şükela:  tümü | bugün
  • soyadı ülker. lübnanlı bir anne - nusaybinli bir babanın kızı.. 1974'ün en uzun gecesinde adana'da doğdu.
    -babasıyla konu$maması pahasına- hacettepe üniversitesi ankara devlet konservatuarı tiyatro bölümü mezunu.
    adına konan ambargonun nihayet kaldırılması ve devlet tiyatrolarındaki ülkücü olu$umun nispeten yıkılmasıyla kadrolu tiyatrocu olma hakkını kazandı; zorunlu görev yeri erzurum.
    ilk albümünün adı ya hep ya hiç. ciwan haco'nun $arkılarının türkçe versiyonlarından olu$an bu albüm malum politikalar yüzünden ses getirmedi ama kürtçenin yaygınlık kazanmaya çalı$ması/ba$lamasıyla 2.albüm çalı$maları denk gelince sony müzik bu durumu kaçırmadı ve si piyasaya sunuldu. lâkin bazı $eyler yıkılmaya çalı$ılsa da bu albümün de nereye ne kadar ula$abileceği tartı$ılır..

    edithpiaf: düzeltmeler için hakiki fare'ye te$ekkürler.
  • türkiye'deki sözde demokratikleşme zımbırtılarının diğer bir mağduresi olan insan buyrun okuyun milliyet gazetesinden:
    doğubeyazıt festivali’nde konser veren rojin, bir şarkısında geçen kürdistan kelimesi yüzünden dört gündür polisten gizleniyor. doğubeyazıt sulh ceza mahkemesi’nin hakkında tutuklama kararı verdiği şarkıcı rojin’i milliyet gizlendiği yerde bulup konuştu. dokuz yıl önce isim benzerliği nedeniyle gözaltına alındığını, o anı bir daha yaşamamak için firar ettiğini anlatan şarkıcı, teslim olmayı hiç düşünmediğini söyledi. tck’nın 169. maddesi uyarınca "örgüte yardım ve yataklıktan" hakkında tutuklama kararı verilen rojin, şöyle konuştu:
    "dört gündür evimden uzaktayım, polisten kaçıyorum. gidip teslim olmak ve o psikolojiyi yaşamak istemiyorum. avukatım itiraz yazıyor. bir şarkı ile nasıl yataklık ve yardım suçunu işlediğimi çok merak ediyorum. avrupa insan hakları mahkemesi’ne başvurabilirim. iki gün sonra yurtdışına çıkmam gerekiyor, konserim var. ne evime gidebiliyorum, ne de konserime. işime engel olunuyor. ben bu şarkıyı yıllardır söylüyorum." dört gündür aynı kıyafetlerle gezdiğini anlatan rojin, hiçbir örgüte yakınlığı olmadığını vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü: "adım sadece rojin. ‘güneşin hayatı’ anlamına geliyor. adana doğumluyum. babam nusaybinli, annem lübnan asıllı suriyeli. keşke kürt doğmasaydım. bin pişmanım kürt olduğum için. insanı bıktırıyorlar. yıllar önce isim benzerliği yüzünden gözaltına alındım. o iğrenç geceyi tekrar yaşamak istemiyorum. bilseydim şarkının türkçesini yazıp söylerdim. bu kararı çıkaran hâkime ve savcıya mahkemede aşk şarkısının önce kürtçesini, ardından da türkçesini okuyacağım."
  • (bkz: rojda)
  • (bkz: ronin)
  • geri plana çekilmiş arabesk türkücülerden murat kılıç ve ertuğrul polat'ın ortak çalışması ve tatlıses'in aramam'da seslendirdiği şarkı. türkü-arabesk karışımı şarkılardan "dağlara düşünce ayaz" a çok benziyor ama neyse...

