şükela:  tümü | bugün
  • --- spoiler ---

    1976 abd yapımı unutulmaz spor-drama filmi ve 6 filmlik rocky serisini başlatan efsanevi ilk film. filmin senaristi ve başrol oyuncusu, o güne kadar hollywood'da soft porn içerikli uyduruk filmler (örneğin the party at kitty and stud's-1970) ve vasat bazı filmlerde (the lords of flatbush-1974, the prisoner of second avenue-1975, capone-1975, farewell my lovely-1975) yan roller oynamakla sınırlı olan vücut geliştirmeci italyan amerikalı aktör sylvester stallone'dir. ancak stallone, bu filmle beraber çok büyük bir yıldız haline gelmiştir. bu film öncesinde, sylvester stallone, oldukça parasız ve zor günlerden geçtiği bir dönemde, muhammed alichuck wepner boks maçını izleyip iyice gaza gelince, bu filmin senaryosunu kendisini başrole yerleştirerek yazmış ve bu senaryoyla birçok stüdyo ve prodüktöre başvurmuştur. stallone, bu karakteri yaratırken muhammed ali'ye 15 raund direnen chuck wepner kadar, efsanevi italyan amerikalı boksörler rocky marciano ve rocky graziano'dan da esinlenmiştir. ayrıca kendi soyadından hareketle, senaryoda bu karakterin lakabını the italian stallion (italyan aygırı) yapmıştır. ancak tüm bu başvurularından olumsuz yanıt almış ve başta umutsuzluğa düşmüştür. bu yapımcılardan bazıları aslında senaryoya ilgi duysalar da, tanınmamış bir oyuncu olan stallone'nin başrolde kendisinin oynaması şartına sıcak bakmamışlardır. irwin winkler ve robert chartoff projeyle gerçekten yakından ilgilenseler ve projede umut görseler de, başrol için stallone yerine robert redford, james caan, ryan o'neal ve burt reynolds gibi tanınmış oyuncuları düşünmüşlerdir. en sonunda, bu iki yapımcı, stallone'nin ısrarı ve projeye olan sarsılmaz inancı nedeniyle filmi ve onun başrolde oynamasını kabul etmişlerdir. ancak o dönemde bu filmle eşzamanlı olarak new york new york (1977) adlı iddialı bir projeyi de yöneten yapımcılar winkler ve chartoff, bu nedenle bu film için tüm masrafları azaltmış ve bütçeyi iyice kısmışlardır. öyle ki, sinema tarihinin en önemli yapımlarından biri olan ve toplam 10 dalda oscar adayı olup, 3 dalda bu ödülü kazanan film, topu topu 1 milyon dolara mâl olmuş ve sadece 28 günde çekilmiştir. hatta stallone'nin philadelphia'daki antreman sahneleri tamamen gerilla stili olarak (izinsiz, masrafsız ve halktan kişilerin katılımıyla) çekilmiştir. bu sahnelerin çekildiği yer olan philadelphia sanat müzesi merdivenleri ise, filmin beklenmedik başarısı nedeniyle, günümüzde rocky steps adıyla bilinmektedir. yönetmeni john g. avildsen olan filmin stallone dışındaki diğer önemli oyuncuları ise talia shire, burt young, carl weathers ve burgess meredith olarak sıralanabilir. ayrıca apollo creed rolü için başta gerçek bir boksör olan kenny norton düşünülmüş, ama daha sonra carl weathers cast edilmiştir. mickey rolü içinse lee strasberg'e teklif götürülmüş, ancak filmin kısıtlı bütçesi bu oyuncunun kontratına yetmemiştir. ayrıca stallone imzalı orijinal senaryoda mickey karakteri daha ırkçı bir şekilde resmedilmişken, filmde bu unsura hiç yer verilmemiştir. ek olarak, bu filmin bir sahnesinde ünlü boksör joe frazier da rol almaktadır. buna karşın, filmin boks maçı sahneleri o kadar da iyi çekilememiştir. zira rocky'nin açık dövüş tarzı, bugüne kadar hiçbir profesyonel boksörde görülmemiş garip bir stildir. filmin muhteşem tema müziğinde (gonna fly now) ise bill conti imzası vardır. rocky, bu ilk filmiyle iddiasız bir şekilde izleyiciyle buluşmuş; ama 225 milyon dolar gibi çok iyi bir gişe hasılatı elde ederek yılın en başarılı ve kârlı filmi olmuş, dahası tüm dünyadan izleyiciler tarafından film bitiminde ayakta alkışlanmıştır. yaşlı-genç tüm farklı kesimlerce ve hatta kadın seyirciler tarafından da çok beğenilen film, boks sporuna yönelik olarak o dönemde bir ilgi patlaması da yaratmıştır. bu ilk film ardından çekilen devam filmleriyle bir seriye dönüşen bu yapıt, aynı yıl 10 kategoride oscar ödülüne aday olup, bunlardan üçünü (en iyi film-winkler & chartoff, en iyi yönetmen-john g. avildsen ve en iyi kurgu-richard halsey & scott conrad) kazanmıştır. rocky, aynı zamanda akademi ödülü kazanmayı başaran ilk spor temalı film olarak da tarihe geçmiştir. film, 2006 yılında abd kongre kütüphanesi tarafından "kültürel, tarihi ve estetik olarak önemli" filmler arasına seçilerek, abd ulusal film arşivi'nde muhafaza edilmeye hak kazanmıştır. film, halen boks temalı olup oscar ödülü kazabilen iki filmden biridir (diğeri million dollar baby-2004). filmin ve bu filmin başlattığı serinin büyük başarısı incelendiğinde ise, stallone imzalı senaryonun tipik bir amerikan rüyası (american dream) öyküsü olduğu ve bunun amerikalı ve farklı milletlerden seyircilerin çok hoşuna gittiği görülmektedir. tabii ki rocky balboa karakterinin karısına olan düşkünlüğü (yo adrian) ve duygusal ve iyi bir insan olması da seyircilerin filmi sevmesini sağlamıştır. ayrıca iyi oyunculuklar ve muhteşem tema müzikleri de, filmi eşsiz bir yapım haline getirmiştir. ek bir bilgi, bu filmin çekimleri sırasında dövüş sahnelerinde tıkandığını fark eden sylvester stallone, bu filmi çekerken sigarayı kesin olarak bırakmıştır. son olarak, imdb.com ortalaması 8,1/10 gibi yüksek bir ortalama olan film, bu sitede tüm zamanların en iyi filmleri arasında şu an için 217. sırada yer almaktadır.

