şükela:  tümü | bugün
  • mö 44 yılında julius caesar'ın diktatör seçilmesine kadar roma devletinin adı. daha sonra roma imparatorluğu'na dönüşmüştür.

    xonadiakhe düzeltti*: "diktatör seçilmez. gaius julius caesar da seçilmemiştir triumvirliği yıkıp tek adam rejimine geçirmiştir roma'yı."

    elian biraz daha düzeltti: “roma'da diktatörler olağanüstü durumlarda 6 ay için senatörler tarafından seçilerek gelir. caesar da seçilerek geldi ama güzellikle gitmedi.”
  • muthis bir siyasi yapilanmasi vardir.halkin sesini duyurdugu pleb meclisi ve aristokratlardan olusan senato vardir.bu aristokratlar cahil zenginler degil iclerinde cicero,cato the elder gibi muthis dusunurlerin oldugu(platon'un arzuladigi gibi filozof bir kral yoksa da filozoflardan olusan bir meclis var diyebiliriz)donanimli asker ve idarecilerin oldugu bir meclis var.akilla yonetilen ancak halkin sesinin de duyuldugu bir devlet yapilanmasi var.bu sistem daha sonra hirsli adamlarin elinde yok olsa da roma cumhuriyeti gerek hukuku gerek devlet sistemiyle kendi muhtesemligi ile degilse de varolmayi surdurmekte.
  • roma cumhuriyeti mö 509 yılında kurulmuştur. roma'nın ilk olarak romulus tarafından kurulduğu mö 753 ile mö 509 arasında krallık dönemi yaşanmıştır.
    cumhuriyet'in mö 44 yılında asi komutan julius caesar tarafından ele geçirilmesi ve kendisini imparator ilan etmesiyle ise fiilen roma imparatorluğu başlamış denilebilir. bazı tarihçilerse mö 27 yılında oktavianus'a augustus ünvanı ile beraber geniş yetkiler verilmesi ile imparatorluk dönemini başlatırlar.
  • roma krallığı'nın son etrüsk kralı tarquinius superbus'un oğlu sextus, soylu bir romalı kadın olan lucretia'yı kaçırıp tecavüz eder. lucretia intihar etmeden önce olan biteni ailesine haber verir. erkek kardeşi lucius iunius brutus kız kardeşinin intikamını almaya yemin eder ve roma halkını superbuslara karşı ayaklandırır. tarquinius ve ailesi roma'dan kaçarlar ve krallık rejimi son bulmuş, yönetimin senatonun iradesine bırakıldığı cumhuriyet rejimi kurulmuş olur. lucretia'nın kardeşi brutus ve kocası collatinus cumhuriyetin ilk konsülleri olurlar. roma halkı bir daha kral yönetimi altında yaşamayacağına yemin eder.

    kaynak: titus livius
  • mükemmel bir sınıf çatışmasına sahne olan cumhuriyet.

    pleb adelliği oluşturulduktan sonra, patriciler kurul adelliğini oluşturdular. konsüllük pleblere açıldıktan sonra, plebler hem diktatörlüğü hem de çensörlüğü ellerinde tutabiliyorlardı. mö 337'de, ilk pleb pretörü seçildi.

    mö 342'de, iki kayda değer yasa yürürlüğe kondu. bu iki yasadan biri herhangi bir anda bir makamdan daha fazlasını elde tutmayı yasakladı. öteki yasaysa herhangi bir magistranın herhangi bir makama yeniden seçilmeyi istemesi için beklenecek bir on yıllık aralık gerektiriyordu.

    bu yıllarda, tribünler ve senatörler giderek yakınlaştılar. senato arzuladığı amaçlarına ulaşmak için pleb makamlarını kullanma gerekliliğini fark etti. tribünleri kazanmak için, senatörler tribünlere büyük oranda güç verdiler ve tribünler de kendilerini senato'ya karşı sorumlu hissetmeye başladılar. tribünler ve senatörler birbirine yaklaştıkça, pleb senatörleri kendi ailelerinin üyeleri için tribünlüğü ele geçirdiler. zamanla, tribünlük daha yüksek makamlara bir sıçrama tahtası durumuna geldi.