    diken olsa gül olurum
    o dağ olsa yol olurum
    mahşerde kefil olurum
    o yanmasa ben yanarım

    adı rdjin derde dermen
    başka gönüllerde kalmam
    ondan başka yar tanımam
    o yanmasın ben yanarım....
  • geçenlerde skyturk kanalında rüstem batumun programına çıkan *ve gerek sohbeti gerekse yorumculuğuyla beni şaşırtmış sanatçı... adana'da başlayıp hacettepe universitesi ankara devlet konservatuarında devam eden hayatını ve tiyatro kariyerini *anlatırken oldukça samimi tavrı, başından geçen olayları ve anıları aktarırken kah esprili kah hüzünlü duruşuyla gerçekten etkileyiciydi. yurtdışında olsa uluslarası camiada natacha atlas kadar tanınır ve imkana sahip olur, hatta güçlü sesiyle bir ümmü gülsümün yerine aday bile gösterilebilirdi ancak senelerce ismi yüzünden tiyatroda kadroya alınmayışı ve sonrasında haksız yere uğradığı kovuşturmaları anlatırken yine de yılmamış olması ve çalışmalarına devam edip kendini geliştirmesi takdire şayan. adını duymuş olmama rağmen, kendisini ve şarkılarını hiç dinlememiştim, kürtçe de bilmem. ama şarkılarını dinlerken, bunun önemli olmadığını, bilakis sözlerdeki tınıyı anlamak için kürtçe bilmek de gerekmediğini gördüm. * bunun dışında programın sonunda yunanca, makedonca , bulgarca, türkçe ve kürtçe şarkılar söyledi; hepsinde de aynı ölçüde başarılıydı. konuşmasının ve diksiyonunun düzgünlüğü haricinde yabancı dilde şarkı söylemek için o dili bilen hocalarla çalıştığını söyledi ki bu da piyasadaki pek çok sanatçı bozuntusunun tersine sanatını gerçekten bilinçli bir şekilde icra ettiğinin bir başka kanıtı. jan/sızı adlı albümü de tüm badirelerden sonra nihayet çıkmış ve albümün yarısı türkçe yarısı kürtçe şarkılardan oluşuyormuş. dilerim artık politik, etnik, ırksal bir takım çıkarımlara alet edilmez ve müziği/ni bir yerde tüm bunların üzerindeki etkisiyle doya doya dinleme fırsatı buluruz.
  • naim dilmener'in babylon'daki turkce pop gecesinde sahneye davet edildi, arkadas'i soyledi kurtce, cok da guzel soyledi... yeni albumune dair aksam gazetesi'nden efnan atmaca'ya konusmus, pek de makul laflar etmis, pek begendim, pek sevdim... aksam'dan copy paste

    sanatın günahı olmadığını bir gün anlayacaklar

    yeni albümü jan/sızı'da dokuz kürtçe, altı türkçe şarkı seslendiren rojin 'beni kürtler çok türk, türkler ise çok kürt görüyorlar. iki kesim de sadece o dilde şarkı söylememi istiyor. ama ben bu ülkenin çocuğuyum ve iki dilde birden söyleyeceğim. dillerin günahı yok. o günahları biz yaratıyoruz' diyor

    naim dilmener'in 19 ocak'ta babylon'da düzenlediği eski 45'likler gecesinde sahneye davet ettiği 1960'ların yıldızı ayferi bir ara şarkı söylemeyi kesip 'aramızda çok güzel sesli bir kız var' dedi. herkesin meraklı bakışları altında ilk albümüyle gazete manşetlerine 'kürt kadın, üstelik rockçı...' başlıklarıyla yansıyan rojin aldı mikrofonu. son albümünde seslendirdiği 'arkadaş'ın kürtçesi'ni söylemeye başladı. tüm dinleyiciler de hep bir ağızdan türkçe ama onun sesini bastırmadan eşlik ettiler bu şarkıya. sonra şaşkınlık içinde kibarca teşekkür ederek indi sahneden rockçı kürt kadın. birkaç gün sonra da rojin'in jan/sızı adlı dokuz kürtçe, altı türkçe şarkıdan oluşan albümü yayınlandı. onunla buluşup konuşmaya başladığımızda da adı 'güneş ve hayat' anlamına gelen rojin 'bir barış albümü' olarak niteledi albümünü. şarkılardan, barıştan ve kendinden bahsetti. bu arada adana'da doğup büyüyen şarkıcıdan yeni bir şey de öğrendik: 'adana'dan çok şarkıcı çıkıyor. ben, murat kekilli, haluk levent, feridun düzağaç hep aynı semtlerin, sefalet bölgesinin çocuklarıyız. yaşar, atatürk bulvarı'ndan, zengin semtten.'