    konusu
    filmdeki baş karakter olan rocky balboa (sylvester stallone), boş zamanlarında yaşadığı küçük şehrin yerel kulüplerinden birinde boks yapan amatör bir boksör ve aynı zamanda bir tefeci için çalışan ve borcunu ödemeyen insanları korkutarak para tahsilatı yapan bir sokak serserisidir. amerika'da yeni yılın boks maçlarının programları tamamlanmak üzeredir; ancak o dönemde yeni bir maç yapmayı bekleyen şampiyon boksör apollo creed'in (carl weathers) tüm rakipleri sakatlanmış ve karşısına uygun bir rakip bulunamamıştır. bu başarılı boksörün önerisi üzerine, kolay bir rakip olarak, karşısına adı sanı duyulmamış amatör bir boksör çıkarılmasına karar verilir. bu isim de rocky'den başkası değildir. rocky, artık yılın en önemli maçının aktörlerinden biridir ve bu zorlu hazırlanma sürecinde en büyük yardımcısı yaşlı ve huysuz antrenörü mickey (burgess meredith) ve büyük aşkı adrian (talia shire) olacaktır.

    imdb.com - https://www.imdb.com/title/tt0075148/

    wikipedia - https://en.wikipedia.org/wiki/rocky

    vikipedi - https://tr.wikipedia.org/wiki/rocky

    trailer - https://www.youtube.com/watch?v=7rypjaumo2m

    --- spoiler ---
  • rocky'nin serinin diğer filmlerine göre asi, sert ve nispeten acımasız olduğu film. tabi film tutunca karakteri yumuşatıp ideal şampiyon-idol kıvamına getirmişlerdir. bu seride sanata dair birşeyler varsa çoğu bu filmdedir.
  • en sevdiğim filmlerden. hayatımın bi köşesinde boksla ilgilenmiş olmamın sebebidir belki de. aslında boks filmi olmasa da rocky'nin ezilmişliğinde kendimi bulmam, kendimi özdeşleştirebileceğim bir film yıldızı olması, ki köpeği butkus'u bulmak için senaryodan gelen parayla neler yaptığı, benim sultan'ım için yapamadıklarım... neyse duygulanıyor insan, seni seviyoruz rock.
  • 1976 yapımı biraz kendini ispatlama, biraz da aşk filmi. rocky paulie ile konuşurken, paulie onda ne buluyorsun anlamıyorum dediğinde, rocky ikimizde de boşluklar var; birbirimizi tamamlıyoruz gibi bir şey söylüyordu. sanırım aşk böyle bir şey birlikteyken tam olmak gibi.
  • iyi film
  • rocky'nin adrian'i buz pistine goturdugu sahnedeki muhabbetleri cok tatlidir.
  • nam-ı diğer italyan aygırı. philadelphia’nın karanlık ve harabe sokaklarında dolanan bir serseri. amatör bir boksör olarak yaşamını sürdüren balboa hayatına serseri olmama adına devam ediyor ve her şeye rağmen inatla yaşam mücadelesi veriyordu. tefeci gazzo’nun işlerini yapıyor bir yandan da amatör boks maçlarında galibiyet kovalıyordu. sürekli yumruk yemesine rağmen donuk bakışlarıyla ve bitkin haliyle maça devam edebiliyordu. tam 45 maçtır hiç burnu kırılmamıştı. ufak bir apartman dairesinde yaşamını sürdürüyor ve her eve geldiğinde onu bekleyen iki kaplumbağası ve balığıyla minik sohbetlere dalıyordu. onlara bir dansçı veya şarkıcı olsalardı böyle bir hayat yaşamayacaklarını aktarıyordu tabi iğneyi kendisine de batırıyordu. fonda summer madness’in hoş melodisi çalarken rocky eski fotoğrafına bakarak iç geçiriyordu. böyle bir hayatı kim isterdi ki? kim böyle bir hayata gelmek ister ki... bu yürek burkan bu iç sızısı film boyunca devam ediyor ve peşimizi bırakmıyor.

