şükela:  tümü | bugün
  • genc torless kitabının yazarı.
  • (bkz: niteliksiz adam)
    (bkz: uc kadin)
  • "bir yazarın meşhur olmadan yaşaması normaldir; yaşamını sürdürmeye yetecek kadar okurunun olmaması ise utanç vericidir." diyen adam...
  • kendisi avusturyalidir. ilk romani genc torless'te bir felaket habercisi oldugunun ilk isiklarini verdigini dusunur elestirmenler. sonraki yillarda yukselise gecen fasizmin ana karakterlerini bu kitapta cizmismis. hayatinin buyuk kismini niteliksiz adam'i yazmaya ayiran musil, enflasyonun ve okunmamanin sonucunda neredeyse acliktan olmustur. (bkz: meteliksiz adam) musil de flaubert gibi insanlarin aptalliklarina gayet ciddi yaklasmis. niteliksiz adam ikinci cildi olup olmadigini benim de merak ettigim bir kitaptir. thomas mann musil hakkinda "olumsuzlugunden sizin kadar emin oldugum bir baska alman yazari yok" demistir. niteliksiz adam ironik bir saheserdir. kesinlikle tavsiye edilir. sonra susulur gidilir.
  • musil’ in yaşarken açılan miras adlı kitabından - ki aslında niteliksiz adam için bir ön okuma sayılabilir bu derleme (bkz yky) - ilgimi çeken kısımları özenle okudum. ve hemen girişte beni fazlasıyla etkileyen musil’ in şu satırlarını işaretledim :

    “ …kendi ölçütlerine sadık kalan yazar, daha şimdiden dünyanın hemen her yerinde yaşamdan olabildiğince kopuk; ne var ki, bu kopukluğuna karşın ölülere özgü bir sanatı, yani bir evi, yemeyi ve içmeyi artık gereksinmeme sanatını onlarla paylaşmıyor…”

    musil, yazarların özellikle her şeyin tüketici ve üretici kavramlarıyla etiketlendirildiği modern dönemde yalnızlıklarının hangi boyutlarda olduğunu anlatıyor. aslında söylemek istediği bir çok yazarın hala anlaşılmayı bekleyen “bilge-ölüler” olarak yerini aldığı ve ölüden geriye kalan mirasın bu sürekli eskiyen yeni zamanlarda açılamayacak kadar kilitli oluşu. anlaşılan, bu yazarların dünyasına sızmak isteyen bireylerin daha çok çalışması gerekecek onun gözünde…

    bir at gülebilir mi ? yazısı da ironinin üst boyutlarda olduğu bir mizah anlayışından fazlasıyla payını almış. atın gülemeyeceğini ve gülümseyemeyeğini söyleyen bir ruhbilimciye bunun tersinin doğru olabileceğini göstermek için yazılmış. kaşağı ile atın dört koltuk altını ve bedeninin çeşitli kesimlerini tarayan bir çocuk bunun canlı bir örneğini oluşturmuş. çocuk ve at ile gözlemci arasındaki (musil) ilişki, çocuğun kaşağıyı atın vücudunun bazı yerlerine dokundurduğu zamanlarda güldüğü üzerine şekilleniyor. ama musil ruhbilimciyi çürütürken onun hakkını vermekten de çekinmiyor :

    “ böylece bilginin, hayvanın yeteneğine beslediği kuşku, yalnızca atın şakalara gülememesiyle sınırlı kalmış oluyor. bu ise at hesabına kötü bir puan sayılmaz.”

    bu arada niteliksiz adam için ayrı bir entry açmak şart!
  • asla sonu gelmeyen bir roman gibi niteliksiz adam, asla yaşlanmayacak biri gibidir genç törless. başlangıcında sıkan bir realitenin açtığı boyutlar gittikçe büyür fakat ikinci cildine hiç rastlanılmayan roman öylece rafta kalır.
    yaşarken okuruna gerektiği kadarıyla ulaşma şansına erişememiş bedbaht yazarlardandır musil. yazarak haber verdiği trajedi kendi payına düşenlerden oluşmuş gibi sanki.
  • niteliksiz adam'da musil çağın en üstün mesleğinin nasıl da niteliksizlik olduğunu,,, yolda kalabalıklar içerisinde yürüyen birisinin evde kitap yazan birisinden hiç de daha az iç yapmadığını, en az onun kadar enerji harcadığını öylesine güzel betimler ki,,, sadece bu müthiş modern hayat gözlemleriyle bile sıradışı bir yazar olmayı hak eder.
  • hafızamdan sallayayım, albert camus dostoyevski için "insanın varoluş koşullarını en iyi anlatan olduğu için en büyük yazar olmuştur. varoluşun nedenleri üzerine yazsaydı, filozof olurdu." der.

    robert musil, genç törless ile başlayarak, benim diyen kantçıya, heideggerciye kök söktürürcesine, varlığın nedenleri üzerine kafa patlatarak, hemen hemen kendi sistemine, disiplinine sahip bir felsefe ortaya koyan romanlar yazmıştır. sırtını matematiğe dayamıştır; kendisi tescilli bir matematikçi, patentli bir mühendistir (bkz: musil çarkı).
    niteliksiz adamda "düşüncelerle ilgilenmeyi pek önemsemeyen herkesin okumadan geçebileceği bir bölüm" başlığıyla başlayan bir bölüm de yazabilen bu romancının hayat hikayesi, nikola tesla'nın bilim dünyasındaki hikayesi kadar kayıp ve acıklıdır ki, mesela ernst fischer kendisini "ölümsüz" olarak niteleyen thomas mannın bu lafından sonra sözkonusu ölümsüzlüğün karın doyurmaya yetmediğini ve borçların ödenmesini sağlamadığını söyleyerek bunun altını güzel bir şekilde çizer.
    öte yandan gyorgy lukacs bu keratayı fazla abartmanın gereksiz olduğunu söyler, şimdi karıştırıp bulmak istemediğim bir yazısında, aşağı yukarı: "çökmekte olan bir devrin, imparatorluğun hikayesini yazmanın, içindeki yozlaşmayı karakterleştirmenin pek de menem bir tarafı yok bana göre." der, (peki, genç törless hakkında ne düşünür acaba?)

    ama çelişkiler, tutarsızlıklar diz boyu: mesela genç törless isimli kitabı kendi gençliğini anlatan ve bir ilk roman iken; 42 yılında sığınmacı olarak yaşadığı izbe yerlerde ölümünden sonra bulunan belgelerinde "artık devam edemem! kendim üzerine yazıyorum ve yazar olduğumdan bu yana bu, ilk kez oluyor." da diyebilmiştir.

    aynı notların devamına şöyle eklemiştir: "şu tuhaf ün! güçlü, ama yüksek sesli değil. çoğu kez üzerinde düşünmeye zorlandım: bu ün, bir görünümün varolmasıyla varolmaması konusunda düşünülebilecek en çelişkili örnek..."

    o kadar aç kalsanız sizin kafanız nasıl karışırdı?