    ikinci albümünüz jan/sızı yayınlandı. bu albümde yeni şarkıların yanı sıra loreena mckennitt'in 'tango to evora', sezen aksu'nun 'vazgeçtim'ini ve 'arkadaş'ı da kürtçe yorumluyorsunuz...

    evet bazı popüler şarkıların kürtçe'sini okudum. bunun nedeni kürt müziğine yeni kapılar açmaktı. çünkü şimdiye kadar bu müzik sadece bağlamayla 'lelelolo' denen bir tarz olarak biliniyordu. bunun yanı sıra bu şarkılar iki halkın birleşmesi açısından da çok önemli. çünkü sözleri birebir aynı. iki halkın bu şarkıları ayrı dillerde söylerken aynı şeyi hissetmesi birleştirici bir adım. jan/sızı her şeyin ötesinde bir barış albümü.

    ilk albümünüz yayınlandığında hem tepki çekmiş hem de olumlu eleştiriler almıştınız? üç yılda neler değişti türkiye'de sizce?

    bana çok saldıranlar oluyor. bir yere bağlı değilsen sürekli eleştiriliyorsun. kürtler çok türk, türkler ise çok kürt görüyorlar. iki kesim de sadece o dilde şarkı söylememi istiyor. ama ben bu ülkenin çocuğuyum ve iki dilde birden söyleyeceğim. dillerin günahı yok. o günahları biz yaratıyoruz. bu ülkede insanlar bazı şeyleri biraz daha normal karşılasalar, kürtçe'yi de ingilizce gibi görseler sorun kalmayacak. ancak elbette artık bir nebze de olsa bu önyargılar kırıldı.

    kimse beni slogan atarken görmez

    müziğinizde ciwan haco'nun etkisi var mı?

    uzaktan bir akrabalığımız da var kendisiyle. ben çocukluğumdan, hatta o ünlü olmadan önceden beri ciwan'ı dinlerim. onun ezgileriyle büyüdüm. kürt müziğinde çığır açan biri o. yeni açılımlar getirdi.

    haco'nun ilk konseri yoğun ilgi yüzünden yarım kalmıştı. siz de böyle şeyler yaşadınız mı?

    ciwan'ın türkiye'de konser verebilmesi bile başlı başında siyasi bir olaydı. o yüzden bir de orada mesaj vermesinin hiç gereği yoktu. şarkılarda sadece siyaset yok. çok radikal yerlerde konser vermiş olmama rağmen beni de kimse slogan atarken göremez. çünkü orası konser yeri ve herkes başka bir amacı olsa bile oraya eğlenmeye gelmiş. benden bazen 'ölürüm türkiyem' gibi şarkılar istiyorlar. bir şey söyleyip huzursuzluk çıkarmamı bekliyorlar. ancak ben repertuvarımda olmadığını, başka bir şey isterlerse seve seve söyleyeceğimi anlatıyorum. bir gün sanatın hiçbir günahı olmadığını anlayacaklar. bu hem kürtler de hem türkler'de var. bazı kürtler sadece bağlamayla çalınan türküleri istiyor, bazıları ise ciwan'ın, benim şarkılarımı. onlar kendini eğitmeye, yenilenmeye çalışıyor. bu farkları ben görüyorum.

    beyaz kürtler mi yani?

    ben kimseye renk katmıyorum. onlar gelişimin gerekliliğinin farkında olan kara kürtler.

    albüme dönersek, şarkılarınızda törelere, kadınların çektiği acılara isyan görülüyor...

    evet gelenekselliğe karşı çıkış var. nasıl tanımlanırsa tanımlansın yaşanan büyük bir acı var. o acıyı en yakın kadın hisseder. türk, kürt, alman, fransız hiç fark etmez. birine olan aşkın yüzünden öldürülmek kadar korkunç bir şey olamaz. bir şarkımda bunu anlattım mesela.

