şükela:  tümü | bugün
  • oasisin en gaz sarkilarindan biri.
  • you gotta roll with it
    you gotta take your time
    you gotta say what you say
    don't let anybody get in your way
    'cause it's all too much for me to take

    don't ever stand aside
    don't ever be denied
    you wanna be who you'd be
    if you're coming with me

    i think i've got a feeling i've lost inside
    i think i'm gonna take me away and hide
    i'm thinking of things that i just can't abide

    i know the roads down which your life will drive
    i find the key that lets you slip inside
    kiss the girl, she's not behind the door
    but you know i think i recognize your face
    but i've never seen you before

    you gotta roll with it
    you gotta take your time
    you gotta say what you say
    don't let anybody get in your way
    'cause it's all too much for me to take

    i know the roads down which your life will drive
    i find the key that lets you slip inside
    kiss the girl, she's not behind the door
    but you know i think i recognize your face
    but i've never seen you before

    you gotta roll with it
    you gotta take your time
    you gotta say what you say
    don't let anybody get in your way
    'cause it's all too much for me to take

    don't ever stand aside
    don't ever be denied
    you wanna be who you'd be
    if you're coming with me

    i think i've got a feeling i've lost inside
    i think i've got a feeling i've lost inside
    i think i've got a feeling i've lost inside
    i think i've got a feeling i've lost inside
    i think i've got a feeling i've lost inside
    i think i've got a feeling i've lost inside
    i think i've got a feeling i've lost inside
    i think i've got a feeling i've lost inside
  • blur'ün country house'unun arkasından listelere iki numaradan girebilen, oasis'in hiçbir totp performansı canlı olmadığından liam'ın noel'in yerine gitar çalıp, noel'in ise liam'ın sesinin üzerine playback yaparak olayı ilginç hale getirdikleri şarkı.
  • gallagher kardeslerin hayata karsi "koy gotune gitsin" temelli duruslarinin manifestosu sayilabilecek sarki.
  • bir adet kıpır kıpır ve klasik roll with it adlı şarkı da steve winwood'a aittir.
  • oasis'in 14 ağustos 1995 tarihinde yayımlanmış singleı. b yüzünde it's better people, rockin' chair ve canlı bir live forever performansı içermektedir bu şahane eser. aynı zamanda 2 ekim 1995 tarihinde yayımlanmış grubun 2. albümü what's the story morning glory'e de dahil edilmiş; hello ve wonderwall arasına ustaca serpilmiştir. noel gallagher adına kredilidir, kuşkusuz-hilesiz hurdasız bir noel gallagher bestesidir. (singleın kapağı hemen her oasis eserinde olduğu gibi the beatles'a selam çakmakta imiş.)

    grubun rock'n'roll kökenlerine selam gönderen bir şarkıdır bu kanımca; agresiftir, yırtıcı bir liam gallagher vokaline sahiptir; bir yandan da albümüne yakışır derecede cilalı bir prodüksiyon ve kayıt yeteneği içermektedir: ziyadesiyle gürültülü ve sansasyoneldir. oasis benzer formda şarkılar yapmıştır kanımca, öyle ya da böyle, önce ya da sonra; ama bir daha roll with it benzeri bir işe de girişmemiştir. bu şarkıyı oasis külliyâtı içerisinde biricik yapan özelliği de budur. (ayrıca albüm*de kapanışını sağlam bir noel gallagher öksürüğüyle yapmaktadır, gitarlar nihayet sustuğunda gelen bu öksürük; wonderwall'un başlayacağı konusunda dinleyiciye uyarı mahiyetindedir.)

    bol distortionlı, kulak hasarı yaratacak derecede yüksek sesli ve compressionlı, cila manyağı yapılmış albüm what's the story morning glory'e en yakışan şarkılardan birisidir roll with it, bazı tezcanlı zihniyetler tarafından status quo klasiği down down'dan çalıntı olduğu söylenmişse de aslı astarı yoktur bu iddianın; gönül rahatlığıyla dinlenilesi gerçek bir noel gallagher - oasis şarkısıdır, afiyet olsundur.

    single olan roll with it'e gelince, o çok çok daha başka anlamlar içermekteydi o dönemde.

    malumunuz, britpop bir nevi kökenlere dönüş gibi bir çaba içermekteydi o dönemde: the beatles, the kinks, the rolling stones, the who; sadece bundan da ibaret değildi, görkemli punk üstünlüğünün de izlerini taşımaktaydı, yer yer alternative rock, yer yerindie, yer yer de shoegazer kokmaktaydı. müzikal kökeni bir yana bırakırsak, en önemli diyebileceğimiz özelliği ada'dan çıkmasıydı, okyanusun öte yanından salgın gibi yayılmış grunge'a alternatif oluşturmaktaydı, kökenlerine sahip çıkarak. bu durumdan en hoşnut tarafın da britanya kamuoyu olduğunu söylememize gerek yok sanırım.