    mö 4. yüzyılın ortalarında, concilium plebis "ovinius yasası"nı çıkardı. erken cumhuriyet zamanında, yalnızca konsüller yeni senatörleri atayabiliyorlardı. ovinius yasası, oysa, bu gücü çensörlere verdi. bu yasa çensörlerin yeni seçilmiş magistraları senato'ya atamasını da gerektiriyordu. bu noktada, plebler çoktan pek çok magistra makamını ellerinde tutuyorlardı. böylece, pleb senatörlerinin sayısı iyice artacaktı. oysaki, eğer iyi tanınan bir siyasetçi ailesinden değilse bir plebin senato'ya girmesi zordu, bu nedenle yeni bir patricimsi pleb aristokrasisi doğdu. eski soyluluk yasa gücü sayesinde varolmayı sürdürüyordu; çünkü yalnızca patricilerin yüksek makamlara adaylığını koymaya izni vardı. yeni soyluluksa toplumun sayesinde ayaktaydı. bu itibarla, yalnızca bir devrim bu yeni yapıyı çökertebilirdi.

    mö 287'ye gelindiğinde, ortalama bir plebin ekonomik durumu yoksullaşmıştı. sorun yaygın borçlanmadan kaynaklanıyormuş gibi görünüyordu. plebler devletten para yardımı talep ettiler; ancak senatörler sorunlarının üzerine eğilme isteğini reddettiler. sonucu ise son pleb ayrılığıydı. plebler janiculum tepesi'ne çekildiler. ayrılığı sona erdirmek için bir diktatör atandı. diktatör, pleb konseyi'nce değerlendirilmiş herhangi bir yasa tasarısının önce patrici senatörlerce onaylanması gerekliliğini sona erdiren bir yasayı (hortensius yasası) yürürlüğe soktu. bu, herhangi bir pleb konseyi yasasının tam yasal güce sahip olmasını gerektiren ilk yasa değildi. pleb konseyi mö 449'daki özgün valerius yasası'ndaki değişiklik sırasında bu gücü edinmişti. bu yasanın önemi; patricilerin plebler üzerindeki son silahının da zorla elinden alındığı gerçeğiydi. sonuç olarak devlet üzerindeki denetim seçmenlerin eline değil de yeni pleb soyluluğuna düşmüş oldu.

    plebler sonunda patricilerle siyasal eşitliğe ulaşmışlardı. yine de, ortalama bir plebin kötü durumunda herhangi bir değişiklik olmamıştı. birkaç pleb ailesi eski aristokratik patrici ailelerinin hep sahip olmuş olduğu mevkiye yükselmişti; ancak yeni pleb aristokratları ortalama bir plebin kötü durumu hakkında eski patrici aristokratlar kadar ilgisizleştiler.

    hortensius yasası'nın büyük başarısı patricileri plebler üzerindeki son silahlarından yoksun bırakmasındandı. böylece, erken devrin en büyük siyasal sorunu çözülmüştü. bu itibarla, mö 287 ile mö 133 arasında önemli siyasal değişiklikler olmayacaktı. bu devrin önemli yasaları hala senato tarafından çıkarılıyordu. aslında, plebler ellerindeki güçten hoşnuttular; ancak onu kullanmaya önem vermediler. bu devirde senato üstündü; çünkü devre dışişleri ve askeri siyaset egemendi. bu, roma cumhuriyeti'nin askeri anlamda en etkin devriydi.

    bu devrin son on yıllarında pek çok pleb için ekonomik durumda bir kötüleşme görüldü. uzun askeri seferler yurttaşları savaşmaları için çiftliklerinden ayrılmaya va bakımsız kalmış çiftliklere dönmeye zorluyordu. toprak sahibi aristokrasi, batkın yurttaşlardan çiftliklerini indirimli bedellerle alıyordu. emtia fiyatları düştükçe, pek çok çiftçi çiftliğinden bir kazanç sağlayamadı. sonuç, sayısız çiftçinin büyük iflasıydı. işsiz pleb yığınları kısa zamanda roma'ya ve böylece de yasayıcı kurulların rütbelerine akın etti. ekonomik durumları, kendilerine en çoğunu sunan adaylara oy vermelerine neden oldu. refah için halkçı herhangi bir önderi umacak yeni bir bağımlılık kültürü doğuyordu.