şükela:  tümü | bugün
  • rocky 1976 yılında tek bir film fikri olarak ortaya çıkıp, ilk filmin gişe başarısı üzerine 1 - 2 - 3 yetmez 4 - 5 - 6 olsun tadında cekilmiş enfes bir filmdi.

    rocky serisinin aslında bu bağlamda ayrı ayrı irdelenmesi gerekir. rocky i'de rocky balboa boş bakkal taşak tartar tarzında aylak birisi olarak sahneye çıkar.. orada burada gundelik işlere gider, boş zamanlarında mickey'in boks salonuna gidip çay getir, oralet götür türü işlerle meşgul olurdu. bir yıldız olmasına imkan yoktu. gel zaman - git zaman günlerden bir gün amerika ağır siklet şampiyonu apollo creed rocky'e ne alaka ise bir maç teklif eder.. rocky, et taşıyan, paspas yapan rocky, birden bire gaza gelir mickey'in de desteğiyle maça hazırlanmaya başlar.
    mickey demişken bir parantez açmak lazım. mickey, bizim burada kahvehane sahiplerinin amerika/bronx modelidir. boks salonu ev sahibi görünümlü, lanet, eskiden boks yaptığı ama bir baltaya sap olamadığı ziyadesiyle belli olan yaşlı başlı birisidir. yıllar, onu bu spordan geri cekmemiş, hala genç yetenekler üzerinden ekmek yemenin hesabını yapmaktaydı. mickey, zaman zaman miyagi san gibi sevdigini de sikerdi.. kah antreman yapan boksörlere su taşıtır, kah örümcek ağlarını aldırırdı rocky'e. rocky ne zaman yüzüzü buruştursa '' koçum, bunlar idman. kes tıraşı devam et '' diye bir de nutuk çekerdi. süper akıllı biriydi yani.
    bu ilk film sonunda rocky mahalle berberinden mahalle bakkalına tekmil esnafın duasını alarak maca gider, gider ama o şatafatlı ortam, o ışıltılı sahne rocky'nin dimağını kurutur. karşısında boynu bükük duran rocky'i ciddiye almayan apollo maç başlayınca tolgahan ve dans grubunun tekmil hareketini rocky'e çeker. apollo'yu kendisine getiren rocky'nin '' ulan senden büyük muhammed ali var ibne apollo '' diyerek yumruğu koyması ve sinirlenmesi getirir. 15 round sürecek muhteşem bir maça el ele, gönül gönüle adım atarlar. bu maçın sonucunu hakemler belirler ve tüm amerika'nın beklediği üzre apollo'yu sayıyla galip getirirler. apollo burada nufusunu kullanmıştı, rocky mazlum ezilmiş azınlığın temsilcisiydi. yani zenci olan aslında rocky idi.. türkiye'de '' ibne federasyon, orospu çocuğu hakemler '' tezahuratı da gene bu dönemde çıkmıştı.

