah'ın; “sizi rızıklandırdığımız şeylerden infak edin” (münafikun 63/10) emri, malik olduklarınızdan infak edin demektir. ev, araba, arsa, iş hatta hanımlar ve çocuklar gibi bir kimsenin mülkiyet ve tasarrufunda bulunanlar bu gruptadır. ayrıca bu konuda
    "andolsun ki sizi biraz korku ve açlıkla, bir de mallar, canlar ve ürünlerden eksilterek deneriz. sabredenleri müjdele"(bakara, 155). “mal ve çocuklarınızın sizin için birer imtihan olduğunu ve büyük mükâfatın allah katında bulunduğunu biliniz.” (enfal, 28). böylece, ileri yaşlara erişilmesine rağmen gönlünde sevgisi hep genç kalan mal (müslim, zekât, 114) ile kaybedilmesi bir felaket olarak değerlendirilen evlat (buhari, cenaiz, 32), insanı müspet veya menfi bir sonuca götürecek en önemli iki imtihan sebebidir. bu açıdan mal da olsa evlat da olsa, hiçbir şey hiçbir kimseyi, bir başkasına karşı övünmeye, üstünlük taslamaya sevk etmemelidir. (müslim, cennet, 64)
    4–rızk-ı mev’ud(va'd edilen rızık): salih kullara allah (c.c) tarafından vaat edilen rızık. allah'ın müttakî kullarına takva şartıyla, helâl yoldan ve meşakkatsiz olarak vermeyi vad ettiği rızıklardır. nitekim; “kim allah’tan sakınırsa allah ona bir kurtuluş yolu hazırlar ve ummadığı yerden rızıklandırır” (talâk 65/2-3) âyetinde bahsedilen rızık bu tür içerisinde değerlendirilir.

    son tahlilde bunlardan yalnızca birincisi için tevekkül sözkonusu olur. “eğer siz hakkıyle allaha tevekkül etseydiniz, kuşların rızkını verdiği gibi, sizin de rızkınızı verirdi. onlar, sabaha aç çıkarlarken, akşama tok olarak dönerler”.

    allah (c.c) insanları kendisine kulluk etmeleri için yaratmış, kaygılarının da görevleri olan kulluğu yerine getirmek olmasını istemiştir. bu maksatla da rızık kaygısı çekerek asıl kaygıları zarara uğramasın diye, onların hayatlarını devam ettirmeye yarayacak rızıkları garanti etmiştir. allah (c.c) rezzaktır, ondan başkasına rezzak denemez, denilecekse râzık denilebilir. zira rezzak, rızık yaratandır ayni zamanda verendir, onu sebeplere bağlayandır. râzıksa yaratılıp allah (c.c) tarafından kendisine ulaştırılanları başkalarına ulaştırır, allah (c.c) vermedikçe o da veremez.

    âyetlerde aynı zamanda allah’ın (c.c) hayrurrâzikîn olduğu belirtilmektedir. (sebe 34/39, cum’a 62/11, mâide 5/114, hac 22/88, müminûn 23/72)

    bu nitelemeyle anlatılmak istenen :

    1–asıl rızık vericinin allah (c.c) olduğu
    2–rızkın yaratıcısının allah (c.c) olduğu, diğerlerininse nakledici olduğu,
    3–hiç kimsenin güç yetiremeyeceğini allah’ın (c.c) vereceği,
    4–allah (c.c) verdiğinde bir karşılık beklemeksizin vereceği, diğerlerininse görevi ifa, övgüye ulaşmak, merhameti tatmin, kandırmak gibi bir sebeple karşılık bekleyerek vereceği,
    5–allah’ın (c.c) rızık verirken başkalarına muhtaç olmadan verdiği,
    6–başkaları rızık verirken bile hem ona vermek için, hem de verme duygusuna sahip olmak için muhtaçtırlar,
    7–rızık verilen kimse minnet altında bulunmaktadır, allah (c.c) ise minnet altında bırakmaz.

    allah’ın (c.c) rızıklandırması :
    allah’ın (c.c) kahır isimleri dışındaki isimlerden canlıların iki şekilde istifade ettiklerini daha önce ifade etmiştik. rezzak ismiyle allah’ın (c.c) tecellîsi de iki şekilde gerçekleşir :

    1–umumî rızıklandırma : iyi-kötü, insan-hayvan, mümin-kâfir, isteyen-istemeyen, çalışan-çalışmayan ayrımı bulunmaksızın gerçekleşir. yaratılmayla ölüm arasında hayatlarının devamı için zarurî olanlarla rızıklandırma. bu sınıfa giren zarurî ihtiyaçların bir kısmından varlığın kendisinin bile haberi yoktur ki rızıklandırmaktan haberi olsun. hatta dilleriyle bile istemeyenler bilmedikleri için. ama allah (c.c) o ihtiyacı bile dua kabul eder.