    onun hayatla kavgası serseri olup olmamakla ilgiliydi. hayata karşı ayakta durabilmek için serseri olmaması gerektiğinin bilincindeydi ve bir hiç olmadığını insanlara kanıtlamak istiyordu. 12 yaşındaki bir kıza hayat dersi verirken, kız onu bir an olsun umursamadı. kötü insanlarla takılmaması gerektiğini, iyi bir insan olmasını ve nasıl insanlarla takılırsan öyle insan olursun öğüdünü kızın hafızasına kazımaya çalışıyordu. kız oralı bile olmadı, kızın ondan gelecek öğüde ihtiyacı yoktu çünkü bir hiçten gelen öğüde kulak bile asmak istemedi. utangaç tavırları ve donuk bakışları hep içimizi sızlattı. rocky hayatına serseri olmama adına devam ederken fırsatlar ülkesi amerika’da karşısına büyük bir fırsat çıkmıştı. ünlü boksör apollo creed’den maç teklifi gelmişti. yeni yıla galibiyetle başlamak isteyen creed bu maçı bir şova dönüştürerek ününe ün katmayı hedeflemiş ve herkese yeniden 1 numara olduğunu kanıtlamak hatta bunu büyük bir gösteri maçıyla tekrar ispatlamak istiyordu. balboa’yı sırf ismi italyan aygırı diye seçmişti. amatör bir boksöre kendini ispatlama şansı vermek ve kendini ringlerde tekrar bir yıldız gibi sergilemek onun şovunun bir parçasıydı.

    rocky hayatının geri kalan kısmında tefeci gazzo’nun haraçlarını toplarken, amatör maçlara çıkarken ve serseri olmamakla başa çıkmaya çalışırken donuk bakışları ve o derin yalnızlığıyla phileadelpia’nın karanlık sokaklarında seyrek yürüyüşü ile adımlarını sıralarken kendisine gelen bu büyük fırsatı geri tepemezdi. bir başka kaybeden olan hocası mickey ile apollo creed’le yapacakları maça hazırlanacaktı. mickey onunda kendisi gibi kaybolup gitmesine izin vermek istemiyordu. her zaman rocky’yi elinin tersi ile iten mickey ona bu sefer sahip çıkmıştı. ikili baba oğul gibi konuştuktan sonra ringe çıkmak için çalışmalara başladı. elde edebilmek için çok uğraştığı aşkı adrian ve baş belası kardeşi paulie ile yeni bir savaşa hazırlardı. yine rock sabah 4’te kalkacak, çiğ yumurtaları içecek, etleri yumruklayacak ve pis, yırtık eski eşofmanlarıyla philedelphia’nın esaret kokan sokaklarında soluksuzca koşacaktı.

    rocky’nin amacı kazanmak veya kaybetmek değil, ayakta durabilmekti. tüm zorluklara ve o çetin hayat mücadelesine rağmen ayakta durabilmek... apollo creed’in karşısında şu ana kadar kimse ayakta duramadı. rocky’nin hedefi kaybetmekten öte 15 round ayakta durabilmekti. çünkü ilk kez kendisini insanlara kanıtlayabilecekti ve bir serseri olmadığını herkese gösterebilecekti. maçtan bir gün önce adrian’le o gözlerimizi dolduran, endişeli ve biraz da tedirgin olan o ses tellerini titreten konuşmasını yapmıştı. apollo’yla başa çıkamayacağını biliyordu ama ayakta durabileceğinden emindi.