    rocky iifilmine geçildiği zaman rocky garip bir durumdaydı. altında lamborghini marka araba ile işe gidip kasapta et taşıyan rocky'e bir allahın kulu çıkıp '' hemşerim manyak mısın? olayın nedir ? '' diye sormadı. işi gücü olmayan kayınço paulie devamlı rocky'i sikmeye calışan ve elinden birası eksik olmayan bir karakterdi. rocky, adrian'ın hatırına fesupanallah cekerek paulie'ye girişmiyordu... rocky'nin iyiden iyiye parasızlık çektiği dönemlerde apollo karargahında ilk maçta rocky adlı tanınmamış boksörü nasıl hacamat edemediğini düşünmekteydi. stres ve fazla düşünmekten pişik olan apollo daha fazla dayanamaz ve rocky'e ikinci maçı teklif eder. rocky bu gelen teklife çocuklar gibi sevinmesine rağmen karşısında adrian'ı bulur. adrian doğacak çocuklarının babasız büyümesini istemediği için bu maça karşı cıkar.. ancak rocky özünde akdeniz erkeğidir ve kadına eyvallahı yoktu. rocky gene en büyük desteği philedelphia esnafından alır. maç başlar.. kah rocky apollo'yu bir temiz döver, kah apollo rocky'nin ağız burun ne varsa dağıtmaktaydı apollo daha profesyoneldi tabi. köşesinde zenci güzeli parlak duke ile nefis taktikler üretiyordu. duke mantıklı bir hocaydı. rocky'nin ne kadar tehlikeli olduğunu hep apollo'ya söylemişti ancak apollo mağrur, saçma salak tavırlar yüzünden duke'i siklememişti.. rocky'nin antrenörü mickey'in ise en büyük numarası '' kenardan kaç rocky '' ya da '' havlu atayım mı rocky '' diye bağırmasıydı.
    rocky, mickey rahmetli olana kadar sabretmişti ve maaşını eksiksiz ödemişti. zaten mickey 1-2 bölüm daha yaşasa rocky onu '' ulan seni bana sayıyla mı verdiler '' diye dövüp öldürecekti. .. bu ikinci filmde de 15 round nefesleri kesmişti. son round'un son saniyelerinde iki boksör birbirlerine allah ne verdiyse giriştiğinden tahakkatsız kalmış ve yere serilmişlerdi. ancak ayağa bir saniye erken kalkan rocky '' ibne federasyon orospu çocuğu '' hakemler diye bağırarak apollo'yu nakavt etmiş ve ağır siklet şampiyonluğunu kazanmıştı. rocky bu galibiyeti yavuklusu adrian'a armagan etmiş ve '' edriiiyyynnnn, kazandımmmm '' diye bağır bağır bağırmıştı.

