şükela:  tümü | bugün
  • 1906-1977 yillari arasinda ya$ami$ unlu italyan yonetmen ve yapimci. ingrid bergman ile isabella rossellini'yi hayata getirmi$, ancak donemin yasalari geregi karisindan bo$anamadigi icin bu hadise kendisi icin pek de hayirli bir hareket olmami$tir.

    ancak roberto yilmami$, azmetmi$ ve bir $ekilde ingrid bergman ile sonunda evlenmi$tir.
  • her devrin adami olmaya en iyi ornek.(bkz: pragmatizm) once italya'ya giren almanlara ve fa$izme ovguler duzen belgeseller ve filmler yapmis (bkz: the fascist triology) (bkz: luciano sera pilota)
    (bkz: un pilota retorna)
    (bkz: l'usmo dalla croce) (bkz: man with a cross)
    ardindan hristiyan demokratlari ve komunistlerin gucunun arttigi sirada, sanki eskiden almanlari yere goge sigdiramayan kendisi degilmis gibi "yasasin komunizm, kahrolsun fasizm, kahrolsun fa$ist almanlar" temali filmler cevirmistir.
    yine de italya'nin gelmis gecmis en basarili neorealistlerinden biri olarak kabul edilir. hatta 1945'te cektigi roma,citta apperta (bkz: rome, open city) filmi, mussolini fa$izmine ilk direnen topluluk olan sinema endustrisinin `neorealizm'e gecisindeki ilk filmdir.
  • yani yeni gercekcilikle kalsa iyi, ardindan gelecek yeni dalgayi da ufurmustur. oyle boyle bir put degildir. italya yolculugufilmi bazin ve godard'i ayni yerlerinden yakalamis, istiklal marsi soyletmistir. yeni dalga'nin dalgametresini de kurmustur hani. antonioni'nin kadin kuyumcusu tafralarina tafra diyenleri de bu filmi izlemeye davet ediyorum. davete gelecekler gelirken bakkaldan birkac punch rothschild kapsinlar.
  • federico fellini nin bir dönem asistanlığını yaptığı, yanında çaylaklık dönemini geçirdiği neorealist yönetmen.bergman la beraber yaptığı filmler daha kişisel filmlerdir ve neorealist dönemi filmleri kadar beğenilmez.
  • tv filmleri döneminde çektiği rönesansta italya konulu üçlemesi muhteşem olan italyan yönetmen.
  • alman işgalinden sonra roma, città aperta (1945), paisà (1946) ve germania, anno zero (1948) isimlerini taşıyan film üçlemesini ortaya koyarak savaşın insanlar üzerinde bıraktığı yıkımı anlatmıştır. filmlerin iyi olmasının en büyük sebebi de işgali yaşayan mekanlarda çekilmeleridir.
  • federico fellini'nin hakkında şunları söylediği kişi; "rossellini sinemayı yaşamın en doğal olgusu olarak sevmeyi öğretti bana. o benim gözümde sinemanın tek yaratıcısıdır. özgür düşünüp hareket etme ve olanaksızlıkları duygularla yenme yeteneğini ondan öğrendim." (bkz: cinema parodiso italiano)*
  • roberto rossellini sinemasının olmazsa olmaz beş özelliği..

    1. yıkıntılar

    rossellini’nin dünyasını en iyi anlatan imge, yıkıntılardır. virane kentler, harap olmuş ruhlar, hayata tutunmaya çalışan yalnız kadınlar, öksüz çocuklar, tahtından edilmiş erkeklik… yıkıntılar, savaşın hafızasıdır. almanya, sıfır yılı’nda bir çocuğun intiharıyla çarpıcı bir çaresizliğin ifadesi olur. fakat, aynı zamanda, görkemli geçmiş ve yüce millet aldatmacaları üzerine kurulu faşizmin çöküşünün de sembolüdür. yeni ve adil bir yaşam, bu yıkıntılarda kurulan dayanışmadan, sınıf bilincinden, başka bir dünyanın mümkün olduğuna duyulan inançtan yeşerecektir. roma, açık şehir’in (roma città aperta, 1945) sonunda kente doğru yürüyen çocuklar, bu ümit dolu geleceğin en unutulmaz imgelerindendir.

    2. karşılaşmalar

    rossellini için, gündelik yaşamın çeşitli mekânlarında sıradan insanlarla karşılaşmak ve merakla onları anlamaya çalışmak sinemanın başlangıcıydı. savaşın son yıllarında italya’nın güneyinden kuzeyine bir panoramasını sunan hemşehri’nin (paisà, 1946) her bir epizodu bu türden karşılaşmalar üzerine kuruludur. amerikan askerlerinin köylülerle, çocuklarla, kadınlarla, rahiplerle ve partizanlarla karşılaşmaları anlatılır. avrupa 51 (europa ‘51, 1952) ise, konforlu yaşantısından sıyrılıp kendini alt sınıf mahallelerine atan bir kadının karşılaşmalarının hikâyesidir.

    3. kutsal imge

    rossellini’nin filmografisinde faşizme karşı direniş, her şeyden önce ahlaki bir sorumluluk olarak yer bulur. rossellini roma açık şehir’de gestapo’nun eline düşen komünist partili önder giorgio’yu ya da avrupa 51’de kendi sınıfına yabancılaşarak alt sınıfa karışan ırene’yi birer ‘aziz’ gibi sunmayı tercih eder. giorgio’nun işkence gördüğü sahne, isa’nın çilesi ikonografisinden izler taşır. akıl hastanesine kapatılan ırene ise parmaklıklar ardındaki bir jeanne d’arc gibi resmedilir. rossellini’nin bu temsil biçimleri, dönemin siyasi atmosferinde mussolini hükümetinin yanında yer alan katolik kilisesi’ne bir çağrı, bir eleştiridir kimilerine göre.

    4. direniş

    roma, açık şehir’de olduğu gibi sokakların karanlık köşeleri, binaların kuytu aralıkları direnişin mekânlarıdır hep rossellini sinemasında. faşizmin ideolojik aygıtı, süslü iç mekânlardaki ferah yaşamları anlatan ‘beyaz telefon filmleri’nin (telefoni bianchi) aydınlık estetiğine karşı, yüzlerin dahi seçilemediği zifiri bir karanlık. yeraltında büyümekte olan direniş, yeraltından fışkırmaya yüz tutmuş ‘gerçek’in de ifadesidir. yasaklanan gazeteler, sansürlenen filmler, susturulan yazarlar. faşizmin stüdyolarda ürettiği yalanların karşısında, sokaklara inen, gerçeklere uzanan, direnişin dili olan kamera.

    5. yorgun arayış

    1950’lerin sonlarına doğru, yıkıntıların arasından yeşertilmeye çalışılan umut, örgütlenen iyimserlik ve anti-faşist kolektif mücadele gücünü kaybettikçe, virane kentlerin direnişçi özneleri de yerini sinizmin kıskacına düşmüş, varoluşsal çıkmazlarda bocalayan karakterlere bırakır. rossellini’nin kamerasının uzun uzadıya gezindiği sokaklar, artık memleketin gizlenen gerçekliğinin değil, karakterlerin içine düştüğü melankolinin bir haritası olur. aramaktan yorgun düşmüş ruhların, ebedi yolculuğa mahkûm edildikleri filmlerin öncüsü italya’ya yolculuk’tur (viaggio in ıtalia, 1954).
    ---
    (bkz: aslı özgen tuncer)
    (alıntı: altyazı sinema dergisi)