şükela:  tümü | bugün
  • film noir ikonu. hardboiled.
  • bir saint bernard ile ayni yuz ifadesine sahip aktor.
  • western filmlerinin en baba kötü adamlarını say deseler, lee van cleef ve henry fonda' yla birlikte akla rober mitchum' un gelmesinin sebebi bu adamların en önemli özelliklerinden uzun boylu olmalarının getirdiği heybet ve endamın sağladığı görselliktir.. patlak ve ayılmamış gözlerle yakaladığı tekinsiz bakışlar her zaman hinoğluhinliğin pervasızca açığa vurumu olagelmiştiri. görüldüğü dakka tedbir alınması gerektiğini hisseden seyircı çekinir, ürperir.. sıkı ırkçı olduğu söylenir zira bir filmde zenciyle yan yana oyun teklif etmişler yaşadığım sürece tanrı göstermesin gibi bir tepkisi olmuş..gerçi five caed stud filmindeki zenciyi boğarak öldürür.. cult pozu: uzun bir ceket ve yakasında bağlı siyah bir curdelayla baştan ayağa, beyaz gömlek üzere siyahlar içinde yandan bakışı..
  • dış görünüm itibariyle victor mature ile en çok karıştırılan aktör. fakat victor mature bir salon erkeğinden ileri gidememiş ve hızla parlayan yıldızı hızla sönmüştür.
  • "ben insanlar için bir umudum.çünkü bana bakan biri -bu adamdan bile birşey olmuşsa benden haydi haydi olur- diye düşünmelerini sağlayabilim"
    diye bir laf etmiş kişi.
  • "affedersiniz, o duvardaki resim robert mitchum mu yoksa ailenizden biri mi?" adlı soruma "ahahah !o türk bir ressamın. adı da 'ailenizin bir ferdi olarak robert mitchum' " cevabı aldığımda, bonkör ev sahibi derhal içeri gidip çerçeveli bir mitchum posterciği hediye etmişti. ressamla aramda kurulan 'dehşet' telepatik dengeler bir süre konuşulmuş sonra da arada kaynamış gitmişti. kötü adamdan ziyade gerçekçi bir dashiell hammet, bir leo malet , bir raymond chandler karakterini andıran mitchum, sahip olduğu doğal koolluk sayesinde gönül telimizi titretenler programımızın onur konuklarından olmuştu. gregory peck'e, (the real) max cady olarak musallat olduğunda "tüh hangisini tutucaz" başlıklı münazaralarla vaktimizi harcatmıştı. garibim peck sonra ingiltere fonunda evlatlık şeytan çocuk damien ile 'iyiler vs. kötüler' savaşındayken ise onu tutmuştuk elbette. ama konumuz bu değil. mitchum yaşasaydı kendisine ahir zamanlarımızın hangi polisiyesinin film uyarlamasında rol verilmesi gerekir türündeki pazar eğlencemde lawrence block'un matthew scudder'ını canlandırabilecek yegane aktörün kendisi olduğu sonuca vardım. elbette, scudder'ın alkolik olduğu zamanları daha iyi canlandıracağına eminim. jim jarmush'un dead maninde göründüğü zaman da emindim gerçi.
  • waiting for sunset adli 1995 yapimi filmde canlandirdigi karakterle kendisine bir kere daha hayran olunasi oyuncu.
  • baby i don't care hadisesi out of the past filminden geliyor. zira rüzgarlı deniz kıyısında jane greer'in anlattıklarını ilgiyle dinlerken, o anki aşkın/hatunun yoğun çekiciliğine kapılarak bu sözü söylemiş ve yarenin dudaklarına yumulmuştur. filmi izlerken dahi 'bunu kesin hatırlanan repliklere yazarlar' diye düşünülmüş, nitekim replik oyuncuya atfedilen favori cümlelerden biri haline gelmiştir. ve fakat bunun dışında da robert mitchum, karizmatik/cin görünüşü, ses tonu ve teatral kabiliyetiyle döneminin büyük yıldızlarından biridir.

    hakkında sıkça adı geçtiği için de bahsedelim. the night of the hunter'daki love ve hate dövmeleriyle bir vaizi oynadığı sahnelerde parmaklarını içiçe geçirerek inandırıcı olma taklidi yaparken, kasıtlı bir şekilde inandırıcı olmamayı başarmasıyla beni benden almıştır. üç çocuğu vardı, kardeşi john da pek parlak olmasa da oyunculuk yapmıştı, son olarak bir oscar adaylığı da vardı. 97 yılında aramızdan ayrıldı ne yazık ki... ne janti, ne güzel abimizdin sen robert mitchum!
  • holivut aleminde hakkı olan yerde konumlandırılamamış bir aktördür zannımca robert mitchum. river of of no return deki performansı ile john wayne'e bile cool western adamcığı nasıl olunur gösterebilmiştir. ama pek erkek güzeli olmamasındanmıdır nedir jön desen jön olmamış acaip yeteneği de öyle çok para etmemiştir dikkatsiz izleyici gözünde. "ha robert mitchum, aslandır tabi canım, büyük oyuncu" denir adı geçtiğinde o ayrı.