    rocky iii'de film rocky'nin saltanatıyla başladı. o, aza kanaat eden mickey bile iki dirhem bi çekirdek lacileri cekmiş, saray yavrusunun en güzel yerinde portakal suyu icip taşak keyfi yapmaktaydı.. rocky ise kah diş macunu kah çikolata reklamlarının beceriksiz artisti olmuştu.. yönetmenlerin illallah ettiği gerizekalı oyuncu rolünde oscar ödülüne aday olmayan rocky bir taş devri kıyafeti giymişti ki utangaç adrian bile kendisinden geçerek erol taş gibi gülmüştü. günler böyle sıradano sıradano giderken clubber lang adında zebellah gibi bir zenci ortaya cıktı. [ mr. t ] bu zebellah clubber, rocky'nin ilk zaman ki halini bile üçe katlayacak yapıda, tuttuğunu osurtan birisiydi. önceleri sinsi sinsi rocky'i gerek maçlarında gerekse özel hayatında izler. bombayı ise philedelphia da rocky'nin heykelinin acılış gününde patlatır.
    rocky güzel güzel kendisi adına yapılan heykeli açarken clubber lang ortaya çıkar ve rocky'e meydan okur. rocky önceleri gülümsese bile clubber'in o utangaç adriana sikini taşagını okşayarak '' gerçek bir erkek görmek istiyorsan akşam bana gel '' demesiyle kendisinden geçer. rocky zeytinburnu çocuğu gibi gaza gelip lang'a adresi vermişti.. rahatı bozulan mickey rocky'e beddualar okuyarak, '' bu adam seni hacamat eder olm '' diyerek gözdağı vermişti. rocky'nin '' ben bilmem kaç maçtır namağlubum hocam '' demesi üzerine de mickey '' onlar ayarlanmış, anlaşmalı maçtı ya ey rocky '' demiş ve rocky'i abandone etmişti.. rocky bunları duyacağıma taş olsaydım der ama maçtan da geri dönüş yoktur o saatten sonra. maçın başlamasına yakın çıkan ardebede mickey fenalaşır ve rocky'nin antrenörü o maç icin sikimtrak, işe yaramaz paulie olur. rocky'nin aklının mickey'de olması bi yana clubber lang rocky'i sağlam bir biçimde eşek sudan gelinceye kadar dövmüş ve elinden kemerini almıştı. rocky maçtan sonra gözü başı şişmiş bir biçimde mickey'i ebedi yolculuğuna ugurlamış ve hayat sevincini kaybetmişti. burada oyuna rocky'nin ezeli rakibi ebedi dostu apollo creed girer. apollo rocky'i alır ve tekrar eski günlerine dönmesi icin yetiştigi tarzda kötü boks salonlarına antremanlara götürür. eşei bağlasan durmayacak olan salonlarda antremanlar yapar rocky. sahilde koşturur, üzerine oturup mekik çektirir.
    apollo bu dönem rocky'i antreman adı altında bi temiz sopalar, eski günlerin öcünü alır. velhasıl bu idmanlar en sonunda semeresini verir ve o 100 metreyi 25 saniye de koşan rocky kaplan olur, aslan olur apollo'yu tekrar tokatlar hale gelir.
    maça çıkmadan önce apollo rocky'nin bu sefer kesin öleceğini düşünerek özenerek sakladığı amerika bayrağı desenli şortunu rocky'e armagan eder. o şortun deri ceket modeli uzun yıllar sonra emrah'ın oynadığı yasak sokaklar filminde hüseyin'inçetesinden tayfun'un sırtında görülür ..rocky şortu çeker arkasına da duk ve apollo'yu alır clubber'in karşısına dikilir. clubber lang söylediğim üzre zebellah birisidir. rakiplerinin ince - kalın bağırsağını 3 round olmadan düğümlmesi ile nam salmıştı. rocky kendisine bu maç için yeni bir taktik seçer ve clubber'i sinirlendirir. maça geçildiği zaman clubber ne zaman rocky'e vursa rocky '' ohoo olm bu mu senin gücün. vur ha bir tane daha '' diyerek ayarı verir clubber'e. clubber '' tövbe estağfurullah '' der ve gene vurur ama rocky '' yok sende iş yok '' diyerek clubber lang'ı delirtir. apollo ilk mola esnasında rocky'i kenara çekip '' napıyorsun koçum kendine gel '' diyerek uyarır. fakat rocky ne yaptığını biliyordu ve ve 15. round esnasında clubber'i eşek sudan gelinceye kadar döver ve nakavt eder. böylelikle rocky tekrar ağır siklet şampiyonu olmuş ve herkesi yenerim havasına girmişti maçtan sonra rocky ve apollo stres atmak için birbileriyle boks maçı yapmıştı. izlenemese bile burada hep tahminler apollo'nun ilerleyen yaşına rağmen rocky'nin ağzını gözünü patlattıgı üstüneydi.