    'arkadaş'ı geçen gün albümünüzün danışmanlığını da yapan naim dilmener'in babylon'daki eski 45'likler gecesinde söylediniz. siz kürtçe söylerken dinleyiciler de türkçe eşlik etti...

    muhteşem bir andı. aslında sahneye çağrıldığımda bocaladım. tersleneceğimi bile düşündüm. ama 'şarkımı söyler inerim' dedim. ancak ben söylemeye başlayınca herkesin türkçe eşlik etmesi ve kimsenin kimsenin sesini bastırmaya çalışmaması beni çok etkiledi. büyülü, ilahi bir andı. ve naim'le göz göze gelerek istediğimiz şeyi görmenin keyfini yaşadık. belki de yılmaz güney bu şarkının kürtçe'sinin yapılması için neden 30 yıl beklendi diye düşünüyordur.

    melike demirağ dinledi mi?

    evet, karşılıklı ağlaştık. 'benden sonra en güzel söyleyen sensin, kürtçe'ye de çok yakışmış' dedi.

    nedense şimdi herkesin kürt olduğu ortaya çıktı

    albümde hakkı bulut'un da 'ikimiz bir fidanız' şarkısı var. ve siz tüm bu şarkılar için para ödemediniz değil mi?

    diyarbakır'da herkes bu şarkıyı birlikte söyler. dediğim gibi biz bu albümle aslında türkler ve kürtler'in birbirinden kopuk olmadığını anlatıyoruz. para konusuna gelince açıkçası bunu gündeme getirip üzerine çok oynamak istemiyorum. herhalde inançla ilgili. biz para vermeyeceğimizi öğrenince çok şaşırdık. ama benim için maddiden öte manevi bir tatmin bu. bunca zamandır verilen emeklerin, çekilen acıların bir şekilde karşılık bulduğunu gösteriyor.

    bahsettiğiniz acı kürtçe şarkı söyleyebilmek için beklediğiniz süreç mi?

    elbette bu ülkede çok acılar çekildi. hala da yoğun bir şekilde yaşanıyor ne kadar örtülmeye çalışılsa da. artık kimse bir şeyler kanasın istemiyor. ben de anadilimde şarkı söylemek için yıllarca bekledim. ilk zamanlar solculuktan geçme at gözlüğüyle barlarda şarkı söylemem, albüm yapmam diye diretiyordum. ama sonra işimin bu olduğuna, tiyatro, şan eğitimi aldığıma göre kebapçılar, inşaatçılar alınmasın ama bu işe onlardan daha yakın olduğuma karar verdim. tabii ondan sonra da şarkım yüzünden arandım. şimdi hiçbir bahane gösterilmeden kürtçe klibim yayınlanmıyor. bir şeyler dindi ama durmadı daha.

    son zamanlarda üst üste kürtçe albümler çıkıyor. bunlar için ne düşünüyorsunuz?

    kürtçe çıkan her albüm benim için mutluluk verici. ama unutulmamalı ki bu dil çok harap edildi. dili bilmeden söylememek gerekiyor. bugüne kadar ne yaptığın çok önemli. bu bir rüzgar ve bundan faydalanmak isteyen insanlar olacaktır. nedense son zamanlarda herkesin kürt olduğu ortaya çıktı. ama zaman her şeyi aklar. bugüne kadar bu konuyla ilgili tek bir taş atmamış insanlar çıkıp kürtçe söylemesi üzücü. çünkü her dile saygılı olmak lazım.

    kürt konularını sos gibi serpiştirmeleri ağrıma gidiyor

    konserlerinizde size ilgi nasıl?

