şükela:  tümü | bugün
  • roma'nin son imparatorunu ve son gunlerini anlatir. ankara devlet tiyatrosu tarafindan sahnelendigi haliyle ilk yarisi eglenceli, ikinci yarisi ise ciddi ama genelinde muhtesemdi (bkz: erol kardeseci). favori repligim: bir devlet sadece oldurmeye hazirlandigi sirada kendine vatan adini verir.
  • ege tip tiyatro kolunda iken oynamis oldugumuz oyun, turneye cikip bogazici tiyatro senliklerinde de sahnelemistik, good times good times...
  • şu sıra sarıyer halk eğitim merkezi tiyatro kolu tarafından sahnelenen romanın sonunu ti ye alan karanlık komedi ...
  • (bkz: romulus) (bkz: romulus der grosse)
  • imparatoru oynayan kisinin her provada yumurta yemek zorunda birakildigi cok hos bir oyun, tabii ki almanca oynandiginda güzelligi daha da bir ortaya cikiyor.
  • odtü tiyatro şenliği 2010'da siyasal bilgiler fakültesi tiyatro topluluğu tarafından sahnelenen oyun. topluluk maalesef doğru dürüst bir dramaturji çalışması yapmamış. garip, hiç olmayacak ve metnin muradına taban tabana zıt bir romülüs karakteri yaratılmış. tabii ana karakter olmayınca, tüm oyun güme gitmiş. ne twistler kalmış, ne ironiler, ne gülünç tiradlar. ortaya, aklı başında, bilge, seyirciye ilk sahneden itibaren sempatik gelen bir romülüs ile finaliyle 'herkes düşmanıyla oturup konuşsa kavgalar hallolur' gibi bir mesaj veren bir oyun çıkmış. metinle oynanır, metin değiştirilir ama bu kadar ve bu kadar savruk olmaz.
  • akdeniz üniversitesi tiyatro topluluğu'nun 2009-2010 sezonunda ilk olarak 27 mart dünya tiyatrolar gününde sahneye koyduğu babil'e bir melek iniyor gibi ünlü oyunları bulunan friedrich dürrenmatt'ın çürümüş devletleri roma'yla bağdaştırarak anlattığı güzel bir oyundur.oyunda son roma imparatoru olan romulus agustus'un roma imparotorluğunun yarattığı dehşet ortamının ancak kendisisin de yok olmasıyla biteceğini inanması ve onu yok olacağı güne getirdiği son 2gün anlatılır ancak romulus'un hesap edemediği şey germen hükümdarı odeaker'in roma sarayına geldiğinde onu öldürmek yerine ona tabi olmak isteyişidir çünkü her şeyin onun gelişiyle biteceğini inanmış omuzlarındaki romanın kanlı geçmişin ağır yükünün kalkmasını ümit etmiştir odeaker'in yeğini theorich'i görünce büsbütün yıkılmış çünkü kanlı geçmişin üstüne kanlı geleceğinde ekleneceğini anlamış ve odeaker'i italya kralı ilan ederek inzivaya çekilmiştir.yazar güzel ve akılcı gerçekleri ve zamanları olayları birleştirmiştir oyunda ceaser rupf kapitalizmin geçmişe gitmiş halidir adeta,romulus ise gerçekten romanın son imparoturudur ancak oyundaki gibi 1çocuğu olan 40yaşlarında bir baba değil 12yaşında bir çocuktur ve onun masumluğuyla romanın kurucusu olan romulus'un yaşını birleştirmiştir.oyunda aynı zamanda doğu roma imparatoru olan zeno kendi hırsları ve çıkarları dışında başka hiçbir şey düşünmeyen devlet adamalarına örnektir.
  • "batı roma imparatorluğu'nun son iki gününü anlatır. oyunda imparator büyük romulus, roma'nın katilleştiğini, başka halkların kanını dökmeye başladığını görüp, roma'nın yargıçlığına soyunur: roma yok olmalıdır. her ne pahasına olursa olsun... germenlerle yürütülen başarısız savaşın sonunda, romulus kendisinin de öleceğini düşündüğünden verdiği hükmün sonuçlarından kaçamaz. oyun boyunca, kısmen onaylanabilecek olan bu tavır sahneye germenler ve onların hükümdarı odoaker'in girişiyle anlamını yitiriverir."

    akdeniz üniversitesi tiyatro topluluğunun sahneye koyduğu şekliyle führer göndermesi görmeye değer.
  • bu eserin birinci perdesinde (turkcesini bulamadigim, yalan yanlis da cevirmek istemedigim) enfes bir laf eder durrenmatt:

    "i was continuing to shrink. to become, what? the infinitesimal? what was i? still a human being, or was i the man of the future?... so close, the infinitesimal and the infinite, but suddenly i knew they were really the two ends of the same concept. the unbelievably small and the unbelievably vast eventually meet, like the closing of a gigantic circle. i looked up, as if somehow i would grasp the heavens. the universe, worlds beyond number, god's silver tapestry spread across the night. and in that moment i knew the answer to the riddle of the infinite. i had thought in terms of man's own limited dimension. i had presumed upon nature. that existence begins and ends is man's conception, not nature's, and i felt my body dwindling, melting, becoming nothing. my fears melted away and in their place came acceptance. all this vast majesty of creation—it had to mean something. and then i meant something, too. yes, smaller than the smallest—i meant something, too. to god, there is no zero. i still exist. "

    (bkz: the incredible shrinking man)