    rocky iv'de bu sefer kaşınan zenci güzeli apollo olur. rusya'dan gelen ivan drago'yu televizyonda gören apollo yaşına başına bakmadan hemen maç yapmak ister. evde karısı çoluğu çocuğu yapma etme diye inler ama buna rağmen apollo kimseyi dinlemez ve maç madison square garden tesislerinde 21:00 - 22:00 saatlerine alır. maçtan önce ludmilla (bkz: brigette nielsen) ve ivan drago (bkz: dolph lundgren) subay kıyafetleri içerisinde maçı gayet ciddiye aldıklarını göstermişti. fakat apollo başına gelecek felaketten habersiz makara yapmıştı. maç başlayınca apollo ilk 45 saniye dans figürlerleri sergilemiş genç drago'nun etrafında '' bir ki üç, birr ki üç kelebekler gibi bir ki üç '' diyerek dolanmıştı. drago bir süre sonra bu şaklabanlıktan usanmış ve apollo'ya allah ne verdiyse girmişti. apollo hemen orada, ringde son nefesini vermişti.. yani boks şehidi olmuştu. burada günahın çoğu ilk antrenörlük deneyimini yaşayan rocky'nin oldu. eğer rocky apollo'yu dinlemeyip havluyu sahaya atsa apollo'nun 3 çocuğu öksüz kalmayacaktı ve en fazla apollo'dan iki tokat fazla yiyecekti. ivan drago ve ludmilla giderken rocky'i de rusya'ya davet etmişti ve yeni bir maç için gün almışlardı bile. apollo'da öldükten sonra apollo'nun yardımcısı duke kendisini iyice rocky'e vermişti ve onunla beraber rusya'ya kadar gitmişti. rocky'nin acı duymadığı zamanlar rusya'nın - 40 derece soğuğunda kar üzerinde araba çekmesi, odun kırması ve dağ bayır koşması sırasındaydı. bir rocky klasiği olan '' acı yok '' duke'in ağzından defalarca duyulmuştu. sanki kendi dövüçecekti ibne. beri yandan ivan ise teknolojininin tüm nimetlerinden yararlanıyordu.. maça geçildiği zaman salonun içtima alanı gibi oldugu dikkatlerden kaçmaz. daha askerliğini yapmamış rocky'nin kuyruğu iyice titrer. olay belli olmuştu ruslar amerika'nın süper gücünü döve döve yenip gövde gösterisi yapacaklardı. ancak evdeki hesap çarşıya uymaz. ivan'ın öldürücü yumruklarına rocky'de öldürmeyen ama bayıltan sol yumruğu ile karşılık vermişti ve maç büyük bir heyecan içerisinde gecmişti. maç ilerledikçe rocky ivan'ın ağzını yüzünü dagıtmış ve son roundda köşeye sıkıştırıp anasını bellemişti.
    rocky ivan'ı nakavt ettikten sonra adrian'a doğru atak yapmış ve hüngür hüngür aglamıştı. maç sonrasında rocky bir de barış konuşması yapmış ve dostluk mesajları vermişti. drago'nun antrenörlerinden olan albay, generale görünmemek icin salondan kacmıştı ve bu bölümlerde görünmez. rocky artık apollo'da olmadığı için her maç sonunda artık klişe olan boks maçını yapamamış, onun yerine pauli'yi tokatlamıştı.

    rocky v'de artık ne mickey ne apollo mahalleden kimse kalmamıştı. rocky'yi kutsayan papaz bile müslüman olmuştu. rocky ise gene nedeni anlaşılmaz bir biçimde fakirleşmiş ve kenar mahalleye taşınmıştı. rocky ivan drago'yu devirmesine devirmiştir ama beyin falan kalmamıştı. onun için zaman zaman philedelphia'nın taşak oğlanı durumuna bile gelir... artık bokstan iyice soğumasına soğumuştur ama günlerden bir gün tommy gun adlı bir serserinin ona musallat olmasıyla gene yerinde duramamış ve boks antrenörlüğüne başlamıştı. tommy, rocky'den öğrendikleriyle yetinmemiş bir kaç parça fazla mücevher biraz da gazla rocky'e meydan okumuştur. film diğer rocky bölümlerine göre biraz daha durağandır ve zevk vermez.

    ilgili bir kac isim icin;
    (bkz: rocky balboa) ; (bkz: slyvester stallone)
    (bkz: apollo creed) ; (bkz: carl weathers)
    (bkz: adrian) ; (bkz: talia shire)
    (bkz: duke) ; (bkz: tony burton)
    (bkz: mickey) ; (bkz: burgess meredith)
    (bkz: paulie) ; (bkz: burt young)
    (bkz: ivan drago) ; (bkz: dolph lundgren)
    (bkz: ludmilla drago) ; (bkz: brigitte nielsen)
    (bkz: clubber lang) ; (bkz: mr t)
    (bkz: italian stallion) ; (bkz: ich)
  • --adriaaann basardiiikk basardiiikkkk
    --basardik rocky basardik rocky ..(hick hick)
    --adriann anami sikti herif ne kadar kemiim varsa kirdi..temelimi sikti..
    --basardik rocky basardik...
  • tek gerçek dostu ilk filmdeki tefeci tony gazzo olan adam. apollo creed'inden paulie'sine herkes rocky meşhur olunca adam muamelesi yapmıştır ama bu adam rocky'ye iş vermiş, işi layığıyla yapmadığında babacan fırçalamalarla yetinmiş, "bak akşam kızla buluşcaksın para olsun cebinde." deyip rocky'den harçlığı esirgememiş, hatta antrenman muhabbeti başlarken cebine 500 dolar koymuş, "al yiğido lazım olur" demiş, ve hiçbir zaman rocky'nin ününden istifade etmeye yeltenmemiştir.
  • rocky filmlerinin bir motifi, rocky'yi azarlama motifidir. mickey’sinden mr. t’sine, apollo creed’den karısına, eniştesine, oğluna varıncaya kadar herkes fırsatını bulup rocky’ye en az bir kere fırça çeker. her şeyi içine atan rocky yumurta içer, motosiklete biner, hıncını aldıktan sonra gene tin tin evine döner... çok sempati duyardık çok.
  • şimdilerde altıncı filmi çekilen sinema dizisi.