    2–özel rızıklandırma: bu şarta tabi olarak gerçekleşen rızıklandırmadır. bunda iyi-kötü, mümin-kâfir, salih-fasık, çalışan-çalışmayan, isteyen-istemeyen ayrımları sözkonusu olur.
    kulun allah’tan rızık talebiyle ilgili duası, kalbe faydalı olacak ilim, hidayet, marifet, salih ameller, hikmet, güzel ahlâk, iman, ibadet, helâl yiyecek, helâl içecek, helâl giyecek, meşakkatsiz ve sonunda hesabı olmayacak rızık istemektir.

    kur’ân-ı ker’im’de rızık kelimesi fiil olarak geldiğinde fail hep allah’tır(c.c). insanlara hiç izafe edilmemiştir. bundan anlaşılır ki rızık, ister birileri veya bir şeyleri vesile kılarak, isterse doğrudan doğruya olsun allah’tandır (c.c), o’na aittir. yine kur’ân’da rızkın ne olduğunun tayin edilmediği, genel bırakıldığı âyetler en çok karşılaşılan âyetlerdir. bu da rızkın şümulünün ne kadar tutulduğuna işaret ediyor. bununla beraber tayin edildiği âyetler de yok değildir. bu âyetlere baktığımızda rızık çeşitleri olarak şunlar karşımıza çıkar:

    1–bütün canlıların yiyip içtiği gıdalar : “gördünüz mü allah’ın (c.c) size rızık olarak indirdiği şeylerin bir kısmını haram ve bir kısmını helâl yaptınız.” (yunus 10/59)

    2–eti yenen, kurban edilen hayvanlar : “kendilerine rızık olarak verilen hayvanlar üzerine belli günlerde allah’ın (c.c) adını ansınlar.” (hac 22/28)

    3–meyvalar, ürünler: “…halkından allah’a (c.c) ve âhiret gününe inananları çeşitli ürünlerle rızıklandır.” (bakara 126)

    4–yağmur : “allah’ın (c.c) gökten rızık indirp onunla ölümünde sonra yeri diriltmesinde…” (casiye 45/15)

    5–yer ve gökten gelenler : “allah’ı (c.c) bırakıp göklerden ve yerden kendileri için hiçbir rızık veremeyecek ve bunu asla yapamayacak olan şeylere mi tapıyorlar.”(nahl 16/73)

    6–cennet ehline verilecek olanlar : “..onlar cennete girerler ve orada kendilerine hesapsız rızık verilir.” (mümin 40/40)

    7–nübüvvet : “(hûd) ey kavmim dedi, bakın, ya ben rabb’imden bir delil üzerine isem ve bana kendinden güzel bir rızık vermişse?” (hûd 11/88)

    allah’ın (c.c) rızıklandırmasının muhatapları olarak da

    1–bütün canlılar : “yeryüzünde hiçbir canlı yoktur ki rızkı allah’a (c.c) ait olmasın” (hûd 11/6)

    2–bütün insanlar : “fakirlik korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin. onları da sizi de biz rızıklandırıyoruz” (isrâ 17/31)

    3–şehitler : “allah (c.c) yolunda öldürülenleri ölüler sanma. hayır diridirler, rableri katından rızıklanmaktadırlar.” (a-li imran 3/169)

    4–cennet ehli : “.. onlar cennete girerler ve orada kendilerine hesapsız rızık verilir.” (mümin 40/40)
    allah’ın (c.c) rızıkları genişletmesi ve daraltması da sözkonusu olup bu iki durulmada ilgili iki ismi (bâsıt, kâbız) bulunmaktadır.

    allah (c.c) rezzaktır, herkesin rızkını takdir etmiştir. insana düşen, dünya hayatında, allah’ın (c.c) rızık vericiliğine gerçekten inandığını gösteren bir tavır ve tarz üzere olduğunu göstermektir. onun rızık vericiliğini itham edercesine, alay edercesine rızık talebi insana yakışmaz. özellikle gayrı meşru rızık talepleri sadece talep olarak değil aynı zamanda allah’ın (c.c) rızık vericiliğini itham olarak da çok çirkindir. rüşvet, dalkavukluk, haram malları kabul, hırsızlık, din, iman ve mukaddesatı terk gibi.

    rasûlullah (s.a.v.) efendimiz bize kuşları örnek verir de, “onlar der sabahleyin karınları aç yola çıkarlar, akşamleyin karınları tok dönerler, sizin tevekkülünüz de onlar gibi olsaydı sizi de rızıklandırırdı.”

    ağaçlar da öyle : ne güçleri var ne zekâları, ne istekleri. her taraftan kendilerine rızıklar gelir. doğan bir bebek de güç, istek ve zekâya sahip değildir. ona rızkı annesi vasıtasıyla gelir. gücü ve isteği gelişmeye başladığında ananın sütü kesilir. sonraları rızıklar bebekler gibi olur, sahibinin onları arayıp bulması gerekir. güç, genellikle insanların hırslarını tahrik eder, gayrımeşru taleplere sevkeder. acziyet, mahrumiyet,masumiyet sebebidir aynı zamanda. güç, insanın allah’a (c.c) tevekkülünü zayıflatıyor. allah’ı (c.c) vekil bilmedeki zaaf kendisini o’nun rızık vericiliğinde de gösteriyor.