    bu geniş pasta içerisinde aslında çok da fazla isim olduğu söylenemezdi o dönemde: blur, oasis, the verve, pulp, supergrass, elastica, suede, ocean colour scene, echobelly ve hatta ash; ilk akla gelen isimler. (şaka maka ne çok isim varmış lan.) bunlar içerisinde en ''rafine'' şekilde iş gören taraflarsa, öyle ya da böyle, blur ve oasis sayılabilirdi; ha keza en popüler isimler olarak da bu ikili kabul edilebilir pekala.

    işte; hem kendisine rekabet ve ün arayan plak şirketlerinin devreye girmesi, hem bu pek ''toy'' gençlerin birbirlerine karşı tahammülsüz ve hasımane tutumları, hem medyanın kendisine malzeme araması gibi pek çok unsur biraraya gelerek bu singleı country house ile beraber önemli kıldı aslında, ve britpop savaşı dediğimiz; müzikseverlere çokça malzeme çıkarmış, çok canlar yakmış, çok ocaklar söndürmüş eğlenceye yol açtı...

    her şey çok da güzeldi aslında: oasis, definitely maybe gibi şahane bir albüm çıkarmıştı; blur giderek kalitesini arttırarak leisure - modern life is rubbish ve nihayet parklife demişti, britpop hem kuzeyden* hem de güneyden* destek görmekteydi. 14 ağustos 1995 tarihinde ise bu durum çok ilginç bir boyut kazandı.

    esasen ne gallagherların, ne de blur cephesinin aklında böyle bir rekabet vardı; birbirlerini takdir de etmekteydiler o dönemde. taa ki blur'ün plak şirketi food records, oasis'in 14 ağustos tarihinde yayımlayacağı singleı roll with it ile rekabet etmek için, country house'u yayımlanması planlanan tarihinden erkene, yine 14 ağustos'a çekene kadar. blur de müdahale etmedi bu duruma, ya da edemedi; bilemiyoruz. bu içten içe bir meydan okumaydı esasen, esas yıkıcı etkisini ise medyanın gazı ve duruma müdahil olmasıyla kazandığını pekala söyleyebiliriz. (12 ağustos 1995, iki tarafın da singleı beklenmekte, nme çok sansasyonel bir başlık kullanmış: british heavyweight championship ). kamuoyu da, basın da olası bir rekabeti dört gözle beklemekteydi; herkese malzeme çıkıyordu böylelikle.

    işte böyle gergin(!) bir ortamda karşılaştı iki single, gelecek hafta açıklanan rakamlarla country house'un arkasında kaldı roll with it; blur'ün plak şirketi ve ona yardımcı olan kurnaz medya tüm birleşik krallık'ın dikkatini buraya çekerek yaratılan gergin ve düşmanca ortamla satabileceğinden daha fazla plak sattı; bu satışlar oasis'i de olumlu etkilemiştir, eminim. (zira insanlara sadece iki alternatif varmış gibi bir ortam yaratıp bunlar arasında da sunî bir rekabet ortamı oluşturursanız, bu insanları iki cepheden birini tutmak zorundaymış gibi bir hissiyata sürüklersiniz. -sözlükte bunu blur oasis çatışması başlığı altında görmek mümkün.- bu da hâliyle iki tarafa da talebi arttıracaktır. elbette ki bu meydan okumalar oasis'i de blur'ü de birbirinden nefret edecek seviyeye ulaştırmıştır; fakat iki tarafın da içten içe bu rekabetten beslenmiş olduğu gerçeğini değiştirmez bu durum. battle of britpop hadisesini hâlâ konuşmamız bile buna delalettir bence. son olarak, alakalı-alakasız :blur oasis kapışması/#32867307 )

    işte böyle, battle of britpop'a sebep olan single country house iken, muhatabı da roll with it olmuştur; what's the story morning glory'e dair yayımlanmış ilk single olan some might say, oasis'in ilk listebaşı şarkısı olmuş iken bu şahane şarkı, country house'un ardından listelerde 2. sıraya yerleşmiştir, savaş da başlamıştır...
  • steve winwood'un spencer davis group, traffic ve blind faith gibi başarılı müzik geçmişinden sonra solo kariyerindeki en iyi albümüdür.