    rocky bölümlerini ayrı ayrı ele almak belki daha makul, daha münasip. kim uğraşacak şimdi...

    1976 yapımı ilk bölümü ve 1979'da çekilmiş ikincisini siyah beyaz trt ekranında seyretmiştik. sylvester stallone'u sezai aydın seslendiriyordu. rocky'den çok etkilenmiştik. stallone'a hayrandık. filmde aşk vardı, mücadele, azim, zafer, espri vardı. yoksulluğu nakavt eden, kader apartmanının terasına açılan kapıyı yumruklayan bir adam vardı.

    üçüncü [1982] ve dördüncü [1985] bölümler bizde geç mi vizyona girdi, yoksa ucuza bilet kesen sinemalar, iş yapan eski bir film diye mi rocky'leri gösteriyordu, emin değilim. fakat ilk dört filmi sinemada izlemek, 1980'lerin sonlarına kadar mümkündü.

    ortaokul öğrencisiydik. rocky'i seyretmemiş arkadaşlara, filmi daha da heyecanlı kılacak hikayecikler uydurarak anlatırdık. toy yumruklarımızı, şapşallığa varan bir coşkuyla sallardık.

    rocky 5'i kimseler beğenmiyor. 1990'da, 15 yaşında sinemada, saç stili tommy gunn'ınkine benzeyen bir arkadaşımla birlikte seyrettiğim filmi ben çok tutmuştum.

    zamanla anladım ki, rocky, amerikan rüyasının, emperyalizminin, pop kültürünün bir ajanıymış. ikinci filmde nakavt ettiği apollo creed, muhammed ali clay'i temsil ediyormuş. rus boksörü alt etmesi, soğuk savaş geyiğine ilişkin bir madrabazlıkmış. final sahnelerinde abd bayrağını öpüp koklayıp bağrına basması; işgalci, katliamcı, sömürücü bir devletin beyaz perdede aklanmasına matufmuş. rocky'e duyduğumuz sempati, muhabbet, suiistimal ediliyormuş. rocky, bize bir şey anlatmak, empoze etmek istiyormuş...

    zaman durmadı, geçti; bu sefer başka şeyler de anladım. amerika'nın canı cehenneme. fakat rocky aslında tüm kültürlerde benzerleri, muadilleri olan bir hikayeydi. köroğlu mesela, rocky'den çok daha sert, artistik, destansı bir şahsiyetti. o da yoksuldu. o da çok çalıştı. o da aşık oldu. onun da şarkıları vardı [hem de ne biçim]. ve rakibini ringin dışına fırlattı. üstelik rocky'den yüzyıllar önce...

    mevzuya, daha serinkanlı bakmaya başladım. rocky'deki kaba ve hatta gülünç siyasi mesajlar bana sökmezdi. o halde çocukluğuma, ilkgençliğime dair heyecanları niye çöpe ataydım? dahası, 15-20 sene sonra dönüp baktığımda, rocky filmlerinden hâlâ etkileniyorum. bilet almaya zar zor yeten harçlıklarla sinemaya koştuğumuz o unutulmaz günler, eski mahallemiz, çocukluk arkadaşlarım geliyor aklıma. rocky'nin o dörtgöz fakat ferasetli kıza aşık oluşu, ona komik hikayeler anlatışı, kasap çengeline asılı derisi yüzülmüş sığırların kaburgalarını yumruklayışı, fukara muhitlerin caddelerinde koşuşu, safça ve umutlu gülümseyişi filan...