    müminin rızık anlayışı, rızık kaygısı, rızka ulaşma biçimi aynı zamanda allah’ı (c.c) vekil bilme anlayışının da göstergesidir. tevekkülünün seviyesi konusunda bilgi verir. insanların rızık endişeleri, onlara garanti edilmiş rızıkla ilgili değildir. konforlarıyla ilgili rızık endişeleridir. yani garanti edilmiş rızıkların kaybolacağından değil konforlarının kaybolacağından korkarlar.

    bir insanın rızkının geniş veya dar olması, o insanın allah (c.c ) katındaki kıymetini göstermez. bu kaderin bir cilvesidir. ama insanlar rızık genişliğini kendi yeteneklerin ve kıymetlerine, rızık darlığını da allah’ın (c.c) kendilerini küçük düşürmesine bağlarlar. bolluğu d adarlığı da kul için bir imtihandır. allah (c.c) katındaki kıymetini göstermez. kul allah (c.c ) katındaki kıymetini istikamet sahibi olup olmadığında aramalıdır.

    bu ismi ile allah (c.c)

    1–varlıkların ihtiyacı olan rızıklarını garanti etmiştir,
    2–özel rızıklar isteyenlere şartlarını açıklamıştır,
    3–rızıkların sahibine ulaşması için sebepler varetmiştir,
    4–bazı durumlarda vasıtasız da rızık göndermiştir,
    5–rızkı, verdiği kıymetin ölçüsü kılmamıştır,
    6–özel rızıklandırmada rolü olmakla beraber genel rızıklandırmada akıl, iman, insan, istemek… gibi ayrımları dikkate almamıştır.
    7–sebepler yoluyla da gelse rızkın kendisinden bilinmesini ve kendisine şükredilmesini istemiştir,
    8–rızıklandırdıklarının da kendisi gibi, rızıklarından başkalarına infakını istemiştir,
    9–gayrı meşru rızık yollarını açıklamıştır.

    rasûlullah (s.a.v) efendimiz :

    1–asla rızık endişesi taşımamıştır, tevekkülü tamdır,
    2–infakından tükenir korkusu içinde olmamıştır,
    3–sadece allah’tan (c.c ) beklemiş, kimseden bir şey beklememiştir,
    4–rızık değil kulluk kaygısı taşınmasında gayretli olmuştur,
    5–âhiret rızıklarının dünya rızıklarından çok daha önemli ve güzel olduğunu söylemiş ve insanları ona çağırmıştır,
    6–rızka ulaşma yollarının meşrularını seçmelerini istemiştir,
    7–köleleri, hayvanları, esirleri aç bırakmaktan nehyetmiştir,
    8–ailesi için kifaf-ı nefs edecek kadarını istemiştir, allah’tan (c.c)
    9–varlığına ve bolluğuna sevinmemiş, yokluğuna da üzülmemiştir.

    bizlere düşen

    1–rızık kaygısıyla kulluğumuzu terk etmemek,
    2–allah’ın (c.c) vekâletine tam itimad etmek,
    3–kimseden bir şey istememek, verilince kabul etmek,
    4–yokluğun ve darlığın allah’a (c.c) olan tevekkül ve itimadımıza zarar vermesine imkân vermemek,
    5–varlığın ve bolluğun şımartmadığı, yokluğun ve darlığın üzmediği, azdırmadığı insan olmak,
    6–varlıkta ve darlıkta infak edici olmak,
    7–allah’ın (c.c) garanti ettiği rızık için değil, gayretimize bağlı âhiret rızıkları için çaba sarfetmek,
    8–haliyle insanlara örnek olmak, diliyle de rızık konusunda tavsiyelerde bulunmak,
    9–hiçbir tavır ve konuşmasının allah’a (c.c) olan itimadına ve tevekkülüne aykırı olmaması gayretinde olmak.
  • şakik belhi ve ibrahim edhem arasında geçen bir olay anlatılır. bir gün şakik belhi ibrahim edhem’e sorar: “geçinme, yeme içme hususunda ne yaparsın? nedir ilken?” ibrahim edhem: “bulursak şükür ederiz, bulamazsak sabır ederiz.” der. şakik belhi: “belh'in köpekleri de öyle yapar.” deyince ibrahim edhem: “ya siz ne yaparsınız?” der. şakik belhi: “bulursak infak ederiz, bulamazsak şükür ederiz.” deyiverir.
  • o yüzden afrikadaki müslümanlar açlıktan ölüyorlar diye sordurur

    not: rızık tabii ki allah'tan ama yukarıda bulunan aynı yazar tarafından girilmiş 3 entry'deki kafa nedir abi ya?

    bu kafaya göre müslüman dediğin oturduğu yerden dilenci gibi rızık bekleyecek! var mı böyle bir şey?

    ulan yediniz bitirdiniz mahfettiniz müslümanlığı da islamı da!