şükela:  tümü | bugün
  • yarmış adam...
    final cut'tan sonra pink'den ayrılarak ayıp etti..
    ama 1990 berlin the wall konseri ayrı bir olay...
    radio k.a.o.s... diye çok iyi bir solo albümü de var..
    adamın bas çalışı muhteşem.. (bkz: another brick in the wall)
  • pink floyddan sonra kayda değer bir solo çalışmasının olamadiğida gerçektir...
  • pink floyd ruhunun mimari (pun intended), buyuk muzik adami. parcalarindaki (grubun hemen her parcasi demek oluyor bu) sembolizm beni gercekten sarsar. favori albumlerim olan wish you were here'in buyuk bolumu (sozler arti bestenin onemli bolumu), the wall'da gilmour ile beraber yaptigi young lust ve comfortably numb (bu sarkinin soyle bir oykusu var: gilmour bir melodi buluyor ve bunu gruba caliyor hadi album koyalim diye, waters albumume koydurmam boyle parcayi, ne bu boyle cocuk sarkisi gibi diyor, grubun baskisi sonucu waters el atiyor parcaya ve comfortably numb cikiyor ortaya. dikkatli dinlerseniz doku farkini anlayabilirsiniz -kuzenime oykusunu anlatinca evet anlasiliyordu zaten fark demis idi, eger sallamiyorsa anlasiliyordur, ben yorum yapmiym, cunku bunu ogrenmeden de oyle dusunuyor muydum bilmiyorum, zira ufaktim- ancak sorun degil, albumun geriliminin icinde dinlenme noktasi oluyor bu parca.) haric hepsi ve tum sozler, final cut'in (zaten roger waters solo albumu gibi yorumlayanlar var bunu) ise tamami onundur.

    ayrilmasi, beklenir sonuc iseydi de yine de aci bir olaydir. ne yalan soyleyeyim, solo albumlerinden floyd zamanlarindakilerden aldigim tadi almiyorum (belki mevzubahis aciligin bu durumda payi vardir).
  • belki virtuoz degil ama uzun yillar pink floyda beyinlik yapmis yuce muzik insani
  • 18 nisanda istanbul'a gelip konser vereceği, genel olarak pink floyd hitleri çalacağı rivayet edilmekte.
  • kendisi gercekten asmish bir müzisyendir.
    amused to death olsun, pros and cons of hitch hiking olsun gercekten olaganustu albumlerdir...
    tek bir konsept üzerinde albümler yapiyor olmasi diger müzisyenlerce örnek alinmalidir derim...
  • roger waters'ın blues'a olan egilimi tartısılmaz. blues'un ayrılmaz bir parcası gibi dusunulmesi olası agıtları en ozgun yapılar icinde kurmakta ve bestelemekte. "the final cut" albumu boyle bir calısmanın urunu olarak ortaya cıkmıstır...
  • in the flesh isimli live performansında eski toprak olduğunu daha da kanıtlamış, aşmış, yarmış, hatta run like hell söylenecekse olmazsa olmaz bir kişidir kendisi. (imho, ayrılmaları çok kötü olmuştur. bence olmazsa olmazdır.)