    iyiydi be.

    sanırım insan olmak böyle bir şey. çelişkiler, tereddütler, rezervler zart zurt, neyse ne; duygularımız, sebeplerini belki hiçbir zaman tam olarak analiz edemeyeceğimiz o hisler, her şeyi aşıyor. soğuk savaş bitti. ronald reagan kuyruğu titretti. muhammed ali, bush'a kameralar önünde "kafan basmıyor değil mi? gerçekten budalasın?" anlamında bir hareket çekti. abd bayrağını zaten hiç sevmemiştik. fakat işte, ortaokulda tanıdığımız, orta sıklet, orta zekalı rocky'i son tahlilde seviyoruz. allah'ın belası, adi, şavalak herifi her gördüğümde, "işte benim adamım" diyorum.

    vay canına.
  • insana yaşama sevinci veren filmler başlığını görünce aklıma düştü yine. ne zaman sefil hissetsem kendimi rocky'yi düşünürüm. onun azmini, aşağılanmanın ve ezilmenin ruhunda açtığı yaralara dayanmasını, iyimserliğini, vefakarlığını... hocası mickey'nin ve gazzo'nun gıcık adamının aşağılamalarından sonra yüzünde oluşan üzgün ifadeyi... çektiği çilelere mağlup olmayışını, hakaretlere yenilmemesini, ayağa kalkıp kaderin yüzünün tam ortasına yumruğu indirmesini...

    "hey adrian" dedikten sonra, "hani televizyonda söyledikleri beni rahatsız etmedi demiştim ya... etti" demesini ve adrian'a bakmadan başı eğik yürüyüp gitmesini...

    "hey adrian" dedikten sonra "başardım!" diye bağırıp şampiyonluk kemerini havaya kaldırmasını...

    en ezilen sinema karakterlerinden biridir rocky. pek havalı sayılmaz. onu sevmemizi sağlayan şeyler devasa kasları ya da dünya ağır sıklet şampiyonluğu değildir. onu severiz çünkü o aslında bir kaybedendir. serveti sayesinde süper kahramanlık yapmaz, gücü gamma ışınlarından değil yüreğinden gelir. ne zekidir, ne çok yakışıklı. hiçbir yeteneği yoktur. fakirdir. tıpkı bizim gibi. sevdiği tipsiz bir kız vardır, başlarda ondan bile kolay kolay pas alamaz. anca abisinin zoruyla kabul eder kız rocky ile dışarı çıkmayı.

    adrian hiçbir zaman rocky için itici güç olmamıştır. sadece üçüncü filmde bir motivasyon konuşması yapar o kadar. onun dışında hep dövüşmekten vazgeçirmeye uğraşır, "aslansın yaparsın" demez. hocası mickey de anca apollo maçı ayarladığında rocky'nin üzerine düşer. ondan önce ise hakaret eder, salonundan kovar. yani rocky hep yalnızdır aslında. işte böylesine bir kaybeden olmasına rağmen kaderin kırbaçlarına boyun eğmez, olmak ile olmamak arasından "olmayı" seçer. kazanma hırsı ile değil, mücadele azmi ile çıkar yola. "kazanamam" der adrian'a, "ama eğer gong çalana kadar ayakta kalırsam hayatımda ilk defa sokak serserisi olmadığımı anlayacağım." bu saatten sonra artık bizim bir parçamızdır, o vurunca biz vurmuş oluruz, düşünce biz de düşeriz. maçı kazanıp kazanmaması önemli değildir. amaç apollo'yu değil, hayatı yenmektir.

    bir nesle daha üçüncü raundda yenilmemeyi öğretmiştir rocky...

    küçük insanlara gerçek zaferin ne olduğunu göstermiştir...
  • philedelphia da azmin sembolu kabul edilen hakaten bi sure heykeli muzenin onunde durmus guzel bir filme isim vermis kahraman.
    en guzel repliklerden bi kaci

    rocky: i can't beat him. but that don't bother me. the only thing i want to do is to go the distance, that's all. because if that bell rings and i'm still standing, then i'm gonna know for the first time in my life, see, that i wasn't just another bum from the neighborhood.

