şükela:  tümü | bugün
  • merakla beklediğim film, buraya ne zaman bir filmi beklediğimi yazsam, rezil çıkıyor genelde. ama bu sefer tutmaz.. neden ? çünkü (bkz: denzel washington) var. diyaloğu olmasa gideri var adamın.
  • yönetmen dan gilroy nightcrawler ile çok sıkı iş çıkarmıştı. özellikle medya çalışanları için nightcrawler'in yeri çok farklıdır, katlanarak da bu mevkiyi koruyacak gibi.

    kadroda denzel washington, colin farrell var. bir adet altın küre adaylığı da var yapımın ayrıca.

    filmin vizyon tarihi ise henüz netleşmedi.

    her eve imdb

    ek:
    (bkz: nightcrawler/@karinca beli)
  • eli yüzü düzgün bir drama. idealist bir avukatın teori ile pratiğin, savunduğu değerler ile sistemin arasında kalışını izliyoruz. hikaye tanıdık, benzerleri daha önce de çekildi ve bu filmde de bazı klişeler tekrarlanıyor elbet ama özellikle karakter hikayesi anlatan filmleri sevenler izlemeli. güzel detaylar yakalanmış; kahramanın uyumsuzluğunu, çatışmalarını bu detaylar belirginleştirmiş. dinlediği müzik türleri, dosyalama alışkanlıkları....vs.

    denzel washington efsane oynamış. beden dili olsun, göz kontağı kurmaktan kaçınarak konuşması olsun, maya ile yemek sahnesindeki tavırları falan...

    --- spoiler ---

    roman, bir süre namuslu'daki ali rıza bey gibi takılıp, muhsin bey gibi tamamladı ömrünü
    --- spoiler ---
  • nightcrawler'la karışık eleştiriler alan (çok beğeneni de var, hiç beğenmeyeni de) dan gilroy'un çok az konuşulan, iyi hasılat elde edemeyen, gene de -james franco'ya yöneltilen suçlamalardan sonra son anda- denzel washington'a bilmemkaçıncı oscar adaylığını getiren karakter draması. tek karakterli film. evet, başka karakterler de var. mesela gözlerimi alamadığım carmen ejogo, bu aralar şükür ki gişe filmlerinde değil de dramalarda gördüğümüz colin farrell yardımcı rollerdeler. ama karakterleri derinleşmiyor. gilroy tek bir karakteri, roman j. israil, esquire'ı önemsemiş. filmin zayıf tarafı yan karakterlerin tek boyutlu oluşu, ana öyküye iyi bağlanmamaları ama güçlü olabilecek (başta olan ama sonra fırsat tepiliyor) tarafı da ana karakteri. karakterin işlenişi başta umutlandırıyordu. roman israel 30 yıldır avukat olarak çalışsa da genelde mahkemeye gitmeyen, kendisini toplumdan soyutlamış, kariyeri için hiç evlenmemiş, zeki bir avukat. biraz sherlock'u ya da diğer dahi karakterleri hatırlatıyor. kendisini toplumdan soyutlaması, uygun giyinmemesi, sözünü/eleştirilerini kimseden sakınmaması, hep kariyerini düşünmesi... bilindik bir portre aslında. ama en büyük benzerlik being there filminin karakteriyle oluyor.

    aslında being there'le bu film arasında pek çok benzerlik var. roman j israel esq 30 yıldır insani faaliyetleri yürüten ortağı kalp krizinden bitkisel hayata geçince dımdızlak ortada kalan, insanlarla doğru dürüst konuşamayan, doğru dürüst giyinemeyen roman'a odaklanıyor. being there de benzer bir konuya sahip. yıllardır hizmet ettiği patronu ölünce dışarıya adımını pek atmamış, insani ilişkileri roman'dan da beter olan kahyaya odaklanır film. being there kahyayı sevimlileştirip diğer karakterlerin hayatlarına olumlu bir şekilde dokunmasını aktarır. dan gilroy ise benzer bir karakterde ne yapacağını bilememiş. iyi başlıyor film. roman'ı iyi bir şekilde yansıtıyor ama çok geçmeden hedefsiz hale geliyor. insanın dan'e "ne anlatıyorsun 1 saattir?" diyesi geliyor. ortada iyi bir karakter var. idealistliği, devrimciliği iyi işlense enfes bir film çıkacakken bomboş olaylarla geçip gidiyor film. idealistliği nerede, devrimciliği nerede karakterin? başta idealist ve devrimci diye tanıtılan roman bir süre sonra normalleştiriliyor, ki eğer senaryoyu yazarken tıkanıp kalmışsanız yapacağınız ilk şey de bu olur. nitekim akla gelen ilk fikirler de pek kıymetli olmaz şekilde (roman j. israel, esq'da) görülebileceği üzere. yani dan gilroy güzel fikirleri, iyi bir karakteri harcamış. belli ki davalarla ilerleyen, mahkeme koridorlarında geçen bir avukat filmi yapmak istememiş. çok güzel ama sonrasını da yapamamış ki. filmini boş sahnelerle doldurmuş. tam tersini yapsa en azından sıkıcı olmazdı.

