şükela:  tümü | bugün
  • hersene 6 ekim istanbulun kurtuluşunda buluştuğumuz ama son sene örtmenimiz yüksel gemicinin de unutmasıyla artık ufaktan cürümeye başladığı anlaşılan duygu yoğunlugu.
  • turgut ozakman in bir romani. ismini duydugumda sarsildim, aglamak istedim aglayamadim...
  • fenerbahçe parkı'nda turing işletmesinde bir cafe. yazın parkın açıkhava cafeleri açık olduğu için pek tercih edilmez* ama kışın eğer parka gitmişseniz kahve içme isteği içinizde coşkun bir dalga biçimi aldıysa ve üstüne üstlük şimdi baraka geyiğine gerek yok diyorsanız ve bir de oldum olası pyramid'den nefret etmişseniz - başka çareniz kalmaz, romantika'ya girersiniz. cam bir yapıdır. girişte, sağda ve solda, eski zamanlarda kullanılmış yemek takımları sergilenir. self servis'tir. kahveleri ve çayları idare eder. tatlıları, çörekleri filan ev yapımı gibidir (ya da ucuz pastane işlerine benzer). burada bira da satılır. 33 cl. efes kutu olarak ama...

    derler ki "kışları soğuk, yazları sıcak olur" romantika. doğrudur. bütün yaşamı boyunca insanın 35 kez'den fazla romantika'ya gitmesi ruh sağlığında bozukluklar olduğunun habercisi olabilir. böylesi bir durumda psikologunuza başvurun.
  • eskilerin kis bahcesi tabir ettigi ,camekanli,icinde kuslarin uctugu ve bitkilerin bulundugu fenerbahce parkinda bir kafeterya.bu kis bahcelerinin aristokrat bir havasi olur.dolmabahce sarayinda yildiz parkinda falan da bulunur.

    icindekiler:
    beyaz sacli bir kadin
    elinde kitabi
    porselen bardakta 5 cayi
    fonda wagner veya loreena mc kennitt
    bulutlu gokyuzu
    adalar manzarasi
  • fenerbahce parkinin içinde bulunan, kafa dinleyip arkada$larinizda muhabbet edebileceginiz benim için değişik anlamlari olan güzel mekan.
  • yaz aylarında sinema romantika adıyla açıkhavada ücretsiz film gösterimleri yapan mekan. rahatsız sandalyelere oturarak ödüllü filmleri izlemek için ideal.
  • eskiden (1990'ların ilk yarısında) fenebahçe parkında bulunan, her tarafı beyaz dökme demirler (bu demirlere kıvrımlı, romantik formlar verilmişti) ve camdan oluşmuş bir restorandı. çatısı da camdı, böylece yağmur yağarken canlı müziğinizi dinleyerek ve içkinizi yudumlayarak yağmuru izleyebilirdiniz.. bir dans mekanı değildi, yine de müziğe kapılıp dansedenler olmuştur. güzel anılar yaratmak için çok uygun bir yerdi.. şimdi hala aynı yerde olduğunu sanmıyorum.
  • fenerbahçe parkının içinde bulunan, havaların güzelleşmesiyle birlikte insanların oturacak yer kapmak için can hıraş yarıştığı cafe.pek bir özelliği yok, ama sessizlik, sakinlik ve tebii ki manzarası gene de insanı cezbediyor.
  • geçtiğimiz günlerde tim'de gösterime giren bir müzikaldir, tüm türkiye'ye hayırlı uğurlu olsun. anlıyorum çabamızı bizde müzikal yapalım seyirciye eğleneceği keyifli saatler geçireceği bir gösteri sunalım nedir eksiğimiz ingiltere'den amerika'dan vs. vs. vs* var galiba çok eksiğimiz tutamam içimde daha fazla.
    -ticari kaygımız kaygıları bu kadar bariz olmalı mı? müzikal pek aileye hitap eden bir içeriğe sahip olmayan bir yapıda olsa da aileler çoluk çocuk toplanıp gelmişler, sahnede ise küfürün, seks içerikli esprilerin, el kol hareketlerinin bir bin para olarak sunuluyor bizlere. tokat gibi iniyor suratıma ve utanıyorum yüzüm kızarıyor yanımdaki ufaklıktan.
    -daha kaç yüzyıl müzik aleti espirisine maruz kalacağız. hani şu erkek cinsel organı olarak algılanan fakat asıl bahsedilen mevzu müzik aleti olan. nejat uygur, zeki-metin alasya'dan çok iyi biliyoruz biz bu espriyi ama seyirci hala gülebiliyor, kramplar giriyor kahkahadan bir yerlerine. yanlış olan ben olmalıyım bu kadar doğru varken etrafta başka ne olabilirim? birbirini kopyalayan sağdan soldan çarpmalarla oluşturulan oyunlar, filmler, müzikaller istenmiyor, tutuk muyuz bu kadar yeni şeyler yaratmakta, gülmez miyiz yeni güzel esprilere, biz türkler bu kadar sabit miyiz? böyle şeyler can sıkıcı dolayısıyla romantika da can sıkıcı olmaktan kurtulamıyor.
    -müzikal tiyatro; hem tiyatro yeteneği ve tecrübesi olan, şarkı söyleyebilen, dans edebilen kişilerin rol aldığı aşkın, öfkenin, eğlencenin, acının, kederin, şarkı yoluyla anlatıldığı sunulduğu yerdir. burda playback'e yer yoktur.
    -çingene kızı oynayabilecek, güzel, aynı zamanda şarkı söyleyebilecek tiyatrocularımız yok mudur? ya da müzikallerde rol almak isteyen yıllar süren dans eğitimleri alan dansçılarımız? anlaşılan yok, tv'deki dans yarışmalarının bağrından kopanlar kendilerini romantika'nın sahnesinde bulmuşlar yer kalmamış çünkü. ya da biz seyirciler tv'de en az bir kere yer almamış ünlülerin olmadığı müzikallere rağbet göstermiyor muyuz? maliyet hesapları o kadar mı öne geçmiş fark atmış durumda?*
    -hikayenin yavan, dansların vasat, birkaç iyi esprinin dışında yine can sıkıcı, dansçıların ekip çalışması içinde olmadığı ( biri kafasını fırça gibi bi sağa bi sola atıyor, diğeri dans değil ibadet ediyor sanki vs. vs. ), oyuncuların sözlerini unuttuğu yerlerin çok olduğu, birkaç oyuncu hariç iyi performans sunamayan ki çingene rolü bizim içimizde var ne kadar zor olabilir diye düşünüldüğü, abe de yeter stratejisinin güdüldüğü bir müzikaldir bu romantika. eğlenebilirsiniz yine de özellikle çocuklar bayılıyor, ironik değil mi?*
    -devlet bizi desteklemiyor, herşey ateş pahası, ancak bu kadar yapabiliyoruz*. müzikaller yapıldıkça bir sonraki daha iyi olacak diye umuyoruz. bir gün yapımcılar, oyuncular, dansçılar, koreograflar hedefi vuracaklar tam on ikiden*.
  • cennet mahallesi izleyicisinin her türlü eğlence ihtiyacını fazlasıyla karşılayan başarılı bir müzikal.