    ----
    mickey: you're gonna eat lightnin' and you're gonna crap thunder!
    ----

    apollo: sports make you grunt and smell. stay in school, use your brains. be a thinker, not a stinker.

    ---

    mickey: your nose is broken.
    rocky: how does it look?
    mickey: ah, it's an improvement.

    ---

    adrian: why do you wanna fight?
    rocky: because i can't sing or dance.

    bu derece akilli guzel dialoglar sonradan heba olmus, amerikan propagandasi olmus.

    i want to go the distance too rocky, me too
  • izlediğim en ilham verici filmlerden biri. gerçi ben o ilhamı almayı tam beceremedim ya neyse.

    bu filmi elbette ilk kez izlemiş değilim. yeniden izledim. zaten uzun süredir kafamda bir retro mu desem vintage mı desem, aralarındaki farkı da bilmem ya, işte öyle bir hal var. sürekli bir geçmişi eşeleme, anıları bulup çıkarma, eski şarkıları dinleme, filmleri izleme derken bu güzel pazar gününde de yolum rocky balboa'yla kesişti. filmi izlememiş, konusunu, sonunu bilmeyen yoktur herhalde. yine de spoiler ibaresini bırakalım.

    --- spoiler ---

    oldum bittim güçlü ama gücü kendi kontrolünde olan insanlara büyük hayranlık duymuşumdur. rocky fiziksel anlamda çok güçlü ama kendini hiçbir şekilde kaybetmeyen biri. beni karaktere ilk anda kenetleyen de bu oldu. petshopta köpekleri seviyor, kaplumbağalarıyla hasbıhal ediyor, mamalarını eksik etmiyor,* kendinden güçsüze el kaldırmıyor, beş parasız ama bu yokluğun acısını asla başkalarından çıkarmıyor. bunun ne kadar nadir bir özellik olduğunu, eline minnacık bir kudret geçtiği anda ne mal olduğu ortaya çıkan zavallı güruha bakarak kolayca idrak edebilirsiniz. rocky müthiş fiziksel kudretine rağmen kendi halinde. kendi mücadelesini veriyor, kendi dünyasında yaşamaya çalışıyor. alay edenlerle ilgilenmiyor. ve saire.

    bir de benim perspektifimden sylvester stallone "ve tanrı erkeği yarattı" kabilinden bir adam. bu siyah saç-kaş-göz ve beyaz ten kombinasyonuna sahip canlılar dünyanın en güzel yarattıkları değiller mi? adamın one hand pushuptan clapping pushupa geçtiği sahnede ben de hayranlıktan kendimden geçtim. neyse 18+ya kaymadan devam edeyim, şu güzel family-friendly entryyi bozmayayım.

    kendi adıma ilham aldığım* esas nokta ise adamın bir pusula gibi kendi kuzeyine odaklanmış oluşu.* hayatta neyi en iyi yapabileceğini bulmuş, tamamen hedefe kilitlenmiş. benim asla olamadığım insan yani. kendimde bulamadığım güzel özelliklere ekstra bir hayranlık hissettiğimi söylemiş miydim? amma çok şeye hayranım :)) kendi kuzeyimi bulmam gerektiğini bana bir kere daha hatırlattı bu film. sanırım insan yetenekleriyle uyumlu olacak şekilde neyi istediğini bulduğunda eninde sonunda başarılı oluyor. zorlamayla yapılan işlerden de pek hayır gelmiyor. aldığım her nefesi sorgularken neye kilitleneceğimi nasıl bulacağım hiçbir fikrim yok ya, neyse. akışta kalacağım yine sonunda, başka bir bok bildiğim yok çünkü. bak yine dağıttım konuyu. hayatım da aha aynen böyle işte.