    oyunculuklar keyifli tüm sorunlara rağmen. carmen ejogo geç keşfedilmiş yetenekli bir aktris. burada da kendisini izlemek keyifliydi. keza aksiyon filmlerine ara veren colin farrell'ı da avukat rolünde izlemek güzeldi. filmi taşıyansa denzel washington oluyor. iyi oynamış, karakterin hakkını vermiş. görüntü yönetmenliği de iyi. fırsat tepilmese 2017'nin en iyi filmlerinden olurdu ama tepilmiş ve yılın vasatlarından birisi ortaya çıkmış.
  • denzel washington reisin eski kulağı kesiklerden eylemci, idealist, 60’lardan beri ülkedeki ırkçılığa, sosyal adaletsizliğe, hukuk sistemindeki çarpıklıklarla mücadele etmiş, önemli kazanımlar da elde etmiş bir hukuk adamını canlandırdığı, muazzam oyunculuk performansıyla devleştiği, gayet akıcı senaryo ve kurguya sahip, kimi klişelerine rağmen yine de sürükleyici bulduğum film.
  • muazzam bir hikayeyi ve muazzam bir denzel washington performansını içerisinde barındıran leziz film.

    bu sene düzenlenecek 90. oscar ödül töreninde en iyi erkek oyuncu dalında aday denzel washington ve umarım alır.

    sadece bir tek sahnesi için bile o ödülü hakettiğini düşünüyorum.
    bir sahne var ki, boğazıma bir şey oturdu aynı anda. çok fena, çok!
    o nasıl oyunculuktur arkadaş...

    bana mı öyle geliyor bilmiyorum ama avukat rolleri çok yakışıyor bu adama.

    (bkz: philadelphia)
  • filmin isminin sonunda bir nokta olmalı. başlık yanlış açılmış onu söyleyeyim.

    güzel film ama denzel'a oscar çıkmaz diyorum.
  • bende ki aşırı denzel hayranlığının baskın gelmesinden şöyle bir yorum yapabilirim, denzel olmasa filmi beğenirmiydim bilmiyorum.
    ama (bkz: denzel washington) ile film güzel, klasik bir hikaye ama farklı bir anlatım var, biraz sosyal içerik biraz empati, filmin teması biraz bu.

    gelelim ana hususa; yine olağan üstü bir performans, sıfır hata, yine yaşamış. hele o yandan bakıp, gözünü kaçırmaları, oyunculuğuna dair çok detay var, izleyin, keyifli..

    seni de seviyoruz (bkz: colin farrell)
  • çok güzel bir çıkış noktasına sahip olmasına rağmen kendisi olamayan film. güzel konuyu harcamışlar matmazel.

    --- spoiler ---

    dan gilroy, nightcrawler'la ciğersiz medyayı güzel ifşa etmişti. bu sefer de avukatlara kafayı takmış, daha doğrusu hukuk sistemine. roman j. israel eski "hippie"lerden, anarşist avukat olduğunu söylüyor. yıllarca arka planda kalmış, e hareketsizlikten biraz da kilo almış. o zaman kendisine anarşist değil eylemsiz demek daha doğru olur. hatta biraz da ahlaksız buluyorum kendisini. şöyle ki içinde yer aldığı sisteme hala inancı olmalı ki davalarla bir şeyleri değiştirmeye çalışıyor. bizim göremediğimiz bir şeyi görmüş olmalı ki hala "gürültü var, yasak kardeşim" diye şikayet telefonlarına devam ediyor. yoksa israel sadece içini mi rahatlatıyor? bence öyle, bu yüzden ahlaksız. bu tarz bir hayatı kanser olmadan nasıl sürdürmüş orası da merak uyandırıcı. böyle aktivist, böyle aydınlanma olmaz olsun. çağdan da geri kalmış hala "bayana yer verelim" kafasında. neyse sayesinde filmin en güzel sahnesi gelişiyor, "sister"lardan fırçayı yiyor alıngan israel. dan gilroy bu karakterin yıllar süren hayat tarzını bir anda değiştirerek, kendi ilkelerini çatır çatır çiğneterek ve hemen ardından kendi kendine dava açtıracak bir pozisyona getirerek ne yapmaya çalıştı tam olarak anlayamadım. bayat bir kişisel vicdan ve ahlak mukayesesi bu. keşke senaryo üzerine biraz daha düşünülse ve hikaye'ye daha sağlam bir altyapı hazırlansaydı. biçimsel bir sorun ama çekimler ve montaj da özensizdi. basit bir şekilde fark edilebilen hatalar özellikle filmin gidişatını beğenmeyenler için ekstra dikkat dağıtıcı olabiliyor.

    --- spoiler ---

    alakasız bir yere bağlarsak colin farrell'in da bu seneki en zayıf filmi olmuş. diğerleri için:

    (bkz: the killing of a sacred deer)
    (bkz: the beguiled)