    ringdeki posterinde bile şortu farklı renkteydi. kimse buna dikkat etmemişti ama o kırmızı şerit altına beyaz şort ile ringe çıkacaktı. apollo creed ilk başta onu ciddiye almasa da daha ilk round da italyan aygırı’nın sol kroşesini tadıp yere yığılmıştı ve asıl maç ondan sonra başlamıştı. bir iki, üç derken maç kıran kırana devam etti. bu maçı bir şov maçı olarak gören creed bir süre sonra maçı ciddiye aldı ve maçı öyle tamamladı. ve balboa, creed karşısında tam 15 round ayakta kaldı ve 'asla' yıkılmadı. tabi creed de italyan aygırı karşısında maç boyu adeta kan kustu. ikisinin de ağzından maç sonu şu kelimeler döküldü "asla bu maçın rövanşı olmayacak". tabi filmin devam serisinde bir rövanş ve nice maçlar izleyeceğiz..

    maç bittiğinde herkes rocky’nin nasıl ayakta kalabildiğini şaşkın gözlerle izlerken ve tüm gözler ona çevrilmişken o adrian çığlıklarıyla zaferini aşkına ithaf etmekteydi. çünkü o başıboş bir serseriyken elde etmek için uğraştığı adrian’e sahip çıktı, onu benimsedi ve çok sevdi. rocky artık yalnız değil, çünkü gücünü aşkının sevgisinden ve o büyük cesaretinden almıştı. artık hayata karşı tutunurken ömür boyu sarılabileceği birisi vardı. sıska, baş belası ve çok konuşan paulie ve adrian’le büyük bir aile kurdu ve seri boyunca aşkını ve zaferlerini devam ettirdi. her koşulda ayakta kalabilen rocky’yi yıllar boyu kimse yıkamadı, tabi kimse ona hayat kadar sert vuramamıştı.

    >

    "çocukluğuma ve her yumruk yediğinde yeniden ayağa kalkanlara"

    rocky'nin 40. yılı için 3 yıl önce tam da bugün yazmıştım. serinin en anlamlı ve en güzel filmi için.

    r o c k y
  • filmin en efsane sahnelerinden biri de rocky'nin evine gelen mickey'nin rocky tarafından hoş karşılanmadığı ve evden sessizce çıkıp merdivenleri inerken rocky'nin isyanını dinlediği andır. şöyle buyrun.
  • "let me tell you something you already know. the world ain’t all sunshine and rainbows. ıt’s a very mean and nasty place and ı don’t care how tough you are it will beat you to your knees and keep you there permanently if you let it. you, me, or nobody is gonna hit as hard as life. but it ain’t about how hard ya hit. ıt’s about how hard you can get hit and keep moving forward."
  • harika bir mücadele ve boks filmi olmasının yanında gelmiş geçmiş en güzel aşk filmlerinden de biridir. rocky ve adrian arasındaki aşk, ilk beş filmde kanlı canlı görülebilirken; adrian karakterinin ölmesiyle birlikte altıncı ve iki filmlik creed serisinde ise rocky nin manevi dünyasında gücünü korumaya devam etmektedir. ayrıca, işlenen bu muhteşem aşk, romantik filmlerde izlemeye alışık olduğumuz cıvık ve sahte aşklara hiç benzemez. bir kere, aşkı yaşayan her iki karakter de olabildiğine sıradan ve bizden biridir. rocky ne çok yakışıklı ya da zengin, adrian da ne çok güzel ne de seksidir. şapşal bir adamla sıradan güzellikteki bir kadının hepimize işleyen aşklarını izleriz. hatta bana sorarsanız tüm olup biten o boks müsabakaları, yapılan antremanlar, yenilen yumruklar, sanki bu aşkın yan hikayeleri gibi durmaktadır. romantik bir film olabilecekken izlenmeyeceği düşünülerek sanki son anda bir boks filmine dönüşmüştür. her boks maçının ardından rocky'nin ağzından çıkan ilk kelime adrian dır. maç sonunda gözleri hep onu arar. eşini hayati bir maçın ardından sana aldığım kırmızı şapkan nerede diyecek kadar çok umursamakta ve sevmektedir. onun o çocuksu ruhunu ayakta tutan tek şey adrian dır. hatta creed filminin bir sahnesinde rocky creed ile konuşurken şöyle der. "hayatta elde ettiğim tüm başarıları, tüm o muhteşem anıları bir torbaya koysalar ve bunları vermem karşılığında adrian ile beş dakika daha konuşabileceğimi söyleseler her şeyden vazgeçmeye razıyım" der. selam olsun sana sylvester stallone, sinema dünyasına ve bize armağan ettiğin bu harika karakter için.