    filmin sadeliği de, hayatta ilk kez (ve büyük ihtimalle de son kez) ele geçirdiği şansını heba etmemek için var gücüyle çalışan bir insanın bu güzel öyküsüne cuk oturmuş. çekimler, diyaloglar, dekor, müzik, makyaj vs hiçbir konuda bir ölçüsüzlük, uyumsuzluk yok. anlatılmak istenene mükemmel bir fon oluşturuyorlar. rocky balboa'nın öyküsü, tam bir uyumla çalan orkestrada ustalıkla atılan keskin bir elektro gitar solosu gibi. tam on ikiden vuruyor, tadına doyulmuyor.

    ben en iyisi bir bira daha açıp bu filmden birkaç hayat dersi çıkarayım.

    --- spoiler ---

    edit: sevgili prokeyfsiyonel mesaj attı şimdi. meğer sylvester stallone filmdeki kaplumbağalarıyla berabermiş ya hala! link neredeyse 45 yaşlarına gelmişler. çok fena duygulandım şu an :') live long and prosper sylvester stallone <3 <3 <3
  • stallone'nin parçaları birleştirerek ortaya çıkardığı bir şaheser.

    limanda pis işler yapan bitik bir boksör: (bkz: terry malloy) (on the waterfront)
    ağzını eğe eğe konuşma stili: (bkz: johnny friendly) (on the waterfront)
    zenci bir şampiyon karşısında ikiyüzelli round dayanan isimsiz boksör: (bkz: 24 mart 1975 chuck wepner muhammad ali maçı)
    italyan kökenli boksör: (bkz: rocky marciano)
    çıplak elle etleri yumruklayan boksör: (bkz: joe frazier)
    zenci, geveze, ama iyi yürekli bir şampiyon: (bkz: muhammad ali)
    işgüzar bir organizatör: george duke (bkz: don king)
    james brown'ın maç öncesi sahne alması -bu rocky iv- (bkz: 24 mart 1975 chuck wepner muhammad ali maçı)
    maç öncesi tv karşısına geçen iki boksörden zenci ve şampiyon olanının, beyaz ve adı sanı duyulmamış olanla hafiften küçümser konuşması: (bkz: 24 mart 1975 chuck wepner muhammad ali maçı)
    kendisinin iki katı büyüklüğünde bir güreşçiyle dövüşen boksör -bu rocky iii- (bkz: 1976 chuck wepner andre the giant maçı)
    ortadakine vur: rocky iv'te paulie'nin rocky'e söylediği bu söz aslında 1933 haziran'ında sağlam yumruk yeyip köşesine gelen ve "orada üç kişi görüyorum" diyen max baer'e jack dempsey tarafından söylenen ve efsane olmuş bir sözdür.

    daha da vardır da, şimdilik bu kadar.
  • öyle güzel bir filmdir ki bu. gereksiz okumalara gerek yoktur, zira zorlama olurlar. çünkü bu filmde kaybeden bir adam var, onu yalnızca dünyanın itilen, kakılan, aşağılanan ve kaybeden insanlardan oluşan kesmi anlayabilir. gerisi için rocky ya hakettiği oscar'ı taxi driver'ın elinden alan basit bir boks filmidir ya da gonna fly now'lu gaz sahnelerinden oluşan bir kliptir. ama gerçekte rocky dünyanın en güzel filmidir çünkü şimdiye kadar hiçbir filmde kaybeden insanların kendini bu denli özdeşleştirebileceği başka bir karakter çıkmamıştır. sylvester stallone da oscar konuşmasında çok güzel bir jest yapıp filmi dünyadaki bütün rockylere adamıştı hatta. daha önce rocky hakkında kaç kere yazdım bilmiyorum ama elli kere daha yazarım. çok ama çok özel bir film bu.

    -hey... televizyonda bana söyledikleri beni rahatsız etmedi demiştim ya.
    -evet?
    -etti.

    işte böyle bir diyaloğu yalnızca "kaybedenler" anlar.