    güneydoğu'ya konsere gittiğimde herkes bana ilah gibi davranıyor. onlar için model olduğumu söylüyorlar. aslında o dönemin solculuk zihniyetiyle yanlış yapmışım. çünkü hep söylediğim gibi rosa luxembourg ruhuyla jennifer lopez dansı niye birbirinden uzak kalsın ki? şimdi de oralarda model olmanın, bir çığır açmanın tadını çıkarıyorum. beni çocukları gibi görüyorlar. sahip çıkıyorlar. kendilerinden birinin bu seviyeye gelmiş olması onları hem umutlandırıyor hem de mutlu ediyor.

    model alınmanın ürkütücü yanı da yok mu?

    olmaz mı? biliyorum ki model alan benden bir şey isteyecek, yönlendirmeye çalışacak. istediği şeyi söylemediğimde de bana kızacak. çünkü tüm gelişme açlığına rağmen hala cehalet hakim.

    siz aynı zamanda oyuncusunuz. erzurum devlet tiyatrosu'nda görev yapıyorsunuz. müzik sizi oyunculuktan kopardı mı?

    halen gidip geliyorum erzurum'a. çok da seviyorum. çok kapalı olmasına rağmen ilgili bir seyirci kitlesi var. ama elbette zorluklar yaşıyoruz özellikle de bu dönemde. karda yürürken kaç kere düştüm mesela. imkansızlıklar cabası. erzurum'da tiyatro oynamak televizyonda artistlik yapmaya benzemiyor.

    televizyon dizisi ve film tekliflerine nasıl bakıyorsunuz?

    hiçbirini kabul etmiyorum. zaten sürekli bana kürt kızı rolü veriyorlar. kürt konularını, kürtçe'yi alakalı, alakasız her şeye maydanoz ediyorlar. konu ne olursa olsun oraya sos gibi serpiştiriyor. kemik atar gibi yapıyorlar. ve bu benim ağrıma gidiyor.
  • su anda kral tv de donen (bkz: ikmiz bir fidanin guller acan daliyiz) hareketli calismasiyla sanat hayatinda yeni ufuklar actigini hepimize gosteren etnik kisilik.

    klipten de anlasiliyor ki rojin bu etnik kimligi nedeniyle yasadigi zorluklardan yeterince sıkılmıs, sonunda yola gelmis, kral tv de gozuken hemen her turkucunun repertuarinda bulunan, agizlarda sakiz olmus muthis bir sarkiyi tekrardan yorumlayip, alli pullu bir klip cekerekten kral tv ve bilimum sabah programlari piyasasinda yerini almistir.

    harkulade, helal olsun, tebrikler, bravo...

    bu arada sanatcinin soyle de bir web sitesi var :

    http://www.rojinrojin.com/

    iceriginde hayranlarinin guncel mesajlari da var, gayet ilginc,sasirtici...
  • katıldığı tv8'de ki yeni vizyon programında editör timuçin güner tarafından kürtçe şarkı söylemesi istenmeyen(oysaki diğer kanallarda bunu yapabilmişti),yayında bu konuda konuşmak istediği anlaşılınca da reklam arası verilen,kürt olduğu için bu ülkede bayağı sıkıntı çektiği ve çekeceği anlaşılan,reklam arasında ki sitemlerinden sonra timuçin güner'e bile "yanlış mı yaptık acaba?" sorusunu sorduran,sevimli ve güzel sanatçı.
  • şefaf odanın bu haftaki konuğu. diğer konuklar hıncal uluç ve azra akın idi(memleketimden insan manzaraları şeklinde geçti program.) program dahilinde lazca, ermenice, rumca, kürtçe ve adlarını hatırlayamadığım bir kaç dilinde dahil olduğu şarkılardan bir potpori okudu. isin aslı acaip sevimli ve sempatik bir hanım. özellikle adanada çoculugunu geçirdiği, bir çok etnik kökenden insanın yaşadığı sokağın adı (bağısızlık mahallesi hürriyet sokak) ve güneri cıvaoğlunun sen on kardeşten biri idin zor değilmi idi? sorusuna verdiği cevap(zengin parası ile fakir karısı ile oynarmış) beni baya güldürdü.